TBB Disiplin Kurulu Kararı – E. 2021/978 K. 2022/90

Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1257

Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.

İlgili AVK maddeleri: AVK Madde 34, AVK Madde 134, AVK Madde 158
[ÖZET] * Baro Disiplin Kurulu’nca eylemin işten çıkarma cezasını gerektiren bir disiplin suçu oluşturduğuna ilişkin değerlendirme yerinde olmakla birlikte; dosya kapsamında işten çıkarmada takdir hakkının üst sınırdan kullanılmasının bir kriteri olmadığından, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyelerinin kendi aralarında iletişim amaçlı kullandıkları ByLock programını … nolu telefon hattı üzerinden kullandığı, örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılarak sürekli, çeşitli ve yoğunluk oluşturan eylemleri bulunduğu, Şikâyetlinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu ceza mahkemesince verilen HAGB kararı ile sabit olduğundan, O yer Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının reddi, şikâyetli vekilinin itirazının kısmen kabulü ile Baro Disiplin Kurulu kararının düzeltilerek onanması; eylem ile yaptırım arasında adil bir dengenin gözetilip alt sınırdan uzaklaşılarak Avukatlık mesleğinin önemi ve Avukatlık Kanunu’nun 158.maddesindeki ilkeler de dikkate alınarak, Şikâyetli Avukatın takdiren 1 yıl 6 ay işten çıkarma cezası ile cezalandırılması gerekmiştir.
(Av. Yas. m. 34, 134, 158, TBB Mes. Kur. m. 3, 4)

[KARAR METNİ] İtirazların süresinde olduğu anlaşılmakla dava dosyası incelendi.
… Ağır Ceza Mahkemesinin 29.05.2019 tarihli yazısı ile Şikâyetli avukat hakkında; “FETÖ/PDY Terör Örgütüne Üye Olma” suçundan açılan kamu davası sonucu verilen kesinleşmiş karar örneğinin Baro Başkanlığı’na bildirilmesi üzerine re’sen başlatılan disiplin davasında, eylem sabit görülerek ceza tayin edilmiştir.
Şikâyetli yazılı savunmasında özetle, hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının bir hüküm niteliğinde olmadığı ve bu nedenle yasanın bir hüküm varmış gibi değerlendirilerek hakkında disiplin kovuşturması açılmasının hukuka uygun olmadığını, hakkında verilen mahkeme kararının etkin pişmanlık uygulamasını da içerdiğini, kendisinin de istifade ettiği cezadan muafiyet ya da indirim hali ile esasen suçun aydınlatılmasına yönelik katkıda bulunduğunu ve suç failleri ile aynı şekilde değerlendirilmemesi gerektiğini, ortada bir hüküm yokken Avukatlık Kanunu’nun 5/a maddesinin uygulanmasından da bahsedilemeyeceğini beyan etmiştir. Sözlü savunmasında; “2017 yılında … Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldum, akabinde de … Barosu nezdinde avukatlık stajına başladım. Stajımın ikinci altı ayında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü suçu ile ilgili hakkımda soruşturma başlatıldı. Sonrasında da ceza davası açıldı, bu süreçte stajımı tamamlayarak avukatlık yapmaya başladım. Bugüne kadar da avukatlık yapmaya devam ettim. Ancak son üç dört aydır verilecek kararın ne olacağını bilemediğimden yeni vekâlet üstlenmedim. Zira vekilliğini yapacağım müvekkiller dosyalarını tamamlayamam ihtimaline binaen açıklama yapmakta zorluk çekeceğimden böyle bir tercih yaptım. Yargılanmam sonucunda hakkımda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildi ve bu karar kesinleşti. Aleyhime açıklanmış bir hüküm bulunmadığından disiplin cezası tayinine yer olmadığın karar verilmesini talep ederim.” demiştir.
Şikâyetli vekili sözlü savunmasında; “Dosyaya sunduğumuz yazılı savunmalarımızı aynen tekrar ederiz. Müvekkilim hakkında açıklanmış bir hüküm olmadığı gibi kasten herhangi bir suç işlememesi halinde karar tarihi dikkate alındığında bugüne kadar 2,5 yıl geçmiş olmakla bugünden sonra 2,5 yılın bitiminde bu hüküm ve ceza yargılaması tamamen ortadan kalkacak, müvekkilim adli sicil kaydında da yer almayacaktır. Müvekkilime isnat edilen suçun tarihi itibari ile müvekkilim ne avukatlık stajı dahi başlamamıştır. Dolayısıyla avukatlık ile ilgili herhangi bir dönemine isabet etmediği gibi açıklanmış bir hüküm bulunmadığından Avukatlık Kanunu’nun 5/a maddesinin uygulanmasından da söz edilemez. Yazılı savunmalarımızda arz ettiğimiz sebeplerle ve sözlü savunmamız dikkate alınarak müvekkilim hakkında disiplin cezası tayinine yer olmadığın karar verilmesini talep ederiz.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
İncelenen dosya kapsamında; Baro Yönetim Kurulu’nun 13.01.2021 günlü toplantısında Avukatlık Kanunu’nun 34, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3 ve 4.maddesi gereğince şikâyetli avukat hakkında disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Şikâyetli avukatın disiplin kovuşturmasına konu eylemi nedeniyle, “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma” suçundan cezalandırılması istemiyle … Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/459 esasına kayden açılan kamu davasında Mahkemenin 15.05.2019 gün ve 2019/147 sayılı ilamı ile sanık şikâyetli avukatın eylemine uyan TCK’nın 314/2, Terörle Mücadele Kanunu’nun 5/1, TCK’nın 221/4 son cümlesi, 62/1-2.maddeleri gereğince neticeten 1 Yıl 6 Ay 22 Gün Hapis Cezası ile Cezalandırılmasına, CMK’nın 231/5.maddesi gereğince Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeden 23.05.2019 günü kesinleştiği,
Mahkemenin, “Sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyelerinin kendi aralarında iletişim amaçlı kullandıkları ByLock programını …. nolu telefon hattı üzerinden kullandığı ve bu durumun ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı, internet trafik kayıtları ile sanık ikrarından anlaşıldığı,
Sanığın savunmalarında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediğini belirterek örgüte katılışına, örgütsel faaliyetlere, diğer örgüt üyelerine ve bunların örgütsel faaliyet ve görevlerine ilişkin ayrıntılı beyan ve teşhislerde bulunduğu,
Sanığın örgütle irtibata geçip örgüt içinde bulunduğu süreci dönemsel olarak anlatıp örgüt içinde nerede ve hangi görevde bulunduğuna, yaptığı örgütsel faaliyetlere, kendisine örgütsel görevleri veren örgüt yöneticisi ve/veya üyesinin kim olduğuna, ByLock programının kullandığına ve bu programı yükleyen kişiye, başkaca örgütsel haberleşmeyi sağlamaya yönelik ‘Eagle’ gibi programı kullandığına ve bunu yükleyen şahsa, örgütte kendisine verilen kod adına, bu kod adı veren örgüt abisine dair ikrarda bulunması suretiyle silahlı terör örgütünün kuruluş amaçlarını, faaliyetlerini benimsediği ve iradi olarak örgüt hiyerarşisi içerisine girdiği bu şekilde örgütün yapısına dâhil olduğu, örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılarak sürekli, çeşitli ve yoğunluk oluşturan eylemleri bulunduğu anlaşılmıştır.
Sanığın eğitim düzeyi ve örgütte kaldığı süre itibariyle bu oluşumun bir silahlı terör örgütü olduğunu bilebilecek durumda olduğu ve atılı suçu işlediği sabit olduğundan mahkûmiyetine hükmedilmiş, ancak sanığın savunmalarında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediğini belirterek örgüte katılışına ve faaliyetlerine, örgüt tarafından gizliliği sağlamak için kullanılan programlara, kod adlarına, ByLock programının kurulumuna, ifa edilen örgütsel görevlere ilişkin konumuna uygun olarak samimi şekilde beyanda bulunduğu gözetilerek…” gerekçesiyle karar verdiği,
Baro Disiplin Kurulu’nca talep gibi incelemenin duruşmalı yapıldığı, “…Savunma makamının temsilcisi olan bir avukatın FETÖ/PDY veya herhangi bir silahlı terör örgütü mensubu olması, ülkemize, birliğimize, adalet inancına ve son derece kutsal olan mesleğine verebileceği en büyük zararlardan birisidir.
Devlet, kendi aleyhine işlenen Silahlı terör örgütü üyeliği suçu yargılamasında, sanıklara her aşamada (temyiz aşaması dâhil) etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanma hakkı tanımaktadır. Bundaki temel amaç devletin terörle mücadelesinde çok daha başarılı olmasını sağlamaktır. Sanık, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak devletin terörle mücadelesine katkı sağlamakta, kendisi de alacağı cezadan indirim imkânlarından faydalanmaktadır.
Adaletin sacayaklarından olan savunmanın temsilcisi olan bir avukatın kesinleşmiş mahkeme kararı ile silahlı terör örgütü üyesi olduğunun tespiti, adaleti ayakta tutan sacayaklarından birinin yıpranmasına ve zarar görmesine üst düzeyde yol açacaktır. Mesleğe böylesine zarar verici bir durumun üst hadden cezalandırılması gerektiği ise tartışmasızdır.
Baro Disiplin Kurullarının temel amacı mesleğin onurunu ve kutsallığını korumaktır. Baro Disiplin Kurullarının disiplin suçu işleyen avukat hakkında vereceği disiplin cezası tayininde şikâyetçi tarafın menfaatlerinden öte mesleğin menfaatlerini öncelikle gözetmek zorundadır. Devlet kurduğu ceza hukuku sistemiyle kendini, toplumu ve bireyi korur. Avukatlık Disiplin Hukuku ise yasa ile oluşturulmuş Disiplin Kurulları vasıtasıyla kutsal Avukatlık Mesleğini korur.
Avukat ve avukatlık mesleği, yargının en önemli sacayağı olarak bağımsız savunmayı temsil etmekle, hukuki sorunların ve anlaşmazlıkların adalete ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesi, hukuk kurallarının tam olarak uygulanması, bireylerin hak ve özgürlüklerinin korunması ve hukuk devletinin işlerliğinin sağlanması bağlamında, yaşamsal bir önem ve değere sahiptir. Avukatlık Kanunu’nun 1. maddesi, avukatlık mesleğinin ‘kamu hizmeti ve serbest bir meslek’ şeklindeki nitelemesi ile avukatların serbest meslek çalışmalarını yürütürken görev yapılan alanın kamusal ağırlığına dayanmaktadır. Bilgi ve deneyimlerini öncelikle adalet hizmetine vererek, adalete ve hakkaniyete uygun çözümler için hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasında yargı organlarıyla yetkili kurul ve kurumlara yardımı görev bilen avukatın, hukuk devletinin yargı düzeni içindeki yeri özellik taşımaktadır.
Avukatlık Kanunu’nun 5/1-a maddesinde Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile kasten işlenen bir suçtan dolayı iki yıldan fazla süre ile hapis cezasına ya da Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmak hali avukatlığa kabule engel sayılmıştır. Avukatlık Kanunu’nun 5/1-a maddesinde sayılan bir suçtan kesin olarak hüküm giyenler hakkında 136/1. maddesi uyarınca Baro Disiplin Kurulunca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ve 74/1. maddesi uyarınca da Baro Yönetim Kurulunca ruhsatnamelerinin geri alınarak iptaline ve adlarının bir daha yazılmamak üzere levhadan silinmesine karar verilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır.
Adı geçen Avukata isnat edilen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar başlıklı Beşinci Bölümünde yer alan silahlı terör örgütüne üye olma suçu Avukatlık Kanunu’nun 5/1-a maddesi uyarınca avukatlığa engel olup 136/1. maddesi uyarınca da meslekten çıkarma cezasını gerektirmektedir.
Ancak, şikâyetli avukatın etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmış olması ve buna bağlı olarak hakkında HAGB kararı verilmesi, disiplin yargılaması yönünden bir alt ceza tayini sonucunu sağlamaktadır.
Kurulumuz tüm bu hususlar çerçevesinde, Avukatlık Kanunu’nun 5. maddesinde yer alan ‘Devletin güvenliğine karşı işlenen suçlar’ kapsamında yargılanan, suçunu kabul eden ve ceza alan şikâyetli hakkında tam bir vicdani inceleme yapmış ve sonucunda 5/a kapsamında suç işlediği ve meslekten ihracı gerekecek olan avukatın, etkin pişmanlık gereği almış olduğu HAGB kararı gereği bir alt cezaya hükmedilirken asgari hadden uzaklaşarak üst had olan 3 (üç) yıl süre ile işten çıkarılmasına karar vermiştir.
Dosyadaki tüm bilgi ve belgeler ile kesinleşen ceza mahkemesi kararı incelendiğinde; şikâyet edilen avukatın Avukatlık Kanunu’nun 5. maddesinde düzenlenen ‘Avukatlığa Kabule Engeller’ başlığı altında, (a) bendinde sayılan ‘(…) Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar (…)’ kapsamında ‘Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma’ suçunu işlediği sabit bulunmuştur.
Avukatlık Kanunu’nun 136/1. maddesinde ise ‘5.maddenin (a) bendinde yazılı bir suçtan kesin olarak hüküm giyme halinde meslekten çıkarma cezası uygulanacağı’ hükme bağlanmıştır. Kanun lafzı ile bu cezanın uygulanabilmesi için ‘(…) kesin olarak hüküm giymek (…)’şartı öngörülmüştür. … Ağır Ceza Mahkemesinin 15.05.2019 tarih ve 2018/549 esas, 2019/147 karar sayılı kararın ise CMK’nın 231/5 maddesi uyarınca ‘Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması’ müessesesini tesis ettiği nazara alındığında; Kurulumuzca işlenen suçun niteliği doğrultusunda şikâyet edilen avukatın süreli işten çıkarma cezası ile cezalandırılması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.” gerekçesiyle şikâyetli hakkında ceza tayin edildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde ceza olmadığı,
Şikâyetli Avukat vekilinin 08.11.2021 kayıt tarihli duruşma talepli itiraz dilekçesinde özetle, önceki savunmalarını aynen tekrarla, HAGB kararının sonrasında 5 yıl yasal denetim süresi içinde müvekkilinin herhangi bir tedbir aykırı davranmaması halinde yasanın amir hükmü gereğince ilamın ortadan kalkacağını ve müvekkilinin sanık olduğu davanın düşürülmesine karar verileceğini, müvekkili hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmünün bulunmadığını, HAGB kurumunun hüküm olmadığını, bu kararların kapsamının genişletilerek uygulanmasının hukuk sistematiği açısından tehlike arz ettiğini, etkin pişmanlığının suçu ikrar olarak değerlendirilmesinin talihsiz bir değerlendirme olduğunu, gerekçeli kararın müvekkilinin somut durumundan bağımsız genel geçer, basmakalıp, matbu ifadeler içerdiğini, HAGB kararı üzerine bir alt ceza tayininin CMK’nın 221.maddesinin biçimi ve amacı ile örtüşmediğini, Kanunsuz suç ve ceza olmayacağını, suç tarihi itibariyle yüklenen fiillerin suç teşkil etmediğini, dostane görüşmelerin örgütsel faaliyet olarak değerlendirilemeyeceğini, Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin 2020 yılı yerleşik görüşünde de belirtildiği üzere kişilerin haklarında soruşturma yürütülen şahıslarla telefon görüşmelerinin, dini toplantılara katılmanın, sempati ve iltisak boyutunu aşan örgüt üyesi olduğunu ispat etmeye yeterli örgütsel faaliyetler olarak değerlendirilemeyeceğini, müvekkilinin suç tarihinde henüz bir öğrenci olduğunu,  örgüt üyeliği suçunun özel kast ile işlenebilen bir suç olduğunu, Avukatlık Kanunu’nun 34, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3 ve 4.maddelerinin soyut tip normlardan olduğunu ve geniş yorumlanmaması gerektiğini, AİHM değerlendirmeleri uyarınca meslektaşına yöneltilen suç tipinin yöntem bakımından kanunla öngörülmüş bir belirlilik ve somutluk içermediğini, suç tipinin amaç bakımından yerindelik denetimi yapmaya elverişli olmadığını, demokratik bir toplum için ölçü kıstasına uygun olmadığını, değişen siyasi koşullarda müvekkilinin cezalandırılmasının kabul edilemez olduğunu, HAGB kararına dayanılarak ceza verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, meslektaşının mesleğin itibarını zedeleyecek hiçbir davranış ve tutum içerisinde olmadığını belirterek mezkûr cezanın kaldırılmasını, hukuksuz bir yaptırım uygulanmasının önüne geçilmesi için disiplin kovuşturmasının kapatılmasını, şayet mümkün değil ise 5 yıllık denetim süresi için bekletici mesele yapılmasına karar verilmesini vekâleten talep ettiği,
O yer Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 03.11.2021 kayıt tarihli itirazında özetle; Şikâyetli Avukatın Avukatlık Kanun’unun 5.maddesinin (a) bendi ile 136/1.maddesi gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görüldüğünden usul ve yasaya aykırı kararın kaldırılmasının kamu adına talep olunduğu,
Usulüne uygun tebligata rağmen itiraza cevap verilmediği,
Kurulumuzca talep gibi duruşma açıldığı ve şikâyetli avukat vekilinin duruşmada hazır olduğu ve savunma yaptığı görülmüştür.
Şikâyetli avukat hakkında, disipline konu eylem nedeni ile, yapılan ceza yargılaması sonucunda, … Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/459 esasına kayden açılan kamu davasında Mahkemenin 15.05.2019 gün ve 2019/147 sayılı ilamı ile sanık şikâyetli avukatın eylemine uyan TCK’nın 314/2, Terörle Mücadele Kanunu’nun 5/1, TCK’nın 221/4 son cümlesi, 62/1-2.maddeleri gereğince neticeten 1 Yıl 6 Ay 22 Gün Hapis Cezası ile Cezalandırılmasına, CMK’nın 231/5.maddesi gereğince Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına karar verildiği sabittir.
Ceza Mahkemesince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmişse de HAGB kararı, ceza yargılamasından bağımsız olarak, yargılamaya konu eylem konusunda disiplin kovuşturması yapılmasına ve yapılacak kovuşturma sonucunda disiplin cezası verilmesine engel teşkil etmemektedir. Disiplin kovuşturmasına konu eylemin maddi delillerle sabit olması halinde, açıklanmayan hüküm; şikâyetlinin bu fiil sebebiyle sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı gibi, disiplin kovuşturması neticesinde verilecek ceza bakımından da bağlayıcı değildir.
Avukatlık Kanunu’nun 34. maddesi, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler”,
Avukatlık Kanunu’nun 134. maddesi, “Avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, mesleki çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında bu kanunda yazılı disiplin cezaları uygulanır”,
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3. maddesi, “Avukat mesleki çalışmasını ve kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde ve işine tam bir sadakatle yürütür.”,
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 4. maddesi, “Avukat, mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmak zorundadır.” hükümlerini amirdir.
Şikâyetli avukatın yargılamaya konu eylemi, Avukatlık Kanunu’nun 5/1-a maddesine göre; mesleğe kabulü engelleyen suçlardan olmasına rağmen, maddede “…suçlarından mahkûm olmak” dendiği ve şikâyetli hakkında verilen HAGB kararının da bir mahkûmiyet kararı olmadığı açıktır.
Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu yargı denetiminden de geçen kararlarında, meslekten çıkarmayı gerektiren bir suçtan dolayı, yapılan ceza yargılaması sonucunda verilen HAGB kararı nedeniyle, eylemin karşılığı olan cezadan bir alt ceza verilmesi gerektiği konusunda istikrar kazanan görüşünü sürdürmektedir.
Avukatlık Kanunu’nun 135/4 maddesinde, meslekten çıkarma cezasının bir alt cezası olarak “İşten çıkarma, avukatın veya avukatlık ortaklığının üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere meslekî faaliyetlerinin yasaklanmasıdır.” şeklinde tanımlanmıştır.
Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu ve Barolar Disiplin Kurulları, eylemin ağırlığına ve dosyadaki bilgi ve belgelere göre Avukatlık Kanununun 158. maddesinin verdiği “…gösterilen delilleri, soruşturma ve duruşmadan edinecekleri kanıya göre serbestçe takdir ederler.” düzenlemesi ışığında takdiren “üç aydan, üç yıla kadar” işten çıkarma cezası tayin edebilirlerse de;  takdir hakkının keyfi olup olmadığının denetimi için, takdir hakkının neden üst sınırdan kullanıldığının denetime elverişli şekilde gerekçelendirilmesi gerekmektedir.
Disiplin kurulu kararların gerekçeli olması zorunludur. Özellikle takdir hakkının kullanıldığı durumlarda disiplin kurulları kararlarını, her zamankinden daha itinalı olarak gerekçelendirmelidirler. Zira gerekçe hem taraflar hem de yargısal denetimi yapacak mahkemeler açısından son derece önemlidir. Dosya kapsamında, Baro Disiplin Kurulunun üst sınırdan ceza tayinine ilişkin bir kritere rastlanmamıştır. Baro Disiplin Kurulu’nca şikâyetli hakkında eylem ile yaptırım arasında adil bir dengenin gözetilmeden üst sınırdan tayin edilen işten çıkarma cezasının süresinin, ölçülülük ilkesine uygun olmadığı değerlendirilmiştir.
Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu, yargı denetiminden de geçen kararlarında, şikâyetlinin disipline konu eylemi nedeniyle yargılandığı, maddi gerçeği araştırmakla görevli ceza mahkemesinin değerlendirmesine paralel olarak, mahkemece öngörülen ceza miktarını bir değerlendirme kriteri olarak almaktadır.
Bu nedenlerle, Baro Disiplin Kurulu’nca eylemin işten çıkarma cezasını gerektiren bir disiplin suçu oluşturduğuna ilişkin değerlendirme yerinde olmakla birlikte; dosya kapsamında işten çıkarmada takdir hakkının üst sınırdan kullanılmasının bir kriteri olmadığından, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyelerinin kendi aralarında iletişim amaçlı kullandıkları ByLock programını … nolu telefon hattı üzerinden kullandığı, örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılarak sürekli, çeşitli ve yoğunluk oluşturan eylemleri bulunduğu, Şikâyetlinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu ceza mahkemesince verilen HAGB kararı ile sabit olduğundan, O yer Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının reddi, şikâyetli vekilinin itirazının kısmen kabulü ile Baro Disiplin Kurulu kararının düzeltilerek onanması; eylem ile yaptırım arasında adil bir dengenin gözetilip alt sınırdan uzaklaşılarak Avukatlık mesleğinin önemi ve Avukatlık Kanunu’nun 158.maddesindeki ilkeler de dikkate alınarak, Şikâyetli Avukatın takdiren 1 yıl 6 ay işten çıkarma cezası ile cezalandırılması gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-O yer Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının reddine, Şikâyetlinin itirazının kısmen kabulüne, … Barosu Disiplin Kurulu’nun Şikâyetlinin
“3 Yıl Süre ile İşten Çıkarma Cezası ile Cezalandırılmasına”
ilişkin kararının 1 yıl 6 ay işten çıkarma cezasına çevrilmek suretiyle
DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Şikâyetli Avukatın takdiren
1 YIL 6 AY İŞTEN ÇIKARMA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
2-Kararın onay için Avukatlık Kanunu’nun 157/7.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine,
3-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,
Oybirliği ile karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 04 Şubat 2022
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!