Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1276
Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.
(Av. Yas. m. 5/1-a, 136/1) [KARAR METNİ] İtirazın süresinde olduğu anlaşılmakla dava dosyası incelendi:
Şikâyetli avukat hakkında; “Müvekkilleri şikâyetçiler adına sahte senet tanzim etmek sureti ile vekillik görevini kötüye kullandığı, müvekkillerini maddi ve manevi zarara uğrattığı” iddiası üzerine başlatılan disiplin davasında, eylem sabit görülerek ceza tayin edilmiştir.
Soruşturma ve kovuşturma aşamasında şikâyetli savunma vermemiştir. Disiplin davasına konu eylem nedeniyle yargılandığı ceza mahkemesinde alınan savunmalarında; “ben isnat edilen suçu işlemedim, şikâyetçilerin şirketi … Grubun … ve …’daki birçok davalarına baktım, T. maddi sıkıntıda olduğundan kendisinden herhangi bir ücret almadım, masrafları da kendim karşıladım, neticede hesap gördük 40.000 TL üzerinde anlaştık, ben senet düzenleyerek T.’ye verdim, eşine de imzalatıp getirmesin söyledim, T. daha sonra senedi eşine imzalattığını söyleyerek getirdi verdi, senet altındaki imza bana ait değildir, daha öncede imzalarım alındı ve bilirkişi incelemesi de yaptırılmıştır, ben bu senedi A.K. isimli birine ciro edip verdim, senet ödenmemiş, A.K. takibe koymuştur, daha sonra ben bu senedi A.K.’ya ödedim, atılı suçlamaları kabul etmiyorum, beraatimi isterim. Aşamalarda savunmalarda bulunmuştum. Beyanlarım doğrudur. Aynen tekrar ederim. İstinaf dilekçesini kabul etmiyorum. Katılan vekili istinaf dilekçesinde katılan tarafın maddi durumlarının yerinde olduğunu belirtmiştir. Ancak bu doğru değildir. Türkiye genelinde haklarında onlarca karşılıksız çekten hacizler ve davalar bulunmaktadır. Zaten ben de bu davalara müdafileri olarak katıldım. Katılan vekili benim A.K. ile birlikte hareket ettiğimi, benim hakkımda herhangi bir işlem yapmadığımı beyan etmiş. Bu doğru değildir. Benim A.K.’ya başka borçlarım da var. Bu borçlarımdan dolayı A.K.benim hakkımda işlemler yaptı. Kaldı ki bu davaya konu senet nedeniyle haciz işlemi yapmıştır. Ben bu senedi T.Ü.’nün ortağı olduğu … Grup’un davalarını takip ettiğim için ve bana ödeme yapılmadığı için almıştım. İstinaf talebinin reddini talep ediyorum, Benim Hem … Grup’un hem de şahıs olarak B.Ö. ve T.Ü.’nün haklarında açılacak davaları takip etmek üzere vekâletnamelerim var idi. Daha sonra beni azlettiler. Ben … Grup ve T.Ö. ile B.Ü.’nün avukatlıklarını 2008’den 2013 belki de 2014 tarihine kadar yaptım. Onlarca davalarına baktım. Benim B.Ö., T. Ö. ve … Grup’a ilişkin girmiş olduğum davalara ilişkin bendeki tüm yazılı belgeleri, hangi davalara girdiğime ilişkin belgeleri sunmak üzere süre talep ederim, duruşmalardan vareste tutulmayı talep ederim.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
İncelenen dosya kapsamından; Baro Yönetim Kurulu’nun 16.12.2015 günlü toplantısında, Avukatlık Kanunu’nun 34, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3 ve 4.maddesi gereğince şikâyetli avukat hakkında disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Şikâyetli avukatın disiplin kovuşturmasına konu eylemi nedeniyle, “Resmi Belgede Sahtecilik” suçundan cezalandırılması istemiyle … Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/639 esasına kayden açılan kamu davasında, Mahkemenin 17.05.2019 günlü ve 2019/662 sayılı kararı ile; her ne kadar sanık Şikâyetli Avukat kamu davası açılmış ise de, tüm dosya kapsamına göre sanığa atılı eylemin suç oluşturmadığı anlaşıldığından CMK’nın 223/2-a maddesi gereğince sanığın beraatine karar verildiği,
Kararın istinaf edilmesi üzerine; … Bölge Adliye Mahkemesinin 13.01.2021 gün ve 2019/1126 esas, 2021/23 karar sayılı ilamı ile; Sanık hakkında, “Resmi Belgede Sahtecilik” suçundan, … Asliye Ceza Mahkemesinin 17.05.2019 tarih, 2016/639 esas, 2019/662 karar sayılı kararıyla verilen beraat hükmünün CMK’nın 280/2 maddesi gereğince kaldırılmasına, sanık avukatın eylemine uyan TCK’nın 204/1, 62/1 maddeleri gereğince neticeten 1 Yıl 8 Ay Hapis Cezası ile Cezalandırılmasına, CMK’nın 231/5.maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 18.02.2021 günü kesinleştiği,
İstinaf Mahkemenin, “Yapılan yargılama soncu toplanan delillere ve dosya içeriğine göre; katılanlar ile avukat olan sanık arasında önceye ilişkin vekâlet ilişkisi olduğu, katılanlardan Birgül’ün 26.11.2014 tarihinde e-devlet üzerinden sorgulama yaptığında hakkında icra takibi yapıldığını öğrenerek araştırma yapmaya başladığı, hakkındaki icra takibine dayanak senetteki lehtarın sanık K.K. olduğunu öğrenmesi üzerine sanığı telefonla aradığı ve sanığa olayın ne olduğunu sorduğu, sanığında panikleyerek bir yanlışlık olduğunu kendileri ile alakası olmadığını, icra takibi yapan şahsa borcu olduğunu dosyaya kapatacağını söylediği, bunun üzerine katılanın senette alacaklı gözüken kişinin vekilini arayarak olayı sorduğunda eşi olan T.Ö. ve kendisi adına sahte senet düzenlendiğini öğrendiği, bunun üzerine tekrar sanığa aradığında sanığın katılanın kendi adlarına senet düzenleyip A.K.’ya verdiğini ve borcunu ödeyeceğini söylediği, telefon görüşmesi sırasında katılanın yanında bulunan ve yanında bulunan telefon görüşmesini dinleyen tanık H.K.’nın da bu görüşmeyi doğruladığı, katılanların 27.11.2014 tarihinde noter marifetiyle sanığı vekillikten azlettikleri, sanıklar hakkında … İcra Müdürlüğünün 2014/6998 esas sayılı dosyası ile icra takibi yapılan suça konu senedin keşidecisinin T.Ö., kefilinin B.Ö., lehtarının sanık K.K. olduğu, senedin düzenleme tarihinin 05.09.2012 olduğu, senet üzerinde … Kriminal Polis Laboratuvarınca düzenlenen 20.03.2015 ve 13.02.2016 tarihli uzmanlık raporlarında senet üzerinde katılanlar adına atılan imzaların katılanların elinden çıkmadığının, senette bulunan yazılar ve imzalar ile K.K.’nın mukayese yazı ve imzaları arasında ise bazı harflerin yapılış yönünden kısmi benzerlikler bulunduğu müşahâde edilmiş ise de; raporda belirtilen izahat ve olumsuzluklar nedeniyle müspet veya menfi herhangi bir kanaat beyanında bulunulmasının mümkün olamadığının belirtildiği, katılanlar adına sahte imza atılan senedin sanık lehine düzenlenmiş olup sanık tarafından A.K.’ya verildiğinin sabit olduğu, sanığın katılanların kendisine olan borçları nedeniyle suça konu senedi kendilerine imzalanmış olarak verdikleri şeklindeki savunmasının dosya içeriği ile uyumlu olmadığı, katılanların beyanı, kriminal raporu, tanık beyanı ve dosya içeriğine göre sanığın katılanlar adına sahte senet düzenlemek suretiyle üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği sabit görülmekle ilk derece mahkemesince sanığın beraatine yönelik isabetsiz kararı kaldırılarak sanığın atılı suçtan cezalandırılmasına ilişkin aşağıdaki şekilde oy birliğiyle karar verilmiştir.” gerekçesiyle hüküm kurduğu,
Baro Disiplin Kurulu’nca, “Dosyadaki tüm bilgi ve belgeler ile kesinleşen ceza mahkemesi kararı incelendiğinde; şikâyet edilen avukatın Avukatlık Kanunu’nun 5. maddesinde düzenlenen ‘Avukatlığa Kabule Engeller’ başlığı altında, (a) bendinde sayılan ‘Resmi Belgede Sahtecilik’ suçunu işlediği sabit bulunmuştur.
Avukatlık Kanunu’nun 136/1. maddesinde ise ‘5.maddenin (a) bendinde yazılı bir suçtan kesin olarak hüküm giyme halinde meslekten çıkarma cezası uygulanacağı’ hükme bağlanmıştır. Kanun lafzı ile bu cezanın uygulanabilmesi için ‘(…) kesin olarak hüküm giymek (…)’şartı öngörülmüştür. Şikâyet edilen avukat hakkında verilen … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesi’nin 13.01.2021 tarih, 2019/1126 E. ve 2021/23 K. sayılı kararın ise CMK’nın 231/5 maddesi uyarınca ‘Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması’ müessesesini tesis ettiği nazara alındığında; Kurulumuzca işlenen suçun niteliği doğrultusunda şikâyet edilen avukatın süreli işten çıkarma cezası ile cezalandırılması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.” gerekçesiyle ceza tayin edildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde ceza olmadığı,
Şikâyetli avukatın 19.08.2020 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, savunmalarını aynen tekrar edip, HAGB kararının; cezai anlamda kesin hüküm olmadığını, Avukatlık Kanunu’nun 5/1-a maddesi kapsamında verilen bir mahkûmiyet kararı olarak kabul edilemeyeceğini, şikâyetçi ile uzlaştıklarını, Avukatlık Kanunu’na ve Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’na aykırı herhangi bir eyleminin bulunmadığını belirterek mezkûr kararın kaldırılmasını talep ettiği,
Usulüne uygun tebligata rağmen itiraza cevap verilmediği görülmüştür.
Şikâyetli avukatın disipline konu eylem nedeniyle yargılandığı … Bölge Adliye Mahkemesinin 2019/1126 esas ve 2021/23 karar sayılı ilamı ile; “Resmi Belgede Sahtecilik” suçundan, … Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/639 esas ve 2019/662 karar sayılı kararıyla verilen beraat hükmünün kaldırıldığı şikâyetli avukatın eylemine uyan TCK’nın 204/1, 62/1 maddeleri gereğince neticeten 1 Yıl 8 Ay Hapis Cezası ile Cezalandırılmasına, CMK’nın 231/5.maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 18.02.2021 günü kesinleştiği, dosya kapsamı ile sabittir.
“5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun ‘Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması’ başlıklı 231. maddesine 6.12.2006 tarih ve 5560 sayılı Yasa ile eklenen ve 23.1.2008 tarih ve 5728 sayılı Yasa ile değişik 5. fıkrada Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.’ düzenlemesi yer almıştır.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının şartlarının gerçekleşmesi halinde, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilecek ve sanık beş yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulacaktır. Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde, geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 223. maddesi uyarınca düşürülmesi sonucunu doğurduğundan, bu niteliğiyle sanık ile devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturmaktadır.
Bu düzenlemenin amacı, maddenin kapsamına giren bir mahkûmiyet hükmü verilen kişinin, cezası infaz edilmeden ve yeniden suç işlemesini önlemek suretiyle suç işlenmesinden önceki hale geri dönerek açıklanması geri bırakılan hükmün tüm sonuçlarıyla hukuk âleminden kaldırılması ve böylece sanığın ıslah edilmesidir.
Ceza Muhakemesi Kanununun 231. maddesinde düzenlenen ‘Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması’ müessesesi kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmaması olarak tanımlanmıştır. Bu şekilde ifade edilen mahkûmiyet hükmünün askıya alınmasıdır. Sanık denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemediği ve denetimli serbestlik tedbirlerine uyduğu takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılmakta ve kamu davasının düşmesine karar verilmektedir. Öte yandan sanık denetim süresi içinde kasten suç işlediği veya denetim tedbirlerine aykırı davrandığı durum da ise askı durumu sona erecek ve açıklanması geri bırakılan hüküm hukuki sonuç doğuracaktır.
Uyuşmazlık bu açıdan değerlendirildiğinde; davacı hakkında mahkûmiyet kararını veren Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yapılan inceleme ve değerlendirmede; davacının durumunun Ceza Muhakemesi Kanununun 231. maddesi kapsamında olduğu ve bu maddede aranılan koşulların gerçekleşmiş olduğu sonucuna ulaşılarak müdahil hakkındaki daha önceki mahkûmiyet hükmü hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına hükmedilmesi karşısında, hükmün müdahil hakkında hukuki sonuç doğurmayacağının da anılan madde de açıkça belirtilmiş olması nedeniyle ilgilinin avukatlık mesleğini icra etmesine engel bir mahkûmiyet hükmünün bulunduğundan söz etme olanağı kalmamıştır.” (T.C. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesi Esas No: 2019/1665 Karar No: 2019/1702)
Bununla beraber, Ceza Mahkemesince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmişse de HAGB kararı, ceza yargılamasından bağımsız olarak, yargılamaya konu eylem konusunda disiplin kovuşturması yapılmasına ve yapılacak kovuşturma sonucunda disiplin cezası verilmesine engel teşkil etmemektedir. Disiplin kovuşturmasına konu eylemin maddi delillerle sabit olması halinde, açıklanmayan hüküm; şikâyetlinin bu fiil sebebiyle sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı gibi, disiplin kovuşturması neticesinde verilecek ceza bakımından da bağlayıcı değildir.
HAGB kararlarının Disiplin Kurulu yargılamasına etkisi konusunda Kurulumuzun yerleşik kararlarında, şikâyetli avukatın eyleminin başlı başına Avukatlık Kanunu ve Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları yönünden değerlendirilmesi yapılmakta ve bu eylemin karşılığı olan ceza, HAGB kararı da dikkate alınarak, verilmesi gereken cezadan bir alt ceza ile cezalandırılması yoluna gidilmektedir.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına konu resmi belgede sahtecilik suçunun Avukatlık Kanunu’nun 5/1-a maddesine göre avukatlığa engel suçlardan olması nedeniyle anılan Kanun’un 136/1. maddesi uyarınca şikâyetli hakkında meslekten çıkarma cezasını tayini zorunlu ise de, şikâyetli avukat hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğinden yukarıda açıklandığı üzere, mahkemece hükmolunan hapis cezası süresi kadar işten çıkarma cezası ile cezalandırılması gerekmektedir.
Bu nedenlerle, Avukatlık Kanunu’nun 158.maddesindeki “Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu ve barolar disiplin kurulları, gösterilen delilleri, soruşturma ve duruşmadan edinecekleri kanıya göre serbestçe takdir ederler. Bu kurullar disiplin cezalarının verilmesinde; avukatlık onurunu, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarını ve itibarını korumak, mesleğin amaç ve gereklerine ve adalete uygun olarak yerine getirilmesini sağlamak ilkelerini göz önünde tutarlar.” hükmü ile avukatlık mesleğinin önem ve özelliği de dikkate alınarak, itirazın reddi ile kararın onanması gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-Şikâyetli Avukatın itirazının reddine, … Barosu Disiplin Kurulu’nun Şikâyetlinin
“1 Yıl 8 Ay Süre ile İşten Çıkarma Cezası ile Cezalandırılmasına”
ilişkin kararının
ONANMASINA,
2-Kararın onay için, Avukatlık Kanunu’nun 157/7.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine,
3-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,
Oy birliği ile karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe