TBB Disiplin Kurulu Kararı – E. 2023/68 K. 2023/153

Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1532

Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.

İlgili AVK maddeleri: AVK Madde 5, AVK Madde 74, AVK Madde 154
[ÖZET] * Avukatlık Kanunu’nun 136/1.maddesinde, Avukatlık Kanunu’nun 5. maddesinin 1-a bendinde yazılı bir suçtan kesin olarak hüküm giyme halinde, meslekten çıkarma cezası uygulanacağı; yine Avukatlık Kanunu’nun 154.maddesinde haklarında meslekten çıkarma cezası verilen avukatların işten yasaklanmalarının zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır.   Yine, Baro Disiplin Kurulu’nca “Avukatlık Ruhsatnamesinin Geri Alınarak Avukatın Adının Baro Levhasından Silinmesi ve Avukatlık Unvanının Kaldırılması Suretiyle Meslekten Çıkarma Cezası ile Cezalandırılmasına” karar verilmiş ise de Avukatlık Yasası’nın 74. maddesi “Cezai veya disipline ilişkin bir karar sonunda meslekten çıkarılanlarla 5 inci maddenin (a) bendinde yazılı suçlardan kesin olarak hüküm giyenlerin ruhsatnamesi Baro Yönetim Kurulunca geri alınarak iptal ve adları bir daha yazılmamak üzere levhadan silinir. Bu işlerin uygulanması, kararın kesinleşmiş olmasına bağlıdır.” hükmü gereği ruhsatnamenin geri alınarak iptali, avukatın baro levhasından silinmesi Baro Yönetim Kurulu’nun yetkisinde ve görevinde olduğundan bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
(Av. Yas. m. 5, 74, 154/2 )

[KARAR METNİ] Şikâyetli avukat hakkında; Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 19.01.2015 günlü “Olur”u ile; “Davacı alacaklı müteveffa vekili sıfatıyla, borçlu aleyhinde, … 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1998/43 esasına kayden takip ettiği kira alacağı davasında, müştekilerin mirasçısı oldukları söz konusu terekeye ilişkin olarak 01.09.2012 ve 13.11.2012 tarihli makbuzlar ile toplam 4.400 Türk lirası tahsil ettiği hâlde, şikâyetçi murislere hisseleri oranında ödeme yapmayarak uhdesinde tuttuğu” iddiası bakımından soruşturma izni verilmesi üzerine başlatılan disiplin davasında, şikâyetlinin meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Şikâyetli avukat soruşturma ve kovuşturma aşamasında savunma vermemiştir.
Disiplin yargılamasına konu eylem nedeniyle yargılandığı mahkemedeki savunmasında; “Ben üzerime atılı suçu kabul etmiyorum. Ben müvekkilim ile yaklaşık 2007 yılından beri kiralarını tahsil edip kendisinin Akbank hesap numaralarına aktarılmasını yapıyordum. 2012-2013 yılındaki bahsettiğim kira paralarını aktarmış olmam gerekir. Ben müştekiye dosyalarını iade ettim. Dosyaları ile birlikte makbuzlar da dosyalar arasında gitmiştir. Ben ödemeleri banka hesaplarına doğrudan yatırıyordum. Buna ilişkin makbuzları araştırıp mahkemesine sunacağım. Göndermiş olduğum paraların tutanaklarının altlarında hangi tarihlere ilişkin olduğunu mutlaka yazmışımdır. Bu nedenle üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
İncelenen dosya kapsamında; Baro Yönetim Kurulu’nun 25.12.2014 günlü toplantısında şikâyetli avukat hakkında Avukat Kanunu’nun 134. maddesi gereğince disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Şikâyetli avukatın disiplin kovuşturmasına konu eylemi nedeniyle, “Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma” suçundan cezalandırılması istemiyle … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/206 esasına kayden açılan kamu davasında, Mahkemenin 12.02.2018 gün ve 2018/49 karar sayılı ilamı ile; sanık şikâyetli avukatın eylemine uyan TCK’nın 155/2, 62 ve 52/2.maddesi gereğince neticeten 1 Yıl Hapis ve 100 TL Adli Para Cezası ile Cezalandırılmasına ve CMK’nın 231 ile TCK’nın 51.maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verildiği, kararın istinaf başvurusunun esastan reddi ile 14.10.2019 günü kesinleştiği, akabinde 24.10.2019 tarih ve 30928 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanunun 26. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 253 ve 254 maddeleri gereğince, şikâyetlinin eyleminin uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması üzerine, dosyanın uzlaşma bürosuna gönderilmek üzere Mahkemece ek karar tesis edildiği, Mahkemenin 06.02.2020 günlü ek kararıyla taraflar arasında uzlaşma sağlanamadığından infaza kaldığı yerden devam edilmesine karar verildiği, işbu kararın itiraz edilmeden 20.02.2020 günü kesinleştiği,
Mahkemenin; “Gerek iddianamede gerekse son soruşturmanın açılması kararında eylem görevi kötüye kullanma suçu olarak vasıflandırılmıştır. Ancak sanığın eylemleri iddianame ve son soruşturma açılması kararında anlatılmış, buna göre sanığın tereke idare memuru sıfatıyla hizmet ilişkisi içinde borçludan tahsil ettiği parayı mirasçı olan müştekilere ödemediği anlaşılmış, sanığın olaydaki görevinin 6136 sayılı avukatlık Kanununun 35. ve 35A maddelerinde sınırlı olarak sayılmış olan münhasıran avukatlar tarafından yapılabilecek işlerden olmadığı, bu nedenle sanığın eylemini hizmet ilişkisi dahilinde gerçekleştirdiği anlaşılmış, buna göre sanığın gerçekleştirdiği eylemin 5237 sayılı TCK’nın 155/2 maddesinde düzenlenen güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kanaatine varılmıştır.
Her ne kadar sanık avukat savunmalarında tereke idare memuru sıfatıyla tahsil ettiği paraları katılanların Akbank hesaplarına aktardığını, 2012-2013 yıllarında tahsil ettiği paraları da aktarmış olması gerektiğini beyan etmiş ise de dosyada bulunan ve Akbank T.A.Ş.’nin 22.12.2017 tarihli yazısı ekinde gönderilen tarafların son 10 yıla ait hesap hareket dökümleri incelendiğinde, 01.09.2012 ve 13.11.2012 tarihlerinde tahsil edilen paraların katılanların hesabına gönderilmediği, bu tarihlerden sonra ve bu miktarlarda katılanların hesaplarına gönderilmiş bir paranın bulunmadığı anlaşıldığından sanığın suçtan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmemiştir.” gerekçesiyle karar verdiği,
Baro Disiplin Kurulu’nca “…Bu nedenle Avukatlık Yasası’nın 5/a maddesinde bildirilen hükümlülük hallerinde sicil durumuna bakılmaksızın meslekten çıkarma cezası verilmesi zorunludur. Eldeki dosyaya ilişkin ceza yargılamasında şikâyetli avukatın tereke mallarını idare yetkisine sahip olduğu, tereke adına kira alacaklarını tahsil ettiği, bu şekilde hizmet ilişkisi nedeniyle başkasının mallarım idare yetkisi bulunduğu halde bu yetkiye dayanarak yaptığı tahsilatları görevin gereklerine aykırı olarak murisin mirasçılarına ödemediği tespit edilmiştir.
Şikâyetli avukatın suç tarihinde sicil dosyasında herhangi bir cezası bulunmadığı halde, … 3. Ağır Ceza Mahkemesi 2015/206 esas, 2018/49 sayılı maddi olay ile ilgili kesinleşen kararı uyarınca, suçu sabit olan şikâyetli avukat hakkında TCK 155/2 maddesi uyarınca GÜVENİ KÖTÜYE KULLANMA SUÇUNDAN hüküm giydiği ve bu suçun avukatlığa kabule engel hallerden olduğu göz önüne alınarak Avukatlık Yasasının 136/1. Maddesi uyarınca şikâyetli avukat hakkında kurulumuzda, ‘Avukatlık Ruhsatnamesi geri alınarak adının baro levhasından silinmesine ve avukatlık unvanının kaldırılması suretiyle meslekten çıkarılmasına’ karar vermek yönünde kanaat hasıl olmuştur.”  gerekçesiyle şikâyetli hakkında ceza tayin edildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde ceza olmadığı,
Şikâyetli avukatın 13.12.2022 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, eylemi gerçekleştirmediğini, şikâyetçilerin haksız kazanç elde etmeye çalıştıklarını, Disiplin Kurullarının karar verirken Ceza Mahkemesi kararlarına dayanmak gibi bir zorunluluklarının olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep ettiği,
Usulüne uygun tebligatlara rağmen itiraza cevap verilmediği görülmektedir.
Şikâyetli avukatın, “Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma” suçundan cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasında, mahkemece yapılan yargılama neticesinde, eylem sabit görülerek şikâyetlinin 1 Yıl Hapis ve 100 TL Adli Para Cezası ile Cezalandırılmasına karar verildiği, kararın bu haliyle kesinleştiği dosya kapsamı ile sabittir.
Şikâyetli avukatın yargılandığı ve cezalandırıldığı eylemin, Avukatlık Kanunu’nun 5/1-a maddesinde düzenlenen “Türk Ceza Kanunu’nun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı iki yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, (…)(1) zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmak, …” suçlar kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Avukatlık Kanunu’nun 136/1.maddesinde, Avukatlık Kanunu’nun 5. maddesinin 1-a bendinde yazılı bir suçtan kesin olarak hüküm giyme halinde, meslekten çıkarma cezası uygulanacağı; yine Avukatlık Kanunu’nun 154.maddesinde haklarında meslekten çıkarma cezası verilen avukatların işten yasaklanmalarının zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır.
Yine, Baro Disiplin Kurulu’nca “Avukatlık Ruhsatnamesinin Geri Alınarak Avukatın Adının Baro Levhasından Silinmesi ve Avukatlık Unvanının Kaldırılması Suretiyle Meslekten Çıkarma Cezası ile Cezalandırılmasına” karar verilmiş ise de Avukatlık Yasası’nın 74. maddesi “Cezai veya disipline ilişkin bir karar sonunda meslekten çıkarılanlarla 5 inci maddenin (a) bendinde yazılı suçlardan kesin olarak hüküm giyenlerin ruhsatnamesi Baro Yönetim Kurulunca geri alınarak iptal ve adları bir daha yazılmamak üzere levhadan silinir. Bu işlerin uygulanması, kararın kesinleşmiş olmasına bağlıdır.” hükmü gereği ruhsatnamenin geri alınarak iptali, avukatın baro levhasından silinmesi Baro Yönetim Kurulu’nun yetkisinde ve görevinde olduğundan bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Bu gerekçelerle, itirazın reddi ile Baro Disiplin Kurulu kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-Şikâyetli Avukatın itirazının reddine, … Barosu Disiplin Kurulu’nun Şikâyetlinin
“Avukatlık Ruhsatnamesinin Geri Alınarak Avukatın Adının Baro Levhasından Silinmesi ve Avukatlık Unvanının Kaldırılması Suretiyle Meslekten Çıkarma Cezası ile Cezalandırılmasına”
ilişkin 13.05.2022 gün ve 2015/8 Esas, 2022/59 Karar sayılı kararından
“Avukatlık Ruhsatnamesinin Geri Alınarak Avukatın Adının Baro Levhasından Silinmesi ve Avukatlık Unvanının Kaldırılması Suretiyle”
ibareleri çıkartılarak yerine
“Meslekten Çıkarma Cezası ile Cezalandırılmasına”
ibaresi eklenmek suretiyle kararın
DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2- Avukatlık Kanunu’nun 154/2.maddesi gereğince, Şikâyetlinin
TEDBİREN İŞTEN YASAKLANMASINA,
gereği için kararın bir örneğinin Baro Başkanlığı’na gönderilmesine,
3-Şikâyetlinin,
“Avukatlık Ruhsatnamesinin Geri Alınarak Avukatın Adının Baro Levhasından Silinmesi ve Avukatlık Unvanının Kaldırılması”
Baro Yönetim Kurulu’nun yetki ve görevinde olduğundan, bu konuda
KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
4-Kararın onay için Avukatlık Kanunu’nun 157/7.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine,
5-Kurulumuz kararının tebliğinden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 04 Şubat 2023
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!