Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/267
Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.
(Av. K. m.43/2, 51; TBB Meslek Kur. m. 8) [KARAR METNİ] Şikâyetli avukat hakkında, daha önce Çumra’da çalışmış olduğu, sonra Konya’ya bürosunu naklettiği ancak taşındığı eski bürosunu da bir eleman kullanarak sürdürdüğü, yasaya aykırı şekilde aracı kullanarak iş temin ettiği iddiası ile başlatılan disiplin kovuşturması sonucunda, Baro Disiplin Kurulunca eylem sabit görülerek disiplin cezası tayin edilmiştir.
Şikâyetli avukat savunmasında özetle, Çumra’da avukatlığa başladığını, sonra işlerini bir başka meslektaşa devrederek bürosunu kapatıp askere gittiğini, askerden döndükten sonra da Konya’da büro açtığını, Çumra’da işyerinin olmadığını, bürosunu taşıdığını da 26.07.2005 tarihli dilekçe ile Baroya da bildirdiğini, ilk işe başladığı yer olan Çumra’da çok müvekkillerinin olduğunu, bunun için sık sık Çumra’ya gittiğini, bürosunu Konya’ya naklederken eşyalarını bir arkadaşına devrettiğini ve ona da arayanlara yeni adresini vermesini, gelen tebligatları alıp kendisine ulaştırmasını bildirdiğini ve ayda bir de Çumra’ya gidip arkadaşına uğrayıp kendisini arayanları sorduğunu bildirmiştir.
Baro Disiplin Kurulu şikâyetlinin eyleminin, Avukatlık Yasasının 43/2, 51.maddeleri ile Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 8. maddesine aykırılık oluşturduğu gerekçesiyle Yasanın 34, 134 ve 135/2 maddesi hükümlerine göre şikâyetlinin 200,00.-YTL para cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir.
Baro Disiplin Kurulu kararına şikâyetli tarafından itiraz edilmiştir. Şikâyetli itirazında, kendisine yapılan tüm tebligatlarda ihbar eden avukatların “ müşteki “ olarak bildirildiği, oysa kararda bunların tanık olarak dinlendiğini gördüğünü, kendisinin de müştekilerin beyanları dışında iddianın kanıtı bulunmadığı düşüncesiyle tanık bildirmediğini, böylece savunma hakkının kısıtlandığını, Çumra’da bürosu olduğu iddiasının doğru olmadığını, büro adresi bildirilmediği gibi kimlerle iş yaptığının da kanıtı bulunmadığını, gerekli araştırma ve yerinde tespit yapılmadan hüküm kurulduğunu, kendisinden iki farklı yerde bürosunun bulunmadığının kanıtlanmasının istenemeyeceğini, iddianın doğru olup olmadığının Disiplin Kurulu veya Baro tarafından incelenmesi gerektiğini, kanıtlanmayan iddiaya göre karar verilmesinin hatalı olduğu gibi kovuşturma konusu olay ile verilen ceza arasında adil denge de bulunmadığını bildirerek kararın bozulmasını istemiştir.
İncelenen dosya kapsamında; Disiplin kovuşturması açıldıktan sonra Disiplin Kurulu Başkanının şikâyetliye 02.08.2007 tarihinde tebliğ edilen 19.07.2007 tarihli yazısı ile savunmaya ilişkin delil ve belgelerinin bildirilmesi istenilmiştir. Şikâyetlinin hazır bulunduğu 17.10.2007 günlü oturum tutanağındaki beyanında “…Devamla, dosyada bulunan toplanmış muhbir beyanlarını değerlendirmek açısından bir savunma yapma yönü ile tarafıma bir celselik mehil verilmesinin uygun olacağını düşünüyorum. Meslektaşlarımın neden ve niçin böyle bir beyanda bulunduklarının da gerçekçi bağlamda anlamış değilim. Olayı salimen değerlendirmek yönü ile mümkün ise yazılı beyanda bulunmak ve delillerimi bildirmek için süre istiyorum…” dediği ve istediği sürenin verildiği ancak izleyen oturumda hazır bulunmadığı gibi herhangi bir beyan ve kanıt da bildirmediği görülmüş, duruşma tutanağındaki beyanından, hakkında şikâyette bulunanların “muhbir beyanları” olduğunu öğrendiği anlaşılmaktadır.
Ayrıca, şikâyette bulunanların alınan ifadelerinde, şikâyetlinin Konya’daki bürosuna ilâveten Çumra ilçesinde ……….. adresinde de bir büroyu kullandığı, kirasını mal sahibine ödediği, burada bir eleman çalıştırdığı, müvekkillerini burada kabul ettiği ve buradaki eşyalarını da şikâyetten sonra Konya’ya taşıdığının açıkça belirtildiği, ayrıca olayın mahallinde Avukatlar H. K. ve S. A. tarafından yapılan araştırmada, büronun mal sahibi ile görüşüldüğü ve ayni hususların teyit edildiği dosya içerisindeki tutanaktan anlaşılmaktadır.
Bu durumda, kovuşturmaya konu eylemin gerçekleştiği tanık beyanları ve mahallinde yapılan inceleme ile kanıtlanmıştır.
Yukarıda belirtildiği gibi, şikâyetliden kanıtları, gerek soruşturma aşamasında ve gerekse kovuşturma aşamasında ayrı ayrı istendiği halde kanıt bildirmemiştir. Bu nedenle hakkında yürütülen disiplin kovuşturmasının ihbara dayalı olduğunu bildiği oturum tutanağındaki beyanı ile belli olan ve savunması ile ilgili hiçbir kanıt gösterememiş bulunan şikâyetlinin eylemin gerçekleşmediğine, savunma hakkının kısıtlandığına ilişkin itirazlarının reddi gerekmiştir.
Şikâyetli itirazında, eylem ile verilen ceza arasında âdil denge bulunmadığını ileri sürmüştür. Şikâyetli hakkındaki disiplin kovuşturması 1136 Sayılı Yasanın 43/2, 51 maddeleri ile Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 8.maddelerine aykırılıktan açılmıştır. Şikâyetlinin hem Konya’daki bürosuna ek olarak Çumra’da da bir bürosunun bulunduğu ve burada müvekkilleri ile konuşmalar yaptığı, iş kabul ettiği ve hem de, Avukat M. A. A.’nın ve Avukat M. Ç.’nin ifadelerinden, Y. A. isimli emekli icra kâtibinin de büroya iş getirdiği ve onunla beraber çalıştıkları ortaya çıkmıştır. Böylece Avukatlık Yasasının 43/2 ve 51 maddeleri yanında, avukatların kendilerine iş sağlama niteliğindeki davranışlardan kaçınmak zorunda olduklarını belirleyen Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 8. maddesindeki düzenlemeye de aykırı davrandığı kanıtlanmıştır.
Şikâyetlinin eyleminin ve ihlal ettiği kuralların birden fazla olması, olayın niteliği, disiplin sicilindeki kesinleşmiş disiplin cezaları ile Avukatlık Yasasının 136/1. ve 158.maddesindeki ilkelerde nazara alındığında, Baro Disiplin Kurulunca takdir edilen disiplin cezasında da hukuka aykırılık görülmemiş ve kararın onanması gerekmiştir.
Sonuç olarak, şikâyetlinin itirazlarının reddi ile, Konya Barosu Disiplin Kurulunun “200,00-YTL para cezası verilmesine” ilişkin kararının ONANMASINA oybirliğiyle karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe