TBB Disiplin Kurulu Kararı – E. 2022/913 K. 2022/977

Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1458

Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.

İlgili AVK maddeleri: AVK Madde 5, AVK Madde 74, AVK Madde 154
[ÖZET] Şikâyetli avukatın yargılandığı ve cezalandırıldığı eylemin, Avukatlık Kanunu’nun 5/a maddesinde düzenlenen suçlar kapsamında olduğu anlaşılmaktadır. Avukatlık Kanunu’nun 136/1.maddesinde, Avukatlık Kanunu’nun 5.maddesinin a bendinde yazılı bir suçtan kesin olarak hüküm giyme halinde, meslekten çıkarma cezası uygulanacağı; yine Avukatlık Kanunu’nun 154/1.maddesinde haklarında meslekten çıkarma cezası verilen avukatların işten yasaklanmalarının zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır.
(Av. Yas. m. 5/1-a, 74, 154)

[KARAR METNİ] İtirazın süresinde olduğu anlaşılmakla dava dosyası incelendi:
Şikâyetli avukat hakkında “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma” suçundan soruşturma yürütüldüğünün Baro Başkanlığı’na bildirilmesi üzerine re’sen başlatılan disiplin davasında eylem sabit görülerek önceden verilmiş Tedbiren İşten Yasaklanmasına kararı olduğundan bu konuda yeniden bir değerlendirme yapılmasına yer olmadığına ve Şikâyetlinin, 1136 sayılı Yasanın 135/5 maddesi Hükmü Gereğince Meslekten Çıkarma/Avukatlık Ruhsatnamesinin Geri Alınarak Avukatın Adının Baro Levhasından Silinmesi ve Avukatlık Unvanının Kaldırılmasına karar verilmiştir.
Şikâyetli savunmalarında özetle; Cumhuriyet Savcılığında alınan ifadesi incelendiğinde, tutuklanmasına neden olacak isnatlara ilişkin hiçbir soru yöneltilmediğini, hiçbir delilden bahsedilmediğini, özgeçmişine ilişkin sorulara samimiyetle cevap verdiğini, üniversite yıllarından bu yana ülkücü-milliyetçi camia içerisinde yer aldığını, PYD/FETÖ gibi bir oluşumla hiçbir ilgisinin olmadığını, … Derneğine halen üye olduğunu, nasıl olsa dernek feshedilecek herkesin üyeliği düşecek diye düşündüğünü, derneğin cemaatle olan ilişkisinden haberdar olmadığını, dernekte her siyasi görüşten avukatların olduğunu, cemaatin bankasında parasının olmadığını, bu okullarda okumadığını, çocuklarını da göndermediğini, 15 Temmuz günü gündüz işyerinde, gece evinde olduğunu, hiçbir olaya katılmadığını, Yönetim Kurulu’nun adeta yargısız infaz yaptığını, Disiplin Kuruluna sevk kararının usul, Yasa ve AİHS’ye aykırı olduğunu, Disiplin Kurulu’nda … Derneğine üyeliği dışında herhangi bir isnat ve delil ileri sürülmediğini, söz konusu derneğin Anayasaya uygun olarak faaliyet gösterdiğini, eğer aykırılık olsa idi derneğin kapatılması gerektiğini, bir kısım avukatlar hakkında halen soruşturma açılmadığını, hakkındaki suç isnatları ile ilgili olarak bu suçların maddi ve manevi unsurlarının incelenmesi gerektiğini belirterek delillerin toplanmasını, ceza davası dosyasının sonucunun beklenmesini talep etmiştir.
İncelenen dosya kapsamında, Baro Yönetim Kurulu’nun 27.07.2017 günlü toplantısında, şikâyetli hakkında disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Şikâyetli Avukatın disiplin kovuşturmasına konu eylemi nedeniyle, “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma” suçundan … Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/7 (bozmadan önce 2017/134) esasına kayden kamu davası açıldığı, Mahkemenin 10.02.2021 günlü ve 2021/32 sayılı kararı ile; sanık şikâyetli Avukatın TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Yasa’nın 5/1 ve TCK’nın 62/1. maddesi gereğince neticeten 7 Yıl 6 Ay Hapis Cezası ile Cezalandırılmasına karar karar verildiği, kararın temyizde onanarak 30.05.2022 günü kesinleştiği,
Mahkemenin; “Örgüt üyesi sayılabilmesi için failin, 314/1.fıkrada belirtilen örgütü kuran veya yöneten sıfatının bulunmaması, yani örgüte sonradan girmiş, sevk ve yönetime dahil olmamış bulunması gerekir. Bu itibarla, örgütün ‘silahlı örgüt’ niteliğinde olup olmadığının hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi yönünden Emniyet Genel Müdürlüğünden bilgi alınması varsa örgütün tüzük ve programının onaylı örneklerinin getirilerek dosya içerisine konulması, örgüt elemanlarınca gerçekleştirilmiş silahlı eylemler bulunup bulunmadığının soruşturulması ve sonucuna göre failin hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekir. Ayrıca üyelik suçunun oluşabilmesi için de örgütsel anlamda faaliyetlerin süreklilik, yoğunluk, çeşitlilik içermesi, bu bağlamda sanığın örgütle irtibatını ortaya koyan örgütün hiyerarşik yapısı içerisinde bulunduğunu gösteren kanıtların ortaya konulması gerektiği, bu bağlamda yukarıda belirtildiği şekilde sanığın FETÖ/PDY kapsamında … Merkez’de avukat olarak görev yaptığı, …’da baro yönetimine alternatif bir oluşum olarak ortaya çıkan örgüte yakınlığı alınan tanık beyanlarıyla da sabit olduğu üzere bilinen … Derneği’nin üyesi olduğu, söz konusu bu demekte 28.05.2011 ve 07.06.2014 tarihli olağan genel kurul toplantılarında yönetim kumlu asil üyesi olarak seçildiği, örgüt içerisinde 17/25 Aralık sürecinden önce ve sonrasında 2015 yılı başına kadar sohbet toplantılarına katıldığı, bu hususların alınan tanık beyanları ve sanık savunmaları ile sabit olduğu, yine sanığın 17/25 Aralık sürecinden sonra örgütün gizli haberleşme aracı olan ByLock programım tek telefon hattı üzerinden tek cihazda kırmızı yoğunlukta kullandığının tespit edildiği, sanığın Bank Asya’da hesabının bulunduğu, söz konusu hesaba 2013 Aralık’tan sonra da yüklü miktarda paralar yatırıldığı, söz konusu hesabın bankanın TMSF’ye geçtikten sonra 15.06.2015 tarihinde de kapatıldığı, yine tanık İ.Z. beyanlarıyla sabit olduğu üzere eski Cumhuriyet Savcısı olup FETÖ soruşturmaları kapsamında meslekten ihraç edilen P.V.’nin müdafiliğini üstlendiği, bu şahsın açığa alınması üzerine baro önüne toplanan avukatlar arasında olduğu, her ne kadar sanık, tanıkla arasında husumet bulunduğu, Avukatlık Kanunu’na aykırı şekilde bir sendikayla ilgili usule aykırı dilekçe alması nedeniyle kendisi hakkında şikayette bulunduğunu beyan etmişse de, tanığın sanıkla arasında husumet bulunmadığını belirttiği, İ.Z. ile ilgili disiplin soruşturmasına dair Barodan istenen evraklara göre de … Barosu Yönetim Kurulu’nun 2014/144 nolu kararıyla tanık hakkında disiplin kovuşturmasına yer olmadığına dair karar verildiği, bu itibarla sanığın tanıkla arasında husumet bulunduğu beyanlarının zanna dayalı olarak verdiğine ilişkin savunmasına itibar edilmediği, 19.12.2016 tarihli bilirkişi incelemesine göre sanığın 28.10.2015 tarihli WhatsApp’ta bulunan bir sohbet grubunda ‘Kanaltürk ve Bugün tv. Hukuksuz bir şekilde kapatılmasına karşı hukuki çerçevede bir açıklama yapılması iyi olmaz mı?’ şeklinde paylaşımda bulunduğu, yine aynı sohbet grubunda himmetle ilgili paylaşımların yapıldığı bu paylaşımların da sanığın örgüte olan yakınlığı konusunda mahkememize yol gösterici olduğu, yine cep telefonunda yapılan inceleme sonucu düzenlenen 19.12.2016 tarihli rapordaki tespitlere göre sanığın Fetullah Gülen’e ait görsellerin cep telefonunda bulunduğu, iletişim tespitleri içeriği itibariyle hakkında soruşturma yürütülen D.D., V.K. ve diğer avukatlarla görüşmelerin bulunduğu tespit edilmiş ise de, bu görüşme içeriklerinin örgütsel manada olup olmadığının tespit edilemediği, ancak 2015 yılına kadar sohbet adı altında örgütsel toplantılara katılması, … Derneği’ne üyeliği, Bank Asya hesabının olması, ByLock isimli örgütsel programı kırmızı yoğunlukta kullandığının sabit olması, Yargıtay 16.Ceza Dairesi Başkanlığının ByLock ile ilgili vermiş olduğu karar içeriği dikkate alındığında sanığın yine Yargıtay uygulamalarında dile getirilen örgütsel faaliyetlerin yoğunluğu, çeşitliliği ve sürekliliğine dair tespitler bir bütün halinde değerlendirilmiş, sanığın açıklanan nedenlerle kırmızı yoğunlukta ByLock kullanması, 17/25 Aralık sürecinden sonra da sohbet toplantılarına devam etmesi Bankasya’da hesabının bulunması nedeniyle üzerine atılı örgüt üyeliği suçunu işlediği sonuç ve vicdani kanaatine varılmıştır.
Her ne kadar sanık savunmalarında sohbetlere örgüt olduğunu bilerek katılmadığını, dini sohbet yaptıklarını, ByLock isimli programla ilgili bir karışıklık olduğunu, yükleyip kullanmadığını suçlamaları kabul etmediğini savunmuş ise de, ByLock tespit değerlendirme tutanağı, KOM ve BTK kayıtları ile bu kayıtlara göre düzenlenen bilirkişi raporlarına göre söz konusu programın kullanıldığının aşikar olduğu, zira ByLock tespit değerlendirme tutanak içeriğine göre de sanığın kullanmadığını beyan ettiği ByLock programında 23.07.2015 tarihinde son kez online olduğu, yine bu program üzerinden alınmış bir mesajın da çözümünün yapılmış olduğu, ByLock tespit değerlendirme tutanağına göre de hakkında daha önce mahkememizce yargılama yapılıp aynı suçtan mahkumiyet kararı verilen D.D. ile hakkında yargılamalar devam eden A.Y., M.K, D.E. isimli şahıslarında ByLock programına ekli olduğunun anlaşıldığı, ByLock tespit değerlendirme   tutanağında kullanıcı ID numarasının … kullanıcı adının … olduğu, şifresinin z… olduğu, nüfus kayıtlarına göre sanığın Z. ismindi bir kızı olduğu, buna göre ByLock programını kullanmadığını savunmuş ise de şifresinin bile sanığın kızının adı olduğu dikkate alındığında şifrenin bir başkası tarafından belirlemenin düşünülemeyeceği, yine beyanlarda adı geçen F.G. hakkında mahkememizin 2017/147 Esas sayılı kararı ile karar verildiği, beyanlarda adı geçen B.A. ile ilgili yargılamanın devam ettiği, D.D. hakkında mahkememizin 2017/142 Esas sayılı kararı ile mahkumiyet karan verildiği, buna ilişkin kararların dosya içine alındığı, sanık M.K. hakkında mahkememizin 2017/119 esas sayılı dosyasının derdest olup devam ettiği, sanığın bu şahıslarla birlikte sohbetlere gittiği, irtibat halinde olduğu, D.D.’ ve F.G. ile M.K.’nın ByLock kullanıcısı oldukları yönünde iddiaların bulunduğu, A. ve F. yönüyle de mahkememizce ByLock kullandıklarının kabul edildiği, sanığın bu şahıslarla da sohbet toplantılarına katıldığı, bu durumun örgütle irtibatını da ortaya koyduğu, ByLock isimli programın örgüt üyeleri tarafından kullanılan gizli kriptolu bir haberleşme programı olduğu, dini içerikli mesaj almanın ya da göndermenin bu durumu değiştirmeyeceği, zira bu amaçla kullanmak için ByLock dışında pek çok programın var olduğu, sanığın ByLock programı dosyada mevcut raporlar ve tespitlerle kullandığının açık olduğu, ByLock programı kullanmasının da örgüt üyeliği için yeterli olduğu, örgüt üyesi olmayanların ByLock programını kullanamayacağı, sanığın 2015 yılına kadar devam ettiğini sohbetlerde dini konular geçtiğini, Fetullah Gülen’in adının geçip geçmediğini hatırlamadığını beyan etmiş ise de sohbetlerde dini konuşmalar olduğu gibi örgüt elebaşı Fetullah Gülen’in konuşmalarının da dile getirilip kasetlerinin izlendiğinin, özellikle bu yapılanma kapsamında yapılan tüm sohbetlerde olduğunun soruşturma aşamalarında ve başka dosyalarda etkin pişmanlık hükümleri çerçevesi kapsamında beyanlarda bulunan şahısların ifadelerinde de açıkça dile getirildiği, sanığın 17/25 Aralık sürecinde dahi anılan sohbet toplantılarına katılması, baroya alternatif bir oluşum olarak ortaya çıkan kuruluş aşamasında her kesimde üyeyi bünyesinde barındırmakla birlikte zamanla yapıya mensup şahısların etkin olmaya başladığı … Derneği’nde kurucu üye olması, dernekte yönetim kurulu üyesi olarak pozisyon alması, söz konusu demek üzerinde sonrasında örgütün etkin olmaya başlanışına rağmen demek üyeliğinden ayrılmayıp söz konusu demek kapatılıncaya kadar bu demekte üyeliğini devam ettirmesi, ByLock isimli programın kırmızı yoğunlukta kullandığının tespit edilmesi nedeniyle savunmalarına bu anlamda itibar edilemeyeceği sonuç ve vicdani kanaatine varılmış, sanığın eylemine uyan TCK’nın 314/2 maddesi uyarınca cezalandırılmasına, söz konusu örgütün silahlı terör örgütü olması nedeniyle 3713 sayılı Yasanın 5/1 maddesinin uygulanmasına, duruşmadaki saygılı davranışı göz önüne alınarak sanık hakkında takdiri nedenlerle indirim yapılmasına karar vermek gerekmiştir.” gerekçesiyle hüküm kurduğu,
Baro Disiplin Kurulu’nun “1136 sayılı Yasanın ‘Avukatlığa engeller’ başlıklı 5/a maddesinin “Taksirli suçlar hariç, kesinleşmiş bir kararla 2 yıldan fazla hapis cezası almış olanların Avukatlığa kabul edilmeyeceği hüküm altına alınmakla, şikâyetlinin Avukatlığa kabul şartlarını kaybettiği kanaatine ulaşılmakla” Şikâyetli Avukat hakkında daha önceden verilmiş bulunan TEDBİREN İŞTEN YASAKLANMA KARAR verilmiş olması sebebiyle bu hususta yeniden bir değerlendirme yapılmasına yer olmadığına; ŞİKAYETLİNİN, 1136 SAYILI YASANIN 135/5 MADDESİ HÜKMÜ GEREĞİNCE “MESLEKTEN ÇIKARMA/AVUKATLIK RUHSATNAMESİNİN GERİ ALINARAK AVUKATIN ADININ BARO LEVHASINDAN SİLİNMESİ VE AVUKATLIK ÜNVANININ KALDIRILMASINA karar verdiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde ceza olmadığı,
Şikâyetli Avukatın 14.10.2022 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, Baro Disiplin Kurulu kararının usule, yasalara, Anayasamıza ve AİHS’ye aykırı olduğunu, SEGBİS yoluyla dinlenmesinin ve deliller değerlendirilmeden karar verilmesinin kabul edilemez olduğunu, Avukatlık Kanunu’nun 5/a ve 135/5.maddesinin Kurulca yanlış yorumlandığını, Avukatlığa engel hallerin geniş yorumlanmasının TCK’nın 2 ve Anayasa’nın 48 ve 49.maddelerine aykırı olduğunu, meslek ve özel hayatında her daim gerek Meslek Kurallarına gerekse insan onuruna yakışır bir şekilde edep ve adap kurallarına uyduğunu, mesleğin saygınlığına zarar getirecek herhangi bir eylem ve işleminin olmadığını, mesleği ile ilgisi olmayan bu tür siyasi davalarda haksız bir çok mağduriyetin oluştuğunu, ceza mahkemesi ve Disiplin Kurulu kararında isnat edilen unsurların yasalarda, Anayasa’da ve AİHS hükümlerinde suç teşkil etmediğini belirterek kararın itirazen bozularak kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
Şikâyetli Avukatın disiplin kovuşturmasına konu eylemi nedeniyle, aleyhine “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma” suçundan kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda şikâyetli avukatın sonuç olarak 7 Yıl 6 Ay Hapis Cezası ile Cezalandırılmasına karar verildiği, kararın kesinleştiği dosya kapsamı ile sabittir.
Şikâyetli avukatın yargılandığı ve cezalandırıldığı eylem, Avukatlık Kanunu’nun 5/a maddesinde düzenlenen “…kasten işlenen bir suçtan dolayı iki yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar,…” kapsamında olması nedeniyle Avukatlık Kanunu’nun 136/1.maddesinde, Avukatlık Kanunu’nun 5.maddesinin a bendinde yazılı bir suçtan kesin olarak hüküm giyme halinde meslekten çıkarma cezası uygulanacağı; yine Avukatlık Kanunu’nun 154/1.maddesinde haklarında meslekten çıkarma cezası verilen avukatların işten yasaklanmalarının zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır.
Bu nedenlerle, Baro Disiplin Kurulu tarafından yapılan hukuksal değerlendirme yerinde olmakla birlikte;
Avukatlık Kanunu’nun 74. maddesi “Cezai veya disipline ilişkin bir karar sonunda meslekten çıkarılanlarla 5 inci maddenin (a) bendinde yazılı suçlardan kesin olarak hüküm giyenlerin ruhsatnamesi Baro Yönetim Kurulunca geri alınarak iptal ve adları bir daha yazılmamak üzere levhadan silinir. Bu işlerin uygulanması, kararın kesinleşmiş olmasına bağlıdır.” hükmü gereği ruhsatnamenin geri alınarak iptali, avukatın baro levhasından silinmesi Baro Yönetim Kurulu’nun yetkisinde ve görevinde olduğundan karardan;
“AVUKATLIK RUHSATNAMESİNİN GERİ ALINARAK AVUKATIN ADININ BARO LEVHASINDAN SİLİNMESİ VE AVUKATLIK ÜNVANININ KALDIRILMASINA” ibaresi çıkartılarak yerine “CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA” ibaresi eklenmek suretiyle,
Yine Avukatlık Kanunu’nun 154.maddesindeki emredici hüküm gereğince; “Şikâyetli Avukat hakkında daha önceden verilmiş bulunan TEDBİREN İŞTEN YASAKLANMA KARAR verilmiş olması sebebiyle bu hususta yeniden bir değerlendirme yapılmasına yer olmadığına” ibaresi çıkartılarak yerine “Avukatlık Kanunu’nun 154/1.maddesi gereğince Şikâyetli Avukatın TEDBİREN İŞTEN YASAKLANMASINA” ibaresi eklenmek suretiyle itirazın reddi ile kararın düzetilerek onanması gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-Şikâyetli vekilinin itirazının reddine, … Barosu Disiplin Kurulu’nun
“Şikâyetli Avukat hakkında daha önceden verilmiş bulunan TEDBİREN İŞTEN YASAKLANMA KARAR verilmiş olması sebebiyle bu hususta yeniden bir değerlendirme yapılmasına yer olmadığına”
ve
“Şikâyetlinin, 1136 sayılı Yasanın 135/5 maddesi Hükmü Gereğince Meslekten Çıkarma/Avukatlık Ruhsatnamesinin Geri Alınarak Avukatın Adının Baro Levhasından Silinmesi ve Avukatlık Unvanının Kaldırılmasına”
ilişkin kararından, “AVUKATLIK RUHSATNAMESİNİN GERİ ALINARAK AVUKATIN ADININ BARO LEVHASINDAN SİLİNMESİ VE AVUKATLIK ÜNVANININ KALDIRILMASINA” ibaresi çıkartılarak yerine “CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA” ibaresi ve “Şikâyetli Avukat hakkında daha önceden verilmiş bulunan TEDBİREN İŞTEN YASAKLANMA KARAR verilmiş olması sebebiyle bu hususta yeniden bir değerlendirme yapılmasına yer olmadığına” ibaresi çıkartılarak yerine “Avukatlık Kanunu’nun 154/1.maddesi gereğince Şikâyetli Avukatın
TEDBİREN İŞTEN YASAKLANMASINA
” ibaresi eklenmek suretiyle kararın
DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-Hüküm fıkrasına eklenen “Avukatlık Kanunu’nun 154/1.maddesi gereğince Şikâyetli Avukatın
TEDBİREN İŞTEN YASAKLANMASINA
” ibaresinin gereği için kararın bir örneğinin Baro Başkanlığı’na gönderilmesine,
3-Kararın onay için, Avukatlık Kanunu’nun 157/7.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine,
4-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,
Oybirliği ile karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 28 Ekim 2022
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!