Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1585
Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.
(Av. Yas. m. 34, 134, 158, TBB Mes. Kur. m.3 ve 4.) [KARAR METNİ] İtirazın süresinde olduğu anlaşılmakla dava dosyası incelendi.
Şikâyetli avukat hakkında; “Alacaklı vekili sıfatıyla, müvekkilinin müştekiden olan alacağının tahsilini sağlamak amacıyla, şikâyetçiyi, annesini ve amcasını sık sık aramak, kendilerine sürekli mesaj göndermek veya buna büro çalışanlarını azmettirmek suretiyle rahatsız ettiği” iddiası bakımından başlatılan disiplin davasında, eylem sabit görülerek ceza tayin edilmiştir.
Şikâyetli avukat savunmasında özetle; 40 yıldır baroya kayıtlı adresinde muhtelif banka, varlık şirketi, … grup şirketlerinin vekilliğini üstlendiğini beş yüz bin dosya için toplu işlem yapıldığını, hukuk bürosu bünyesinde tahsilata yönelik hiçbir bilgilendirme ve arama faaliyetinin gerçekleşmediğini, kayıtların tetkikinde şikâyetçinin alacaklısı … A.Ş. olan … Merkezi takip sistemi nezdinde 2019/178843 esas sayılı dosyasının açılıp kesinleştirildiğini, Avukatlık Kanunu madde 35 gereği sulhe davet çağrısı niteliğinde bilgilendirme yapıldığını, hukuki ihtilaftan kaynaklı uyuşmazlık olup cezai boyutunun bulunmadığını, Ticari İletişim ve Ticari Elektronik İletiler Hakkında Yönetmeliğin 1, 2 ve 6. maddesi borç hatırlatma ve benzeri durumlar için onay alma zorunluluğu olmadığını, … A.Ş. adına hareket edildiğini, 5809 Elektronik Haberleşme Kanunu kapsamında irtibat numaralarının verildiğini, eylem ve talimatının olmadığını, ayrı bir tüzel kişiliği bulunan … LTD. ŞTİ tarafından bilgilendirme faaliyetlerinin yapıldığını, Avukatlık Kanunu ve meslek kurallarına aykırı hiçbir kasti hareketinin olmadığını beyan etmiştir.
İncelenen dosya kapsamında; Baro Yönetim Kurulu’nun 08.03.2022 günlü toplantısında şikâyetli avukat hakkında, Avukatlık Kanunu’nun 34, 134, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 2, 3 ve 4.maddesi gereğince disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Disiplin yargılamasına konu eylem nedeniyle Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 24.12.2020 günlü “Olur”u ile şikâyetli avukat hakkında soruşturma izni verilmediği,
Baro Disiplin Kurulu’nca “Dosya kapsamı değerlendirildiğinde, disiplin davasına konu eylemin sabit olduğu, şikâyetlinin mesleğe olan güveni zedeleyecek tutum ve davranıştan uzak durması ve özenli davranması gerektiği, borçlu yararına olduğu düşünülse dahi bilgilendirmelerin taciz boyutuna varmaması gerektiği ve şikâyetçinin kendisine gönderilen yanıltıcı içerikli SMS’lerden rahatsız olduğu anlaşılmaktadır.
Avukatlık, kolektif bir itibar mesleğidir. Bu itibardan yararlanmak her avukatın hakkı olduğu gibi, bu itibarı korumak ve lekelenmesine izin vermemekte her avukatın yükümlülüğüdür.
Avukatlık Kanunu’nun 136. maddesi ‘Bu kanunun avukatların hak ve ödevleri ile ilgili altıncı kısmında yazılı esaslara uymayanlar hakkında ilk defasında en az kınama tekrarında davranışın ağırlığına göre, para veya işten çıkarma cezası ve 5.maddenin (a) bendinde yazılı bir suçtan kesin olarak hüküm giyme halinde meslekten çıkarma cezası uygulanır.
Beş yıllık bir dönem içinde iki veya daha çok defa disiplin cezasını gerektiren davranışta bulunan avukata her yeni suçu için bir öncekinden daha ağır ceza uygulanır.
Bir defa işten çıkarılan avukat beş yıllık dönem içinde bu kanunun altıncı kısmındaki kurallara aykırı davranışta bulunursa meslekten çıkarılır.’ hükmünü taşımaktadır.
Baro Disiplin Kurulları, avukatın eylem ve davranışının disiplin cezasını gerektirir nitelikte olup olmadığını serbestçe takdir yetkisine sahip olup disiplin cezası açısından kanunun 136. maddesindeki sırayı ve koşulları kural olarak gözetmekle birlikte Avukatlık Kanunun 158. maddesine göre disiplin cezasının verilmesinde avukatlık onurunu, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarını ve itibarını korumak, mesleğin amaç ve geleneklerine ve adalete uygun olarak yerine getirilmesini sağlamak ilkelerini göz önünde tutarlar.
Şikâyetli avukat hakkında 2016 yılından başlayan aynı husustaki eylemlerinden kaynaklı ilk cezasının 14.09.2018 tarihinde kesinleştiği bu tarihten sonra da 42 adet kesinleşmiş, 18 adet kesinleşmemiş kınama ve para cezalarının bulunduğu, verilen kınama ve para cezalarının etkisiz kaldığı 2021 yılındaki eylem nedeniyle de kesinleşmiş cezasının bulunduğunun disiplin sicil özetinden anlaşılmıştır. 5 yıllık dönem içinde çok sayıda disiplin cezasını gerektiren davranışta bulunulduğu, 2016-2021 yılları arasında da aynı eylemlere devam edildiği, şikâyetçiye karşı birden fazla kez eylemin tekrarlandığı anlaşılmakla Avukatlık Kanunu’nun 158. maddesinde belirtilen ilkeler gereği cezaların caydırıcılığı da gözetilerek takdiren 6 ay işten çıkarma cezası verilmesi kanaatine varılmıştır.” gerekçesiyle şikâyetli hakkında ceza tayin edildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde eylem tarihi (06.08.2019) itibariyle, Avukatlık Kanunu’nun 136/2.maddesi gereğince tekerrüre esas, 25.01.2019, 03.11.2018, 12.10.2018 ve 14.09.2018 kesinleşme tarihli 4 ayrı kınama cezasının olduğu,
Şikâyetli avukatın 28.03.2023 kayıt tarihli ve duruşma talepli itiraz dilekçesinde özetle, önceki savunmalarını tekrarla, Baro Disiplin kurulunca gerekli ve yeterli inceleme yapılmaksızın, maddi deliller toplanmadan, peşin hükümle, objektiflikten uzak afaki değerlendirmelerle ve matbu düzenlenmiş gerekçelerle karar verildiğini, bazen borçlularca iletişim numarası olarak bildirilen numaraların yakınlarının numarası olabileceği gibi bazen de borçlunun üzerine kayıtlı bir numara olmasına rağmen ailesinden birileri kullanıyor olabildiğini, şikâyete konu iletişim numaralarının borçlu iletişim numarası olarak borçlu yanca bildirilen sistem kayıtlarında yer alan numaralar olduğunu, aksi yöndeki iddiaların tamamının kötüniyetli olduğunu, kuralların amacının hiçbir zaman için şikâyetli avukatı bir şekilde en ağır ceza ile cezalandırmak olamayacağını, takdir hakkı kullanılırken, maddi gerçeğin göz önünde bulundurulması gerektiğini ve keyfiliğe kaçılamayacağını, … Barosu nezdinde aleyhine ceza tesis edilen tüm dosyalara konu eylemin tek bir suç oluşturacağının aşikar olduğunu, hakkında her dosya için ayrı ayrı ağır cezalara hükmedilmiş olmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, yine aleyhe cezalandırma kararını kabul anlamına gelmemekle beraber bir an için tarafının her suç için bir öncekinden daha ağır ceza uygulanır hükmü uyarınca cezalandırılması gerekeceği düşünülecek olduğunda dahi tekerrüre esas gösterilen cezanın kınama cezası olduğunu, kınama cezasının bir üst cezasının para cezası olarak kanunda yer aldığını, aleyhine para cezası yerine isten yasaklama seklinde ceza verilmiş olmasının açıkça hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep ettiği,
Usulüne uygun tebligata rağmen itiraza cevap verilmediği,
Kurulumuzca talep gibi önceden belirlenen gün ve saatte incelemenin duruşmalı yapıldığı, şikâyetli vekilinin duruşmada savunma yaptığı görülmektedir.
Şikâyetli avukatın itirazı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Yerleşik Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu kararlarından da görüleceği gibi Avukatın, takibe geçmeden önce borçluya uyarı mektubu yazmasında Yasa ve Meslek Kuralları açısından sakınca bulunmamaktadır.
Ancak avukat mesleki faaliyetlerini yürütürken, sadece istediği sonucu elde etmeyi düşünmemeli, tüm davranışlarında saygın ve güvenilir bir mesleğin mensubu olduğunu unutmamalıdır. Mesleki yetkilerin sınırlarını zorlamak, hukuk dışı yollara sapma eğilimi göstermek avukatlara yakışır davranışlar değildir ve olmamalıdır. Bu nedenledir ki borçluya gönderilecek uyarı mektubu, mesaj, ileti vb. gönderiler asla baskı unsuru taşımamalı, avukat hak edilmemiş ücretleri veya alacakları talep etmekten kaçınmalıdır.
Öte yandan, borçlu yararına olduğu düşünülse bile, icra takibi sonrasında yapılacak bütün yazışmaların İcra Müdürlüğü aracılığı ve varsa karşı taraf vekili ile yapılması, uyarının taciz boyutlarına varmaması gerekir.
Somut olaya bakıldığında, şikâyet konusu mesajların bilgilendirme amacını aştığı, şikayetçi ve yakınları üzerinde baskı ve taciz yaratıcı nitelikte olduğu değerlendirilmiştir.
Avukatlar özen ve doğruluk kurallarına göre hareket etmek, kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde sadakatle davranmak mesleğin itibarını sarsacak her türlü davranıştan kaçınmak zorundadır.
Şikâyetli avukatın, alacaklı vekili olarak yürüttüğü icra takibinde, hukuki olmayan yollarla, hukuka aykırı biçimde alacağı tahsil etmeye çalışması, bu amaçla şikâyetçiyi ve dava dışı üçüncü kişileri taciz etmesi Avukatlık Kanunu ve Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’na aykırıdır.
Her ne kadar şikâyetli avukatın disiplin sicil özetinde, tekerrüre esas 4 ayrı kınama cezasının olduğu ve bir üst cezanın para cezası olduğu görülmekteyse de şikâyetlinin disiplin sicil özetinde tekerrüre esas olmamakla birlikte aynı eylem nedeniyle hükmedilmiş,
34 ayrı kınama, 20 ayrı para cezası ve 1 ayrı süreli işten çıkarma cezasının olduğu görülmekle
,
şikâyetlinin aynı eyleme ısrarla devam ettiği hususu dikkate alınarak,
Avukatlık Kanunu’nun 158.maddesinin, “Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu ve barolar disiplin kurulları, gösterilen delilleri, soruşturma ve duruşmadan edinecekleri kanıya göre serbestçe takdir ederler. (Değişik ikinci fıkra: 2/5/2001 – 4667/75 md.) Bu kurullar disiplin cezalarının verilmesinde; avukatlık onurunu, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarını ve itibarını korumak, mesleğin amaç ve gereklerine ve adalete uygun olarak yerine getirilmesini sağlamak ilkelerini göz önünde tutarlar.” hükmü gereğince, itirazın reddi ile kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-Şikayetli avukatın itirazının reddine, Baro Disiplin Kurulu’nun Şikâyetlinin
“6 Ay Süre ile İşten Çıkarma Cezası ile Cezalandırılmasına”
ilişkin kararının
ONANMASINA,
2-Kararın onay için, Avukatlık Kanunu’nun 157/7.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine,
3-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,
Oybirliği ile karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe