TBB Disiplin Kurulu Kararı – E. 2025/539 K. 2025/489

Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/2028

Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.

İlgili AVK maddeleri: AVK Madde 34, AVK Madde 134, AVK Madde 136
[ÖZET] Disiplin dosyasının tetkikinden; şikâyetli avukatın, müvekkiliyle yaptığı vekâlet sözleşmesine dayanarak belirli hukuki işlemleri ifa etmek üzere ücret aldığı, ancak vekillik görevini gereği gibi yerine getirmediği, bu suretle hem vekalet ilişkisine dayanan özeni göstermediği hem de mesleki sorumluluğunu ihlal ettiği anlaşılmaktadır.
Disiplin cezası tayininde göz önünde bulundurulması gereken hususlardan biri de eylem tarihindeki disiplin sicil durumudur. Şikâyetli avukatın disiplin sicil özetinde, eylem tarihi olan 15.11.2013 itibarıyla yalnızca 12.04.2009 tarihli kınama ve 02.04.2012 tarihli uyarma cezasının bulunduğu anlaşılmaktadır.
(Av. Yas. m. 34,134,136  TBB.Mes.Kur.m.3,4)

[KARAR METNİ] Şikâyetli avukat hakkında; şikâyetçinin 08.04.2016 kayıt tarihli şikâyet dilekçesi üzerine başlatılan ve Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 08.03.2017 günlü “Olur”u ile “Müştekiye ait taşınmazlara …Belediyesi tarafından haksız bir şekilde müdahale edilmesinden kaynaklanan hakları ile ilgili davalar açmak ve daha önce açılan davaları da takip etmek üzere şikâyetçinin vekilliğini üstlenip vekâlet ücreti ve masraf karşılığında toplam 2.880 Türk lirası aldığı hâlde, vekillik görevini gereği gibi yerine getirmediği,
Bu cümleden olarak;
1-Bahse konu davaları açmadığı gibi söz konusu davaları açtığını ve keşif kararı verildiğini söyleyerek müştekiyi sürekli oyaladığı,
2-B… ilçesi, … mahallesinde kain, tapunun 172 ada 15 parsel sırasında kayıtlı taşınmazla ilgili davayı hak düşürücü süre içinde açmayarak şikâyetçinin mağduriyetine sebebiyet verdiği,
3-Müştekinin davacı ve davalı olarak yer aldığı …Sulh Hukuk Mahkemesinin 2006/97 ve aynı yer asliye hukuk mahkemesinin 2008/70 esaslarına kayden görülen ‘Müdahalenin men’i ve kamulaştırma’ davalarını gereği gibi takip etmeyerek yargılama sonunda aleyhe kararlar verilmesine sebebiyet verdiği” iddiası bakımından kovuşturma izni verilen disiplin davasında, eylem sabit görülerek disiplin cezası tayin edilmiştir.
Şikâyetli avukat soruşturma ve kovuşturma aşamasında savunma vermemiştir.
Disiplin yargılamasına konu eylemi nedeniyle yargılandığı ceza mahkemesinde, “bu şikâyette mesleki sorumluluk açısından benim de bir takım kusurlarım olmakla birlikte müştekinin gerçeği tamamen değiştiren ifadelerin de olduğu gibi değildir hadise, iki hususta dava görülmesi için anlaşma sağlanmıştır, bir tanesi zamanında uğranılan bir zarara ilişkindi, idare hukukunu da ilgilendiren, sonra bu davanın halen derdest olduğu, vekili Av.A…K…olmak üzere görevsizlik kararı verildiği fakat tebliğ edilmediğinden derdest olarak kaldığı görüldü. İkinci olan husus ise kadastro çalışma esnasında müştekinin arazisinden bir kısmın yola katıldığı ve bunun düzeltilmesi hususuydu, ilgili davaya girişmeden önce araziye ben iki defa çıktım, fakat müşteki sanki bir dava her meseleyi çözermiş gibi bu sefer hiç daha önce mevzu bahis yapmadığımız ve başka bir hususu benden talep etmiştir, o da ilgili parselde tekli ve kesikli çizgi olarak gözüken patika yolun iptali talebidir, bu şekilde gösterilen bir patika yolun tapu iptaline konu edilmesi mümkün değildir ve buna ilave olarak bu sefer de A…G…isimli bir komşu taşınmaz maliki ile zeminde hiçbir şekilde farkı anlayamadığımız bir sınır ihtilafı gündeme getirmiştir ve böylelikle kazanılamayacağını söylememle aramızdaki bu ilişki müvekkil avukatlık ilişkisi sona ermiştir fakat hata olarak avukatlık işi ilk görüşmelerinde yaptığım avukatlık sözleşmelerimin aksini yani hangi nedenlerle taleplerini yerine getiremeyeceğimi ve avukatlık müvekkil ilişkimizin sona erdiğini yazıya döküp imzasını alma imkanım olmamıştır. Alınan bir kısım ücreti vekaleti kendisine iade etmek istediğim doğrudur, fakat kendisi bunu şikâyetten vazgeçme gibi algıladığından olsa gerek, kabul etmeyip çağırmama rağmen gelmemiştir. Sonrada bu şikâyetle karşılaşınca zaten iletişim kalmamıştır.” şeklinde savunmada bulunmuştur.
İncelenen dosya kapsamında; dosyanın önceden Kurulumuza intikal ettiği, Kurulumuzun 12.04.2025 günlü kararı ile şikâyetçiye, şikâyetlinin itiraz dilekçesinin örneğinin tebliği ile varsa diyeceklerini bildirmesi için karar iadesine karar verildiği, Baro Disiplin Kurulunca eksikliğin ikmal edildiği,
Baro Yönetim Kurulu’nun 05.08.2016 günlü toplantısında şikâyetli avukat hakkında disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Şikâyetli avukatın disiplin kovuşturmasına konu eylemi nedeniyle, “Görevi Kötüye Kullanmak” suçundan cezalandırılması istemiyle …1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/177 esasına kayden açılan kamu davasında, Mahkemenin 06.03.2018 gün ve 2018/63 karar sayılı ilamı ile; sanık şikâyetli avukatın eylemine uyan TCK’nın 257/1, 62 ve 52/2. maddesi gereğince neticeten 7.500 TL Hapis Cezası ile Cezalandırılmasına karar verildiği, kararın temyizde onanarak 05.03.2024 günü kesinleştiği,
Mahkemenin; “Katılanın Av. A… K…’nu azletmesine müteakip …Noterliğinin 15.11.2013 tarih 3621 yevmiye numaralı vekaletname ile kendisine vekil olarak tayin ettiği sanık Avukat ile içeriği kabul edilen ücret sözleşmesi yapıldığı, sözleşme içeriklerinden dava masraflarının verildiğinin ve sanık tarafından verilen vekaletnameye istinaden hiçbir yasal işlem yapılmadığı ve ödenen paranın da ödemediğinin anlaşılması karşısında sanığın atılı suçu işlediği dosya kapsamı ile sabit görülüp…” gerekçesiyle karar verdiği,
Baro Disiplin Kurulu’nca “…Şikâyetli avukatın incelenen disiplin sicil özetinde tekerrüre esas 2009/4 Esas 2009/3 Karar sayılı Kınama, 2011/9 Esas 2012/1 Karar sayılı Uyarma, 2013/9 Esas, 2014/4 Karar sayılı 214,00 TL Para Cezası, 2014/2 Esas 2014/18 Karar sayılı 214,00 TL Para Cezası, 2014/16 Esas 2015/7 Karar sayılı 214 TL para cezası ihtiva eden dosyaları ile derdest disiplin kovuşturmalarının bulunduğu anlaşılmıştır.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 140. maddesinde ceza kovuşturmasının disiplin cezalarına etkisinin düzenlenmiş olup şikâyetli Avukatın sonucu beklenilen ceza kovuşturması sebebiyle kendisine isnat olunan ve aynı zamanda disiplin ovuşturmasının da konusunu teşkil eden fiili işlemiş olduğu ceza mahkemesi karar ile sabittir.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 34. Maddesi Avukatların yüklendikleri görevi bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek, avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Avukatlık Meslek Kurallarına uymakla yükümlü olduklarını, aynı Kanun’un 134. Maddesi ise avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, mesleki çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun davranmayanlar hakkında bu Kanun’da yazılı disiplin cezalarının uygulanacağım kurala bağlamış olup Kanun’un 34. Maddesi ile meslek kuralları da bu kapsama alınmıştır.
Şikâyetli Avukata isnat olunan ve işlenmiş olduğu ceza mahkemesi kararı ile sabit olan fiilin 1136 Sayılı Kanun’un 34 ve 134. Maddeleri ile Avukatlık Meslek Kurallarının 3 ve 4. Maddelerine aykırılık teşkil etmesi ve şikâyetli Avukatın tekerrüre esas kesinleşmiş disiplin cezalarının bulunması nedeniyle 1136 Sayılı Kanun’un 136/1 maddesi de göz önünde bulundurularak aynı Kanun’un 135/4 maddesi uyarınca şikâyetli Avukatın 2 yıl 6 ay müddetle işten çıkartılması cezası ile cezalandırılması gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.”  gerekçesiyle şikâyetli hakkında ceza tesis edildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde eylem tarihi itibariyle (15.11.2013), Avukatlık Kanunu’nun 136/2.maddesi gereğince tekerrüre esas 02.04.2012 kesinleşme tarihli uyarma ve 12.04.2009 kesinleşme tarihli kınama cezasının olduğu,
Şikâyetli avukat 03.01.2025 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, kesinleşmiş ceza kararı nedeniyle uzamış zamanaşımı geçerli olsa da somut olayda görevi kötüye kullanma suçu için kanuni 8 yıllık dava zamanaşımı süresi geçmiş olduğundan disiplin cezası verilmesine zamanaşımı nedeniyle imkan olmadığını, Avukatlık Kanunu madde 136 hükmü gereğince para cezası değil de üst disiplin cezasının uygulanabilmesi için geçmiş 5 yıl içinde ilgili disiplin cezaları verilmesi gerekirken 7 yıl önceki en yakın tarihli karara atıfta bulunularak üst disiplin cezası verilmesinin de açıkça kanun hükmünün ihlali olduğunu, 2015/7 sayılı para cezası kararından sonraki şu ana kadar olan 9 yılı aşkın sürede başka kesinleşmiş bir disiplin cezasının olmadığını, bu nedenle mesleki faaliyetten yasaklanma cezası verilmesinin, takdir hakkının kanuna aykırı ve aşkın kullanımı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep ettiği,
Usulüne uygun tebligata rağmen itiraza cevap verilmediği görülmektedir.
Şikâyetli avukatın itirazı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Şikâyetli avukat hakkında başlatılan disiplin kovuşturmasında; şikâyetçinin vekili sıfatıyla üstlendiği görevleri gereği gibi yerine getirmediği, taşınmazlara yönelik davaları açmadığı halde açmış gibi göstererek müvekkilini yanılttığı, bazı davaları ise hak düşürücü süre içinde açmadığı ve hali hazırda devam eden diğer davaları da özenle takip etmeyerek müvekkilin zararına sonuçlara neden olduğu iddialarıyla ilgili olarak yürütülen disiplin yargılamasında, Baro Disiplin Kurulu tarafından verilen 2 yıl 6 ay süreyle işten çıkarma cezasına karşı şikâyetli avukatın süresi içinde yaptığı itiraz incelenmiştir.
Disiplin dosyasının tetkikinden; şikâyetli avukatın, müvekkiliyle yaptığı vekâlet sözleşmesine dayanarak belirli hukuki işlemleri ifa etmek üzere ücret aldığı, ancak vekillik görevini gereği gibi yerine getirmediği, bu suretle hem vekalet ilişkisine dayanan özeni göstermediği hem de mesleki sorumluluğunu ihlal ettiği anlaşılmaktadır.
…1. Ağır Ceza Mahkemesince görülen kamu davasında verilen ve kesinleşen hüküm ile şikâyetlinin eylemi sabit görülerek TCK’nın 257. maddesi kapsamında görevi kötüye kullanma suçundan mahkûmiyetine karar verilmiş olması, disiplin hukuku bakımından da vakıanın sabitliğini ortaya koymaktadır.
Her ne kadar şikâyetli avukat savunmasında, müvekkilinin taleplerinin hukuki karşılığının olmadığını, bu nedenle bazı davaları açmaktan imtina ettiğini, aralarındaki ilişkinin müvekkilin talepleri karşılanamayınca sona erdiğini ve ücret iadesi teklifinde bulunduğunu ifade etmişse de vekillik görevine son verildiğine ilişkin müvekkile açık bir bildirimde bulunmadığı, alınan vekalet ücreti karşılığında herhangi bir dava açmadığı ve bu hususların ceza mahkemesince de hükme esas alındığı görülmektedir.
Avukatlık Kanunu’nun 34. maddesi gereği, avukatlar yüklendikleri görevi kutsallığına yaraşır bir biçimde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve meslek kurallarına uygun davranmakla yükümlüdürler. Ayrıca, Kanun’un 134. maddesi uyarınca, bu yükümlülükleri ihlal eden avukatlar hakkında disiplin cezalarının uygulanacağı açıktır. Şikâyetli avukatın, mesleki sorumluluğu kapsamında ifa etmesi gereken görevleri ihmal ederek müvekkiline zarar verdiği sabit olup, bu davranışın Meslek Kuralları’nın 3. ve 4. maddelerine de açıkça aykırı olduğu izahtan varestedir.
Ancak disiplin cezası tayininde göz önünde bulundurulması gereken hususlardan biri de eylem tarihindeki disiplin sicil durumudur. Şikâyetli avukatın disiplin sicil özetinde, eylem tarihi olan 15.11.2013 itibarıyla yalnızca 12.04.2009 tarihli kınama ve 02.04.2012 tarihli uyarma cezasının bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bu bağlamda, şikâyetli avukatın eyleminin sabit olması ve ceza mahkemesi kararıyla da doğrulanması karşısında disiplin cezası verilmesi yerinde olmakla birlikte, tekerrüre esas kınama ve uyarma cezasının bulunması nedeniyle, işten çıkarma cezası ağır bir yaptırım olup ölçülülük ilkesine aykırılık teşkil etmekle, Avukatlık Kanunu’nun 136. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kınama cezasının bir üst cezası olan para cezası tayininin, somut olayla uyumlu ve hakkaniyetli olacağı kanaatine varılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, şikâyetli hakkında verilen 2 yıl 6 ay süreyle işten çıkarma cezasının düzeltilerek onanmasına, şikâyetlinin eylem tarihindeki (2013) para cezası sınırı dikkate alınarak, 398,00 TL para cezası ile cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-Şikâyetli avukatın itirazının kısmen kabulüne, …Barosu Disiplin Kurulu’nun Şikâyetlinin
“2 Yıl 6 Ay Süre ile İşten Çıkarma Cezası ile Cezalandırılmasına”
ilişkin 28.06.2024 gün ve 2016/16 Esas, 2024/13 Karar sayılı kararının para cezasına çevrilmek suretiyle
DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
şikâyetli avukatın
398,00 TL PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
2-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,
Oybirliğiyle karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 11 Temmuz 2025
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!