Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/801
Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.
(Av. Yas 34, 134, 166 -TBB Mes. Kur 5,27/1) [KARAR METNİ] İtirazın süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü;
Şikâyetli avukat hakkında “… Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/48 Esas sayılı dosyasının 24.09.2013 günlü duruşmasında müşteki şikâyetçi avukatın beyanının alınması sırasında şikâyetlinin ‘yaptığı dolandırıcılıktır’ şeklinde beyanda bulunduğu hatta bu ifadenin mahkemece ‘sanık müdafii bu sırada söz verilmediği halde müşteki için ‘yaptığı dolandırıcılıktır’ şeklinde beyanda bulundu’ şeklinde tutanağa geçirildiği, iddiası ile Avukatlık Yasası 34, 134 ve TBB Meslek Kuraları 5, 27/1 maddelere aykırı davrandığı iddiasıyla … Yönetim Kurulu’nun 06.02.2014 günlü ve 2014/388 sayılı kararı ile başlatılan kovuşturmada, eylem sabit görülerek disiplin cezası tayin edilmiştir.
Şikâyetli avukat kovuşturma aşamasında verdiği 28.05.2014 kayıt tarihli savunma dilekçesinde; Şikâyetçi avukata müvekkili … İnş. San. A.Ş. ile müvekkili O.E.E.’nin eski eşi G.E. adına kurulan … Ltd. Şti. arasındaki ticari ilişkiden dolayı 8.000,00.-TL bedelli çekin verildiğini, şikâyetçi avukatın vekil olarak sözü edilen ve karşılıksız çıkan çekle ilgili olarak işlem yaptığını, karşılıksızçekten dolayı hapis cezası çıktığında da G.E. hakkında hapis cezasının verildiğini ve onun hapse atıldığında, şikâyetçi avukatın, eski eşinin bu zor durumdan kurtarmak isteyen müvekkilinden hiçbir dayanağı olmadığı halde 35.000,00.-TL’lik çek aldığını, bu çekin keşidecisinin yine müvekkili olan O.E.E.’nin yeni eşi olan D.E.’in sahibi bulunduğu şirket olduğunu, şikâyetçi avukatın bu çek nedeniyle müvekkilleri aleyhine dolandırıcılıktan dolayı Savcılığa şikâyette bulunması üzerine söz konusu kamu davasının açıldığını, duruşmada müvekkillerinin menfaatini gözeterek, davanın müştekisi olan şikâyetçi avukatın ne şekilde davaya konu çeki elde ettiğinin açıklanmasına yönelik beyanda bulunulduğunu, yine şikâyetçi avukat hakkında dolandırıcılık suçunu işlediğinden savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu, asıl şikâyetçi avukatın meslek ilke ve kurallarına aykırı olarak, müvekkillerinin zor durumunu kullanarak kendisine çıkar sağladığını, iddiaları kabul etmediğini, şikâyetin haksız olduğunu beyan etmiştir.
İncelenen dosya kapsamından, şikâyet konusuna ilişkin olarak, …. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2013/48 Esas sayılı dosyasında, şikâyetçi avukatın müşteki (katılan), şikâyet edilen avukatın da sanıklar vekili olarak yer aldığı, Mahkemenin 24.09.2013 günlü duruşmasında müştekinin beyanının alınması sırasında şikâyetli avukatın “yaptığı dolandırıcılıktır.” şeklinde beyanda bulunduğu, hatta bu ifadenin Mahkemece “Sanık müdafii bu sırada söz verilmediği halde müşteki için ‘yaptığı dolandırıcılıktır’ şeklinde beyanda bulundu” şeklinde duruşma tutanağına geçirildiği,
Şikâyetli avukat tarafından D.E. ve O.E.E. vekili sıfatıyla … Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/78772 Hz. Numarası ile Şikâyetçi Avukat İ.H.K. hakkında TCK’nın 157, 158/1 maddeleri uyarınca dolandırıcılık suçundan cezalandırılması için suç duyurusunda bulunulduğu,
Şikâyetli avukatın disiplin sicil özetinde, hakkında verilmiş herhangi bir disiplin cezasının olmadığı görülmüştür.
Şikâyetli Avukat T.O. 08.12.2014 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde; şikâyetçi avukatın kendi alacağı gibi kendi adına çek yazdırması ve kendi adına alacak takibine geçmesi ve müvekkili adına bir suç isnadında bulunarak yargıya müracaat etmesi gerekirken avukatlık kanununa açık aykırılık oluşturacak şekilde ve haksız menfaat temin etmeye çalışması, müvekkilin mağduriyetine neden olması ve müvekkilin eşinin cezaevinde bulunmasının yarattığı zor durumdan istifa ederek kendi yararına başkasının zararına haksız menfaat temin etmeye çalışmasının nitelikli dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluştuğu iddiası ile ve tamamen hukuki savunma ve tanımlama kapsamında şikâyetçi İ.H.K. hakkında “dolandırıcılık suç isnadı ile hakkında şikâyette bulunacaklarını ve şikâyetçinin eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğunu” müvekkillerim adına beyan ettiğini, bahsi geçen beyanın kendi adına yapılmadığını, müvekkilleri adına ve müvekkillerinin mağduriyetine neden olunması sebebiyle ile şikâyetçi avukatın yargılamaya konu yaptığı işlem ve fiillerinin ceza hukukundaki tanımlaması yapılmış, şahsını karalayan ve küçük düşüren soyut bir ifade olarak kullanılmadığını, nitekim Şikâyetçi Avukat İ.H.K. hakkında … Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2014/78772 soruşturma numarası ile nitelikli dolandırıcılık suç isnadı ile müvekkillerine vekâleten suç duyurusunda bulunduğunu, ayrıca şikâyetçinin suç oluşturan işlemleri nedeni ile hakkında soruşturma devam ederken Avukatlık Kanununa açık aykırılık oluşturan şikâyetçi İ.H.K. hakkında müvekkillerinin disiplin soruşturması başlatılarak cezalandırılmasını için … Barosu’na şikâyet dilekçesi verdiklerini, şikâyetçinin mesleki faaliyeti nedeni ile şahsına yönelttiği bir suç isnadı bulunmadığını, şikâyetçinin müvekkili adına mesleki bir faaliyetini icra ederken TBB Meslek Kurallarının 5. maddesine ve 27. maddesine aykırı olacak şekilde hasım vekili meslektaşı hakkında mesleğinin icrası sırasında küçük düşürücü nitelikte bir söz sarf etmediğini, suçlamayı kabul etmediğini, bu konuda bir ikrarının da olmadığını, Avukatlık Yassına aykırı ve eksik inceleme yapılarak hakkında uyarı cezası verilmesine ilişkin kararın, bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Anayasa’nın 36. maddesine göre, “herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir”, Eski TCK’nın 486., yeni TCK’nın 128. maddesi de, “Yargı mercileri veya idari makamlar nezdinde yapılan yazılı veya sözlü başvuru, iddia ve savunmalar kapsamında, kişilerle ilgili olarak somut isnadlarda ya da olumsuz değerlendirmelerde bulunulması halinde ceza verilemez” hükmünü içermektedir. Bu evrensel kuralların kabulü ile iddia ve savunma dokunulmazlığı anayasal ve yasal teminat altına alınmıştır. Her hakta olduğu gibi iddia ve savunma dokunulmazlığı da sınırsız olmayıp, madde devamında, “Ancak, bunun için, isnat ve değerlendirmelerin, gerçek ve somut vakıalara dayanması ve uyuşmazlıkla bağlantılı olması gerektiği” bildirilmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 20.10.1998 tarihli, Esas 1998/225, Karar 1998/316 sayılı kararında, “… Görülüyor ki, Anayasa’nın kabul ettiği esasa göre, iddia ve savunma hakkının kullanılması ancak meşru vasıta ve yollardan yararlanmak suretiyle olmalıdır. İddia ve savunma hakkının her türlü etkiden uzak olarak kullanılması esastır. Bir davada tarafların yargı mercileri önünde iddia ve savunmalarını hiçbir endişeye kapılmadan serbestçe yapmaları gerekir. Ancak bu serbesti, dava konusu olayın aydınlığa kavuşması, bir başka anlatımla hakkın meydana çıkarılmasına vesile olması amacına hizmet etmelidir. Böyle olduğu takdirde Anayasa’nın öngördüğü meşru vasıta ve yollara başvurulmuş olur. Ancak o dava sebebiyle söylenmesinde ve yazılmasında yarar bulunmayan, diğer bir deyişle davanın aydınlığa kavuşmasında ve hakkın meydana çıkarılmasında hiçbir olumlu etkisi olmayan, hakareti oluşturan yazı ve sözlerin kullanılmasında meşruiyet vardır denilemez. Bu gibi durumlarda iddia ve savunma sınırı aşılmış ve dolayısıyla haysiyetler korunmamış olur…”
Yargıtay … Hukuk Dairesi’nin 02.05.1975 tarihli, Esas1974/1160, Karar 1975/5782 sayılı kararında da, “Avukat, müvekkillerinin çıkarlarını hasmının zararlarını gözetmeden, sert bir biçimde savunmak zorundadır. Çünkü meslek ödevi bunu gerektirir. Ancak avukatın, temsil ettiği tarafın çıkarlarını korumasının gerektirdiği ölçüyü ve objektif tartışma sınırını aşan, yersiz ve icapsız olarak karşı tarafın kişiliğini hedef tutan, O’nu küçük düşürmeye ve dürüst olmayan bir kişi olarak göstermeye yönelik saldırılar hukuka aykırıdır ve avukatın sorumluluğunu gerektirir. Başka bir deyişle karşı tarafın kişisel ilişkilerini rencide edebilecek savunmasını, davanın amacı haklı gösterdiği, savunma gerçekten esasa yararlı ve etkili olduğu, hatta zaruri bulunduğu takdirde hukuka aykırılıktan söz edilmesi olanaksızdır…” denilmektedir.
Şikâyetli avukatın …. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/48 Esas sayılı dosyasının 24.09.2013 günlü duruşmasında kullandığı “yaptığı dolandırıcılıktır” sözlerinin kullandığı tartışmasızdır.
Şikâyetli avukatın kullandığı bu sözler (Hakaret iddiası) “hakkın ortaya çıkarılmasına yararlı, etkili ve hatta zaruri açıklama”, “objektiflik, gerçek ve somut vakıalara dayanma”, “uyuşmazlıkla bağlantılılık” ve “hukuki açıklama” esaslarına uygun açıklama olarak kabul edilemeyeceği, Şikâyetçi avukat hakkında kesinleşmiş bir Mahkeme kararı olmaksızın dolandırıcılıkla itham edilmesi savunma hakkı kapsamında izah edilemez.
Avukatlar meslektaşları ile ilgili uyuşmazlıklarda daha özenli, dikkatli ve duyarlı olmak zorundadır.
Bu nedenlerle eylemin Avukatlık Yasası 34, 13 ve TBB Meslek Kurallarının 5, 27/1 maddelerine aykırı olduğu ve bu nedenle disiplin suçu olduğuna ilişkin Baro Disiplin Kurulu kararında hukuksa aykırılık görülmemiş ve itirazın reddi ile kararın onanması gerekmiştir.
Sonuç olarak Şikâyetli avukat T.O.’nun itirazının reddi ile;
1-… Barosu Disiplin Kurulu’nun
“Uyarma Cezası Verilmesine”
ilişkin 15.09.2014 günlü ve 2014/180 Esas, 2014/703 Karar sayılı kararının
ONANMASINA,
2-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemesi’nde dava yolu açık olmak üzere, Oybirliği ile karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe