TBB Disiplin Kurulu Kararı – E. 2021/604 K. 2021/661

Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1346

Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.

İlgili AVK maddeleri: AVK Madde 34, AVK Madde 134, AVK Madde 166
[ÖZET] * Şikayetlinin halen şikayetçiye ödemesi gereken parayı ödememe/uhdesinde tutma eylemi temadi ettiğinden ve “eylem tarihi” nin (disiplin yargılamasında “iddianame” niteliği taşıyan Baro Yönetim Kurulu’nun disipline sevk karar tarihi) 01.06.2017 olduğu anlaşılmakla, disiplin yargılamasının zamanaşımına uğramadığı değerlendirilmiştir.
(Av. Yas. m. 34, 134, 166, TBB Mes. Kur. m. 3,4)

[KARAR METNİ] Şikâyetli avukat hakkında; “Şikâyetçinin vekili olduğu, … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/12 esas sayılı dosyasında verilen kararı, … İcra Müdürlüğünün 2016/2776 esas sayılı dosyası ile takibe koyarak dosya borcuna karşılık 51.000 TL tahsil etmesine rağmen, şikâyetçiye 27.000 TL ödeyip kalanını uhdesinde tuttuğu” iddiasıyla başlatılan disiplin davasında, eylem sabit görülerek ceza tayin edilmiştir.
Şikâyetli savunmasında özetle, Tapu iptali ve tescili davası açılması için şikâyetçinin eşinin tarafına başvurduğunu, asgari ücret tarifesine göre % 15den aşağı olmamak üzere 6.000 TL ve hükmedilen tazminat bedelinin %15’ini talep ettiğini, 19.12.2011 tarihinde de yetkilendirildiğini, … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/12 esas sayılı dosyasında da davayı açtığını, 30.000 TL tazminata hükmedildiğini, müştekiye toplamda 27.500 TL ödeme yapıldığını, müştekinin eşi ile anlaşmaya varıldığını ve ödemenin ona yapıldığını, şikâyetçi ile hiç karşılaşılmadığını, şikâyetçinin iddia ettiği masraf ya da dava kapama bedeli almadığını …  Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/12 ve …  İcra Müdürlüğünün 2016/2776 esas sayılı ve …  İcra Müdürlüğünün 2016/3241 esas sayılı dosyalarında hesaplama yapılması halinde hak ettiğinden fazla para tahsil etmediğinin anlaşılacağını beyan etmiştir.
İncelenen dosya kapsamından, Baro Yönetim Kurulu’nun 01.06.2017 günlü toplantısında, Avukatlık Kanunu’nun 34, 134, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3 ve 4. maddesi uyarınca şikâyetli hakkında disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Disiplin yargılamasına konu eylem nedeniyle Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 17.09.2019 günlü “Olur”u ile şikâyetli avukat hakkında soruşturma izni verilmediği,
Baro Disiplin Kurulu’nca, “İcra dosyası incelendiğinde, alacağın 40.221,04 TL olduğu, dosyaya sunulan ibranamelerde şikâyetçinin eşine 20.000 TL ve 2.500 TL ödemenin yapıldığı görülmüştür. Şikâyetli avukatın 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu’nun 34, 134 ve Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3, 4, 43.maddelerine aykırı davrandığı, müvekkiline hapis hakkını kullandığına dair bilgi vermediği anlaşıldığından…” gerekçesiyle şikâyetli hakkında ceza tayin edildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde ceza olmadığı,
Şikâyetli avukatın 17.03.2021 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, önceki savunmalarını tekrarla, dosya masraflarının tarafınca yapıldığını, tahsil ettiği paradan 4.000 TL karşı vekalet ücreti olarak yatırdığını, … Barosu’nun asgari ücret tarifesine göre 6.000 TL vekalet ücretine hak kazandığını, icra vekalet ücretinin ise 4.052,03 TL olduğunu ayrıca 2.336,55 TL masraf yaptığını, şikâyetçiye toplamda 27.500 TL ödeme yaptığını, müvekkili tarafından verilen talimatlara uygun hareket ettiğini, haksız bir bedel almasının söz konusu olmadığını, şikâyetçiyi hiç tanımadığını, en başından beri şikâyetçinin eşi ile görüştüğünü, şikâyetçinin eşinden ödemelere ilişkin makbuz aldığını, makbuzların dosyamız içerisinde mevcut olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep ettiği,
Usulüne uygun tebligata rağmen itiraza cevap verilmediği görülmektedir.
Avukatlık Kanunu’nun 34. maddesi “Avukatlar, yüklendikleri görevleri, bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler.”
Avukatlık Kanunu’nun 134. maddesi de “Avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, meslekî çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında bu Kanunda yazılı disiplin cezaları uygulanır.” denmektedir.
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3. maddesinde “Avukat, mesleki çalışmasını kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde ve işine tam bir sadakatle yürütür.”
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 4.maddesinde “Avukat, mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmak zorundadır. Avukat, özel yaşantısında da buna özenmekle yükümlüdür”
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 43.maddesinde, “Müvekkil adına alınan paralar ve başkaca değerler geciktirilmeksizin müvekkile duyurulur ve verilir. Müvekkille ilgili bir hesap varsa, uygun sürelerde durum yazıyla bildirilir.”
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 45. maddesinde de ‘Avukat hapis hakkını alacağı ile oranlı olarak kullanabilir.’ denmektedir.
Avukatlık, kolektif bir itibar mesleğidir. Bu itibardan yararlanmak her avukatın hakkı olduğu gibi, bu itibarı korumak ve lekelenmesine izin vermemek de her avukatın yükümlülüğüdür.
Yargı kararlarında da işaret edildiği gibi; “Hemen belirtmek gerekir ki, Avukatlık Kanunu’nun 166. maddesinde tanımlanan hapis hakkı, sadece vekâlet ücreti alacakları ve yapılan giderler oranında kullanılabilir. Avukatın, müvekkili nam ve hesabına tahsil etmiş olduğu alacak ve değerlerden, ücret ve masraf alacağından fazla bir miktarını “hapis hakkı” adı altında elinde tutması, bu hakkın yasaya konuluş amacına aykırı olduğu gibi, avukatlık meslek kurallarına da aykırıdır. Aynı şekilde hapis hakkını kullanan avukatın, müvekkilin nam ve hesabına tahsil ettiği alacakları geciktirmeksizin iş sahibine bildirmesi, hangi işten dolayı ve ne miktarda ücret ve masraf alacağı olduğunu açıklaması ve konu ile ilgili karşı tarafı bilgilendirdikten ve gerektiği durumlarda yapılacak hesaplaşmadan sonra, alacağı oranında hapis hakkını kullanması gereklidir. Esasen bu durum, avukatın müvekkiline hesap verme yükümlülüğünün de tabii bir sonucudur. Nitekim Avukatlık Kanunu’nun 34. maddesinde, ‘Avukatlar, yüklendikleri görevleri, bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık ünvanlının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler.’ hükmü, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 43. maddesinde de, ‘Müvekkil adına alınan paralar ve başkaca değerler geciktirilmeksizin müvekkile duyurulur ve verilir.’ hükmü bulunmaktadır.” (Yargıtay …Hukuk Dairesi 24.05.2017 gün, 2015/19231 esas, 2017/6255 karar)
Dosya kapsamı ve şikâyetli avukatın beyanları, “Hapis Hakkı” nın, Avukatlık Kanunu’nun 166. maddesi kapsamında, yerleşik içtihatlara uygun usul ve esaslar çerçevesinde kullanılmadığını göstermektedir.
Şikayetlinin 15.02.2016 tarihinde tahsilat yaptığı, şikayetçinin, şikâyetli avukatı 07.12.2016 tarihinde şikâyet ettiği dikkate alındığında; eylemin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı heyetçe tartışılmış, Avukatlık Kanunu’nun “Kovuşturma ve ceza zamanaşımı” başlıklı 159. maddesindeki “Disiplin cezasını gerektirecek eylemlerin işlenmesinden itibaren üç yıl geçmiş ise kovuşturma yapılamaz. Yönetim kurulunca işe el konulmuş ise bu süre işlemez. Disiplin cezasını gerektiren eylemlerin işlenmesinden itibaren dört buçuk yıl geçmiş ise disiplin cezası verilemez.” hükmü dikkate alındığında, eylemin zamanaşımına uğradığı düşünülmekteyse de eylemin temadi eden bir eylem olduğu dikkate alındığında, Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında; “Olayda eylemin temadi etmiş olması ye yargılama sırasında tecavüzün sürdüğünün tanık beyanlarından anlaşılması karşısında suç tarihinin iddianame tarihi olduğu gözetilmeden “ denilerek verilen kararın bozulduğu görülmektedir. (T.C. Yargıtay … Ceza Dairesi E. 2003/13404 K. 2005/1051 T. 8.3.2005)
Aynı şekilde “Tecavüzün devam etmesi nedeniyle mütemadi nitelikte bulunan suçta, suç tarihinin iddianame tarihi olan 14.1.2000 olduğu kabul edilerek yapılan incelemede…” denilerek karar bozulmuştur. (T.C. Yargıtay … Ceza Dairesi E.2001/9842 K. 2002/6360 T. 29.5.2002)
Şikayetlinin halen şikayetçiye ödemesi gereken parayı ödememe/uhdesinde tutma eylemi temadi ettiğinden ve “eylem tarihi” nin (disiplin yargılamasında “iddianame” niteliği taşıyan Baro Yönetim Kurulu’nun disipline sevk karar tarihi) 01.06.2017 olduğu anlaşılmakla, disiplin yargılamasının zamanaşımına uğramadığı değerlendirilmiştir.
Toplanan kanıtların değerlendirilmesi sonucunda, şikâyetli avukatın eyleminin Avukatlık Kanunu’nun 34maddesine aykırılık teşkil ettiği anlaşıldığından itirazın reddi ile aleyhe itiraz olmadığından kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Gereği düşünüldü;
1- Şikayetlinin itirazının reddi ile, … Barosu Disiplin Kurulu’nun Şikâyetlinin
“Uyarma Cezası ile Cezalandırılmasına”
ilişkin 05.10.2020 gün ve 2017/888 Esas, 2020/575 Karar sayılı kararın
ONANMASINA,
2-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemesi’nde dava yolu açık olmak üzere,
Oyçokluğu ile karar verildi.
Karşı oy
Dosyanın incelenmesinde;
Baro Yönetim Kurulu’nun, şikâyetli avukat hakkında disiplin kovuşturması açılması yönündeki 20.06.2017 tarihli kararında, eylemi, hapis hakkının ihlali olarak nitelendirmediği görülmektedir.
Baro disiplin kurulu kararı ise şikâyetli avukatın eylemini hapis hakkının ihlali olarak nitelendirmiştir.
İsnat ile verilen cezanın örtüşmemesi nedeniyle çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.

  • İlk yayınlanma tarihi: 24 Ağustos 2021
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!