Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1739
Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.
(Av. Yas. m. 34, 134,166, TBB Mes. Kur. m. 3,4,43 ) [KARAR METNİ] Şikâyetli avukat hakkında; “Vekil sıfatı ile 03.09.2021 günü ortaklığın giderilmesi davası açmak üzere şikâyetçi ile anlaştığı ve 58.000 TL harç bedeli olduğunu söyleyerek toplamda 61.000 TL ödeme aldığı halde görevinin gereğini yerine getirmediği gibi aldığı parayı da iade etmediği” iddiası bakımından başlatılan disiplin davasında, eylem sabit görülerek ceza tesis edilmiştir.
Şikâyetli savunmasında özetle, şikâyetçi ile tanışıklıklarının eskiye dayandığını, kendisi ve eşi adına bir çok dava takip ettiğini, şikâyetçinin yurtdışında yaşadığını bu nedenle kendisinden herhangi bir yazı alamadığını ancak haberleşmenin genelde WhatsApp aracılığıyla olduğunu, buna dair şikâyetçi ve kendisi tarafından gönderilen sesli mesajları da dilekçe ekinde sunduğunu, şikâyetçi ve eşine ait tüm dava ve işlemlerdeki masraf, vekalet ücretleri toplandığında şikâyetçinin kendisine borçlu olduğunu beyan etmiştir.
İncelenen dosya kapsamından, Baro Yönetim Kurulu’nun 01.09.2022 günlü toplantısında, şikâyetli hakkında disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Baro Disiplin Kurulu’nca, “Hal böyle iken, tüm dosya kapsamından, şikâyetli avukatın şikâyetçinin vekili sıfatı ile ortaklığın giderilmesi davası açmak üzere şikâyetçiden 61.000 TL harç parası adı altında ödeme aldığı, şikâyetçinin anılan davanın maktu harca tabi olduğunu öğrenmesi üzerine şikâyetli avukatı azlettiği, akabinde konu ile ilgili dava ve icra takiplerinin yapıldığı, şikâyetli avukatın savunmasını hapis hakkı kullanımı olarak yaptığı, bilindiği üzere emsal Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulunun 09.05.2003 günlü ve 2003/46-150 E-K. Sayılı kararına göre ‘hapis hakkının kullanıldığının iş sahibine yazılı ve tahsil edilen para ile hangi işlemden ötürü ne miktarda olduğunun tartışmaya olanak vermeyecek şekilde bildirilmesinin zorunlu olduğundan’ ve somut olayda bu zorunluluğa uyulmadığından aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.” gerekçesiyle karar verildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde ceza olmadığı,
Şikâyetli vekilinin 26.12.2023 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, avukatın hapis hakkını kullanacağı veya kullandığı yönünde müvekkiline bildirimde bulunmasının, avukatlık sözleşmesinden doğan hesap verme yükümlülüğüne ilişkin olduğunu, böyle bir bildirimin yapılmamış olmasının, avukatın hapis hakkının varlığına veya bu hakkın kullanılmasına engel olmayacağını, takip edilen işin veya davanın müvekkil lehine sonuçlanmış olmasının ise gerekmemekte olduğunu, avukatın yapmış olduğu giderler için giderin yapılmış olmasının, ücret alacağından farklı olarak, alacağın muacceliyeti bakımından yeterli olduğunu, … Barosunun asgari ücret tarifesine göre müvekkilinin şikâyetçiden alması gereken minimum vekalet ücretinin 2020 yılı için 51.400 TL, 2021 yılı için ise 58.000 TL olduğunu, kaldı ki şikâyetçinin müvekkile yapmış olduğu ödemenin harç ve masraflar dahil olmak üzere 77.250 TL olduğunu, bu durumda müvekkilinin yapmış olduğu tüm işlemler dikkate alındığında müvekkilinin vekalet ücretini dahi eksik aldığının görüleceğini, davalıların Almanya’da yaşaması nedeniyle avukatlık hizmet sözleşmesinin imzalanamadığını, bu sebeple müvekkilinin alacağının Avukatlık Kanunu’nun 164/4. hükmüne göre belirlenmesi gerekeceğini, ayrıca müvekkilinin, Avukatlık Kanunu’nun 164/5. maddesi gereğince tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenilecek vekalet ücretine de hak kazandığını belirterek haksız yere verilen kararın kaldırılmasını talep ettiği,
Usulüne uygun tebligata rağmen itiraza cevap verilmediği görülmektedir.
Şikâyetli vekilinin itirazı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Avukatlık Kanunu’nun 166.maddesi, “Avukat, müvekkili tarafından verilen veya onun namına aldığı malları, parayı ve diğer her türlü kıymetleri, avukatlık ücreti ve giderin ödenmesine kadar, kendi alacağı nispetinde elinde tutabilir.”,
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3. maddesi, “Avukat, mesleki çalışmasını kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde ve işine tam bir sadakatle yürütür.” hükmünü amirdir.
Yargı kararlarında da işaret edildiği gibi, hapis belli başlı usullere uygun olarak kullanılmalıdır. “Hemen belirtmek gerekir ki, Avukatlık Kanunu’nun 166. maddesinde tanımlanan hapis hakkı, sadece vekâlet ücreti alacakları ve yapılan giderler oranında kullanılabilir. Avukatın, müvekkili nam ve hesabına tahsil etmiş olduğu alacak ve değerlerden, ücret ve masraf alacağından fazla bir miktarını ‘hapis hakkı’ adı altında elinde tutması, bu hakkın yasaya konuluş amacına aykırı olduğu gibi, avukatlık meslek kurallarına da aykırıdır. Aynı şekilde hapis hakkını kullanan avukatın, müvekkilin nam ve hesabına tahsil ettiği alacakları geciktirmeksizin iş sahibine bildirmesi, hangi işten dolayı ve ne miktarda ücret ve masraf alacağı olduğunu açıklaması ve konu ile ilgili karşı tarafı bilgilendirdikten ve gerektiği durumlarda yapılacak hesaplaşmadan sonra, alacağı oranında hapis hakkını kullanması gereklidir. Esasen bu durum, avukatın müvekkiline hesap verme yükümlülüğünün de tabii bir sonucudur. Nitekim Avukatlık Kanunu’nun 34. maddesinde, ‘Avukatlar, yüklendikleri görevleri, bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık ünvanlının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler.’ hükmü, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 43. maddesinde de, ‘Müvekkil adına alınan paralar ve başkaca değerler geciktirilmeksizin müvekkile duyurulur ve verilir.’ hükmü bulunmaktadır.” (Yargıtay 13.Hukuk Dairesi 24.05.2017 gün, 2015/19231 esas, 2017/6255 karar)
Avukat, müvekkili tarafından kendisine verilen ödemelerle ilgili açıklamayı geciktirmeksizin iş sahibine bildirmeli, hangi işten dolayı ve ne miktarda ücret ve masraf alacağı olduğunu açıklamalı ve konuyla ilgili karşı tarafı bilgilendirdikten sonra, alacağı oranında hapis hakkını kullanmalıdır.
Somut olayda, şikâyetli avukat, gerçeğe aykırı beyanla şikayetçi müvekkilinden gerektiğinden fazla ödeme alarak, kalan parayı uhdesinde tutuğu gibi, masraf ve ücretlerle ilgili gerekli bilgilendirmeyi yapmayarak mesleğinde özensiz davranmıştır.
Dosya kapsamında incelenen eylemde hem hapis hakkı usulüne uygun kullanılmamış hem de hesaplamalar doğru yapılmamıştır. Şikâyetli avukat hapis hakkını usulüne uygun kullanırken, hak ettiği vekalet ücretini, eğer taraflar arasında yazılı bir ücret sözleşmesi yoksa Resmî Gazetede yayımlanan Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi dikkate alınarak hesaplamalıdır. Somut olayda her iki durumda da yasaya ve ilkelere uyulmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, mesleğinde özenli davranmayan şikâyetlinin eylemi, Avukatlık Kanunu’nun 136/1.maddesi gereğince, “davranışında kusurlu sayıldığının kendisine bildirilmesine” şeklinde Kanununda vücut bulan kınama cezasını gerektirdiğinden, itirazın reddi ile usul ve yasaya uygun olarak verilen kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-Şikâyetli vekilinin itirazının reddine, … Barosu Disiplin Kurulu’nun Şikâyetlinin
“Kınama Cezası ile Cezalandırılmasına”
ilişkin 29.09.2023 gün ve 2022/81 Esas, 2023/96 Karar sayılı kararının
ONANMASINA,
2- Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,
Oybirliğiyle karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe