TBB Disiplin Kurulu Kararı – E. 2025/305 K. 2025/424

Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/2019

Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.

İlgili AVK maddeleri: AVK Madde 5, AVK Madde 34, AVK Madde 134
[ÖZET] Avukatlık Kanunu 136/1 maddesinde de meslekten çıkarma cezasının uygulanabilmesi için avukatın Avukatlık Kanunu 5/1-a maddesinde yazılı suçlardan birinden kesin olarak hüküm giyme hali aranmaktadır.
Somut olayda, şikâyetli avukatın, müvekkilinden dava açmak için masraf aldığı halde davayı açmayıp mesleğin ifasında özensiz davrandığı, mesleğe olan güven ve inancın sarsılmasına neden olduğu bu bakımdan şikâyetli avukatın eyleminin disiplin cezası gerektirdiği hususu tartışmasız olmakla birlikte Baro Disiplin Kurulunca yukarıda belirtilen kanun maddeleri kapsamında eyleme uygulanması gereken cezanın tespitinde hatalı değerlendirme yapılmıştır.
(Av. Yas. m. 5/1-a, 34,134 TBB.Mes.Kur.m.3,4)

[KARAR METNİ] Şikâyetli avukat hakkında; Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 11.05.2020 günlü “Olur”u ile; “İşe iade davası açmak üzere, … 13. Noterliğince düzenlenen 13.10.2017 tarihli vekâletname ile şikâyetçinin vekilliğini üstlenip, masraflara mahsuben 750,00TL aldığı hâlde bahse konu davayı açmayıp, gereğine tevessül etmediği” iddiası bakımından soruşturma izni verilmesi üzerine başlatılan disiplin davasında, eylem sabit görülerek ceza tayin edilmiştir.
Şikâyetli avukat soruşturma ve kovuşturma aşamasında savunma vermemiştir.
Disiplin yargılamasına konu eylem nedeniyle yargılandığı mahkemedeki savunmasında; “Ben üzerime atılı suçlamayı anladım, ben üzerime atılı suçlamayı anladım, müştekiden yalnızca dosya için masraf aldım, ancak avukatlık ücreti almadım, avukatlık ücreti almadığım için herhangi bir işlem yapma, dava açma zorunluluğum bulunmamaktadır, ben o dönemler ilik bağışı yapmaktaydım, vurulan iğnelerin uyutucu etkisi mevcuttur, süre de o nedenle kaçmıştır, ben müştekiye zararını gidermek için iki adet senet verdim, suç işlemek kastım yoktur, esasa ilişkin savunmalarımızı yazılı olarak yapacağız, zararı gidermek istemem, suçsuzum, beraatimi talep ediyorum” şeklinde beyanda bulunmuştur.
İncelenen dosya kapsamında; Baro Yönetim Kurulu’nun 01.08.2019 günlü toplantısında şikâyetli avukat hakkında Avukatlık Kanunu’nun 34, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3 ve 4. maddesi gereğince disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Şikâyetli avukatın disiplin kovuşturmasına konu eylemi nedeniyle, “Görevi Kötüye Kullanma” suçundan cezalandırılması istemiyle … 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/155 esasına kayden açılan kamu davasında, Mahkemenin 09.02.2024 gün ve 2024/92 karar sayılı ilamı ile; sanık şikâyetli avukatın eylemine uyan TCK’nın 257/1 ve 62. maddesi gereğince neticeten 5 Ay Hapis Cezası ile Cezalandırılmasına ve CMK’nın 231/5 maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin 30.03.2024 günü kesinleştiği,
Mahkemenin; “…Mahkememizce yapılan incelemede sanık tarafından katılan adına Adana Mahkemelerine açılmış herhangi bir davanın bulunmadığı, Yargıtay 3.HD’nin 2020/4028 esas, 2021/595 karar ve 28.01.2021 tarihli kararı ile benzer içtihatlar ve ilgili mevzuat hükümleri gereği masrafların müvekkil tarafından ödendiği hususundaki karine ve vekalet ücretinin ödenmemesinin işin görülmesine mani olmaması karşısında sanığın vekalet ücreti ve masrafların ödenmemesi sebebiyle işlem yapmadığı şeklindeki savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu, zira sanığın aldığı vekaletname uyarınca davanın seyri gereği üzerine düşen bütün sorumluluktan yerine getirmesi gerektiği, bunun için de vekaletnamenin verilmesinden sonra vekaletname ile verilen görev için gerekli olan dava sürecinin gereğinin yapılarak takip edilmesi gerektiği, dolayısıyla aşamalarda alman katılan anlatımlarının sanık hakkındaki hususu doğruladığı nazara alındığında sanığın suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmediği, sanığın avukat olması nedeniyle yaptığı görevin kamu görevi olduğu, avukatın da kamu görevlisi olduğu, sanığın eyleminin görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu, bu suçun TCK’nın 257/1 maddesinde düzenlendiği, buna göre kanunda  ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisinin cezalandırılacağı, somut olayda da sanığın katılanın vekilliğini üstlenmesine rağmen süresi içerisinde işe iade davası açmayarak katılanın zararına neden olduğu, bu eylem ile sanığın üzerine atılı görevi kötüye kullanma suçunu işlediği anlaşılmış olup sanığın üzerine atılı suçtan TCK’nın 257/1.maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın yargılama sürecindeki davranışları ve  cezanın geleceği üzerinde olası etkileri bir arada değerlendirilerek 5237 sayılı TCK’nın 62/1 maddesi gereğince cezasından takdiren 1/6 oranında indirim yapıldığı, sanığın adli sicil kayıtlarında kasıtlı suçtan mahkumiyet kararı bulunmaması, kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önüne  alınması sonucunda ilerde yeni bir suç işlemeyeceği konusunda mahkememizce olumlu kanaate varılması  nedenleriyle sanık hakkında CMK 231/5 maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına  karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” gerekçesiyle karar verdiği,
Baro Disiplin Kurulu’nca “…Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu; yargı denetiminden de geçen kararlarında, meslekten çıkarmayı gerektiren bir suçtan dolayı, yapılan ceza yargılaması sonucunda verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı nedeniyle, eylemin karşılığı olan cezadan bir alt ceza verilmesi gerektiği konusunda istikrar kazanan görüşünü sürdürmektedir. Avukatlık Kanunu’nun 135/4 maddesinde, meslekten çıkarma cezasının bir alt cezası olarak ‘işten çıkarma, avukatın veya avukatlık ortaklığının üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere meslekî faaliyetlerinin yasaklanmasıdır.’ şeklinde tanımlanmıştır. Kurulumuzca da bu görüş benimsenmektedir. Şikâyetli avukatın dosya kapsamında sabit eyleminin Avukatlık Kanunu ve Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarına aykırılık teşkil ettiği, …7. Ağır Ceza Mahkemesi 2021/155 esas, 2024/92 karar maddi olay ile ilgili kesinleşen kararı gözetilerek, şikâyetli avukat hakkında kurulumuzda Avukatlık Kanunu 135/4 maddesi gereğince ‘3 Ay Süre ile İşten Çıkarma Cezası ile Cezalandırılmasına’ karar vermek yönünde kanaat hasıl olmuştur.” gerekçesiyle karar verildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde ceza olmadığı,
Şikâyetli avukatın 19.02.2025 tarihli itiraz dilekçesinde özetle; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kendisine tebliğ edilmediğinden karara karşı itiraz hakkının devam ettiğini, yeniden yargılama talebinde bulunacağını, avukatın sadece dava masrafı almış olmasının dava takibi için yeterli olmadığını, ücret hakkının tamamını alması gerektiğini, şikâyetçinin şirketten tahsilat yapıp yapmadığının da araştırılmadığını, söz konusu olayda şikâyetçinin zararının meydana gelmediğini belirterek kararın kaldırılmasını talep ettiği,
Usulüne uygun tebligata rağmen itiraza cevap verilmediği görülmüştür.
Dosya incelendi:
Şikâyetli avukatın şikâyetçinin vekilliğini üstlendiği ve dava açmak için masraf aldığı halde dava açmayarak görevinin gereklerine aykırı hareket ettiği, mesleğin ifasında gerekli özeni göstermediği, bu konuda hakkındaki ceza yargılaması neticesinde “görevi kötüye kullanma” suçu bakımından TCK 257/1 ve 62.maddesi gereğince 5 Ay Hapis Cezası ile Cezalandırılmasına neticeden CMK’nın 231/5 maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, Baro Disiplin Kurulunca da şikâyetli avukatın eyleminin Avukatlık Kanunu 5/1-a maddesi kapsamında değerlendirildiği bu nedenle de meslekten çıkarma cezası verilmesi gerekirken, ceza yargılamasına konu maddi olay ile ilgili kesinleşen mahkeme kararı esas alınarak, bir alt ceza uygulamasına gidilmekle 3 ay süre ile işten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Avukatlık Kanunu 5/1-a maddesi “Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı iki yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, (…)3 zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmak,” şeklinde olup, madde metninden de anlaşılacağı üzere TCK 257. maddesinde tanımlanan “ Görevi Kötüye Kullanma” suçu avukatlık mesleğine kabulde engel hallerden sayılmamıştır.
Avukatlık Kanunu 136/1 maddesinde de meslekten çıkarma cezasının uygulanabilmesi için avukatın Avukatlık Kanunu 5/1-a maddesinde yazılı suçlardan birinden kesin olarak hüküm giyme hali aranmaktadır.
Somut olayda, şikâyetli avukatın, müvekkilinden dava açmak için masraf aldığı halde davayı açmayıp mesleğin ifasında özensiz davrandığı, mesleğe olan güven ve inancın sarsılmasına neden olduğu bu bakımdan şikâyetli avukatın eyleminin disiplin cezası gerektirdiği hususu tartışmasız olmakla birlikte Baro Disiplin Kurulunca yukarıda belirtilen kanun maddeleri kapsamında eyleme uygulanması gereken cezanın tespitinde hatalı değerlendirme yapılmıştır. Bu nedenle şikâyetli avukatın itirazının kısmen kabulü ile Baro Disiplin Kurulu kararının kınama cezasına çevrilmek suretiyle düzeltilerek onanmasına şikâyetli avukatın Avukatlık Kanunu’nun 34, 134, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3 ve 4.maddelerine aykırı eylemi nedeniyle Avukatlık Kanunu’nun 136/1.maddesi delaletiyle aynı Kanunun 135/2.maddesi gereğince kınama cezası ile cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-Şikâyetli avukatın itirazının kısmen kabulü ile …Barosu Disiplin Kurulu’nun Şikâyetlinin “
3 Ay Süre ile İşten Çıkarma Cezası ile Cezalandırılmasına”
ilişkin 03.07.2024 gün ve 2019/88 Esas, 2024/100 Karar sayılı kararının kınama cezasına çevrilmek suretiyle
DÜZELTİLEREK ONANMASINA
, Şikâyetli avukatın
KINAMA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
2- Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,
Oy birliği ile karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 11 Temmuz 2025
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!