Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/859
Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.
(Av. Yas 34, 36, 134,-Tbb Mes. Kur 3,4) [KARAR METNİ] İtirazın süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü;
Şikâyetli Avukat A.Ş. hakkında “… Cumhuriyet Başsavcılığı Hazırlık Bürosu’nun 2011/763 sayılı ve 03.01.2012 tarihli yazısı ile şikâyetli avukatın 5237 sayılı Yasanın 197/1, 53/1, 54, 63 maddeleri gereğince sahte parayı bilerek piyasaya sürmek suçundan cezalandırılması istemiyle … Ağır Ceza Mahkemesi’ne kamu davası açılması yönündeki hukuksal gerekçesi hazırlanan 2012/1 fezleke ile soruşturma evrakının gönderilmesi üzerine” … Barosu Yönetim Kurulu’nun 31.01.2013 günlü ve 2013/46 sayılı kararı ile başlatılan kovuşturmada, eylem sabit görülerek disiplin cezası tayin edilmiştir.
Şikâyetli avukat 03.04.2013 evrak kayıt tarihli savunma dilekçesinde özetle, sahteliğini bilmeyerek aldığı paranın kaynağını söylemek için savcılık ve jandarma tarafından zorlandığını, müvekkillerinin sırlarını korumak zorunda kaldığını, şikâyetçinin şikâyetinden vazgeçtiğini, zararın giderildiğini ve kusurlu davranıştan ötürü özür dilediğini belirterek tanık dinlenmesini ve incelemenin duruşmalı olarak yapılmasını talep etmiştir.
İncelenen dosya kapsamından; Baro Disiplin Kurulu kovuşturmayı duruşmalı olarak yapmış olup, şikâyetli avukatın 02.02.2015 günlü duruşmada verdiği sözlü savunmasında, “Olayın müvekkilinden gelen bir miktar paranın içindeki sahte bir tek 100,00 TL’nin benzin istasyonunda kullanılması olayı olduğunu, ısrarla nereden geldiğinin sorulması durumunda mesleki mahremiyet nedeni ile kaynağını söylemediğini, bu nedenle hakkında haksız olarak ceza tayin olunduğunu, sonuçta da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğini, bu nedenle hakkında ceza tayin edilmemesi gerektiğini beyan ettiği,
… Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2011/763 sayılı soruşturma dosyasının örneğinin dosyamız içerinde yer aldığı, … Başsavcılığı tarafından şikâyetli avukatın sevk ve idaresinde bulunan xx xx 7292 plaka sayılı … marka … içerisinde yapılan aramada, aracın torpido gözünde 8 adet sahte olduğu değerlendirilen 100,00 TL’lik banknota el konulduğu,
… Bankası’nın 19.12.2011 tarihli 1162/1 numaralı raporunda, … Petrole verilen ve adli Emanetin 2011/128 sırasında kayıtlı 1 adet A 762048633 seri numaralı 100 TL banknotun, aracın torpido gözünden çıkan Adli Emanetin 2011/127 sırasına kayıtlı 3 adet A 638321759 seri numaralı 100 TL, 2 adet A 853873896 seri numaralı 100 TL, 1 adet A 272048300 ser numaralı 100 TL, 2 adet A 633084772 seri numaralı banknotlar olmak üzere toplam 9 adet 100 TL’lik banknotun sahte olduğu, aldatma kabiliyetinin yüksek olduğu, yapılışındaki özen ve ustalık derecesi nedeniyle sahte olduğunun ilk bakışta herkes tarafından kolaylıkla anlaşılmayacağın belirtildiği,
Şikâyetli Avukat A.Ş.’nin, … Sulh Ceza Mahkemesi’nin 07.12.2011 gün ve 2011/18 Sorgu sayılı kararı ile tutuklanarak … Tipi Ceza İnfaz Kurumuna gönderildiği; … Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 23.02.2012 tarihinde hüküm ile birlikte tahliye edildiği,
Şikâyetli Avukatın disiplin kovuşturmasına konu eylemi nedeniyle … Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2012/26 Esas sayılı dosyası ile “Parada Sahtecilik” suçundan açılan kamu davası sonucunda Mahkemece 23.02.2012 tarihli ve 2012/25 Karar sayılı ilam ile TCK’nın 197/1, 62, 52/2-3 maddeleri gereğince neticeten 1 Yıl 8 Ay Hapis ve 80,00 TL Adli Para Cezası ile Cezalandırılmasına, CMK’nın 231/5-6 maddeleri uyarınca sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin 19.02.2012 günü kesinleştiği,
Mahkeme tarafından “… ilçesinde müşteki K.’nin çalıştığı petrol istasyonuna sanık A.’in kendi aracına benzin aldıktan sonra üzerinde bulundurduğu sahte paralardan bir tanesini müştekiye vererek alışveriş yaptığı ve benzin istasyonundan ayrıldıkları, sanıkların ayrılmasından sonra müşteki K.’nin durumu fark etmesi üzerine kolluk görevlilerine bildirimde bulunduğu, … Bankası … Genel Müdürlüğü’nden alınan 19.12.2011 tarihli 1162/1 no.lu raporda, incelenen paranın sahte olduğu, aldatma kabiliyetinin yüksek olduğu, yapılışındaki özen ve ustalık derecesi nedeniyle sahte olduğunun ilk bakışta herkes tarafından kolaylıkla anlaşılmasının mümkün olmadığı, uzmanlarca veya veznedarlar gibi para işinin bir parçası olan insanlarca sahte olduğunun anlaşılacağının tespit edildiği, sanık A.’nın savunmasında suça konu sahte paraları avukat olmasından dolayı değişik davalardan ele geçirdiğini, kırsal bir yere gittiğinden dolayı da gasp ya da hırsızlık olaylarında bu paraları vermek üzere üzerinde taşıdığını beyan ettiği, sanığın savunması topyekûn değerlendirildiğinde hayatın olağan akışına aykırı ve itibar edilemez beyanlar olduğu, bu durumda sanık A.’nın suça konu paraların sahteliğini bilerek piyasaya sürme duygu ve düşüncesi ile hareket ettiğinden üzerine atılı sahte parayı bilerek piyasaya sürme suçundan TCK’nın 197/1 maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği” gerekçesiyle hüküm kurulduğu,
Şikâyetli Avukat A.Ş.’nin disiplin sicil özetinde, hakkında verilmiş herhangi bir disiplin cezasının olmadığı,
Şikâyetli Avukat A.Ş. 19.03.2015 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde; … Ağır Ceza Mahkemesi’nin vermiş olduğu kararın “Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması” yönünde olduğunu, Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasında maksadın memur ve memur gibi hareket edenler için sicil ve sabıka kaydı konularında mesleklerine devam açısından oluşacak olumsuzlukların kaldırılmasına yönelik olduğunu, oysa Disiplin Kurulunun oluşturduğu kararın meslek kesintisine yönelik olduğunu, açıklanan sebeplerle hakkında verilen uyarma cezasının kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiği görülmektedir.
Avukatlık Yasasının 34. maddesi, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler.”,
Avukatlık Yasasının 36. maddesi, “Avukatların, kendilerine tevdi edilen veya gerek avukatlık görevi, gerekse, Türkiye Barolar Birliği ve barolar organlarındaki görevleri dolayısıyla öğrendikleri hususları açığa vurmaları yasaktır.
Avukatların birinci fıkrada yazılı hususlar hakkında tanıklık edebilmeleri, iş sahibinin muvafakatini almış olmalarına bağlıdır. Ancak, bu halde dahi avukat tanıklık etmekten çekinebilir. Çekinme hakkının kullanılması hukuki ve cezai sorumluluk doğurmaz.”,
Avukatlık Yasası’nın 134. maddesi, “Avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, mesleki çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında bu kanunda yazılı disiplin cezaları uygulanır.”,
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 3. maddesi, “Avukat mesleki çalışmasını ve kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde ve işine tam bir sadakatle yürütür.”,
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 4. maddesi, “Avukat, mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmak zorundadır.” hükümlerini amirdir.
765 sayılı TCK’nın 198. maddesinde sırrın “… meşru sebebe müstenit olmaksızın ifşası” suç sayılmıştır. Burada meşru sebep deyimi “haklı sebep” anlamındadır. Her sebebi haklı bulmak, avukatlık sırrını ortadan kaldırmak olur. Bunun içindir ki TCK’nın 49/3. maddesinde “zaruret haline girebilecek konularda” sebep meşru olarak kabul edilmiştir.
5237 Sayılı TCK Haberleşmenin gizliliğini ihlâl başlıklı madde 132-3 “Kendisiyle yapılan haberleşmelerin içeriğini diğer tarafın rızası olmaksızın alenen ifşa eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.”
Özel hayatın gizliliğini ihlâl başlıklı madde 134
/
1 “Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlâl eden kimse, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlâl edilmesi hâlinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz.
(2) Kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri ifşa eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Fiilin basın ve yayın yoluyla işlenmesi hâlinde, ceza yarı oranında artırılır.”
Nitelikli hâller başlıklı madde 137-1-b “Belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle, işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.” hükümleri ile sırrın ifşası yasaklanmış,
Meşru savunma ve zorunluluk hâli başlıklı madde 25-2 “Gerek kendisine gerek başkasına ait bir hakka yönelik olup, bilerek neden olmadığı ve başka suretle korunmak olanağı bulunmayan ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak veya başkasını kurtarmak zorunluluğu ile ve tehlikenin ağırlığı ile konu ve kullanılan vasıta arasında orantı bulunmak koşulu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.” hükümlerini amirdir.
O halde avukatın bizzat kendisinin ceza veya disiplin tahkikatına maruz kalması hallerinde sırrın açıklanmasının suç oluşturmayacağı açıktır. Kaldı ki olayımızda Şikâyetli avukat HAGB kararı olmasa meslekten çıkarma cezası alarak çok ağır bir ceza ve disiplin cezası baskısı altında olduğu tartışmasızdır. Bu nedenle savunmaya itibar olanağı yoktur.
Gerek kesinleşen Mahkeme kararı ve gerekse Şikâyetli avukatın tevilli ikrarı ile sahte paranın kullanıldığı tartışmasızdır.
Avukatlar özen ve doğruluk kurallarına göre hareket etmek, kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde sadakatle davranmak mesleğin itibarını sarsacak her türlü davranıştan kaçınmak zorundadır.
Baro Disiplin Kurulu, şikâyetli avukatın eyleminin disiplin suçu olduğuna ve Avukatlık Yasası’nın 34, 36, 134 ve TBB Meslek Kuralları 3, 4. maddelerine aykırı bulunduğuna ilişkin hukuksal değerlendirme yerinde olmakla Şikâyetli Avukat A.Ş.’nin itirazının reddi ile kararın onanması gerekmiştir.
Sonuç olarak Şikâyetli Avukat A.Ş.’nin itirazının reddi ile;
1-… Barosu Disiplin Kurulu’nun
“Bir Yıl Süre İle İşten Çıkarma Cezası Verilmesine”
ilişkin 02.02.2015 günlü ve 2013/90 Esas, 2015/37 Karar sayılı kararının
ONANMASINA,
2-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemesi’nde dava yolu açık olmak üzere, Katılanların oybirliği ile karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe