TBB Disiplin Kurulu Kararı – E. 2025/673 K. 2025/666

Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/2043

Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.

İlgili AVK maddeleri: AVK Madde 34, AVK Madde 134, AVK Madde 153
[ÖZET] *
Somut olayda, ceza davası, 17.10.2025 günlü duruşma ile derdesttir. Bu aşamada “kararı değişebileceği” ihtimali tedbiri kendiliğinden hükümsüz kılmaz. Baro Disiplin Kurulu’nun incelemeye konu kararında da belirtildiği üzere, Disiplin Kurullarının ceza yargılamasındaki delil değerlendirmesini değiştirme veya yeni suç vasfı tesis etme yetkisi bulunmadığından, “olası beraat” varsayımı üzerinden tedbiren işten yasaklama kararının kaldırılması hukuken mümkün değildir.
(Av. Yas. m. 34, 134,153 TBB Mes. Kur. m. 3,4 )

[KARAR METNİ] Şikâyetli avukat hakkında; “Tasarlayarak Kasten Adam Öldürme” suçu bakımından … Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/12464 Soruşturma No’lu dosyası ile yürütülen soruşturma kapsamında … Sulh Ceza Hakimliğinin 16.02.2017 tarih 2017/70 sorgu sayılı kararı ile şikâyetlinin tutuklandığı hususunun … Cumhuriyet Başsavcılığının 22.02.2017 günlü yazısı ile Baro Başkanlığına bildirilmesi üzerine başlatılan disiplin davasında Baro Disiplin Kurulu’nca şikâyetlinin tedbiren işten yasaklama kararının kaldırılması talebinin reddine karar verilmiştir.
Şikâyetli vekili sözlü ve yazılı savunmasında özetle; müvekkili hakkında ceza yargılaması neticesinde verilen mahkumiyet kararının Yargıtay tarafından bozulduğunu, yargılamanın ilk derece mahkemesinde devam ettiğini, tedbiren işten yasaklama kararı verilebilmesi için avukatlığa kabule engel olan suçlarda ceza mahkemesi kararının kesinleşmesi şartının arandığını, müvekkili hakkında mahkumiyet kararının kesinleşmediğini, mahkemenin yurt dışına çıkış hariç diğer adli kontrol kararlarını dahi kaldırdığını, 2018 yılında verilmiş olan tedbir kararının devam etmesinin çalışma hürriyeti hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, aynı konuda Anayasa Mahkemesinin benzer kararları bulunduğunu, müvekkili hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı bulunmaması ve yargılamanın devam ettiği hususlarının birlikte değerlendirilerek masumiyet karinesinin ihlal edilmemesi gerektiğini belirterek tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İncelenen dosya kapsamında, Baro Yönetim Kurulu’nun 08.11.2017 günlü toplantısında, şikâyetli avukat hakkında disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Şikâyetli avukatın disiplin kovuşturmasına konu eylemi nedeniyle …1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2017/207 esasına kayden “Tasarlayarak Öldürme” ve “Kişinin Ölümden Faydalanmak Suretiyle Hırsızlık” suçlarından açılan kamu davasında Mahkemenin 26.04.2018 gün ve 2018/141 sayılı ilamı ile sanık şikâyetli avukatın;
1- “Tasarlayarak Öldürme” suçu bakımından eylemine uyan TCK’nın 82/1-a maddesi gereğince Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis Cezası ile Cezalandırılmasına,
2- “Kişinin Ölümden Faydalanmak Suretiyle Hırsızlık” suçunu işlediğinden bahisle kamu davası açılmışsa da eylemin “Suç Delillerini Yok Etme, Gizleme veya Değiştirme” suçuna girdiği anlaşılmakla, kendi faili olduğu suç nedeniyle TCK’nın 281/2. maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiği,
Kararın temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 01.07.2020 günlü ilamı ile “…sanığın bu eylemlerinin TCK’nın 39.maddesi kapsamında kalması sebebiyle sanığın yardım eden olarak TCK’nın 82/1-a ve 39.maddeleri uyarınca teşdit uygulanarak cezalandırılması yerine yazılı biçimde suç vasfında hataya düşülerek müşterek fail olarak cezalandırılması usul ve yasaya aykırı olduğundan…” gerekçesi ile bozulduğu,
Bozma sonrası 2023/505 esasına kaydedilen dosyanın yargılamasının devam ettiği, duruşmanın 17.10.2025 gününe bırakıldığı,
Baro Disiplin Kurulu’nun 02.10.2018 günlü oturumunda şikâyetli avukatın tedbiren işten yasaklanmasına karar verildiği,
Şikâyetli avukat vekili Avukat M.M.G tarafından 30.07.2024 kayıt tarihli başvuru ile tedbiren işten yasaklama kararının kaldırılması talebinde bulunulduğu, Baro Disiplin Kurulu’nun 30.07.2024 günlü oturumunda talebin reddine karar verildiği, karara itiraz edilmediği,
Bu kez Şikâyetli avukat vekili Avukat N.Ö tarafından duruşma talepli olarak 14.05.2025 kayıt tarihli başvuru ile tedbiren işten yasaklama kararının kaldırılmasının talep edildiği, talep gibi 24.06.2025 tarihinde duruşma yapıldığı, yapılan inceleme neticesinde Baro Disiplin Kurulu’nun 25.06.2025 günlü kararı ile “Talep dilekçesinde mahkemece verilen kararın değişebileceği, yakınılan avukat hakkında somut delil bulunmadığı beraat kararı verilebileceği belirtilmişse de kararın değişmesi henüz söz konusu olmayıp, delil değerlendirmesini Disiplin Kurulunca yapılamaz ve ihtimallere dayalı olarak bir karar verilmesi de mümkün değildir. Kaldı ki yukarıda da açıklandığı gibi Yargıtay’ın yakınılan avukat hakkındaki bozma kararı da beraate yönelik değildir. Disiplin Kurullarının ceza yargılaması aşamalarında yapılan tespit ve suç nitelemesini değiştirecek (ve buna dayalı olarak da yeni bir suç nitelemesi yaparak yeni ceza belirlemesi yapacak) yetki ve görevi de bulunmamaktadır. Bu nedenle şikâyetli avukat hakkında verilen TEDBİREN İŞTEN YASAKLAMA KARARININ KALDIRILMASI TALEBİNİN REDDİNE” gerekçesiyle talebin reddine karar verildiği,
Talepçi şikâyetli avukat vekilinin 06.08.2025 kayıt tarihli ve duruşma talepli itiraz dilekçesinde özetle, tedbiren işten yasaklama kararına gerekçe yapılan ceza mahkemesi kararının 2020 yılında Yargıtay tarafından bozulduğunu, tutuklu olan müvekkilinin bozma sonrası konuttan ayrılmama adli kontrol tedbiri ile tahliye edildiğini, bozma sonrası devam eden yargılama sürecinde söz konusu adli kontrolün de yurt dışı çıkış yasağı ve imza atma şeklindeki adli kontrol tedbirine döndüğünü, ortada kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü olmamasına rağmen tedbiren işten yasaklama kararı verilmesinin masumiyet karinesinin açıkça ihlali olduğunu, yedi yıldır meslekten tedbiren yasaklanan müvekkilinin aynı zamanda suçlu yaftasına maruz kaldığını, lekelenmeme hakkının da ihlal edildiğini, artık bu kararın tedbir özelliğini yitirdiğini, fiili bir engel durumu haline geldiğini belirterek Baro Disiplin Kurulu tarafından verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ve kararın kaldırılmasını talep ettiği,
Kurulumuzca talep gibi önceden belirlenen gün ve saatte incelemenin duruşmalı yapıldığı, şikâyetli avukatın duruşmada savunma yaptığı görülmektedir.
Şikâyetli avukatın itirazı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Dosyada, şikâyetli avukat hakkında “Tasarlayarak Öldürme” suçundan, … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.04.2018 günlü ve 2018/41 sayılı mahkûmiyet ilamı bulunduğu ve bu ilamın, Yargıtay 1. Ceza Dairesi tarafından, yalnızca suç ortaklığı vasfına ilişkin hukuki nitelendirme yönünden bozulmasına karar verildiği, bozma kararının “beraat” e yönelik olmadığı, bozma sonrası yargılamanın 2023/505 esası ile devam ettiği ve bir sonraki duruşmanın 17.10.2025 gününe bırakıldığı anlaşılmaktadır.
Gelinen aşamalarda, Baro Disiplin Kurulu, 02.10.2018 tarihli kararı ile şikâyetlinin tedbiren işten yasaklamasına karar vermiş, 30.07.2024 tarihli kaldırma talebi reddedilmemiş, bu karara taraflar tarafından itiraz edilmemiş, yeniden 14.05.2025 tarihli talep üzerine ise Baro Disiplin Kurulunca 24.06.2025 tarihli kararıyla, “bozmanın beraate yönelik olmadığı ve disiplin kurullarının ceza yargılamasındaki tespit ve suç nitelendirmesini değiştirme yetkisi bulunmadığı” gerekçeleriyle kaldırma istemini reddetmiştir.
Şikâyetli avukat itiraz dilekçesinde masumiyet karinesi, lekelenmeme hakkı, adli kontrolün hafifletilmesi ve tedbirin süreklilik kazanması gibi durumlar nedeniyle kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Tedbiren işten yasaklama kararları, nihai bir disiplin yaptırımı olmayıp, mesleğin onuru, kamu güveni ve avukatlık mesleğinin saygınlığını korumaya yönelik, geçici ve koruyucu nitelikte bir önlemdir. Bu tedbir, ceza yargılaması devam ederken ortaya çıkan ciddi nitelikteki isnatlar ve dosyadaki somut olgular nedeniyle mesleğin ve kamunun korunmasını hedefler.
Dosya kapsamında, ilk derece mahkemesi tarafından verilen mahkûmiyet hükmü ve sonrasındaki bozmanın yalnızca suç ortaklığının vasfına ilişkin olması, isnatların ciddiyetinin yüksekliğini ve kamu güveninin korunması gerekliliğini göstermektedir.
Somut olayda, ceza davası, 17.10.2025 günlü duruşma ile derdesttir. Bu aşamada “kararı değişebileceği” ihtimali tedbiri kendiliğinden hükümsüz kılmaz. Baro Disiplin Kurulu’nun incelemeye konu kararında da belirtildiği üzere, Disiplin Kurullarının ceza yargılamasındaki delil değerlendirmesini değiştirme veya yeni suç vasfı tesis etme yetkisi bulunmadığından, “olası beraat” varsayımı üzerinden tedbiren işten yasaklama kararının kaldırılması hukuken mümkün değildir.
Her ne kadar şikâyetli avukatın itirazında, tutuklamanın adli kontrole, adli kontrolün de daha hafif tedbirlere dönüştüğü vurgulamışsa da ceza muhakemesi tedbirlerinin niteliği ve ölçüsü ve bunların değişmesi, disiplin tedbirinin varlığını doğrudan belirlemez. Disiplin hukuku, meslek düzenini ve kamu güvenini korur; bu koruma, ceza yargılamasındaki geçici değişikliklerden bağımsız olarak, isnadın ciddiyeti ve dosya olguları üzerinden değerlendirilir. Somut olayda bu olgular (ağır nitelikli isnat, ilk derece mahkûmiyeti, bozmanın beraate yönelik olmaması) değişmemiştir.
Tedbirin süresi yönünden yapılan itiraz bakımından ise; tedbirin süresi, tek başına kaldırma sebebi değildir; belirleyici olan, tedbirin dayandığı olan olguların değişip değişmediğidir. Dosyada, tedbirin dayanağını ortadan kaldıracak nitelikte yeni ve güçlü bir maddi olgunun ileri sürülmediği, Yargıtay bozmasının beraate işaret etmediği ve ceza davasının derdest olduğu görülmektedir. Bu halde, mesleki itibar ve kamu güveni bakımından tedbirin sürdürülmesi ölçülülük ilkesine uygundur.
Açıklanan nedenlerle, dosya kapsamındaki olguların değişmediği, Yargıtay bozmasının beraate yönelik olmadığı, isnadın ağırlığı karşısında mesleğin itibarı ile kamu güveninin korunması gereğinin devam ettiği ve bu itibarla tedbirin kaldırılmasını gerektirecek yeni bir durum ortaya konulamadığı anlaşıldığından itirazın reddi ile usul ve yasaya uygun olarak verilen kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-Talepçi vekilinin itirazının reddine, Antalya Barosu Disiplin Kurulu’nun
“Tedbiren İşten Yasaklama Kararının Kaldırılması Talebinin Reddine”
ilişkin 25.06.2025 gün ve 2017/176 Esas sayılı kararının
ONANMASINA,
2-Kararın onay için, Avukatlık Kanunu’nun 157/7.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine,
3-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,
Katılanların oybirliği ile karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 05 Eylül 2025
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!