TBK Madde 122 Aşkın zarar

Özet 2 fıkra · ~2 dk okuma

TBK 122, alacaklı temerrüt faizini aşan bir zarara uğramışsa, borçlu hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe bu aşkın zararı da gidermekle yükümlüdür. Aşkın zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa hâkim, davacının istemi üzerine esas hakkında karar verirken bu miktara da hükmeder.

Resmi Metin

Aşkın zarar

Madde 122- (1) Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür.

(2) Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

TBK m.122 alacaklıya, TBK m.120 uyarınca alınan temerrüt faizinin örtmediği somut zararı ayrıca isteme imkânı verir. Temerrüt faizi asgari ve maktu zarardır; bunu aşan kur farkı, yüksek faizli kredi maliyeti gibi gerçek kayıplar aşkın zarar kalemidir. Uygulamada en sık yapılan hata ispat yükünün kurgusudur: alacaklı yalnız zararın varlığını ve miktarını ortaya koyar, borçlunun kusurunu kanıtlamak zorunda değildir. Tersine, kusursuzluğunu ispat yükü borçludadır (kusur karinesi); borçlu hiçbir kusuru olmadığını gösteremezse bu zarardan da sorumlu olur.

Dilekçe taktiği açısından aşkın zararı, faiz talebinin yanında bağımsız bir kalem olarak somut delil ve hesapla talep edin; soyut iddia yeterli değildir. Madde, zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkimin esas hakkında karar verirken bu zarara da hükmedeceğini söyler; bu nedenle talebi açıkça dava dilekçesine koymak gerekir. Borçlu vekili iseniz savunmanızı kusursuzluk ve illiyet bağının kopması üzerine kurun; zararın faizle zaten karşılandığını ileri sürerek aşkın kısmı tartışın.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 122. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 105. maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 121. maddesinde, temerrüt faiziyle karşılanmayan zarar, yani aşkın zarar düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 105. maddesinin kenar başlığında kullanılan “3. Munzam zarar” şeklindeki ibare, Tasarıda “3. Aşkın zarar” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 105. maddesinin ikinci fıkrasında kullanılan “…derhal takdir olunabilirse” şeklindeki ibare yerine, Tasarının 121. maddesinin ikinci fıkrasında, “…görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine” şeklindeki ibare kullanılmıştır. Böylece, uygulamaya uygun olarak, hakimin, bu konuda, ayrıca ve özel bir soruşturmaya girişmeksizin, zarar miktarını belirleyebilmesi durumunda, davacının istemi üzerine, aynı davada, söz konusu zarar miktarına hükmedebileceği öngörülmüştür.

Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.122 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2024/3155 K. 2025/3171 Onama

Ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücündeki azalma tek başına munzam zarar sayılmaz; alacaklı, temerrüt faizini aşan zararın varlığını ve zararı doğuran vakıaları somut olarak ispat etmelidir.

Detaylı özeti gör

Davacı, davalının satım vaadinde bulunduğu konutun süresinde inşa edilip teslim edilmemesi üzerine önceki Tüketici Mahkemesi kararına dayalı icra takibiyle alacağını 30.05.2022'de tahsil etmiş; 25.09.2020 dava tarihiyle ödeme tarihi arasındaki yaklaşık 20 aylık gecikmede enflasyon nedeniyle paranın alım gücünün eridiğini ileri sürerek, belirsiz alacak davasıyla munzam (aşkın) zararın tahsilini istemiştir. Davalı ise derdestlik, taraflar arasında imzalanan Borç Tasfiye Protokolüyle ibralaşma ve zamanaşımı def'ilerini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi, davacının geç ödeme nedeniyle şahsen ve somut olarak uğradığı zararı doğuran vakıaları ispatlayamadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş, Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, temyiz itirazlarını yerinde görmeyerek kararı oy birliğiyle onamıştır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2024/3174 K. 2025/3172 Onama

Temerrüt faizini aşan munzam zarar, ekonomik koşullar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalmayla tek başına ispatlanmış sayılmaz; alacaklının geç ödemeden doğan zararını ve onu doğuran vakıaları somut olarak kanıtlaması gerekir.

Detaylı özeti gör

Davacı tüketici, davalı şirketin taşınmaz satım vaadine rağmen konutu süresinde inşa edip teslim etmediğini; önceki Tüketici Mahkemesi kararının icra takibine konulduğunu ve davanın açıldığı 10.05.2021 ile ödemenin yapıldığı 08.02.2023 arasında geçen 21 ayda enflasyon karşısında paranın alım gücünün eridiğini ileri sürerek, munzam zararın belirsiz alacak davasıyla tahsilini istemiştir. Davalı ise taraflar arasında Borç Tasfiye Protokolü imzalanıp karşılıklı ibralaşıldığını, zamanaşımı ve derdestlik bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesi, geç ödeme nedeniyle davacının uğradığı zararın ve bu zararı doğuran vakıaların somut biçimde ispatlanamadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş, Bölge Adliye Mahkemesi de istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, ispatın gerçekleşmediği yönündeki değerlendirmeyi usul ve yasaya uygun bularak Bölge Adliye Mahkemesi kararını oybirliğiyle onamıştır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2023/5188 K. 2024/3444 Onama

Temerrüt faizini aşan aşkın (munzam) zararın tazmini için alacaklının zararını açık ve somut biçimde ispatlaması gerekir; enflasyon, döviz kuru ve faiz gibi genel ekonomik olumsuzluklar tek başına ispat yükünden kurtarmaz.

Detaylı özeti gör

Davacı, çek bedeli kadar adli para cezasına mahkûm edilip cezayı 06.12.2011'de Mal Müdürlüğü'ne ödedikten sonra yargılamanın yenilenmesi üzerine beraat etmiş; haksız yere ödediği 52.000 TL'yi ilamlı icra takibiyle Maliye Hazinesi'nden isterken, uzayan hukuki süreç ve alacağa uygulanan düşük yasal faiz nedeniyle munzam zarara uğradığını ileri sürerek bedel artırımıyla 193.565,88 TL tazminat talep etmiştir. Davalı Hazine, ödemeden itibaren on yıl geçtiği için zamanaşımı ve talebin yersizliği savunmasında bulunmuştur. İlk Derece Mahkemesi davayı kabul etmiş, Bölge Adliye Mahkemesi ise davalının istinafını kabul ederek davayı reddetmiştir. Yargıtay, davacının enflasyon, döviz kuru ve faiz gibi genel ekonomik olumsuzluklar dışında kendi durumuna özgü somut vakıalarla zararını ispatlayamadığı gerekçesiyle temyiz itirazlarını reddederek Bölge Adliye Mahkemesi'nin ret kararını onamıştır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2023/5506 K. 2024/3416 Onama

Temerrüt faizini aşan zarara (munzam zarara) uğradığını ileri süren alacaklı, bu zararı kendi durumuna özgü biçimde somut olarak ispat etmek zorundadır; ispatlayamazsa munzam zarar davası reddedilir.

Detaylı özeti gör

Davacı şirket, Hazineye ait taşınmazı fuzulen işgal ettiği gerekçesiyle kendisinden istenen ecrimisil bedelini ödemek zorunda kalmış; idare mahkemesince ödeme emri iptal edilmesine rağmen bedel iade edilmeyince açtığı alacak davasında 109.220,40 TL'nin yasal faiziyle tahsiline karar verilmiş, ancak başlattığı icra takibinde tahsilat sağlanamamıştır. Bunun üzerine davacı, geç ödeme nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü, temerrüt faizini aşan munzam zararın (ıslahla 135.958,25 TL) tazminini istemiştir. İlk derece mahkemesi davayı reddetmiş, istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir. Yargıtay, davacının enflasyon ve döviz kurları gibi genel ekonomik olumsuzluklar dışında kendi durumuna özgü somut bir zararı yargılama sırasında ispatlayamadığını belirterek, davanın reddine ilişkin kararı onamıştır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2021/938 K. 2022/401 Onama

Temerrüt faizini aşan aşkın (munzam) zarar, genel ve soyut ekonomik olumsuzluklarla değil, alacaklının geç ödeme nedeniyle şahsen ve somut olarak uğradığı zarara ilişkin özgül vakıalarla ispatlanmalıdır; ispat edilemezse istem reddedilir.

Detaylı özeti gör

Davacı, 09.12.1999'da bir bankaya yatırdığı 450.000 TL'nin usulsüz biçimde bir off-shore hesabına aktarıldığını, sonradan davalı bankaya devrolan banka aleyhine açtığı davanın 2015'te kabul edilmesiyle alacağına ancak 16 yıl sonra kavuştuğunu, bu gecikme nedeniyle paranın satın alma gücünün düştüğünü ve temerrüt faiziyle karşılanamayan munzam zarara uğradığını ileri sürerek TBK m.122 uyarınca tazminat istemiştir. İlk derece mahkemesi davayı reddetmiş, Özel Daire bozmasına karşı direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, davacının enflasyon ve paranın değer kaybı gibi genel ekonomik olumsuzluklar dışında kendi durumuna özgü somut bir zarar ispatlayamadığını belirterek direnme kararını oy birliğiyle onamıştır.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İndeks
Bize WhatsApp'tan ulaşın!