TBB Disiplin Kurulu Kararı – E. 2022/133 K. 2022/187

Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1308

Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.

İlgili AVK maddeleri: AVK Madde 34, AVK Madde 134, AVK Madde 158
[ÖZET] * Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu, yargı denetiminden de geçen kararlarında, şikâyetlinin disipline konu eylemi nedeniyle yargılandığı, maddi gerçeği araştırmakla görevli ceza mahkemesinin değerlendirmesine paralel olarak, mahkemece öngörülen ceza miktarını bir değerlendirme kriteri olarak almaktadır. Bu kapsamda Şikâyetlinin silahlı terör örgütünün hiyerarşisine dâhil olduğu, eylemlerinin çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk arz ettiği ve silahlı terör örgütü üyesi olduğu Ceza Mahkemesi kararı ile sabit olduğu dikkate alındığında, Baro Disiplin Kurulu’nca şikâyetli hakkında eylem ile yaptırım arasında adil bir dengenin gözetilip alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilen işten çıkarma cezasının süresinin, ölçülülük ilkesine uygun olduğu değerlendirilip itirazın reddine karar verilmiştir.
(Av. Yas. m. 34, 134, 158, TBB Mes. Kur. m. 3,4)

[KARAR METNİ] İtirazın süresinde olduğu anlaşılmakla dava dosyası incelendi:
… Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 25.12.2017 günlü yazısı ile Şikâyetli avukat hakkında; “… Terör Örgütüne Üye Olma” suçundan soruşturma başlatıldığı hususunun Baro Başkanlığı’na bildirilmesi üzerine re’sen başlatılan disiplin davasında, eylem sabit görülerek disiplin cezası tayin edilmiştir.
Şikâyetli savunmasında özetle, savcılık soruşturmasının sonucunun beklenerek detaylı cevap verme hakkının saklı tutulmasını talep etmiştir.
İncelenen dosya kapsamından, Baro Yönetim Kurulu’nun 18.09.2018 günlü toplantısında, şikâyetli hakkında disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Şikâyetli avukatın disiplin kovuşturmasına konu eylemi nedeniyle, “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma” suçundan cezalandırılması istemiyle … Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/56 esasına kayden açılan kamu davasında Mahkemenin 16.01.2020 gün ve 2020/19 sayılı ilamı ile sanık şikâyetli avukatın eylemine uyan TCK’nın 314/2, Terörle Mücadele Kanunu’nun 5/1, TCK’nın 221/4-2 cümlesi, 62/1.maddeleri gereğince neticeten 1 Yıl 10 Ay 15 Gün Hapis Cezası ile Cezalandırılmasına, CMK’nın 231/5.maddesi gereğince Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına karar verildiği, itirazın reddi kararı ile 14.08.2020 günü kesinleştiği,
Mahkemenin; “Sanığın kendi savunmalarından, hakkında yürütülen soruşturma sebebiyle verdiği beyanları dosyaya yansıyan S.B.’in beyanlarından, dosyamızda sanık olarak yargılanan V.A.P., O.Y.T., O.D. ve E.Ö.’ün sanık hakkındaki beyanlarından ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığı üzere sanığın örgüte ait evlerde kaldığı, lise eğitimini örgütle iltisaklı olduğu bilinen …  Kolejinde tamamladığı, Üniversiteyi örgütle iltisaklı olduğu bilinen Özel … Üniversitesi Hukuk Fakültesinde tamamladığı, sanığın üniversite eğitimi döneminde BTM olarak görev aldığı ( Bölge talebe Mesulü), daha sonraki dönemde örgüt içerisinde hususici ( mahrem imam ) olarak görev aldığı, ‘F.’ kod adını kullandığı, örgüte karşı toplumsal farkındalığın oluştuğu 17/25 Aralık sürecinden sonra  örgütün sohbet adı altında düzenlediği örgütsel toplantılara 2016 yılı Haziran ayına kadar katıldığı, sanığın süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk olarak örgütün hiyerarşik yapısına girdiği, örgütün hiyerarşik yapısı içerisine girdikten sonra  örgüt içerisinde örgütün amaçları ve eylemleri doğrultusunda hareket ederek FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne üye olduğu ve üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği anlaşılmıştır. Sanığın üniversite eğitimi döneminde BTM olarak görev aldığı (Bölge talebe Mesulü), daha sonraki dönemde örgüt içerisinde hususici (mahrem imam) olarak görev aldığı, ‘F.’ kod adını kullandığı, örgüt içerisindeki konumu ve etkinliği de dikkate alınarak sanık hakkında tayin edilen cezaya teşdit uygulanmıştır. Sanığın kollukta verdiği beyanında bahsettiği örgüt üyelikleri ile ilgili yapılan 01.06.2017 ve 13.11.2017 tarihli teşhis tutanağında 23 örgüt üyesini teşhis etmesi, bu kişilerden 19’u hakkında teşhis esnasında herhangi bir soruşturma bulunmaması, sanığın kovuşturma öncesi ve kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık kapsamında verdiği samimi beyanları, teşhis ettiği kişiler ile ilgili beyanından döndüğüne dair dosya kapsamında bir bilgi olmaması, dikkate alınarak sanığın örgütü dağıtmaya yönelik beyanlar verdiği ve beyanlarının etkin pişmanlık kapsamında değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmıştır.…
Sanığın … Silahlı Terör Örgütünün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimsediğini gösterir şekilde ve örgütün amaçları doğrultusunda yoğunluk, süreklilik ve çeşitlilik arz eden eylem ve faaliyetlerde bulunduğu, örgütle hiyerarşik ve organik açıdan tam bir disiplin içinde bağlı olduğu, bu haliyle sanığın; 15 Temmuz darbe girişimine kadar olan süreçte sözde meşruiyetini toplum nezdinde inanç değerlerini, kamu otoritesi nezdinde ise hukuksal zemini istismar ederek sağlaya gelmiş olan … silahlı terör örgütünün üyesi olduğu anlaşılmakla” gerekçesiyle karar verdiği,
İncelemenin resen duruşmalı yapıldığı Baro Disiplin Kurulu’nca, “Şikâyetli avukata yüklenen fiilin, sonucu beklenen mahkeme kararında kesinleşen somut deliller de dikkate alındığında disiplin suçu oluşturduğu yönünden kurulumuzda tam bir kanaat oluşmuştur.” gerekçesiyle şikâyetli avukat hakkında ceza tayin edildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde ceza olmadığı,
Şikâyetli avukatın 14.09.2021 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, verilen kararın usule aykırı olup, kaldırılması gerektiği, 2017/12 esas sayılı dosyasında tarafına yapılan bildirim üzerine, hakkında devam eden ceza yargılamasının sonucunun beklenmesini istediği ve bunun ardından savunma yapacağını yazılı olarak bildirdiği, hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmesinin ardından yapılan yeni duruşmanın da tarafına tebliğ edilmediği, savunma vereceğini bildirmesine rağmen karar duruşmasının da tebliğ edilmediği, bu sebeple Anayasa’nın 129. maddesi ile Avukatlık Kanunu’nun 137.maddesinin ihlal edildiği, usule aykırı kararın kaldırılmasını talep ettiği görülmektedir.
Şikâyetli avukat hakkında, disipline konu eylem nedeni ile, yapılan ceza yargılaması sonucunda, … Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/56 esasına kayden açılan kamu davasında Mahkemenin 16.01.2020 gün ve 2020/19 sayılı ilamı ile sanık şikâyetli avukatın eylemine uyan TCK’nın 314/2, Terörle Mücadele Kanunu’nun 5/1, TCK’nın 221/4-2 cümlesi, 62/1.maddeleri gereğince neticeten 1 Yıl 10 Ay 15 Gün Hapis Cezası ile Cezalandırılmasına, CMK’nın 231/5.maddesi gereğince Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına karar verildiği sabittir.
Ceza Mahkemesince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmişse de, HAGB kararı, ceza yargılamasından bağımsız olarak, yargılamaya konu eylem konusunda disiplin kovuşturması yapılmasına ve yapılacak kovuşturma sonucunda disiplin cezası verilmesine engel teşkil etmemektedir. Disiplin kovuşturmasına konu eylemin maddi delillerle sabit olması halinde, açıklanmayan hüküm; şikâyetlinin bu fiil sebebiyle sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı gibi, disiplin kovuşturması neticesinde verilecek ceza bakımından da bağlayıcı değildir.
Avukatlık Kanunu’nun 34. maddesi, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler”, 134. maddesi, “Avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, mesleki çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında bu kanunda yazılı disiplin cezaları uygulanır”, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3. maddesi, “Avukat mesleki çalışmasını ve kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde ve işine tam bir sadakatle yürütür.”, 4. maddesi, “Avukat, mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmak zorundadır.” hükümlerini amirdir.
Şikâyetli avukatın yargılamaya konu eylemi, Avukatlık Kanunu’nun 5/1-a maddesine göre; mesleğe kabulü engelleyen suçlardan olmasına rağmen, maddede “…suçlarından mahkûm olmak” dendiği ve şikâyetli hakkında verilen HAGB kararının da bir mahkûmiyet kararı olmadığı açıktır. Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu yargı denetiminden de geçen kararlarında, meslekten çıkarmayı gerektiren bir suçtan dolayı, yapılan ceza yargılaması sonucunda verilen HAGB kararı nedeniyle, eylemin karşılığı olan cezadan bir alt ceza verilmesi gerektiği konusunda istikrar kazanan görüşünü sürdürmektedir. Avukatlık Kanunu’nun 135/4 maddesinde, meslekten çıkarma cezasının bir alt cezası olarak “İşten çıkarma, avukatın veya avukatlık ortaklığının üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere meslekî faaliyetlerinin yasaklanmasıdır.” şeklinde tanımlanmıştır.
Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu, yargı denetiminden de geçen kararlarında, şikâyetlinin disipline konu eylemi nedeniyle yargılandığı, maddi gerçeği araştırmakla görevli ceza mahkemesinin değerlendirmesine paralel olarak, mahkemece öngörülen ceza miktarını bir değerlendirme kriteri olarak almaktadır. Bu kapsamda Şikâyetlinin … silahlı terör örgütünün hiyerarşisine dâhil olduğu, eylemlerinin çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk arz ettiği ve silahlı terör örgütü üyesi olduğu Ceza Mahkemesi kararı ile sabit olduğu dikkate alındığında, Baro Disiplin Kurulu’nca şikâyetli hakkında eylem ile yaptırım arasında adil bir dengenin gözetilip alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilen işten çıkarma cezasının süresinin, ölçülülük ilkesine uygun olduğu değerlendirilmiştir.
Bu nedenle, Avukatlık Kanunu’nun 158.maddesinin “Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu ve barolar disiplin kurulları, gösterilen delilleri, soruşturma ve duruşmadan edinecekleri kanıya göre serbestçe takdir ederler. Bu kurullar disiplin cezalarının verilmesinde; avukatlık onurunu, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarını ve itibarını korumak, mesleğin amaç ve gereklerine ve adalete uygun olarak yerine getirilmesini sağlamak ilkelerini göz önünde tutarlar.” hükmü ile avukatlık mesleğinin önem ve özelliği de dikkate alınarak, Şikâyetli Avukatın, örgüt hiyerarşik yapısına dahil olduğu, örgütle organik bağ kurduğu ve sanığın eylemlerinin süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösterdiği anlaşılmakla; … Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçunu işlediği hususunun ceza mahkemesince tespit edildiği de gözetildiğinde, toplanan kanıtlar doğrultusunda verilen kararda ve ceza miktarında hukuki isabetsizlik görülmediğinden, itirazın reddi ile Baro Disiplin Kurulu kararının onanması gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-Şikâyetli avukatın itirazının reddine, … Barosu Disiplin Kurulu’nun Şikâyetlinin “1 Yıl 10 Ay Süre ile İşten Çıkarma Cezası ile Cezalandırılmasına” ilişkin kararın ONANMASINA,
2-Kararın onay için Avukatlık Kanunu’nun 157/7.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine,
3-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,
Katılanların oybirliği ile karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 18 Şubat 2022
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!