Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1617
Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.
(Av. Yas. m. 5, 144) [KARAR METNİ] Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü’nün 18.07.2023 günlü “Olur”u ile Kurulumuzun 18.05.2023 gün ve 2023/373 Esas, 2023/471 Karar sayılı kararı,
“Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu’nca, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 155/2. maddesinde düzenlenen ‘hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma’ suçu bakımından zamanaşımı süresinin 15 yıl olduğu, Avukatlık Kanunu’nun 159/3. maddesi delaletiyle Türk Ceza Kanunu’nun 66 ve 67. Maddeleri uyarınca uzamış zamanaşımı süresi olan 22,5 yılın henüz dolmadığı, adı geçen Avukatın yargılandığı ve cezalandırıldığı eylemin, Avukatlık Kanunu’nun 5/1-a maddesinde düzenlenen suçlar kapsamında olduğu gerekçesiyle, itirazın kabulüne, söz konusu kararın kaldırılmasına, adı geçen Avukatın meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ve tedbiren işten yasaklanmasına karar verilmiş ise de; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 137. maddesinde, ‘Avukatlar hakkında yapılacak kovuşturmalarda, isnat olunan hususun Avukata açıkça ve yazılı olarak bildirilmesi, yazılı savunmasının istenmesi ve bu savunma için en az on günlük bir süre tanınması zorunludur’ hükmünün yer aldığı, aynı Kanunun 144/1. maddesinde ise ‘Disiplin kovuşturması açılmasına karar verilen hallerde yönetim kurulunun iletmesi üzerine, disiplin kurulu incelemesini evrak üzerinde yapar. Disiplin kuruluna gönderilen dosya içinde Avukatın sicili de bulunur. Avukatın isteği veya disiplin kurulunca gerek görülmesi halinde, inceleme duruşmaları olarak yapılır’ hükmüne yer verilmiştir. Disiplin dosyasının incelenmesinde, şikâyet edilen Avukatın savunmasının alınmasına ilişkin gönderilen istem yazısının 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nda belirtilen usule uygun şekilde tebliğ edilmediği ve neticeten savunmasının alınmadığı nazara alındığında, Baro Disiplin Kurulunca Avukatlık Kanunu’nun 137 ve 144/1. maddeleri uyarınca şikayet edilen Avukata duruşma gününü bildirir meşruhatlı tebligat çıkartılarak savunmasının alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuracak işlem yapıldığı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir.” gerekçesi ile Avukatlık Kanunu’nun 157/7. maddesi gereği bir daha görüşülmek üzere geri gönderilmiştir.
Geri gönderme gerekçesi ile birlikte dava dosyası yeniden incelendi:
Şikâyetli avukat hakkında; Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 21.10.2008 günlü “Olur”u ile “Avukat F.O.Ç. tarafından verilen 10.09.2007 tarihli yetki belgesine istinaden müştekinin yetkilisi olduğu alacaklı … Ticaret Limited Şirketi vekili sıfatıyla takip ettiği … 2. İcra Müdürlüğünün 2007/9595 sayılı dosyasında bir takım usulsüz işlemler yaptığı, Bu cümleden olarak; Vekâlet ücreti ve masraftan oluşan 1.000,00 yeni Türk lirasını peşin olarak aldığı hâlde, 14.12.2007 tarihli reddiyat makbuzuyla icra veznesinden çektiği 3.632,00 yeni Türk lirasının 2.176,00 yeni Türk lirasını 09.01.2008 tarihinde şikâyetçinin vekilinin banka hesabına gönderip kalanını uhdesinde tuttuğu” iddiası ile kovuşturma izni verilmesi üzerine başlatılan disiplin davasında, eylem sabit görülerek disiplin cezası tayin edilmiştir.
Soruşturma ve kovuşturma aşamasında Şikâyetli avukat savunma vermemiştir. Disiplin yargılamasına konu eylem nedeniyle yargılandığı mahkemedeki savunmasında; “Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. İddianamede müşteki vekili olarak gösterilen F.O.Ç., Ankara Barosuna kayıtlı avukattır. O tarih itibariyle Avukat F.O.Ç., … San Tic. Ltd. Şti.’nin vekili idi. Avukat F.O.Ç. bana telefonla ulaşarak şirketin vekili olduğunu, yetki belgesine istinaden şirketin İ.’deki dava ve icra takiplerini takip edip edemeyeceğimi sordu. Ücreti mukabile dava ve icra takiplerine takip edebileceğimi söyledim. O tarih itibariyle bana yetki belgesi verildi ve masraflara karşılık olmak üzere bir miktar da para verildi, verilen bu para masraflara ilişkin olup vekâlet ücretimi kapsamıyordu. Yetki belgesine istinaden İcra Hukuk Mahkemesindeki davaları takip ettiğim gibi İcra Müdürlüğündeki işlemleri de takip ettim. Dava ve icra müdürlüğündeki işlemlerin takibi esnasında harç, taksi ücreti, yemek ve haciz masrafları gibi bir kısım masraflar yaptım. Masraflara ilişkin belgeleri temin ettim. Söz konusu davalar kazanıldığı gibi icradan da gerekli tahsilat yapıldı. İcradan bu şekilde yaptığım tahsilat miktarından masraf ve vekâlet ücretimi düşerek arta kalan kısmı Avukat F.O.Ç.’a havale yoluyla gönderdim. İlerleyen tarihlerde Avukat F.O.Ç. beni telefonla arayarak havale bedelinin eksik olduğunu söyledi. Ben de Av. F.O.Ç.’a ‘tahsil ettiğim paradan masraflar ve vekâlet ücretini düştüm, arta kalan kısmı da havale yoluyla gönderdim.’ dedim. Yaptığım harç, taksi ücreti, yemek ve haciz masrafları gibi masraflara ilişkin belgeler o gün itibariyle elimde mevcut idi. Ancak olayın üzerinden 9 yıl geçmekle masraf belgelerinin nerede olduğunu bilemiyorum. Kaldı ki taksi ve yemek ücretine ilişkin fişlerde fişin hangi dosyaya ait olduğu yazmaz, yine ben 6 yıldan bu yana fiilen avukatlık yapmamaktayım. Müştekinin parasını haksız şekilde üzerime geçirmiş değilim. Öncelikle beraatimi isterim, hakkımda ceza tayin edilecekse hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını isterim.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
İncelenen dosya kapsamında; Baro Yönetim Kurulu’nun 26.08.2009 günlü toplantısında Şikâyetli Avukat hakkında disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Şikâyetli Avukatın disiplin kovuşturmasına konu eylemi nedeniyle, “Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma” suçundan cezalandırılması istemiyle … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/32 esasına kayden açılan kamu davasında, Mahkemenin 16.05.2019 gün ve 2019/187 karar sayılı ilamı ile sanık şikâyetli Avukatın eylemine uyan TCK’nın 155/2, 32 62, 52/2 maddesi gereğince neticeten 8 Ay 10 Gün Hapis ve 60 TL Adli Para Cezası ile Cezalandırılmasına ve TCK’nın 51.maddesi gereğince cezanın ertelenmesine karar verildiği, kararın istinaf edilmeden 04.09.2019 günü kesinleştiği,
Mahkemenin; “İddia, sanık savunması, katılan beyanı ve tüm dosya kapsamında göre: Sanığın suç tarihinde katılanın yetkilisi olduğu alacaklı şirket vekili sıfatı ile takip ettiği … 2. İcra Müdürlüğünün 2007/9595 sayılı dosyasına ilişkin vekâlet ücreti ve masraftan oluşan 1.000.00 YTL parayı peşinen almış olmasına rağmen, 14.12.2007 tarihli reddiyat makbuzu ile İcra Veznesinden çektiği 3.632.00 YTL’nin 2.176,00 YTL’lik kısmını katılan vekilinin banka hesabına gönderip geri kalanını ise uhdesinde tuttuğu, bu şekilde üzerine atılı hizmet nedeni ile görevi kötüye kullanma suçunun işlediği anlaşılmakla sanığın atılı suçtan mahkûmiyetine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” gerekçesiyle karar verdiği,
Şikâyetlinin üzerine atılı suçun 24.10.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanunun 26.maddesi uyarına uzlaşmaya tabi olması nedeniyle anılan mahkemenin 08.11.2019 günlü ek kararı ile infazın durdurulmasına, dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesine karar verildiği, uzlaştırma bürosunun 24.12.2019 günlü evrakı ile uzlaşma sağlanamadığının bildirilmesi üzerine, aynı Mahkemenin 14.01.2020 günlü ek kararı ile infazın kaldığı yerden devamına karar verildiği,
Baro Disiplin Kurulu’nca “Dosyadaki tüm belge ve deliller birlikte değerlendirildiğinde, şikâyete konu olay tarihinin 14.12.2007 olduğu, yargılama sürecinin 12 yıl sürdüğü, daha sonra bu suçun uzlaşma kapsamına girdiği, uzlaşmada sonuç sağlanamadığı görülmüştür. 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu’nun 159/3.maddesine göre olayda zamanaşımı mevcut olduğundan…” gerekçesiyle karar verildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde ceza olmadığı,
O yer Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 12.01.2023 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, Şikâyetli avukat hakkında “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanmak” suçundan kesinleşmiş mahkûmiyet kararı nedeniyle Avukatlık Kanunu’nun 5/a ve 135/5 maddesi gereğince meslekten çıkarma cezası verilmesi gerekirken hatalı uygulama ile kınama cezası verilmesi usul ve yasaya aykırı görüldüğünden, bir kere de Kurulumuzca incelenerek, anılan kararın itirazen kaldırılmasına karar verilmesinin kamu adına istendiği görülmüştür.
O yer Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Şikâyetli avukatın, “Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma” suçundan cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasında, mahkemece yapılan yargılama neticesinde, eylem sabit görülerek neticeten Şikâyetlinin hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın temyiz incelemesinde onanarak 04.09.2019 günü kesinleştiği dosya kapsamı ile sabittir.
TCK’nın 155/2.maddesinde düzenlenen “Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma” suçu bakımından zamanaşımı süresinin 15 yıl olduğu, Avukatlık Kanunu’nun 159/3 maddesi delaletiyle TCK’nın 66 ve 67.maddeleri uyarınca uzamış zamanaşımı sürelerinin henüz dolmadığı, Şikâyetli avukatın yargılandığı ve cezalandırıldığı eylemin, Avukatlık Kanunu’nun 5/1-a maddesinde düzenlenen suçlar kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Avukatlık Kanunu’nun 137. maddesinde, “Avukatlar hakkında yapılacak kovuşturmalarda, isnat olunan hususun avukata açıkça ve yazılı olarak bildirilmesi, yazılı savunmasının istenmesi ve bu savunma için en az on günlük bir süre tanınması zorunludur” ve aynı Kanunun 144/1. maddesinde ise “Disiplin kovuşturması açılmasına karar verilen hallerde yönetim kurulunun iletmesi üzerine, disiplin kurulu incelemesini evrak üzerinde yapar. Disiplin kuruluna gönderilen dosya içinde avukatın sicili de bulunur. Avukatın isteği veya disiplin kurulunca gerek görülmesi halinde, inceleme duruşmalı olarak yapılır” hükümlerine yer verilmiştir.
Şikâyetli Avukatın savunmasının alınmasına ilişkin gönderilen istem yazısının Tebligat Kanunu’nda belirtilen usule uygun şekilde tebliğ edilmediği ve neticeten savunmasının alınmadığı nazara alındığında, Baro Disiplin Kurulu’nca Avukatlık Kanunu’nun 137 ve 144/1. maddeleri uyarınca şikâyetli Avukata duruşma gününü bildirir meşruhatlı tebligat çıkartılarak savunmasının alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuracak şekilde karar tesis edildiği görülmüştür.
Savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuracak şekilde usulsüz tebligat yapıldığı değerlendirilmekle Bakanlık geri gönderme gerekçesi yerinde görülerek, itirazın reddi ile kararın bozulması, Avukatlık Kanunu’nun 154.maddesi gereğince Kurulumuzun 18.05.2023 günlü toplantısında tesis edilen tedbiren işten yasaklama kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-Bakanlık geri gönderme gerekçesine
UYULMASINA,
O yer Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazının reddine, … Barosu Disiplin Kurulu’nun
“Disiplin Kovuşturmasının Zamanaşımı Nedeniyle Ortadan Kaldırılmasına”
ilişkin 10.10.2022 gün ve 2021/D.242 Esas, 2022/788 Karar sayılı kararının
BOZULMASINA,
2-Avukatlık Kanunu’nun 154.maddesi gereğince Kurulumuzun 18.05.2023 günlü toplantısında tesis edilen
TEDBİREN İŞTEN YASAKLAMA
kararının
KALDIRILMASINA,
gereği için kararın bir örneğinin Baro Başkanlığı’na gönderilmesine,
3-Sonucun Avukatlık Kanunu’nun 157/7.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı’na bildirilmesine,
4-Kurulumuz kararının tebliğinden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere;
Oybirliği ile karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe