Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1392
Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.
(Av. Yas. m. 34, 134, 136/1, TBB Mes. Kur. m.3, 4) [KARAR METNİ] İtirazın süresinde olduğu anlaşılmakla dava dosyası incelendi.
Şikâyetli avukat hakkında, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 19.11.2019 günlü “Olur”u ile; “… Noterliğince düzenlenen 24.05.2013 tarih ve 03702 yevmiye sayılı vekâletname ile müştekinin önceden çalıştığı iş yeri hakkında ödenmeyen işçilik alacaklarından kaynaklanan dava açmak üzere şikâyetçinin vekilliğini üstlenip vekâlet ücretinin davanın sonuçlanması sonrasında ödeneceğine dair anlaşarak masraflara mahsuben 150,00 TL tahsil etmesine rağmen gereğine tevessül etmediği gibi kendisine davanın sonucunu soran müştekiye davayı açtığını söyleyerek oyaladığı” iddiası ile kovuşturma izni verilmesi üzerine başlatılan disiplin davasında, eylem sabit görülerek ceza tayin edilmiştir.
Şikâyetli soruşturma ve kovuşturma aşamasında savunma vermemiştir. Disiplin davasına konu eylem nedeniyle yargılandığı mahkemede alınan savunmasında; “İddianameyi anladım. Savunmamı yapacağım. Büromuzda 3 avukat 2 kâtip olarak çalışmaktayız. 2000’in üzerinde vekaletimiz ve 1000’in üzerinde derdest dosyamız bulunmaktadır. Müştekinin bana vekalet verip vermediğini hatırlamıyorum. Noterden vekalet çıkarılması, vekaletin avukata verildiğini ispatlamaz. Müşteki 150 TL verdiğini iddia etmektedir. 150 TL benim danışmanlık ücretim dahi değildir. Zaten avukatlık kanunu gereğince masraf ve avukatlık ücreti almadan dava açmam suçtur. Kaldı ki açılması gereken dava …’te açılacaktır. Müşteki bunun için ayrıca yolluk ödemesi verdiğini de iddia etmemektedir. Aynı davalı şirkete yönelik başka işçilerin çok fazla davasını açmışımdır. Kaldı ki müştekinin iddia ettiği dönemde eşim kanser hastası idi. Onunla ilgileniyordum. Zaten sonradan kendisi de vefat etti. Müşteki bana ne vekalet ne masraf ne de dava açmam için gerekli belgeleri vermemiştir. Ben müvekkille aramda sözleşme olmadan vekalet olsa dahi dava açmam. Çünkü vekalet avukata her türlü dava açma yetkisi verir. Türkiye Barolar birliğine müzekkere yazılarak avukatın yargı çevresi dışındaki bir davayı avukatlık ücreti almadan, masraf almadan açıp açamayacağı hususunun sorulmasını talep ederim. Kabul anlamına gelmemekle birlikte sırf uğraşmamak, 150 TL için bu durumlara düşmemek için zararı giderebilirim. Ayrıca müşteki tanıkları yönlendirmiştir. Buna ilişkin tanık dinletmek istiyoruz. Tanıkların ismini şu an vermek istemiyorum, çünkü müşteki onlarla iletişime geçebilir. Tanık Sebahattin Taş’ın yeniden dinlenmesini talep ederiz. Çünkü müşteki tanığı yönlendirmiştir. Tanık bu şekilde bana beyanda bulunmuştur. Süreyya Özdemir isimli tanık benim müvekkilimdir. Süreyya Özdemir’in müşteki ile büroma gelip müştekinin davasının devam ettiği, şu kadar para alacaksın şeklinde sözler söylediğim iddiası doğru değildir. Ben sadece müvekkilim olan Süreyya Özdemir’in davası ile ilgili bilgi vermişimdir. Bunu da hatırlamıyorum. Olduysa bu şekilde olmuştur” şeklinde beyanda bulunmuştur.
İncelenen dosya kapsamında, Baro Yönetim Kurulu’nun 07.02.2020 günlü toplantısında şikâyetli hakkında disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Şikâyetli avukatın disiplin kovuşturmasına konu eylemi nedeniyle, “Görevi Kötüye Kullanma” suçundan cezalandırılması istemiyle … Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/10 esasına kayden açılan kamu davasında Mahkemenin 07.10.2020 gün ve 2020/97 sayılı ilamı ile sanık şikâyetli avukatın eylemine uyan TCK’nın 257/1 ve 62. maddeleri uyarınca neticeten 10 Ay Hapis Cezası ile Cezalandırılmasına CMK’nın 231/5. maddesi gereğince Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına karar verildiği, kararın itirazın reddi ile 08.12.2020 günü kesinleştiği,
Mahkemenin, “Dosya kapsamında dinlenilen tanıkların beyanları genel olarak değerlendirildiğinde; Katılan ile aynı firmada çalıştıkları, bu firmaya karşı dava açacakları, davaları birlikte yürütülmesi için sanığın avukat olarak seçilmesi yönünde karar aldıkları, gerekli evrakları, vekaletnameyi ve masraf parasını avukata verdiklerini, İ.’nin de elinde bu belgelerin olduğunu gördüklerini, avukata verirken görmediklerini, İ.’nin davası için sanığa bu belgeleri verdiğini duyduklarını, sanığın davayı açmadığını İ.’den duyduklarını, tanık S.’nin beyanlarında ise katılan ile birlikte 3 defa sanığın bürosuna gittiklerini, sanığın bürosuna gittikleri zamanlarda laptopundan bakarak TC kimlik numaralarını sorarak davaları hakkında bilgiler verdiğini, kendisinin de davasının 6 senedir sürdüğünü beyan etmişlerdir.
Katılanın çalıştığı işyerinden çıkartılması üzerine avukat olan sanıkla irtibata geçerek tazminat davası açılması konusunda anlaşma yaptıkları, katılanın sanık adına … 1. Noterliğinin 24/05/2013 tarih ve 03702 yevmiye nolu vekaletname çıkarttığı, her ne kadar sanık vekaletname çıkarılsa dahi vekaletnamenin kendisine teslim edilmediğini iddia etse de özellikle tanık Süreyya Özdemir’in katılan ile birlikte sanığın bürosuna 2-3 defa gittiklerine, büroya gittiklerinde sanığın laptopu açarak T.C kimlik numaralarını isteyip davaların devam ettiğine, davaların sonuçlanacağı tarihe ve alınacak tazminat miktarlarına ilişkin bilgi verdiğine dair beyanı ve tanık Sebahattin Taş’ın sanığın dava açılması için mahkemeye 150 TL para yatırttığı, tanık Selahattin Tosun’un ise sanığın dava açılması içim mahkemeye 110 ya da 120 TL para yatırttığına dair beyanları ile diğer tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde katılanın sanığa vekaletnameyi, gereken belgeleri ve dava masrafı adı altında 150 TL para verdiği, ancak … Asliye Hukuk Mahkemesi, … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi, … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi ve … İş Mahkemesine yazılan müzekkerelerin cevaplarında davacısı İ.U. olan 2012 ve sonrası açılmış dava dosyasının bulunmadığının bildirilmesi ile aradan geçen yıllarda sanığın katılan adına herhangi bir dava açmadığı, katılan ve tanıkların sanığın ofisine gittiğinde sanığın dava açıldığını söyleyerek onları oyaladığı anlaşılmakla sanığın eylemlerinin sabit olduğu, her ne kadar sanığın TCK 155/2 kapsamında cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmış ise de, sanığın 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 35/1 ve 35/A maddelerinde yazılı ve münhasıran avukatlar tarafından yapılabilecek iş ve işlemler yönünden avukatların kamu görevlisi olduklarında kuşku bulunmadığı, sanığın, katılan ile aralarında yazılı şekilde yapılmış bir sözleşme bulunmamış olsa bile tüm dosya kapsamından avukatlık hizmeti karşılığı aralarında vekalet ilişkisi bulunduğu, sanığın aldığı masraf ve vekalet ilişkisi karşılığı dava açma ve temsil yükümlülüğü borcuna aykırı davrandığı, sanığın görevinin gereklerini yapmakta ihmal ve gecikme göstermenin ötesinde katılanın yıllar boyunca davasının akıbetini sormasına karşın sanığın herhangi bir dava açmayarak ve katliam oyalayarak görevinin gereklerine aykırı davrandığı, katılanın mağduriyetine sebep olduğu dolayısıyla sanığın eylemlerinin TCK 257/1 kapsamında görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu…” gerekçesiyle karar verdiği,
Baro Disiplin Kurulu’nca “İncelenen dosyaya göre toplanacak başka delil bulunmadığından dosya içeriği nazara alınarak Avukatlık Kanunu’nun 34 ve 134.maddeleri ve Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3 ve 4. maddeleri gözetilerek karar verilmesi gerekmiştir.” gerekçesiyle karar verildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde ceza olmadığı,
Şikâyetli avukatın 10.02.2022 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, disiplin cezasına dayanak gösterilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, kesin karar mahiyetinde olmadığı, şikâyetçinin tarafına ücret ödediği ve vekaletname teslim ettiğine dair delil bulunmadığı, öte yandan evrensel hukuk ve Anayasa ile koruma altına alınan savunma hakkının kısıtlandığı, itirazının kabulü ile verilen cezanın kaldırılmasını talep ettiği,
Şikâyetçinin 10.02.2022 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, şikâyetlinin dava açmayarak kendisini oyaladığını, hak kaybına uğrattığını, emsal disiplin yargılamalarında verilen cezalara göre ‘Meslekten Çıkarma’ cezası verilmesi gerektiğini, şikâyetlinin maddi hukuk anlamında suçunun sabit görüldüğünü, beraat etmediğini beyan ederek şikâyetlinin meslekten uzaklaştırılmasına karar verilmesini talep ettiği,
Usulüne uygun tebliğe rağmen cevap verilmediği görülmüştür.
Tüm dosya kapsamı, taraf anlatımları, dosya içindeki bilgi ve belgeler dikkate alındığında Şikâyetli avukat hakkında, “… Noterliğince düzenlenen 24.05.2013 tarih ve 03702 yevmiye sayılı vekâletname ile müştekinin önceden çalıştığı iş yeri hakkında ödenmeyen işçilik alacaklarından kaynaklanan dava açmak üzere, şikâyetçinin vekilliğini üstlenip vekâlet ücretinin davanın sonuçlanması sonrasında ödeneceğine dair anlaşarak masraflara mahsuben 150,00 TL tahsil etmesine rağmen gereğine tevessül etmediği gibi kendisine davanın sonucunu soran müştekiye davayı açtığını söyleyerek oyaladığı iddiası ile kovuşturma izni verilmesi üzerine başlatılan disiplin davasında eylem sabit görülerek ceza tayin edildiği, Şikâyetli avukatın ceza kovuşturmasında atılı iddia ve suçlamaları ret ettiği, “Görevi Kötüye Kullanma” suçundan cezalandırılması istemiyle … Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/10esasına kayden açılan kamu davasında Mahkemenin 07.10.2020 gün ve 2020/97 sayılı ilamı ile sanık şikâyetli avukatın eylemine uyan TCK’nın 257/1 ve 62. maddeleri uyarınca neticeten 10 Ay Hapis Cezası ile Cezalandırılmasına, CMK’nın 231/5. maddesi gereğince Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına karar verildiği, vaki karara yönelik itirazın reddi ile kararın 08.12.2020 günü kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Ceza Mahkemesince verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, ceza yargılamasından bağımsız olarak, yargılamaya konu eylem konusunda disiplin kovuşturması yapılmasına ve yapılacak kovuşturma sonucunda disiplin cezası verilmesine engel teşkil etmemektedir. Disiplin kovuşturmasına konu eylemin maddi delillerle sabit olması halinde, açıklanmayan hüküm; şikâyetlinin bu fiil sebebiyle sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı gibi, disiplin kovuşturması neticesinde verilecek ceza bakımından da bağlayıcı değildir.
İş bu dosya içindeki bilgi ve belgeler ile toplanan tüm deliller ve yerel mahkeme gerekçesi dikkate alındığında vekâletnamesi bulunan ve dava harcı aldığı konusunda kuşku bulunmayan şikâyetli avukatın Avukatlık Kanunu’nun 34 ve 134.maddeleri ve Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3 ve 4. maddeleri aykırı bir tutum içine girdiği anlaşılmaktadır.
Avukatlık Kanunu’nun 136/1.maddesine göre; “Bu kanunun avukatların hak ve ödevleri ile ilgili altıncı kısmında yazılı esaslara uymayanlar hakkında ilk defasında en az kınama, tekrarında, davranışın ağırlığına göre, para veya işten çıkarma cezası uygulanır.” Özen yükümlülüğüne aykırı davranan şikâyetlinin eylemi Avukatlık Kanunu’nun 136/1. maddesine göre en az kınama cezasını gerektirmektedir.
Bu gerekçelerle şikâyetli avukatın itirazının reddine, şikâyetçinin itirazının kabulüne şikâyetli Avukat hakkında verilen uyarma cezasının kınama cezasına çevrilmek suretiyle kararın düzeltilerek onanmasına karar verilmek gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1- Şikâyetli avukatın itirazının reddine, şikâyetçinin itirazının kabulüne … Barosu Disiplin Kurulu’nunŞikâyetlinin“
Uyarma Cezası ile Cezalandırılmasına
” ilişkin kararının kınama cezasına çevrilmek suretiyle
DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Şikâyetli Avukatın
KINAMA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
2-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,
Oy birliği ile karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe