Adana BAM, 9. HD., E. 2022/243 K. 2025/540 T. 26.3.2025

İlgili TBK madde: TBK Madde 582

T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/243 – 2025/540
T.C.

ADANA

9. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2022/243

KARAR NO : 2025/540

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN :

ÜYE :

ÜYE :

KATİP :

MAHKEMESİ : …. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 13/10/2021

NUMARASI : … Esas ve … Karar

DAVACI : …

VEKİLİ : Av.

DAVALI : … VARLIK YÖNETİMİ ANONİM ŞİRKETİ

VEKİLİ : Av.

DAVA KONUSU : Menfi Tespit (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARARININ
…. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 13/10/2021 tarih, … Esas ve … Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine … Noterliğin 29/07/2009 tarih ve … yevmiye nolu ihtarnamesi genel kredi sözleşmesi hesap özeti ve banka kayıtlarını borcun sebebi olarak gösterildiğini, …. İcra Müdürlüğü tarafından … esas sayılı takip başlatıldığını, müvekkiline 16/03/2010 tarihinde icra emri gönderildiğin ve süresi içerisinde borca itiraz edilmediğinden icra takibinin kesinleştiğinin öne sürüldüğü, bu aşamada alacaklı … alacaklarını … Varlık Yönetimine devrettiğini, icra takibi kesinleştikten sonra müvekkilinin taşınmazları üzerine haciz konulduğunu, … ile kredi alan asıl borçlu arasında imzalandığı kredi sözleşmesinde müvekkilinin kefil olarak imzaladığını, sözleşmenin tarafı olmayan üçüncü kişi ilk kredi sözleşmesine bağlı kredi tutarına kefil olunca, süresiz olarak kredi tutarına kefil olmadığını, kefil sadece imzaladığı birinci kredi tutarından sorumlu olacağını, bu nedenle müvekkilin genel kredi sözleşmesi imzalanırken ilk anda atmış olduğu imza nedeniyle borcum tamamından sorumlu tutulamayacağını, bu nedenle müvekkilinin hakkında yapılan icra takibine konu borçtan dolayı sorumlu olmadığından davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı vekilinin açmış olduğu 30/12/2019 tarihli davanın hukuki dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul etmediklerini, davacı tarafından kefil sıfatıyla imzalanan 22.04.2008 tarihli genel kredi sözleşmesi incelendiğinde davacının bu sözleşmeyi müteselsil kefil olarak imzaladığının görüleceği, TürK Borçlar Kanunu 582. Maddesi gereği müteselsil kefaletin sözleşme sebebiyle doğmuş borçları kapsadığı gibi ileride doğması muhtemel borçları da kapsayacağı, söz konusu 22.04.2008 tarihli sözleşmenin geçerliliğinin davacı tarafından tartışma konusu yapılmadığı, davacı vekilinin sözleşmenin esnek ödemeli tipte olan bir kredi sözleşmesi olduğunu kabul ettiğini, kefalet sözleşmesinin temel amacının esas itibariyle asıl borç ilişkisinin tarafı olmayan üçüncü kişilerce alacaklıya şahsi teminat güvence verildiğini, kefalet borcunun temin ettiği asıl borcun feri olduğunu, asıl borç ödeme ile ve sair surette düştüğü takdirde kefalet gibi feri hakların düşebileceğini, sözleşmeyle müteselsil kefilliği kabul etmiş olmakla TBK ‘nun 582 maddesinde yer alan sorumluluğu da kabul ettiğini, bu nedenlerle haksız açılan bu davanın reddini talep ettiği görülmüştür.

İLK DERECE MAHKEMESİ’NİN KARAR ÖZETİ :
…. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 13/10/2021 tarih, … Esas ve … Karar sayılı kararında, alacaklı … T.A.Ş … şubesi ile dava dışı müşteri ve kredi asıl borçlusu …’ın müşteri, … ve …’ın ise müteselsil kefil sıfatıyla aralarında kredi sözleşmesi imzaladıklarını, ödenmeyen tutarlar nedeniyle ….İcra Müdürlüğü’nün … sayılı dosyasından takip başlatıldığı ve davacı yönünden takibin kesinleştiğini, dava dışı firma … ile aralarında akdedilen 50.000,00.TL tutarlı Genel kredi sözleşmesi’ne ; davacı … ile dava dışı …’ün müşterek ve müteselsil borçlu olarak kefalet taahhüdünde bulunduğunu, dava dışı firmanın tüm kredilerinin teminatını oluşturduğunu, davacı …’ın dava dışı firma …’ın kredi borcundan dolayı, davalı şirkete karşı sorumlu olduğu alınan bilirkişi raporunun oluşa uygun ve denetime elverişli olduğu, borçlu olmadığına ilişkin itirazlarının haksız ve hukuka aykırı olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dışı … ile kredi alan asıl borçlu … arasında imzalanan 22/04/2008 tarihli genel kredi sözleşmesinde müvekkilininde kefil olarak imzasıının bulunduğunu, imzalanan genel kredi sözleşmesi, cari hesap şeklinde işleyen sözleşme olduğundan dolayı kredi sözleşmelerinde banka sözleşmenin geçerlilik süresi içerisinde ve sözleşmede kararlaştırılan limit içinde vereceği krediyi dönemler halinde tekrarladığını, krediyi alan asıl borçlu, krediyi dönemler halinde ana para ve faizini ödemek şartıyla her defasında sözleşmeyi yeniden imzalamak zorunda kalmadan tekradan kredi tutarını talep etme hakkına sahip olduğunu, sözleşmenin tarafı olmayan üçüncü kişi ilk kredi sözleşmesine bağlı kredi tutarına kefil olunca, süresiz olarak kredi tutarına kefil olmamakta, kefil sadece imzaladığı birinci kredi tutarından sorumlu olduğunu, çünkü daha sonra kredi sözleşmesinde belirlenmiş dönemler içerisinde kullanmış olan kredi miktarının ana para ve faizi tahsil edilerek aynı hesap üzerinden farklı tutarlarda tekrar kredi kullandırıldığını, bu tip kredi sözleşmeleri sabit ödemeli olmayıp esnek ödemeli tipte olan kredi sözleşmeleri olduğunu, kullandırılan bu limitler müşterinin ödeme gücü veya devamlılığına göre banka tarafından arttırılıp azaltılabilmekte krediyi kullanan müşterinin ödeme gücü banka tarafından izlendiğini, ilk derece mahkemesi yine dosya kapsamında aldırılan ek bilirkişi raporunu hükme esas alarak asıl borçlunun genel kredi sözleşmesi gereği borçlu olduğu tespiten de yer verdiğini, ancak gerek aslı bilirkişi raporu gerekse hükme esas alınan ek bilirkişi raporu bir çok eksiklikleri ve çelişkileri barındırmasına rağmen itirazlarının dikkate alınmadan hüküm tesis edildiğini, açıklanan bu sebeplerle, istinaf talebinin kabulü ile …. Asliye Ticaret Mahkemesinin … E … karar sayılı kararının ortadan kaldırılarak davanın kabulü ile …. İcra dairesinin … esas yeni … İcra dairesinin sayılı dosyasında davalı alacaklıya karşı borcunun bulunmadığının tespitine ve icra takibinin iptaline, yapılan yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı taraftan tahsiline karar verilmesi talep etmiştir.

DELİLLER :

…. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 13/10/2021 tarih, … Esas ve … Karar sayılı dosyası ve tüm dosya kapsamı
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :

Dava, hukuki niteliği itibarıyla “Menfi Tespit” talebine ilişkindir.

Davacı tarafından, … Noterliğin 29/07/2009 tarih ve … yevmiye nolu ihtarnamesi genel kredi sözleşmesi hesap özeti ve banka kayıtlarını borcun sebebi olarak gösterilerek …. İcra Müdürlüğü tarafından … esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, … ile kredi alan asıl borçlu arasında imzalanan kredi sözleşmesini kefil olarak imzaladığı, sözleşmenin tarafı olmayan üçüncü kişinin ilk kredi sözleşmesine bağlı kredi tutarına kefil olunca, süresiz olarak kredi tutarına kefil olmadığını, kefilin sadece imzaladığı birinci kredi tutarından sorumlu olacağını, bu nedenle ilk anda atmış olduğu imza nedeniyle borcun tamamından sorumlu tutulamayacağını ileri sürülerek icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi talep edilmiş, davalı ise 22.04.2008 tarihli genel kredi sözleşmesinin davacının müteselsil kefil olarak imzaladığını, davacının müteselsil kefilliği kabul etmiş olmakla TBK ‘nun 582 maddesinde yer alan sorumluluğu da kabul ettiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş ve iş bu karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.

İstinaf incelemesi, HMK’nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.

Davacı, yalnızca kefil olarak imzası bulunan kredi sözleşmelerine istinaden kullandırılan kredilerden sorumlu olup, kefil olarak imzası bulunmayan kredi sözleşmelerine dayalı olarak kullandırılan kredilerden sorumlu tutulması mümkün değildir. (Yargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin 20/11/2019 tarih ve 2017/5383 E., 2019/5234 K.sayılı kararı)
….İcra Müdürlüğü’nün … sayılı takip dosyasının incelenmesinde; alacaklı … T.A.Ş tarafından …, …, … hakkında 17.579,75TL asıl alacak, 5.828,90TL işlemiş faiz, 291,45TL BSMV, 223,05TL ihtarname masrafı ve vekalet ücreti olmak üzere toplam 23.923,15 TL tahsili talepli genel haciz yoluyla icra takibi başlatıldığı anlaşılmaktadır.

Somut olayda, davacı hakkında …. İcra Müdürlüğü’nün … Esas sayılı takip dosyası ile icra takibi başlatıldığı, davacı tarafından anılan takip dosyası nedeniyle borçlu olunmadığı ileri sürülmekte olup ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi kök ve ek raporu hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmiş ise de, bilirkişi tarafından dava dışı banka tarafından gönderilen kredi sözleşmesi ile hesap ekstresi incelenerek rapor düzenlendiği, bilirkişi raporunda takip borcunun dava dışı banka müşterisi …’ın 17.07.2009 tarihinde bankanın … Şubesin’den kullandığı ve ekstrede ödemesi görülmeyen 15.000,00 TL tutarlı kredi borcunun oluşturduğunun belirtildiği anlaşılmakta olup, bilirkişi raporunda takip konusu borcun davacının kefil olarak imzasının bulunduğu kredi sözleşmesinden kaynaklı kullandırılıp kullandırılmadığının net olarak belirtilmemesi ve rapor esas alınan hesap ekstresinin ise içeriğinin net olmaması karşısında bilirkişi kök ve ek raporunun somut uyuşmazlığın çözümü için yeterli olmadığı, bu durumda mahkemece kefilin sorumluluğunun, kefalet limitindeki miktar ile temerrüdünün hukuki sonuçları ile sınırlı olduğu ve davacının kefil olduğu sözleşme kapsamında kullandırılan kredilerden sorumlu olacağı, kefil olduğu sözleşme dışındaki sözleşmeler kapsamında kullandırılan kredilerden sorumlu tutulamayacağı da nazara alınarak, dava konusu genel kredi sözleşmesi, kat ihtarnamesi, tebligatlar, hesap özetleri, dava konusu krediye ilişkin tüm bilgi ve belgeler davalıya sunması için süre verilerek gerekirse dava dışı banka kayıtları üzerinde konusunda uzman bilirkişi marifeti ile inceleme yaptırılmak suretiyle; dava konusu borcun davacının kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu sözleşmeden kaynaklanıp kaynaklanmadığı davacının dava tarihi itibariyle davalıya borçlu olup olmadığı ne kadar miktar üzerinden borçlu olduğu duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespiti için konusunda uzman bankacı bilirkişiden rapor alınması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle karar verilmesi doğru olmamıştır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına, eksik hususlar tamamlanıp yeniden karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve buna dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :

1)-Davacı vekili tarafından …. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 13/10/2021 tarih, … Esas ve … Karar sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun KABULÜNE,

2)-…. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 13/10/2021 tarih, … Esas ve … Karar sayılı kararının HMK’nin 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

3)-Dava dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere …. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne GÖNDERİLMESİNE,

4)-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak alınan 300,55.TL istinaf karar harcının kararın kesinleşmesi ile talep halinde davacıya İADESİNE,

5)-Davacı tarafından istinaf için yapılan yargılama giderlerinin esas hüküm ile birlikte İlk Derece Mahkemesince karara BAĞLANMASINA,

6)-6100 Sayılı HMK’nin 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesi’ne İADESİNE,

7)-İnceleme dosya üzerinden yapıldığından lehe vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,

8)-6100 sayılı HMK’nın 359/4 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle İlk Derece Mahkemesi’nce taraf vekillerine TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK’nin 353/1-a/6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle kesin olmak üzere 26/03/2025 tarihinde karar verildi.

Başkan e-imzalıdır
Üye e-imzalıdır
Üye e-imzalıdır
Katip e-imzalıdır

  • İlk yayınlanma tarihi: 01 Ağustos 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!