Adana BAM, 1. HD., E. 2018/1286 K. 2018/1315 T. 4.12.2018

İlgili TBK madde: TBK Madde 77
İlgili madde: TMK Madde 723

T.C.

ADANA
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :

ADANA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

DAVACILAR:

1 -K1 – T.C. Kimlik No:N1

2 -K2 – T.C. Kimlik No: N2

3 -K3 -T.C. Kimlik No: N3

4 -K4 – T.C. Kimlik No:N4

5 -K5 – T.C. Kimlik No:N5

VEKİLLERİ:

Av. K6 – A1
Av. K7 – A2

DAVALI:

K8
– T.C. Kimlik No:N6

VEKİLLERİ:

Av. K9 – A3
Av. K10 – A4

DAVANIN KONUSU :

Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)

KARAR YAZIM TARİHİ :

04/12/2018
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nun 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacılar vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle;

Adana ili, Yüreğir ilçesi, A5 mahallesi, 493 nolu parselin hisseli maliki olduğunu, bitişik 492 parselin maliki olan davalının Adana 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2015/272 Esas sayılı dosyasında müvekkilleri hakkında ecri misil ve müdahalenin meni istemli dava açtığını, davacıların 20 yılı aşkın süredir iyiniyetli olarak malik sıfatı ile dava konusu arazide narenciye yetiştiriciliği yaptığını, bu duruma davalının itirazının bulunmadığını, Türk Medeni Kanunu’nun 722 ve devamı maddeleri kapsamında 1.313,27 m² alan içerisindeki narenciye ağaçlarının müvekkili K5 tarafından dikildiğini, yapılacak objektif bir bilirkişi incelemesinde müvekkilleri tarafından dikilen narenciye ağaçlarının değerinin dava konusu taşınmazın değerinden fazla olduğunun anlaşılacağını, müvekkilinin taşınmazı narenciye bahçesi yapmak için zorunlu ve faydalı masraflar yaptığını, iyiniyetli olduğunu belirterek müdahale edilen arazinin ifrazı ile müvekkilleri adına tescilini, ifrazının mümkün olmaması halinde taşınmazın tamamının mülkiyetinin müvekkilleri adına tescilini mülkiyetin bırakılmaması halinde narenciye bahçesine binaen uygun bir tazminat verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili tarafından mahkememize sunulan cevap dilekçesi ile davanın reddi ile yargılama giderlerinin ve ücreti vekaletin davacılar üzerine bırakılmasını talep etmiştir.

Mahkemece 2016/440 Esas, 2017/528 Karar sayılı 26/09/2017tarihli kararı ile dosyada davalıya ait taşınmaza el atması nedeniyle davacının iyiniyetli olduğunu da iddia edemeyeceği, taşınmaz değerinin ağaçların değerinden yüksek olduğu bu kapsamda davacıların tapu iptal ve adlarına tescil talep edemeyecekleri gibi davalı tarafından davacı K5 hakkında mahkememizin 2015/272 Esas sayılı dosyasında müdahalenin meni ve kal talepli dava açıldığı, anılan davanın iş bu dava sonucunu beklediği, dava dilekçesinin 2. maddesinde davacı vekilince dava konusu ağaçların davacılardan K5 tarafından dikildiğinin de belirtildiği, ağaçların değerine ilişkin taleplerin anılan dosyada da değerlendirileceği, davacıların iyiniyetli olmadığı anlaşılmakla davacıların tüm taleplerinin reddine karar verilmiştir.

Mahkemece verilen karar 17/11/2017 tarihinde davacılar vekilince istinaf olunmuştur.

Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi Başkanlığı tarafından yapılan istinaf incelemesi neticesinde mahkemece verilen karar 2017/43 E. 2017/43 K. Sayılı ilam ile “Dava, MK 722 vd maddeleri uyarınca taşkın yapı, taşkın ağaç dikme nedenine dayalı tapu iptali tescil yada tazminat talebine ilişkindir.

1-)Dava konusu parseldeki ağaçlar yaşlarına ve sayılarına göre bahçe olarak kabul edilmiştir. Bu durumda mahkemece yapılacak iş; TMK 723/son maddesi gereğince taşınmazın ağaçlı değeri ile ağaçsız değerinin ayrı ayrı bilirkişiye tespit ettirilip aradaki farkın davalı yönünden sebepsiz zenginleşme teşkil edip etmeyeceğinin araştırılması, ağaçları diken malik iyiniyetli değilse asgari levazım değerini geçip geçmeyeceğinin araştırılması gerekir.

2-)Dava dilekçesinde tescil ve tazminat talep edilmiştir. Bilindiği gibi, HMK’nın 26/1maddesine göre Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.

HMK’nın 33. maddesi gereğince bir davada olayları anlatmak taraflara, hukuki nitelendirme görevi hakime aittir.

Buna göre mahkemece davacının tescil talebinin rededildiği, tazminat talebi ile ilgili herhangi bir karar verilmemesi usul ve kanuna aykırıdır. Her ne kadar hükmün gerekçesinde Adana 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2015/272 Esas dava dosyasında karar verilebileceği belirtilmiş ise de anılan davanın men-i müdahale ve kal istemine ilişkin olduğu, bu dosyada dosyamız davacısının davalı olduğu, ağaçların bedelinin tahisil ile ilgili açılmış bir dava bulunmadığı, o dosyada bu yönde bir karar verilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla bu gerekçe de yerinde değildir.

3-)Davacı vekilinin keşiften sonra alınan bilirkişi raporuna ve istinaf dilekçesindeki raporla ilgili itirazlarına göre, HMK’nın 281 maddesi ve devamı uyarınca mahkemece itirazlarda belirtilen hususlarda rapordaki eksikliklerin, belirsizliklerin giderilmesi bu hususta bilirkişilerden ek rapor alınmasından sonra karar verilmesi gerektiği,
Anlaşılmakla verilen karar usul ve yasaya aykırı olup, eksik inceleme ile karar verilmesi dosya içeriğine ve taraf iddia ve savunmalarına, yukarıda belirtilen hususlara uygun olmadığı anlaşılmakla verilen kararın ortadan kaldırılmasına, 15/12/2017 tarihinde karar verilmiştir.

Mahkemece yeniden yapılan yargılama sonucunda aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda;

Tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacıların Adana ili, Yüreğir ilçesi, A5 mahallesi, 493 nolu parselin hisseli maliki olduğu, davalının ise 492 parselin maliki olduğu, davacılar tarafından davalıya ait 492 parselin 17/07/2017 havale tarihli fen bilirkişisi K11 tarafından hazırlanan raporda bulunan krokide A harfi ile gösterilen 1232 m²’lik kısmına el attığı, el atılan kısımda davacılar tarafından dikilmiş 57 adet greyfurt ağacı bulunduğu, ağaçların toplam değerinin dava tarihi itibarı ile 21.090.-TL olduğu, müdahale edilen 1232 m²’lik kısmın zemin değerinin ağaçlar hariç 28.806.-TL olduğu, bu hali ile ağaçların yaşının 10-12 aralığında olduğu, dava konusu taşınmazın kadastro görmüş kadastrosu kesinleşmiş, sınırları belirlenmiş çaplı taşınmaz olduğu, bu kapsamda davacının iyiniyetli olduğunu da iddia edemeyeceği, taşınmaz değerinin ağaçların değerinden yüksek olduğu bu kapsamda davacıların tapu iptal ve adlarına tescil talep edemeyecekleri anlaşılmakla davacının tapu iptal tescil talebinin reddine, davacının dava dilekçesinin sonuç ve istem kısmında yer alan tapu iptal tescil talebinin reddine karar verilmesi halinde uygun bir tazminat verilmesine ilişkin talebin ise davacı vekilince mahkememizce verilen süre içerisinde ağaçların değeri olarak 20.007,68.-TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesi olarak izah edildiği, dosya kapsamından, usul ve esasa uygun hüküm vermeye elverişli bilirkişi ek raporundan dava konusu taşınmazda bulunan greyfurt ağaçlarının asgari levazım değerinin 15.504.-TL olduğu, davacının davalıdan anılan ağaçların asgari levazım değerini talep edebileceği anlaşılmakla tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İSTİNAF YOLUNA BAŞVURAN:

İstinaf yoluna davacı16.10.2018 tarihinde, davalı 17.10.2018 tarihindebaşvurmuştur.

İSTİNAF SEBEPLERİ VE DEĞERLENDİRME:

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle;

Yerel Mahkeme gerekçeli kararında dava konusunu hatalı tayin ettiğini, dava konusunun haksız fiilden kaynaklanan tazminat davası olarak tayin edilmiş olsa da, huzurdaki işbu davanın konusunun tapu iptali ve tescili ve terditli olarak tazminat talepli olduğunu, yerel mahkemenin bu hususu değerlendirmeden dava konusunu yanlış değerlendirmesinin başlı başına kararın kaldırılmasını gerektirdiğini, davacıların Adana ili, Yüreğir ilçesi, A5 Mah. 493 nolu parselin hisseli malikleri olduğunu, bitişik 492 nolu parselin maliki olan davalı K8’in Adana 1. Asliye Hukuk Mahmesinin 2015/272 E. sayılı dosyasında müvekkilleri aleyhine ecri misil ve müdahalenin meni istemiyle dava açıldığını, Türk Medeni Kanunu’nun 722 ve devamı maddeleri uyarınca “Bir kimse kendi arazisindeki yapıda başkasının malzemesini yada başkasının arazisindeki yapıda kendisinin ya da bir başkasının malzemesini kullanırsa, bu malzeme arazinin bütünleyici parçası olur” şeklinde düzenleme olduğunu, 1313.27 m² alan içerisinde narenciye ağaçlarının müvekkili K5 tarafından dikilmiş olup, TMK’nın ilgili maddeleri uyarınca malzeme sökülüp alınmazsa arazi maliki, malzeme sahibine uygun bir tazminatla yükümlü olup yine, TMK madde 724 uyarıınca “yapının değeri açıkça arazinin değerinden fazlaysa iyiniyetli taraf uygun bir bedel karşılığında yapının ve arazinin tamamının veya yeterki bir kısmının mülkiyetinin malzeme sahibine verilmesini isteyebilir” şeklinde düzenlenmiş olduğunu, Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2014/14276 E.- 2015/10502 K. sayılı ilamında da belirttiği üzere ve Türk Medeni Kanunu’nun 718/2 maddesi uyarında, arazi üzerindeki mülkiyetin kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklarda girdiğini, Türk Medeni Kanunu’nun 729. maddesi bu kuralın istisnalarından birisinin düzenlendiğini zemin ile üzerindeki bitkiler arasındaki bağlantıyı kesmiş ve aşağıdaki koşulların oluşması halinde ise bitki sahibine üzerinde bulunduğu taşınmaza malik olabilme olanağı tanıdığını, dava konusu arazi tarla iken diktiği ve yetiştirmek için yaptığı tüm zorunlu ve faydalı masraflarla narenciye bahçesini iyi niyetli diktiğini davacıların dava konusu taşınmazda 20 yılı aşkın süredir davasız aralıksız malik sıfatıyla arazide narenciye yetiştiriciliği yaptığından öncelikle dava konusu taşınmazın müvekkiller adına tesciline aksi halde terditli olarak müvekkillere tesis edilen narenciye bahçesine binaen uygun bir tazminat ödenmesi işbu dosya kapsamında yerel mahkemeden talep edilmiş Mahkemenin, eksik ve hatalı inceleme ile ve ek rapor taleplerinin değerlendirilmeden Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi’nin 2017/43 E.-2017/43 K. sayılı ilamı dikkate alınmadan tapu iptal tescil talebimizin reddine, tazminat talebimizin kısmen kabulüne karar vermiş ise de Yerel Mahkeme kararını kabul etmelerinin mümkün olmadığını ,İşbu yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle ve istinaf mahkemenizce resen gözetilecek nedenlerle, Adana 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2018/1 E. -2018/541 K. sayılı ilamının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini, yerel mahkemenin dava konusunu hatalı tayin etmesi nedeni ile ilam nedeniyle hükmedilen alacaklar mevcut icra takibine konu olan dosyaya depo edileceğinden telafisi güç zararların önlenebilmesi bakımından icranın geriye bırakılmasına karar verilmesini talep etmişlerdir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıların iyi niyetli olmadığını, TMK 724 maddesindeki şartların oluşmadığını, ağaçlarla zemin arasında aşırı fark olmadığını, ağaçların davacılara bırakılması ile bedelin kendisinden alınmasının hatalı olduğunu, BAM kararına göre inceleme yapılmadığını, levazım değerinin yüksek tespit edildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:

Dava, MK 722 vd maddeleri uyarınca taşkın yapı, taşkın ağaç dikme nedenine dayalı tapu iptali tescil yada tazminat talebine ilişkindir.

