Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1576
Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.
(Av. Yas. m. 34, 134, 136/1, TBB Mes. Kur. m. 3 ve 4) [KARAR METNİ] İtirazın süresinde olduğu anlaşılmakla dava dosyası incelendi:
Şikâyetli Avukat hakkında; “Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılanan müşteki sanığın müdafii sıfatıyla takip ettiği, …. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/10 esas sayılı kamu davasında yapılan yargılama sonunda, müvekkilinin mahkumiyetini dair verilen 14.03.2019 tarihli ve 2019/118 sayılı ilâma ilişkin istinaf kanun yoluna müracaat ettikten sonra, … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 17.05.2019 tarih ve 2019/715 esas, 2019/608 sayılı istinaf başvurularının esastan reddine dair aleyhe kararı 03.06.2019 tarihinde tebellüğ ettiği hâlde, yasal süresi geçtikten sonra, 19.06.2019 tarihinde yaptığı temyiz başvuru üzerine, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2019/8344 esas, 24.12.2019 tarih ve 2019/8261 sayılı temyiz talebinin süre yönünden reddine dair kararın verilmesi neden olduğu” iddiası ile açılan kamu davasında HAGB kararı verilmesi üzerine başlatılan disiplin davasında, eylem sabit görülerek ceza tayin edilmiştir.
Şikâyetli sözlü ve yazılı savunmalarında özetle; şikâyetçiye yargılanmakta olduğu ceza dava dosyasında CMK kapsamında müdafii olarak görevlendirildiğini, ancak şikâyetçinin kendisinin halen avukatlık mesleğini icra ettiği … ili dışında … ilinde bulunan cezaevinde tutuklu bulunduğunu, yargılama aşamasında dahi şikayetçi ile bu nedenle sağlıklı bir iletişim kuramadıklarını, bu durumun da neden olduğu hususlar ve elde olmayan engeller nedeniyle 1 (bir) günlük gecikmeyle temyiz dilekçesini ilgili mahkemesine sunduğunu, ancak temyiz başvuru dilekçesinin süre aşımı nedeniyle reddedildiğini, fakat bu davranışının kasta dayanmadığını, ihmali davranışla gerçekleşen bir durum olduğunu belirterek hakkında ceza tayininde bulunulmamasını talep etmiştir.
İncelenen dosya kapsamında; Baro Yönetim Kurulu’nun 21.10.2022 günlü toplantısında şikâyetli Avukat hakkında disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Şikâyetli Avukatın disiplin davasına konu eylemi nedeniyle, “Görevi Kötüye Kullanma” suçundan cezalandırılması istemiyle ….Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/170 esasına kayden açılan kamu davasında, Mahkemenin 02.06.2022 gün ve 2022/239 karar sayılı ilamı ile sanık şikâyetli Avukatın; eylemine uyan TCK’nın 257/2, 62/1.maddesi gereğince neticeten 2 Ay 15 Gün Hapis Cezası ile Cezalandırılmasına, CMK’nın 231.maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın itirazın reddi ile 29.07.2022 günü kesinleştiği,
Mahkemenin; “…Katılanın aşamalardaki istikrarlı beyanları ile sanık Avukatın sanık müdafii sıfatıyla, katılanın yargılandığı … Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/10 esasına kayden görülen kamu davasında, ‘Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma’ suçundan katılanın 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına dair 14.03.2019 tarih, 2019/10 esas ve 2019/118 karar sayılı aleyhe karara karşı sanığın yasal süresinde istinaf yoluna başvurması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesince 17/05/2019 tarih ve 2019/715 esas. 2019/608 karar sayılı istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen kararı yasal süresinden sonra temyiz ederek Yargıtay 16. Ceza Dairesince 24.12.2019 tarih ve 2019/8431 esas, 2019/8261 karar sayılı ile temyiz talebinin süresinde olmadığından bahisle reddine karar verildiği, sanık Avukatın hükmü süresinde temyiz etmemesi üzerine kararın kesinleştirildiği, bu durumun katılanın mağduriyetine neden olduğu ve infaz işlemlerine başlanıldığı hususları birlikte değerlendirildiğinde; sanık Avukatın, Avukatlık Kanunu’na uygun biçimde davranma yükümlülüklerine aykırı hareket edip katılan hakkında verilen mahkumiyet hükmünü süresi içerisinde temyiz etmemek suretiyle hükmün kesinleşmesine neden olduğu ve Anayasa’nın 36. maddesi ile güvence altına alınan hak arama hürriyetini kullanmasına ihmali davranışıyla engel olduğu ve katılanın mağduriyetine sebebiyet verdiği, yine Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2017/5-76 Esas, 2019/575 Karar sayılı kararı ile ‘… sanığın, Avukatlık Kanunu’nda sözü edilen doğruluk ve unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranma yükümlülüklerine aykırı hareket edip katılan hakkında basit ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından verilen mahkûmiyet hükümlerini temyiz etmemek suretiyle hükümlerin kesinleşmesine neden olduğu ve Anayasa’nın 36. maddesi ile güvence altına alınan hak arama hürriyetini kullanmasına ihmali davranışıyla engel olduğu ve katılanın mağduriyetine sebebiyet verdiği anlaşılmakla sanığa yüklenen ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunun tüm unsurlarıyla oluştuğu kabul edilmelidir.’ şeklinde karar verildiği, tüm bu hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; sanığın üzerine atılı ‘Görevi Kötüye Kullanma’ suçunu işlediği hususunda mahkememizce her türlü şüpheden uzak kesin kanaate varılmıştır.” gerekçesiyle karar verdiği,
Baro Disiplin Kurulu’nca incelemenin duruşmalı yapıldığı, “Dosyanın incelenmesinde; şikâyetli Avukata yönelik şikâyete ilişkin olarak toplanan deliller sonucunda isnad olunan fiilin 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 6.kısmında ‘Avukatın hak ve görevleri’ başlığı altında yer verilen 34.maddenin yanı sıra 10.kısmmda yer alan ‘Disiplin Cezalarının uygulanacağı haller’ başlıklı 134.maddesinde sayılan hususlara ve bu madde ile uyulması zorunlu olduğu hüküm altına alınmış olan Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3 ve 4.maddelerine aykırılığın disiplin suçu oluşturduğu hususunda heyetimizde tam bir kanaat meydana gelmiş olmakla birlikte 1136 sayılı Yasanın 158/1-2.maddeleri birlikte değerlendirildiğinde şikâyetlinin duruşmadaki beyanı ve meslekte yeni oluşu gibi nedenlerle bu nevi bir suçu bir daha işlemeyeceğine dair oluşan kanaatle her ne kadar 1136 sayılı Yasanın 34.maddesinde sayılan hallerde kınama cezasından daha az bir ceza verilemeyeceği yazılı ise de Kurulumuzca uyarma cezası ile cezalandırılmasına dair oluşan kanaatle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” gerekçesiyle karar verildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde ceza olmadığı,
O yer Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 24.01.2023 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, savunmalarını aynen tekrarla, hakkında, somut olayda; şikâyetli Avukatın müdafii olduğu dosyada yasal süre geçtikten sonra temyiz yasa yoluna başvurmaktan ibaret şikâyete ve disiplin kovuşturmasına konu eyleminin 1136 sayılı Yasanın Avukatların hak ve ödevleri ile ilgili altıncı kısmında yer alan 34. maddesindeki mesleğin icrası sırasındaki özen yükümlülüğünün ihlali niteliğinde olduğundan, şikâyetli Avukatın Kanunu’nun 136. maddesi gereğince en az kınama cezası ile cezalandırılması gerektiği halde yasal olmayan gerekçeyle uyarma cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmakla; itirazın kabulü ile şikayet edilen avukat hakkında verilen uyarma cezasının itirazen kaldırılarak şikâyetli avukatın eylemine uyan kınama cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesinin kamu adına talep olunduğu,
Usulüne uygun tebligata rağmen itiraza cevap verilmediği görülmüştür.
Avukatlık Kanunu’nun 34. maddesi, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler”,
Avukatlık Kanunu’nun 134. maddesi, “Avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, mesleki çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında bu kanunda yazılı disiplin cezaları uygulanır.”,
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3. maddesi, “Avukat, mesleki çalışmasını kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde ve işine tam bir sadakatle yürütür.”,
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 4. maddesi, “Avukat, mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmak zorundadır.” hükümlerini amirdir.
Avukatlık Kanunu’nun “Cezaların uygulanma şekli” başlıklı 136. maddesinde “Bu kanunun avukatların hak ve ödevleri ile ilgili altıncı kısmında yazılı esaslara uymayanlar hakkında ilk defasında en az kınama cezası uygulanır.” denmektedir.
Avukatlık, kolektif bir itibar mesleğidir. Bu itibardan yararlanmak her avukatın hakkı olduğu gibi, bu itibarı korumak ve lekelenmesine izin vermemek de her avukatın yükümlülüğüdür.
Bu nedenle, eylemin Avukatlık Kanunu’na aykırılık oluşturduğuna ve disiplin suçu olduğuna ilişkin Baro Disiplin Kurulu’nun değerlendirmesi isabetli olmakla birlikte,
özen yükümlülüğüne aykırı davranan şikâyetlinin Avukatlık Kanunu’nun 136/1.maddesindeki amir hüküm gereğince en az kınama ceza ile cezalandırılması gerektiği
, bu hususta Baro Disiplin Kurullarının takdir hakkının olmadığı değerlendirilmekle; itirazın kabulü ile kararın kınama cezasına çevrilmek suretiyle düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-O yer Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazının kabulüne, Baro Disiplin Kurulu’nun Şikâyetlinin
“Uyarma Cezası ile Cezalandırılmasına”
ilişkin kararının kınama cezasına çevrilmek suretiyle
DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
şikâyetli Avukatın
KINAMA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
2-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,
Oy birliği ile karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe