TBB Disiplin Kurulu Kararı – E. 2018/226 K. 2018/468

Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1086

Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.

İlgili AVK maddeleri: AVK Madde 34, AVK Madde 134, AVK Madde 166
[ÖZET] * Şikâyetlinin vekil olarak üstlendiği işi gereken özen ve doğruluk ile orantılılık ilkelerine uygun olarak yürüttüğü dikkate alındığında eylemin disiplin suçu oluşturmadığına ilişkin Baro Disiplin Kurulu kararı isabetlidir.
(Av. Yas. m. 34, 134, 166/1, TBB Mes. Kur. m. 3,4, 45)

[KARAR METNİ] Şikâyetli avukat hakkında, “Şikâyetçi müvekkili zararına olacak şekilde tahsilat yaptığı ve kararlaştırılanın üzerinde vekâlet ücreti kesintisi yaptığı” iddiası üzerine başlatılan disiplin kovuşturmasında, eylem sabit görülmeyerek ceza tayin edilmemiştir.
Şikâyetli önceki savunmalarında özetle; tahsil edilen paranın şikâyetçi aleyhine bir durum oluşturmadığını, bakiye kalan miktarı tahsil hakları saklı kalmak üzere bu parayı tahsil ettiğini, 3.415,86 TL şikâyetçi apartman yönetiminden, 6.928,11 TL mahkemece hükmedilen, 6.945,18 TL icra vekâlet ücreti ve aynı miktarlı olarak icra işlemleri için şikâyetçi tarafın ödemesi gereken vekâlet ücreti toplamının 24.234,33 TL olmasına rağmen tahsil ettiği bedelle sınırlı olmak kaydıyla %5 şikâyetçi, %12 karşı yan vekâlet ücreti hesap ederek kesinti yaptığını, şikâyetçiden 1.500,00 TL masraf aldığını, 330,05 TL başlatmış olduğu icra takibi için yatırdığı harç miktarı, 1.389,75 TL de borçlunun itirazı üzerine açılan itirazın iptali davası harç bedeli olduğunu, ayrıca mahkeme veznelerine de değişik tarihlerde toplam 200,00TL gider avansı yatırdığını, ekte sunduğu belgelerle şikâyetçi apartman yönetiminin her aşamadan haberdar olduğunu, dava sürecinde tüm avukatlık faaliyetini layıkıyla yerine getirdiğini, şikâyetçinin hiçbir zararı olmadığını, aksine hala vekâlet ücreti alacağı olduğundan zarara girenin kendisi olduğunu beyanla hakkında ceza tayinine yer olmadığına karar verilmesini talep etmiştir.
İncelenen dosya kapsamından Baro Yönetim Kurulu’nun 04.03.2015 günlü toplantısında şikâyetli hakkında disiplin kovuşturması açılmasına yer olmadığına karar verildiği,
Şikâyetçilerin itirazı üzerine Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu’nun 22.06.2016 günlü toplantısında itirazın kabul edildiği, Baro Yönetim Kurulu’nun 12.04.2017 günlü kararı ile şikâyetli hakkında Avukatlık Kanunu’nun 34, 134, 166/1, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3, 4 ve 45. maddeleri uyarınca değerlendirilmek üzere disiplin kovuşturması açılmasına karar verdiği,
Kaçak olarak işçi(kapıcı) çalıştırıp, SGK primleri ödenmediği için şikâyetçi apartmana SGK tarafından idari para cezası uygulandığı ve bu miktarın ödendiği, ancak işlemin iptali için açılan davanın kabul edildiği ve kararın kesinleştiği,
Apartman Yöneticisi tarafından SGK’ya 29.08.2012 tarihinde başvuru yapılarak, ödenen 49.000 TL’nin iadesi talep edilmişse de bir cevap verilmediği,
Bunun üzerine kat malikleri toplantısında karar alınarak, şikâyetliye 15.01.2013 tarihli vekâletname verildiği ve “avukatlık ücret sözleşmesi” yapıldığı, tahsil edilecek bedelin %5’i oranında vekâlet ücreti kararlaştırıldığı,
Şikâyetli tarafından 28.01.2013 tarihinde … 9.İcra Müdürlüğünün 2013/2392 esas sayılı dosyasıyla SGK aleyhinde 40.463,79 TL asıl alacak, 19.946,98 TL işlemiş faizi olmak üzere toplam 60.410,77 TL alacağın tahsili için takip başlatıldığı, SGK itirazı üzerine takibin durdurulduğu, apartman yöneticisinin 12.03.2013 tarihli talimatı ile 40.463,79 TL asıl alacak, 19.946,98 TL işlemiş faize yapılan itirazın iptali için dava açılması konusunda talimat verildiği,
… 5.İş Mahkemesinin 2013/497 esas sayılı dosyası ile açılan itirazın iptali davasında, Mahkemece 06.03.2014 tarihinde davanın kısmen kabulü ile 40.308,54 TL asıl alacak, 19.946,98 TL işlemiş faiz yönünden itirazın iptaline ve asıl alacağın %20 oranında tazminatın davalıdan tahsiline karar verildiği, kararın davalı tarafından temyiz edildiği, halen temyiz incelemesinde olduğu,
SGK tarafından hiç dava açılmamışçasına, davacı apartmana gönderdiği 28.08.2014 tarihli yazı işe, idari para cezalarının iptal edildiği, ödenen 28.781,92 TL’nin iadesi için muhasebe servisine yazı yazıldığı halde, bu paranın alınmadığı, ödenemeyen 28.781,92 TL’nin muhasebe servisine bekletildiği, banka hesabı bildirildiği takdirde iade edileceğinin belirtildiği,
Şikâyetli avukat tarafından 19.09.2014 tarihli yazı ile bakiye alacak için işlem yapma hakkının saklı tutulduğu bildirilerek, %20 icra inkâr tazminatı ile birlikte kurum borcunun 94.967,20 TL olduğu, kurum tarafından yapılacağı bildirilen miktarın banka hesabına ödenmesinin istendiği, kurum tarafından yapılan 28.781,93 TL ödemeden, 4.801,92 TL mahsup edilerek, şikâyetçi apartmana 29.09.2014 tarihinde 23.980 TL ödeme yapıldığı,
Baro Disiplin Kurulu’nun “…Dosyadaki bilgi ve belgeler birlikte incelendiğinde; şikâyetlinin Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan tahsil ettiği parayı fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması koşuluyla tahsil ettiği görülmüştür. Şikâyetlinin toplam alacak miktarı üzerinden, yapmış olduğu işlemlere ilişkin, sözleşme, karşı yan, icra ve karşı yan icra vekâlet ücretleri toplamının 24.234,33 TL olduğu, yapmış olduğu kesintinin ise -tahsil ettiği miktar üzerinden- sözleşmede belirlenen %5 ve mahkemece hükmedilen %12 yasal vekâlet ücreti şeklinde yapıldığı, yine şikâyetlinin müvekkilden almış olduğu masraf avansının tamamını müvekkilinin işleri için kullandığı anlaşılmıştır.
Kurulumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; şikâyetlinin müvekkili adına yapmış olduğu işlemlerde müvekkilinin zararına olacak şekilde herhangi bir durumun meydana gelmediği, hak ettiği vekâlet ücreti olan 24.234,33 TL’nin 4.801,92 TL’sini yapmış olduğu 28.781,92 TL’lik tahsilatla orantılı olacak şekilde aldığı ve masraf olarak aldığı 1.500,00 TL’nin tamamını da müvekkili adına takip ettiği dava ve işler için kullandığı gibi alınan masrafın bu işlemler için yeterli dahi olmadığı görülmekle şikâyetlinin vekil olarak üstlendiği işi gereken özen ve doğruluk ile orantılılık ilkelerine uygun olarak yürüttüğü anlaşılmakla Avukatlık Kanunu’na ve/veya Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’na aykırı herhangi bir işlem veya eylemine rastlanmamıştır.” gerekçesiyle oy birliği ile şikâyetli hakkında disiplin cezası verilmesine yer olmadığına karar verdiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde ceza olmadığı,
Şikâyetçinin 02.02.2018 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle; önceki iddialarını tekrarla usul ve yasaya aykırı Baro Disiplin Kurulu kararının kaldırılarak şikâyetli hakkında ceza verilmesini talep ettiği,
İtiraz dilekçesinin şikâyetliye usulüne uygun tebliğ edildiği, şikâyetlinin 16.02.2018 kayıt tarihli savunmasında özetle; beyanlarını yineleyerek usulsüz itirazın reddi ile kararın onanmasını talep ettiği görülmüştür.
Avukatlık Kanunu’nun “Avukatın hapis hakkı ve avukatlık ücretinin rüçhanlı bulunması” başlıklı 166. maddesinde  “Avukat, müvekkili tarafından verilen veya onun namına aldığı malları, parayı ve diğer her türlü kıymetleri, avukatlık ücreti ve giderin ödenmesine kadar, kendi alacağı nispetinde elinde tutabilir.”
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları 3. maddesinde “Avukat, mesleki çalışmasını kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde ve işine tam bir sadakatle yürütür.”, 4. maddesinde “Müvekkil adına alınan paralar ve başkaca değerler geciktirilmeksizin müvekkile duyurulur ve verilir.” denmektedir.
Yargı kararlarında da işaret edildiği gibi “Hemen belirtmek gerekir ki, Avukatlık Kanunu’nun 166. maddesinde tanımlanan hapis hakkı, sadece vekâlet ücreti alacakları ve yapılan giderler oranında kullanılabilir. Avukatın, müvekkili nam ve hesabına tahsil etmiş olduğu alacak ve değerlerden, ücret ve masraf alacağından fazla bir miktarını ‘hapis hakkı’ adı altında elinde tutması, bu hakkın yasaya konuluş amacına aykırı olduğu gibi, avukatlık meslek kurallarına da aykırıdır. Aynı şekilde hapis hakkını kullanan avukatın, müvekkilin nam ve hesabına tahsil ettiği alacakları geciktirmeksizin iş sahibine bildirmesi, hangi işten dolayı ve ne miktarda ücret ve masraf alacağı olduğunu açıklaması ve konu ile ilgili karşı tarafı bilgilendirdikten ve gerektiği durumlarda yapılacak hesaplaşmadan sonra, alacağı oranında hapis hakkını kullanması gereklidir. Esasen bu durum, avukatın müvekkiline hesap verme yükümlülüğünün de tabii bir sonucudur. Nitekim Avukatlık Kanununun 34. maddesinde, ‘Avukatlar, yüklendikleri görevleri, bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler.’ hükmü, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 43. maddesinde de, ‘Müvekkil adına alınan paralar ve başkaca değerler geciktirilmeksizin müvekkile duyurulur ve verilir.’ hükmü bulunmaktadır.”(Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 24.05.2017 tarih,  2015/19231 esas, 2017/6255 karar)
Dosya kapsamına ve yukarıda anılan düzenlemeler ve içtihatlara göre, şikâyetlinin vekil olarak üstlendiği işi gereken özen ve doğruluk ile orantılılık ilkelerine uygun olarak yürüttüğü dikkate alındığında eylemin disiplin suçu oluşturmadığına ilişkin Baro Disiplin Kurulu kararı isabetlidir.
Baro Disiplin Kurulu’nca yapılan hukuksal değerlendirmede yasaya aykırı bir yön ve hukuki isabetsizlik görülmediğinden, itirazın reddi ile kararın onanması gerekmiştir.
Gereği düşünüldü;
1-Şikâyetçinin itirazının reddi ile, … Barosu Disiplin Kurulu’nun
“Disiplin Cezası Verilmesi Yer Olmadığına”
ilişkin 23.11.2017 gün ve 2017/197 Esas, 2017/210 Karar sayılı kararının
ONANMASINA
,
2-Kararın, Avukatlık Kanunu’nun 157.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine,
Fank3-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde … İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,
Katılanların oy birliği ile karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 28 Nisan 2018
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!