TBB Disiplin Kurulu Kararı – E. 2015/514 K. 2015/760

Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/810

Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.

İlgili AVK maddeleri: AVK Madde 34, AVK Madde 36, AVK Madde 134
[ÖZET] Şikâyetli avukatında kabulü ile sanığın gerçek sanık olmadığını bile bile ifade tutanaklarını imzaladığı, dosya kapsamı ile tartışmasızdır. Bu hususa göz yumması meslek sırrı kavramı ile savunulamaz.
(Av. Yas 34, 36, 134,  Tbb Mes. Kur 3,4)

[KARAR METNİ] İtirazın süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü;
Şikâyetli avukat hakkında, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 15.09.2008 gün ve “Olur”u ile “Piyasaya sahte para sürmek suçundan hakkında …  Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2007/9835 ÇB sayılı dosyası üzerinden soruşturma yürütülen ve …  Çocuk Büro Amirliğine getirilip kimlik tespiti yapılan müvekkili olan sanığın, gerçekte 1985 doğumlu Y.Ş.  olduğunu ve 1989 doğumlu kardeşi M.Ş. ’in kimliğini kullandığını bildiği hâlde, sanığın gerçek kimliğini gizleyip adaleti yanıltmaya çalıştığı” iddiasıyla kovuşturma izni verilmesi üzerine başlatılan disiplin kovuşturması sonucu eylem sabit görülerek disiplin cezası tayin edilmiştir.
Şikâyetli avukat, usulüne uygun tebligat yapılmasına karşın soruşturma ve kovuşturma aşamasında savunma vermemiştir.
Konu ile ilgili olarak yargılandığı Mahkemede verdiği savunmasında “Bana o tarihte haber geldi gittiğimde şahsın çocuk büroya gönderildiği söylendi şüpheli ile görüşmemizde gerçek adı Y.Ş.  olduğu halde küçük kardeşi olan M.Ş.  in ismini verdiğini bana söyledi, ifade alınırken de bu şekilde ifade alındı, ancak ifade alınmadan önce ben kendisine bunun suç olduğunu ortaya çıkarsa iftiradan dolayı ceza alacağını söyledim daha sonra ifade tutanağı düzenlendi. M.Ş.  olarak ifadesi alındı tutanaklar buna göre düzenlendi. Saat 16.00,19.00 ve 19.30’da M.Ş.  olarak kimlik bilgileri tutanağa geçirilmiş ben saat 20.00 de kimlik tespitinde hazır bulundum sanığın gerçek ismini biliyordum ancak sır saklama yükümlülüğüm olduğu için gerçek kimliğini orada açıklayamadım açıklasa idim bu kez ben riske girecektim ve baroda hakkımda soruşturma açılacak ve görevi ihmal ile suçlanacaktım” demiştir. Aşamalardaki anlatımında özetle kendisi olay yerine varmadan önce Y.Ş. ’in tutanaklara kendi kimliğini M.Ş.  olarak beyan etmiş ve bunların tutanağa geçmiş olduğunu, o aşamadan sonra kendisi durumu öğrenince Y.Ş. ’i uyardığını fakat buna rağmen onun beyanından dönmediğini, sen karışma dediğini kendisinin de sır saklama yükümlülüğü nedeni ile konuyu açıklayamadığını, tutanak düzenlenmeden önce en başta hazır olsa idi, o zaman durumun farklı olacağını belirtmiştir.
İncelenen dosya kapsamından; Şikâyetli avukatın disiplin kovuşturmasına konu eylemi nedeniyle …  12. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2009/8 Esas sayılı dosyası ile “Görevi Kötüye Kullanma” suçundan yapılan yargılama sonucunda Mahkeme’nin 26.11.2009 günlü ve 2009/198 Karar sayılı kararıyla şikâyetli avukatın beraatine karar verildiği,
Kararın Cumhuriyet Savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay … Ceza 23.09.2013 gün ve 2012/9089 Esas sayılı ilamı ile “Sanığın eyleminin Avukatlık Kanunu’nun 36. maddesindeki sır saklama mükellefiyetinde değerlendirilemeyeceği anlaşılmakla kanuna aykırı hükmün bozulmasına” karar verildiği,
Bozma sonrası …  12. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 16.12.2014 gün ve 2013/332 Esas, 2014/362 Karar sayılı kararı ile şikâyetli avukatın TCK’nın 257/1, 62 maddeleri kapsamında neticeten 5 Ay Hapis Cezası ile cezalandırılmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın itirazın reddi üzerine 03.02.2015 tarihinde kesinleştiği,
Mahkeme kararında “Sanık avukatın müvekkili olan kişinin gerçek kimliğini bildiği halde görevlilere bildirmediği, sanık avukatın eyleminin Avukatlık Kanunu’nun 36. maddesindeki sır saklama mükellefiyeti kapsamında değerlendirilemeyeceği” gerekçesine dayanıldığı,
Şikâyetli Avukat S.A.’ın disiplin sicil özetinde, hakkında verilmiş 21.12.2012 kesinleşme tarihli kınama cezası olduğu görülmektedir.
Şikâyetli avukatın 21.05.2015 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle; Yargıtay … Ceza Dairesi’nin sırf avukat olduğu için tutarız ve hukuka aykırı bir karar verdiğini, aleyhine mahkûmiyet kararı veren Ağır Ceza Mahkemesi başkanı ve üyeleri hakkında da suç duyurusunda bulunduğunu, olayda görevi kötüye kullanma suçunu işlediğinin ispatlanamadığını, kaldı ki Mahkeme tarafından hükmün açıklamasının geri bırakılmasına karar verildiğini beyanla açıklanan nedenlerle hakkında verilen, usul ve esas yönünden hukuka aykırı olan disiplin cezasının kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiği görülmektedir.
Avukatlık Yasasının 34. maddesi “ Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler ”
Avukatlık Yasasının 38/a maddesi “Avukat; Kendisine yapılan teklifi yolsuz veya haksız görür yahut sonradan yolsuz veya haksız olduğu kanısına varırsa,”
Avukatlık Yasası’nın 134. maddesi   “Avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, mesleki çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında bu kanunda yazılı disiplin cezaları uygulanır.”
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 3. maddesi “Avukat mesleki çalışmasını ve kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde ve işine tam bir sadakatle yürütür”
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 4. maddesi “Avukat, mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmak zorundadır.” hükümlerini amirdir.
Şikâyetli avukatında kabulü ile sanığın gerçek sanık olmadığını bile bile ifade tutanaklarını imzaladığı, dosya kapsamı ile tartışmasızdır. Bu hususa göz yumması meslek sırrı kavramı ile savunulamaz.
Şikâyetli Avukatın yukarıdaki ilkeler dikkate alındığında işine ve müvekkiline karşı gerekli özeni göstermediği anlaşıldığından, eylemi disiplin suçunu oluşturmaktadır.
Avukatlar özen ve doğruluk kurallarına göre hareket etmek, kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde sadakatle davranmak, koşullar ne olursa olsun gerçekçi olmak, müvekkil ısrarcı ise işi reddetmek zorundadır.
Baro Disiplin Kurulu’nun, şikâyetli avukatın eyleminin disiplin suçu olduğuna ve Avukatlık Yasası’nın 34, 38/a, 134 ve TBB Meslek Kuralları 3, 4. maddelerine aykırı bulunduğuna ilişkin hukuksal değerlendirme yerinde olmakla, itirazın reddi ile kararın onanması gerekmiştir.
Sonuç olarak Şikâyetli avukat S.A.’ın itirazının reddi ile;
1-… Barosu Disiplin Kurulu’nun
“Kınama Cezası Verilmesine”
ilişkin 06.04.2015 gün ve 2008/D.465 Esas, 2015/211 Karar sayılı kararının
ONANMASINA,
2-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemesi’nde dava yolu açık olmak üzere,
Katılanların oybirliği ile karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 18 Eylül 2015
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!