TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA İTİRAZ DİLEKÇESİ

Tutukluluk halinin devamına karar verilmesi durumunda ilgili mahkemeye tutukluluk halinin devamına itiraz adını verdiğimiz bir dilekçe ile itiraz edilerek somut durumun hukuki altyapısı anlatılır. Aşağıda yol gösterici nitelikte paylaşılmış dilekçe olaya ve kişiye özel olarak hazırlanmış sadece örnek nitelikte bir dilekçedir.

Tutukluluk Halinin Devamına İtiraz Dilekçesi -1-


İSTANBUL ……. AĞIR CEZA MAHKEMESİ

ARACILIĞI İLE

İSTANBUL ………. AĞIR CEZA MAHKEMESİ’NE

DOSYA NO                         : 2014/… E.

TUTUKLULUK HALİNİN

DEVAMINA İTİRAZ EDEN

SANIK                                  :

MÜDAFİİ                             : Av. Saim İncekaş

TUTUKLAMA TARİHİ      :../../2017

KONU                                  : Sayın Mahkemece ../../2014 tarihli ara karar ile verilen tutukluluk halinin devamı yönündeki karara itirazımızdır.

AÇIKLAMALAR              

 

1- Müvekkilim sanık hakkında …….. tarihli duruşmada tutukluluk halinin devamına karar verilmiştir. Müvekkilimin ifadeleri ve dosya içerisindeki deliller dikkate alındığında atılı suçun unsurlarının oluşmadığı görüleceği gibi, 18.09.2014’te duruşmada sunduğumuz 5 sayfadan ibaret devlet hastanesi sağlık kurulu raporu incelendiğinde, “müvekkilin kalp hastalığı, hipertansiyon, kronik akciğer hastalığı bulunduğu, ayrıca % 82 işitme engelli olduğu” görülmektedir. 60 yaşını aşkın, yaşlı ve ağır hasta müvekkilin bu nedenle tahliyesine karar verilmesini talep etmekteyiz.

2- …………… tarihli duruşmada dinlenen tanık ……………. (mağdurun akrabası) ise; olay günü bahçede olduğunu, mağdur ile tanığın bahçeye gittiklerini fakat yaklaşık 2 dakika sonra geri geldiklerini, her ikisinde de olağanüstü herhangi bir durum görmediğini beyan etmiştir. Sanık üzerine atılı fiilin 2 dakikalık bir zaman diliminde gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığı, fiil gerçekleşmiş olsa idi dahi, mağdurun yüz ifadesi ya da hareketlerinden bu durumun tanık tarafından anlaşılabileceği, yine mağdurun kendi akrabası olan tanığın onun aleyhine beyan vermeyeceği açıktır.

3- Sanık savunmasında, atılı suçu işlemediğini beyan etmiştir. Suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren yeterli delil de bulunmamaktadır. Olayın tek delili mağdurun soyut ifadesidir. Mağdurun karakolda ve ………….. tarihli duruşmada alınan ifadesinde olayı anlatırken esaslı unsurlarda büyük çelişkiler mevcuttur. İlk ifadesinde …………………, Mahkemede ise ………………….. beyan etmiştir. İfade sırasında hazır bulunan pedagog da, “mağdurun muhakeme düzeyi ve gelişim düzeyi açısından geri seviyede olduğunu” beyan etmiştir. Mağdurun olayı uydurmuş / kurgulamış olması muhtemeldir. Dosyada mevcut olay yeri tutanağında da, “aydınlatma yapılarak yapılan araştırmada herhangi bir bulgu ve suç unsuruna rastlanmadığı” açıkça belirtilmiştir. Duruşmada dinlenen tanık ifadeleri de mağdurun beyanını desteklememektedir. SUÇUN MAHİYETİNİN DEĞİŞMESİ YA DA ORTADAN KALKMASI KUVVETLE MUHTEMELDİR.  

4- ŞİKAYETTEN VAZGEÇME mevcuttur. Mahkemece tutukluluk halinin devamına karar verilirken bu husus da dikkate alınmamıştır. Ayrıca, müvekkilimin tutuklanması için CMK m. 100’de aranan şartlar oluşmamıştır. Müvekkilimin bu eylemi işlediğine dair mağdurun soyut beyanı dışında delil bulunmayıp, aksine sanığın savunmasını destekler mahiyette, tanık ifadeleri bulunmaktadır. Müvekkil sabit ikametgâh sahibidir. Kaçma ya da delilleri ortadan kaldırma, gizleme gibi teşebbüslerde bulunacak değildir. Keza müvekkil, Devlet Hastanesinde alınmış Sağlık Kurulu raporları değerlendirildiğinde, hastanede tedavi görmesi gereken mahiyette ciddi sağlık engellerine sahiptir.

SONUÇ VE İSTEM            : Açıklanan nedenlerle tutukluluk halinin devamı yönündeki …………. tarihli kararının kaldırılarak müvekkilimin salıverilmesini Sayın Mahkemenizden saygılarımla bilvekale arz ve talep ederiz…/../2017                                                                            

 Sanık   ..     Müdafii

    Av. ………………………..

Tutukluluk Halinin Devamına İtiraz Dilekçesi SULH CEZA -2-

… SULH CEZA HÂKİMLİĞİNE

Gönderilmek Üzere

… SULH CEZA HÂKİMLİĞİNE

 

 

SORUŞTURMA NO                                   :

DEĞİŞİK İŞ NO                                          :

TUTUKLUNUN HALİNİN DEVAM

KARARINA İTİRAZ EDEN  (ŞÜPHELİ) :

MÜDAFİ                                                       :

KONU                                                           : …Sulh Ceza Hâkimliğince … tarih ve … D.İş kararı müvekkil hakkında tutukluluk halinin devamına dair verilen karara karşı itirazlarımızdır.

 

AÇIKLAMALAR:

Müvekkilim, yukarıda numarası belirtilen soruşturma dosyası kapsamında yargılanmakta olup, … Sulh Ceza Hâkimliğince … tarih ve … D.İş kararı ile tutukluluk halinin devamına karar verilmiştir. Ancak müvekkilim hakkında tutukluluk halinin devamına karar verilmiş olması açıkça hukuka aykırıdır. Şöyle ki;

 

  1. Öncelikle belirtmek isteriz ki gizlilik kararı bulunduğundan soruşturma dosyasını inceleme ve dosya kapsamındaki delilleri değerlendirme ve denetleme imkânımız bulunmamaktadır. İfade ve sorgu aşamalarında öğrendiğimiz kadarıyla dosya kapsamında sadece 5271 sayılı CMK m.135 gereğince iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması koruma tedbiri neticesinde elde edilen görüşme kayıtları mevcuttur. Ancak bu koruma tedbiri neticesinde elde edilen görüşme içeriklerinin son derece yanlış ve sadece müvekkil aleyhine değerlendirilmiş olması, MÜVEKKİLİN MASUM OLABİLECEĞİNE DAİR HERHANGİ BİR DEĞERLENDİRME YOLUNA GİDİLMEMESİ ve bu bağlamda masumiyet karinesi ilkesinin gözetilmemesi neticesinde müvekkilin tutuklanmış olması hukuk güvenliğine olan inancımızın yitirilmesine neden olacaktır. Bu durum aynı zamanda müvekkilin adil yargılanma hakkını da ihlal etmekle birlikte üç çocuğu ve eşi ile birlikte son derece mağdur olmalarına da neden olmaktadır.

 

  1. Müvekkilin tutuklanmasına gerekçe gösterilen görüşme içeriklerini değerlendirirsek;

Müvekkil 2001 yılından beridir … arasında korsan taksicilik yaparak geçimini sağlamaktadır. Kendisiyle birlikte aynı dosya kapsamında yargılanan … ile 2007 yılından beridir aynı durakta birlikte çalışırlar, yine eşinin kuzeni olan … ile de hısım olmaları nedeniyle önceden tanışıklıkları bulunmaktadır ve sürekli görüştüğü kişilerdendir. Bu kişi kendisine yolcu bulma konusunda sürekli yardımcı olmuştur.  Dolayısıyla yaptığı tüm telefon görüşmeleri (kayıt altına alınan görüşmelerden de açıkça anlaşılacağı üzere) sıradan-günlük konuşmalar ve sürekli yolcu taşınması ile alakalı olup, şifreli denilecek tarzda herhangi bir görüşme içeriği söz konusu değildir. Ayrıca yapılan görüşmelerde Kürtçe ve Türkçe (daha çok Kürtçe) olarak karışık bir şekilde konuşulduğu için, görüşme kayıtlarının çevrilmesinde hata yapıldığı, çoğu konuşma içeriğinin birbirini tamamlayamadığı, konuşurken yapılan tonlama ile aynı konuşmanın yazıya aktarılmış şekliyle yapılan değerlendirmenin aynı olamayacağı, günlük sıradan konuşmalarda bir anlam bütünlüğünün ortaya çıkmasının beklenemeyeceği ve bu nedenle sağlıklı bir değerlendirmenin yapılamayacağı açıktır. Hal böyle iken bu görüşmeler neticesinde müvekkil aleyhine sonuç çıkarılmış olması kabul edilebilir bir durum değildir. Kaldı ki yapılan bu konuşmalar tamamen müvekkilin yapmış olduğu işi ile alakalı olup suç unsuru barındırmamaktadır. Dosya kapsamında da müvekkilin suçlu olabileceğine dair başkaca kesin ve inandırıcı delil bulunmamaktadır. Nitekim bu konuda Yargıtay’ın (8. Ceza Dairesi 22.11.2009 tarih 13862/479)  istikrarlı içtihatlarında da belirtildiği üzere MADDİ BULGULARLA DESTEKLENMEYEN, GENEL NİTELİKTE OLAN, SOMUT OLAYI TESPİT ETMEYEN TELEFON GÖRÜŞMELERİNE DAİR KAYITLARIN MAHKÛMİYETE YETERLİ OLAMAYACAĞI GÖRÜŞÜ DE ORTADA İKEN salt telefon görüşmelerinde geçen günlük ve sıradan konuşmalar, şifreli olduğu düşünülerek ve böylece bu görüşme içeriklerinin yanlış değerlendirilmesi neticesinde müvekkilin aleyhine bir sonuç çıkarılarak tutuklanmasına karar verilmesi kabul edilemez. Dosya kapsamında sadece soyut iddiaların varlığıyla birlikte hakkında soruşturma yürütülen müvekkilin masum olabileceği hesaba katılmamıştır.

 

  1. 5237 sayılı TCK’da faillik düzenlenmiş olup, suçun kanuni tanımında yer alan fiili gerçekleştiren kişi olarak tanımlanmıştır. Müvekkil ise 5237 s. TCK m. 188/3’te yer alan uyuşturucu ve uyarıcı madde imal ve ticareti suçunu işlediği iddiasıyla şüpheli konumundadır. Ancak müvekkilin evinde, arabasında, üstünde veya ilgili tüm yerlerde yapılan aramada ise herhangi bir suç unsuruna rastlanılmamıştır. Bu bağlamda düşünüldüğünde yapılan telefon görüşmelerinde müvekkilin 5237 sayılı TCK m. 188/3’te; suçun kanuni tanımında yer alan seçimlik hareketlerden, uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satan, satışa arz eden, başkalarına veren, sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden veya bulunduran fiillerinden hangisini/hangilerini gerçekleştirdiği konusunda ortada bir delil bulunmamaktadır. Müvekkilin yargılamaya konu olayın neresinde olduğu hususu net değildir.
  2. Dosya kapsamındaki mevcut delil durumu itibarıyla müvekkilin beraat edeceği ihtimali çok yüksektir. Yargılamanın muhtemel sonuçlarını göz önüne aldığımızda tutukluluk hali çok ağır bir tedbir olacaktır. Tutuklama müvekkil açısından bir tedbir olmaktan çok etkili bir cezaya dönüşecektir. Kişinin Özgürlük ve Güvenlik hakkı hem anayasa (m.19) hem de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesince (m.5) teminat altına alınan temel haklardandır. Dolayısıyla tutuklama kararı AİHS 5. Maddesindeki koşullarla ve Anayasanın 19/3 hükmü dikkate alınarak verilmelidir. Tutuklamanın bir tedbir niteliğinde olması gerekmektedir, tutuklama koşulları yok ise tutuklama şüpheliye verilen bir ceza olarak kabul edilmektedir. Nitekim 5271 sayılı CMK m.100, işin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde tutuklama kararı verilmez hükmünü taşımaktadır. Müvekkil bakımından CMK m.100’de aranan koşuların oluşmadığı açıktır. Tüm deliller toplanmış olup, müvekkilin etki edebileceği bir delil bulunmamaktadır. Kaçma şüphesi yoktur. Ayrıca müvekkil evli olup, 3 çocuğu bulunmaktadır. Evin tek çalışanı olup, evin tüm ihtiyaçlarını kendisi karşılamaktadır ve kirada oturmaktadır. Kendisi ve ailesi mağdur olmuş durumdadır. Eşi ve çocukları müvekkilin cezaevi ziyaretlerine gidemeyecek kadar zor durumdalar. Tüm bu nedenlerle, müvekkil hakkında tahliye kararı verilmesi talebinde bulunma zarureti hâsıl olmuştur.

 

NETİCE VE TALEP                                   : Yukarıda açıkladığımız ve re’sen hâkimliğinizce nazara alınacak nedenlerle birlikte;

  1. İtirazımızın kabul edilerek öncelikle müvekkilimin serbest bırakılmasını,

  1. Aksi kanaatin hâsıl olması durumunda uygun görülecek adli kontrol hükümleri de uygulanmak suretiyle serbest bırakılmasını talep ederim.01.2019

 

 

                                                                                                    Şüpheli Müdafi

Av.

 

 

 

Bu makaleyi sosyal medyada paylaşarak sitemize katkıda bulunabilirsiniz.
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (4 oy, puan: 5,00 üzerinden 5)
Loading...

Yorumlarınızı veyahut sorularınızı aşağıdan yazabilirsiniz. Yorumlarınız bizim tarafımızdan onaylandıktan sonra görünür hale gelir.

  1. Ahsen dedi ki:

    tesekkurler paylasim icin

Bu makale hakkında soru sorun veya yorum yapın.

İLETİŞİM
Soru Sor
Danışma Formu
WhatsApp
Telefon Görüşmesi
error: Kopya İçerik Yasaklanmıştır.
%d blogcu bunu beğendi: