TBB Disiplin Kurulu Kararı – E. 2022/721 K. 2022/795

Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1441

Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.

İlgili AVK maddeleri: AVK Madde 34, AVK Madde 134, AVK Madde 158
[ÖZET] Dosya kapsamından, şikâyetli avukatın, 11.560 Türk lirasını borçludan11.03.2010 tarihli ibraname ile haricen tahsil etmesine rağmen, bu tahsilatla ilgili olarak ve uhdesinde tuttuğu miktar bakımından müvekkiline bilgi verdiğine ilişkin bir belgeye rastlanmamıştır.
(Av. Yas. m. 34, 134, 158, TBB Mes. Kur. m.43)

[KARAR METNİ] İtirazın süresinde olduğu anlaşılmakla dava dosyası incelendi.
Şikâyetli avukat hakkında; Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 17.04.2012 günlü “Olur”u ile; “Davacı-karşı davalı vekili sıfatıyla takip ettiği … Aile Mahkemesinin 2008/1285 esasına kayden görülen boşanma davasının yargılaması sonunda müvekkili lehine hükmedilen tazminat, nafaka ve avukatlık ücreti olmak üzere toplam 11.560,00 Türk lirasını borçlu F.Ç.’den 11.03.2010 tarihli ibraname ile haricen tahsil ettiği hâlde, müvekkili müştekiye vermeyerek uhdesinde tuttuğu” iddiası bakımından kovuşturma izni verilmesi üzerine başlatılan disiplin davasında, eylem sabit görülerek ceza tayin edilmiştir.
Şikâyetli avukat savunmasında özetle; müvekkili ile 27.02.2009 tarihinde yapmış olduğu vekalet ücreti sözleşmesi hükümleri gereğince kendi avukatlık ücretini tahsil etmiş olduğunu, sözleşmeye göre iki dava ücreti olarak 4.500 TL’den 9.000 ve masraf olarak 700,00 TL kararlaştırıldığını, masraf gideri olarak 11.700 TL alması gerekirken 11.560 TL aldığını, şikâyetin haksız olduğunu beyan etmiştir.
İncelenen dosya kapsamında; Baro Yönetim Kurulu’nun 07.07.2011 günlü toplantısında şikâyetli avukat hakkında Avukat Kanunu’nun 34 ve 134. maddeleri ile Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 43. maddesi gereğince disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Şikâyetli avukatın disiplin kovuşturmasına konu eylemi nedeniyle, “Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma” suçundan cezalandırılması istemiyle … Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/645 esasına kayden açılan kamu davasında, Mahkemenin 03.03.2020 gün ve 2020/140 karar sayılı ilamı ile; sanık şikâyetli avukatın eylemine uyan TCK’nın 155/2, 168/2, 62 ve 52/2. maddesi gereğince neticeten 7 Ay 15 Gün Hapis ve 5.000 TL Adli Para Cezası ile Cezalandırılmasına ve CMK’nın 231/5 maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın temyiz incelemesi üzerine 24.02.2021 günü kesinleştiği,
Baro Disiplin Kurulu’nca “Şikâyetli avukatın yargılanıp mahkûm olduğu eylem 1136 sayılı Avukatlık Kanunu 5/a da sayılan ‘…hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanmak ‘suçu olduğu, bu durumda şikâyetli avukata verilecek disiplin cezasının 1136 sayılı Avukatlık Kanunu 136.maddenin gönderimi ile 1136 sayılı Avukatlık Kanunu 135/5 gereğince ‘Meslekten Çıkarma Cezası’ olacaktır. Ancak şikâyetli avukat hakkında hüküm ile birlikte HAGB kararı verildiğinden, Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu yerleşik kararları doğrultusunda bu durumla bir alt cezanın verilmesi yerleşmiş bulunduğundan…”  gerekçesiyle şikâyetli hakkında ceza tayin edildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde eylem tarihi itibariyle (11.03.2010), tekerrüre esas ceza olmadığı,
Şikâyetli avukatın 19.04.2022 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, şikâyetçinin beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, şikâyetçi ile … Aile Mahkemesinin 2008/1285 esas sayılı dosyasında görülen boşanma davasında hem davalı hem de karşı davacı olması konusunda 27.02.2009 tarihli vekalet sözleşmesi ile masraflarla birlikte 9.000TL bedelli vekalet ücreti ve 700 TL bedelli masraf olmak üzere sözleşme imzalandığını, yargılama neticesinde hak etmiş olduğu vekalet ücreti ve masrafların 11.700,00 TL olmasına rağmen 11.560,00 TL alınmış olup mesleğin gerektirdiği tüm özeni yerine getirerek yürüttüğü davada hem davalı olarak hem de karşı davacı olarak davaların lehine sonuçlandığını, Şikâyetçinin, öncelikle 27.02.2009 tarihli vekalet sözleşmesinin altındaki imzayı inkar etmesi üzerine, söz konusu vekalet sözleşmesinin aslının tarafınca hukuk dosyasına sunulduğunu,  Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesinden alınan raporda, imzanın Şikâyetçinin eli ürünü olduğu sonucuna varıldığını, Bu arada … Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/405 esas sayılı dosyası devam ederken kendini hukuk mahkemesinin yerine koyarak boşanma davası maktu bir dava olmasına ve vekalet ücreti konusunda sözleşme serbestisi olmasına rağmen ceza yargılaması %25i geçemeyeceğimden bahisle 7.170 TL’lik fazla vekalet ücreti aldığına karar vermesi akabinde zararı gidermesi konusunda hesaplama yapılması üzerine 22.01.2014 tarihinde şikâyetçiye 7.170,00 TL iade ettiğini, bu duruma göre bir tarafta avukatlık sözleşmesini geçersiz bulan ve HAGB kararı vermiş olan bir ceza kararı diğer tarafta sözleşmeyi geçerli kabul eden hukuk mahkemesi kararının mevcut olduğunu belirterek mesnetten yoksun olan kararın kaldırılmasını talep ettiği,
Şikâyetçinin 01.06.2022 kayıt tarihli itiraza cevap dilekçesinde özetle, itirazın haksız ve yersiz olduğunu, şikâyetli ile vekalet ücreti konusunda anlaşmadıklarını, aksine davaya ücretsiz bakacağını söylediğini, şikâyetliye yargılama sırasında tarafınca yargılama masrafı olarak 1.500 TL ödendiğini, şikâyetlinin tahsil ettiği parayı haksız bir şekilde uhdesinde tuttuğunu belirterek itirazın reddi ile kararın onanmasını talep ettiği görülmektedir.
Şikâyetli avukatın itirazı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Avukatlık Kanunu’nun 34. maddesi, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri, bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler.”
Avukatlık Kanunu’nun 134. maddesi, “Avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, meslekî çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında bu Kanunda yazılı disiplin cezaları uygulanır.”
Avukatlık, kolektif bir itibar mesleğidir. Bu itibardan yararlanmak her avukatın hakkı olduğu gibi, bu itibarı korumak ve lekelenmesine izin vermemek de her avukatın yükümlülüğüdür.
Dosya kapsamından, şikâyetli avukatın, 11.560 Türk lirasını borçlu F.Ç.’den 11.03.2010 tarihli ibraname ile haricen tahsil etmesine rağmen, bu tahsilatla ilgili olarak ve uhdesinde tuttuğu miktar bakımından müvekkiline bilgi verdiğine ilişkin bir belgeye rastlanmamıştır.
Şikâyetli avukatın, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları 43. maddesinin, “Müvekkil adına alınan paralar ve başkaca değerler geciktirilmeksizin müvekkile duyurulur ve verilir. Müvekkille ilgili bir hesap varsa, uygun sürelerde durum yazıyla bildirilir” hükmü gereği tahsil ettiği para hakkında bilgi vermesi ve ödeme yapması gerekirken; şikâyetçiye ne bilgi vermiş ne de ödeme yapmıştır.
Öte yandan, şikâyetlinin disipline konu eylemi nedeniyle yargılandığı … Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/645 esas ve 2020/140 karar sayılı ilamı ile her ne kadar hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmişse de HAGB kararı, ceza yargılamasından bağımsız olarak, yargılamaya konu eylem konusunda disiplin kovuşturması yapılmasına ve yapılacak kovuşturma sonucunda disiplin cezası verilmesine engel teşkil etmemektedir. Disiplin kovuşturmasına konu eylemin maddi delillerle sabit olması halinde, açıklanmayan hüküm; şikâyetlinin bu fiil sebebiyle sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı gibi, disiplin kovuşturması neticesinde verilecek ceza bakımından da bağlayıcı değildir.
Her ne kadar, Avukatlık Kanunu’nun “Cezaların uygulanma şekli” başlıklı 136. Maddesinde “ Bu kanunun avukatların hak ve ödevleri ile ilgili altıncı kısmında yazılı esaslara uymayanlar hakkında ilk defasında en az kınama, tekrarında, davranışın ağırlığına göre, para veya işten çıkarma cezası ve 5 inci maddenin (a) bendinde yazılı bir suçtan kesin olarak hüküm giyme halinde meslekten çıkarma cezası uygulanır.” hükmü bulunmakta ve Baro Disiplin Kurullarına herhangi bir takdir hakkı tanınmamakta ise de; Kurulumuzun ve İdari yargı kararlarının istikrar kazanmış uygulamasına göre, disipline konu olay hakkına yapılan ceza yargılaması sonucu HAGB kararı verilmesi, bu kararın niteliği dikkate alınarak Avukatlık Kanunu’nun 158.maddesindeki ilkeler de gözetilerek bir alt ceza uygulamasına gidilmektedir.
Bu nedenle, Baro Disiplin Kurulu kararı hukuken isabetli olmakla; itirazın reddi ile kararın onanması gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-Şikâyetli Avukatın itirazının reddine, … Disiplin Kurulu’nun Şikâyetlinin
“3 Ay Süre ile İşten Çıkarma Cezası ile Cezalandırılmasına”
ilişkin kararının
ONANMASINA,
2-Kararın onay için, Avukatlık Kanunu’nun 157/7.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine,
3-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,
Katılanların oybirliği ile karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 11 Eylül 2022
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!