Bilindiği gibi; Türk Medeni Kanun’un 684 ve 718. maddeleri gereğince yapı üzerinde veya altında bulunduğu taşınmazın tamamlayıcı parçası (mütemmim cüz’ü) haline geleceğinden o taşınmazın mülkiyetine tabi olur. Yasa koyucu bu konumdaki taşınmaz maliki ile yapıyı yapan kişi arasındaki ilişkiyi genel hükümlere bırakmamış, Türk Medeni Kanun’un 722, 723, 724. maddelerinin özel bölümleri ile düzenlemiştir.

Bir kimse kendi malzemesi ile başkasının taşınmazına sürekli, esaslı ve tamamlayıcı (mütemmim cüz’ü) nitelikte yapı yapmış ise ve Türk Medeni Kanun’un 724. maddesine göre “yapının değeri açıkça arazinin değerinden fazlaysa iyiniyetli taraf uygun bir bedel karşılığında yapının ve arazinin tamamının veya yeterli bir kısmının mülkiyetinin malzeme sahibine verilmesini isteyebilir.” Söz konusu madde hükmünden açıkça anlaşıldığı üzere, taşınmazın mülkiyetinin yapı sahibine verilebilmesi için öncelikli koşul iyi inançtır.

Öngörülen iyi inancın Türk Medeni Kanunu’nun 3.maddesinde hükme bağlanan subjektif iyi inanç olduğunda kuşku yoktur.

Bu kural, elattığı taşınmazın başkasının mülkü olduğunu bilmemesini veya beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine karşın bilebilecek durumda olmamasını, ya da yapıyı yapmakta haklı bir sebebin bulunmasını ifade eder. Böyle bir davada iyi inançlı olduğunu iddia eden kişinin 12.04.1951 tarih 17/1 sayılı İçtihatları Birleştirme Kararında belirtildiği gibi bu iddiasını ispat etmesi gerekir.

İkinci koşul ise; yapı kıymetinin taşınmazın değerinden açıkça fazla olmasıdır. Bu koşul dava gününe ve objektif esaslara göre saptanmalı fazlalık ilk bakışta kolayca anlaşılmalıdır. Üçüncü koşul olarak da yapıyı yapan, taşınmaz malikine uygun bir bedel ödemelidir. Uygun bedel genellikle yapı için lazım olan arsa miktarının dava tarihindeki gerçek değeri olarak kabul edilmekte ise de büyük bir taşınmazın bir kısmının devri gerektiğinde geri kalan kısmın bedelinde meydana gelecek noksanlıklar varsa taşınmaza bağlı öteki zararlar gözönünde bulundurularak bu bedelin aşılması hak ve nesafet kuralı gereğidir. Hemen belirtmek gerekirki, temliken tescil isteme hakkı ancak, yapı yapıldığı sıradaki taşınmazın maliki olan kişiye karşı açılacak davada ileri sürülebilecek bir kişisel hak olup, yenilik doğurucu bu dava sonunda verilen kararın kesinleşmesinden sonra ayni hakka dönüşebilir.

Öte yandan, Türk Medeni Kanunu’nun 722.maddesi taşınmaz malikine rızası olmaksızın yapılmış ve yıkımı aşırı zarar doğurmayan yapının yıkımını isteme hakkı tanımış, yıkım masrafının yapı malikine ait olacağını hükme bağlamıştır.

Ne var ki, yasada aşırı zarar kavramı tanımlanmadığından yasa koyucunun bu yöndeki asıl amacının gözönünde tutulmasında yarar vardır.

Diğer bir söyleyişle yapının yıkımı halinde dava tarihine göre objektif ölçüler içerisinde tespit edilecek zararın çok fazla olması aşırı zararın varlığını gösterir.

Aşırı zarar doğması sebebiyle yapı yıkılamadığı takdirde taşınmaz malikinin mamelekinde sebepsiz bir zenginleşme meydana geleceğinden, taşınmaz malikinin malzeme malikine muhik bir tazminat vermesi gerektiği, malzeme maliki iyiniyetli değilse tazminat miktarının, levazımın en az kıymetini geçemeyeceği, aynı yasanın 723.maddesinde belirtilmiştir.

Bu durumda 04.03.1953 tarih 10/3 sayılı İçtihatları Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde benimsenen ve uygulamada kararlılık kazanmış ilke uyarınca, aşırı zarar sebebiyle yapı yıkılamıyorsa iyi veya kötü niyete göre, haklı (muhik) tazminat veya en az levazım bedelini ödeyip ödemeyeceği arsa malikinden sorulmalı, kabul ettiği takdirde bu bedel, karşılığı yapının taşınmaz malikine aidiyetine karar verilmeli, aksi halde yıkım isteği reddedilmelidir. (Yargıtay 1.Hukuk Dairesinin 04.07.2005 tarih 2005/7730 Esas, 2005/8312 Karar sayılı ilamı) Yasada öngörülen bu koşulların gerçekleşmesi halinde malzeme sahibinin mülkiyete yönelik isteğinin kabulü için, daha önce inşaatın kaldırılmasının talep edilmemiş veya talebin reddedilmiş olması ve malzeme malikinin Türk Medeni Kanunun 723.maddesi uyarınca tazminat talep etmemiş olması gerekir. (Prof. Dr. M. Kemal Oğuzman-Prof. Dr. Özer Seliçi, Eşya Hukuku İstanbul 1982 S.497 )

Yukarıda anılan hükümler esas itibariyle BK 61 vd maddelerinde TBK 77 vd maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmenin özel bir halidir ve zenginleşmeyenin iade borcu doğmaz.

Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi Başkanlığı tarafından yapılan istinaf incelemesi neticesinde mahkemece verilen karar 2017/43 E. 2017/43 K. Sayılı ilamında belirtilen nedenlerle ortadan kaldırılmasına karar verilmiş olup; İlk derece mahkemesince kararda belirtilen hususlarda inceleme yaparak, davacıların Adana ili, Yüreğir ilçesi, A5 mahallesi, 493 nolu parselin hisseli maliki olduğu, davalının ise 492 parselin maliki olduğu, davacılar tarafından davalıya ait 492 parselin A harfi ile gösterilen 1232 m²’lik kısmına el attığı, el atılan kısımda davacılar tarafından dikilmiş 57 adet greyfurt ağacı bulunduğu, ağaçların toplam değerinin dava tarihi itibari ile 21.090.-TL olduğu, müdahale edilen 1232 m²’lik kısmın zemin değerinin ağaçlar hariç 28.806.-TL olduğu, dava konusu taşınmazın kadastro görmüş kadastrosu kesinleşmiş, sınırları belirlenmiş çaplı taşınmaz olduğu, bu kapsamda davacının iyiniyetli olduğunu da iddia edemeyeceği, taşınmaz değerinin ağaçların değerinden yüksek olduğu bu kapsamda davacıların tapu iptal ve adlarına tescil talep edemeyecekleri anlaşılmakla davacının tapu iptal tescil talebinin reddine, davacıların dava dilekçesinde uygun bir tazminat verilmesine ilişkin talebin ise, dosya kapsamından, usul ve esasa uygun hüküm vermeye elverişli bilirkişi ek raporuna göre dava konusu taşınmazda bulunan greyfurt ağaçlarının asgari levazım değerinin 15.504.-TL’nin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, her ne kadar tescil talebi ile ilgili harç alınmamış ise de talebin reddedilmesi nedeniyle sonradan iade edileceğinden karara etkili görülmemiş yazılı şekilde verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, davalıya ait 492 parselin tecavüzlü kısmının davalıya teslimi ile ilgili talebin men davasında karar verileceği anlaşılmakla taraf vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK. nun 353/1-b-1 bendi uyarınca miktarına göre kesin olarak reddi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M :

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-
Adana 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 06/09/2018 tarih, 2018/1 Esas, 2018/541 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun,
6100 sayılı
HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca,
ESASTAN REDDİNE,

2-a)

Davacıların istinaf başvurusu redolunduğundan Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

b)

Davalının istinaf başvurusu redolunduğundan Harçlar Yasası uyarınca alınması gereken 1.059,08.-TL harçtan peşin alınan 265,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 794,08.-TL harcın davalıdan alınarak Hazine’ye irat kaydına,

3-
Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin kendisi üzerinde bırakılmasına,

4-
Dairemizce celse açılmadan gerekli inceleme yapıldığından taraflar leh ve aleyhine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,

7-
Kararın, yerel mahkemece taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, HMK’nın 353/1-a maddesi uyarınca,
KESİN olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.04/12/2018

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!