Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1690
Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.
(Av. Yas. m. 34, 134, 159, TBB Mes. Kur. m. 3,4 ) [KARAR METNİ] Şikâyetli Avukat hakkında; Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün “Olur”u ile “Davalı vekili sıfatıyla takip ettiği … Asliye Hukuk (Aile Mahkemesi sıfatıyla) Mahkemesinin 2014/32 esasına kayden görülen boşanma davasının 14/08/2014 tarihinde yapılan 3. celsesinde, davalının diğer vekili Avukat A.P.K. ile hâkim arasında tanık dinlenilmesi hususunda çıkan tartışmayı mahkeme hâkiminin bilgisi dışında ve 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanununun 183. ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 286. maddelerindeki düzenlemelere aykırı olarak cep telefonu ile kayda aldığı” iddiası ile kovuşturma izni verilmesi üzerine başlatılan disiplin davasında, eylem sabit görülerek ceza tesis edilmiştir.
Şikâyetli savunmalarında özetle; duruşmaya başlamadan önce mahkeme hakimi tarafından “neden adli tatilde duruşma alındığı” hususunda söylenerek duruşmaya gergin başladığı, “nafaka taleplerinin olduğunu, karşı dava açtıklarını ve bu dosya ile birleştiğini, tanıkların dışarıda hazır edildiği ve dinlenmesini talep ettiklerini” talep etmiş olmasına rağmen iş bu talebinin ilgili hakim tarafından dinlenmediği gibi duruşma zaptına dahi geçilmediği bunun üzerine tanıklardan birinin kanser hastası olması nedeniyle geçen celse hakim beyanı üzerine hazır edildiği ve dinletme konusunda talebinin olduğunu beyan etmesine rağmen üzerine ilgili hakim tarafından “ben adli tatilde tanık dinlemem taleplerinizi de değerlendirmem” demesi üzerine talebinin zapta geçmesi hususunda ısrarcı olması karşısında ilgili hakimin duruşmayı keyfi bir şekilde bitirerek tarafına çıkın diyerek duruşma salonundan kovma girişiminde bulunduğunu, mübaşire dönerek polis çağırın dediğini, bu tavır üzerine taleplerinin zapta geçirilmediği, kendilerine yapılan tavrın ispatının mümkün olmayacağı, duruşma salonunda bulunan kameraların çalışmadığını iddia ederek “o zaman biz kameraya çekelim” demesi üzerine hakimin tutanak tutmaya başladığını, cüppesini fırlatarak duruşma salonundan çıktığı ve söylenmeye devam ettiği, bunun üzerine diğer tarafın avukatı ile birlikte hakimin odasına gittiklerinde kendilerini odasından da kovduğunu, bu tavır üzerine de kendilerinin “bizi bu şekilde kovmamalısınız, siz hakimsiniz bu şekilde davranmanız uygun değil, haşa siz de biz de Allah değiliz” diyerek odasından ayrıldıklarını, ilgili hakim hakkında kendilerinin de Adalet Bakanlığı’na, HSYK’ya, BİMER’e, Başbakanlık Genel Sekreterliği’ne ve Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği’ne şikayetlerinin olduğunu, şikayetçinin hakkındaki iddialarının asılsız olduğunu, kabul etmediğini beyan etmiştir.
İncelenen dosya kapsamında; Baro Yönetim Kurulu’nun 14.08.2015 günlü toplantısında şikâyetli Avukat hakkında disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Şikâyetli Avukatın disiplin davasına konu eylemi nedeniyle, “Ses ve Görüntülerin Kayda Alınması” suçundan cezalandırılması istemiyle … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2023/219 (Yargıtay bozmasından önce 2015/24)esasına kayden açılan kamu davasında, Mahkemenin05.07.2023 gün ve 2023/268 karar sayılı ilamı ile sanık şikâyetli Avukat hakkında açılan kamu davasının ön ödeme nedeni ile TCK’nın 75 ve CMK’nın 223/8 maddesi uyarınca düşmesine karar verildiği, kararın temyiz edilmeden 05.07.2023 günü kesinleştiği,
Mahkemenin; “02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmî Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 6763 Sayılı yasanın 12. maddesi ile değişik 5237 sayılı TCK’nın 75. maddesi hükmü de nazara alındığında müsnet suçun ön ödeme kapsamında kalan suçlardan olduğu, sanığa çıkartılan ön ödeme ihtaratını içerir meşruhatlı davetiyenin 02.06.2023 tarihinde e-tebliğ yolu ile tebliğ edildiği, sanığın ön ödeme ihtaratına uyarak yargılama masrafları ile birlikte 984,00 TL’yi 06.06.2023tarihinde Maliye Veznesine yatırarak buna ilişkin makbuzu dosyamıza sunduğundan sanık hakkında açılan kamu davasının ön ödeme nedeni ile düşmesine” karar verildiği,
Baro Disiplin Kurulu’nca “Dosya kapsamına bakıldığında, şikâyetli avukat tarafından duruşma esnasında ve sonrasında mahkeme hâkimi ile aralarında geçen tartışma neticesinde şikâyetli avukatın duruşma salonunda görüntü kaydı aldığı, bu konuda Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılamada her ne kadar düşme kararı verildiği görülse de söz konusu karar ön ödeme düzenlemesi sonucunda verildiği görülmüştür. Yine dosya kapsamında bulunan evraklar, duruşma zabıtları, mahkeme dosyaları, savunmalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde şikâyetli avukatın husumete konu olayda haklı olacağı varsayılsa dahi avukat olarak bilmesi gereken ve bildiği varsayılan TCK 286. madde düzenlemesini ihlal ettiği, bu durumun Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları 17. ve 25. maddeleri Avukatlık Kanunu 34. ve 134. maddeleri aykırı hareket etmesi sebebi ile” gerekçesiyle karar verildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde ceza olmadığı,
Şikâyetli Avukat vekilinin29.09.2023 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, müvekkili hakkında verilen uyarma cezasının yerinde ve usule uygun olmadığını, ön ödeme nedeniyle düşme kararının kovuşturmanın sonuçlarından kurtulmayı sağlayan bir kurum olduğunu, müvekkili hakkında ortada bir mahkûmiyet kararı olmadığını, Avukatlık Kanunu’nun 159/2.maddesi uyarınca 4,5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek mezkûr kararın bozulmasına karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
Kurulumuzca Baro Disiplin Kurulu kararına vaki itiraz ile birlikte tüm dosya kapsamı incelendiğinde;
Ceza Mahkemesinde yapılan yargılamada her ne kadar ön ödeme sebebiyle düşme kararı verilmiş ise de bu karar ceza yargılamasından bağımsız olarak, yargılamaya konu eylem konusunda disiplin kovuşturması yapılmasına ve yapılacak kovuşturma sonucunda disiplin cezası verilmesine engel teşkil etmemektedir. Disiplin kovuşturmasına konu eylemin maddi delillerle sabit olması halinde düşme kararı; şikâyetlinin bu fiil sebebiyle sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı gibi, disiplin kovuşturması neticesinde verilecek ceza bakımından da bağlayıcı değildir.
Avukatlık, kolektif bir itibar mesleğidir. Bu itibardan yararlanmak her avukatın hakkı olduğu gibi, bu itibarı korumak ve lekelenmesine izin vermemekte her avukatın yükümlülüğüdür.
Somut olayda şikâyetli avukata izafe edilen eylemin disiplin hukuku bağlamında irdelenmesi neticesinde Avukatlık Kanunu’nun 159/3.maddesinde düzenlenen zamanaşımı süreleri dikkate alınarak yapılan değerlendirme sonucunda Baro Disiplin Kurulu kararında hukuki isabetsizlik görülmediğinden vaki itirazın reddi ile usul ve yasaya uygun kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-Şikâyetli vekilinin itirazının reddine; … Barosu Disiplin Kurulu’nun Şikâyetlinin
“Uyarma Cezası ile Cezalandırılmasına”
ilişkin 26.07.2023 gün ve 2015/17 Esas, 2023/37Karar sayılı kararının
ONANMASINA,
2-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,
Oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Tüm dosya kapsamı, taraf anlatımları, aşamalarda öne sürülen şikayet ve beyanlar bir bütün değerlendirildiğinde; Şikâyetli Avukat hakkında; Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün “Olur”u ile “Davalı vekili sıfatıyla takip ettiği … Asliye Hukuk (Aile Mahkemesi sıfatıyla) Mahkemesinin 2014/32 esasına kayden görülen boşanma davasının 14/08/2014 tarihinde yapılan 3. celsesinde, davalının diğer vekili Avukat A.P.K. ile hâkim arasında tanık dinlenilmesi hususunda çıkan tartışmayı mahkeme hâkiminin bilgisi dışında ve 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanununun 183. ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 286. maddelerindeki düzenlemelere aykırı olarak cep telefonu ile kayda aldığı” iddiası ile kovuşturma izni verilmesi üzerine başlatılan disiplin davasında, eylem sabit görülerek ceza tesis edilmiştir.
Şikâyetli aşamalarda öne sürülen savunmalarında özetle; duruşmaya başlamadan önce mahkeme hakimi tarafından “neden adli tatilde duruşma alındığı” hususunda söylenerek duruşmaya gergin başladığı, “nafaka taleplerinin olduğunu, karşı dava açtıklarını ve bu dosya ile birleştiğini, tanıkların dışarıda hazır edildiği ve dinlenmesini talep ettiklerini” talep etmiş olmasına rağmen iş bu talebinin ilgili hakim tarafından dinlenmediği gibi duruşma zaptına dahi geçilmediği bunun üzerine tanıklardan birinin kanser hastası olması nedeniyle geçen celse hakim beyanı üzerine hazır edildiği ve dinletme konusunda talebinin olduğunu beyan etmesine rağmen üzerine ilgili hakim tarafından “ben adli tatilde tanık dinlemem taleplerinizi de değerlendirmem” demesi üzerine talebinin zapta geçmesi hususunda ısrarcı olması karşısında ilgili hakimin duruşmayı keyfi bir şekilde bitirerek tarafına çıkın diyerek duruşma salonundan kovma girişiminde bulunduğunu, mübaşire dönerek polis çağırın dediğini, bu tavır üzerine taleplerinin zapta geçirilmediği, kendilerine yapılan tavrın ispatının mümkün olmayacağı, duruşma salonunda bulunan kameraların çalışmadığını iddia ederek “o zaman biz kameraya çekelim” demesi üzerine hakimin tutanak tutmaya başladığını, cüppesini fırlatarak duruşma salonundan çıktığı ve söylenmeye devam ettiği, bunun üzerine diğer tarafın avukatı ile birlikte hakimin odasına gittiklerinde kendilerini odasından da kovduğunu, bu tavır üzerine de kendilerinin “bizi bu şekilde kovmamalısınız, siz hakimsiniz bu şekilde davranmanız uygun değil, haşa siz de biz de Allah değiliz” diyerek odasından ayrıldıklarını, ilgili hakim hakkında kendilerinin de Adalet Bakanlığı’na, HSYK’ya, BİMER’e, Başbakanlık Genel Sekreterliği’ne ve Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği’ne şikayetlerinin olduğunu, şikayetçinin hakkındaki iddialarının asılsız olduğunu, kabul etmediğini beyan etmiştir.
Bu bilgiler ışığında somut olayda şikâyetli avukatın duruşma salonunda yaşanan bir olayı ispat etme temelinde yaşanan süreci delillendirmeye çalıştığı konusunda bir tartışma yoktur. Dosyaya yansıyan bilgi ve belgeler ile aşamadaki anlatımlar dikkate alındığında keyfi bir şekilde duruşmada görüntü alındığına dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı hiçbir delil yoktur. Ön ödeme ihtarına uyulmuş olması bu gerçekliği değiştirmemektedir. Son tahlilde şikâyetli avukatın duruşmada yaşanan problemlerin ilerleyen süreçlerde kendi açısından başlatacağı hukuksal bir sürecin de hukuken haklılığını ortaya koyma açısından bu yönteme başvurduğu açıktır. Duruşmada yaşanan olaylara ilişkin başkaca ispat aracının bulunmadığı da dikkate alındığında ortada disiplin suçuna vücut verebilecek bir eylemin olmadığı kanaatindeyiz. Bu gerekçelerle şikâyetli avukat hakkında … Barosu Disiplin Kurulu’nun Şikâyetlinin “Uyarma Cezası ile Cezalandırılmasına” ilişkin 26.07.2023 gün ve 2015/17 Esas, 2023/37 Karar sayılı kararının kaldırılarak şikâyetli avukat hakkında ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile sayın çoğunluğun kararın onanması görüşüne iştirak etmiyoruz.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe