Adana BAM, 8. HD., E. 2018/1558 K. 2018/1966 T. 7.12.2018

İlgili TBK madde: TBK Madde 417

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I

DAVANIN KONUSU :

Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde: müvekkilinin davalı plastik fabrikasında sigortalı olarak 2012 yılı Aralık ayında işe girdiğini, 07/07/2014 tarihinde gece mesaisinde iş güvenliği olmadan işini yapmaya çalışırken 3 mt yüksekten yük taşımak için kullanılan tahte paletin üzerine düştüğünü, şirket yetkililerinin davacıya “bir şeyin yok işine devam et” diyerek hastaneye daha götürmediklerini, müvekkilin oğlunu arayarak yardım isteyip kendi imkanlarıyla Tarsus Devlet Hastanesine gittiğini, ayağını kullanamaz derecede yaralandığını , hastane raporlarının olduğunu, raporlu olduğu sürede sorgusuz ve sualsiz işten çıkartıldığını, 3 mt yükeklikte halata bağlanarak iş yaptırıldığını, geçirdiği iş kazası sonrası müvekkilinin ayağını tam olarak kullanamadığını, işsiz kaldığı için geçimini sağlayamadığını beyanla, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; davacının müvekkile ait iş yerinde yaklaşık 2 yıla yakın bir süredir çalışan tecrübeli bir eleman olduğunu, Müvekkil şirketin kusurunun bulunmadığına ve davacının kendi dikkatsizlik ve kusuru sonucu meydana gelen bu durum Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/29016 sayılı soruşturma dosyasındaki takipsizlik kararı ile de sabit olduğunu, iş kazasına maruz kaldığını iddia eden davacının dosya içerisinde kusur bilirkişi tarafından verilen raporda müvekkil şirketin tüm işçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirlerini aldığı ve kusursuz olduğunun belirtildiğini, müvekkil şirket davacıya işçi sağlığı ve iş güvenliğine ait tüm eğitimlerini aldırdığını, Kişisel Koruyucu malzeme zimmet tutanağı ile gerekli ekipmanlar kendi imzası ile kendisine teslim edildiğini, yine iş güvenliği ekipmanı talimat ve tutanağı davacı tarafından okunarak imzalanmış ve gerekli tüm bilgilerin verildiğini, Davacı Ağır ve tehlikeli işlerde çalışacağına dair periyodik muayenelerini yaptırılmış, iş yeri içerisinde yasanın belirlediği tüm güvenlik önlenmelerini almasına rağmen davacı işini yaparken kendi emniyetini almayarak kendi dikkatsizliği sonucu düştüğünü, Davacının olayın meydana gelmesinden sonra 08.07.2014 tarihinde Tarsus Devlet Hastanesinden Çıkıklar, burkulmalar ve incinmeler tanısı ile NÜKS VAR diye 10 günlük 17.07.2014 tarihine kadar rapor verildiğini, Sonrasında işbaşı yapacağı gün yani 18.07.2014 tarihinde yine Tarsus Devlet Hastanesinin ayak bileği kontüzyonu yani ezilmesi teşhisi ile 06.08.2014 tarihine kadar tekrar 20 gün rapor verildiğini, Sonrasında davacı işbaşı yapması gereken 07.08.2014 tarihinde işbaşı yapmamış ve işe gelmediğini, Daha sonra davacı 07.08.2014 de işbaşı yapması gerektiği halde iş başı yapmamışken 11.08.2014 tarihinde yeniden Tarsus Devlet Hastanesinden NÜKS YOK iken tekrar 09.09.2014 tarihine kadar rapor verildiğini ve 10.09.2014 de iş başı yapması gerekirken yine iş başı yapmamış ve davacı müvekkile gerekli ve yeterli bilgi ve evraklar zamanında ulaştırmadığını, Davacının işsiz kalması, geçimini sağlamayacak durumda olması ve müvekkilin 1. derece kusurlu olduğuna dair iddialarının hiç biri doğru olmadığını, iş kazasının oluşumunda müvekkil şirketin herhangi bir kusur ve ihmali bulunmadığını, olayın tamamıyla davacının ihmali ile tedbirsizlik ve dikkatsizliği sonucunda meydana geldiğini, bu nedenle davanın haksız ve dayanaksız olup reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :

1-Davanın REDDİNE, karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle ;davacının iş kazası geçirdiği hususunun sabit olduğunu, maluliyet çıkmasa da kusur durumlarının tespiti ile alacak kalemlerinin kabulü gerektiğine dair itirazlarla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerektiği yönünde istinaf sebeplerine dayanmıştır.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:

Dairemizce istinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususları da gözetilerek yapılmıştır.

İş kazasının tespiti istemine ilişkin bu tür davalar 506 sayılı Yasa’nın 11. maddesinden ( 5510 sayılı Yasa’nın 13.maddesinden ) kaynaklanmaktadır. Anılan maddeye göre iş kazası; a) sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, b) işveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla, c) sigortalının, işveren tarafından görev ile başka bir yere gönderilmesi yüzünden asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, d) sigortalıların işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere toplu olarak götürülüp getirilmeleri sırasında sigortalıyı hemen veya daha sonra bedence veya ruhça arızaya uğratan olaylardır. Zararlandırıcı sigorta olayının iş kazası sayılması için, 1) sigorta olayına maruz kalan kişinin sigortalı olması, 2) sigorta olayının maddede sayılı sınırlı olarak belirtilen hal ve durumlardan birinde meydana gelmesi koşuldur. Başka bir anlatımla, sigorta olayının, iş kazası sayılabilmesi için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi zorunlu olup iş kazası tespiti davaları bakımından özel olarak belirlenmiş bir ispat yöntemi de yoktur. Bu davaların her türlü delille ispatı mümkündür.

Somut olayda; davacının davalı firmada işçi olarak çalıştığı olay günü iş yerinde iş kazası geçirdiği ancak kaza sebebiyle davacıda ki maluliyet oranının % 0 olduğu ve ceza dosyasında alınan rapordan kazanın meydana gelmesinde kusurun tamamen davacıya ait olduğu anlaşılmakla davanın reddine karar verildiği , bu tespitler çerçevesinde ilk derece mahkemesince yeterli araştırma yapılmadan karar verildiği , Olay tarihinde yürürlükte bulunan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun “İşverenin Genel Yükümlülüğü” kenar başlıklı 4. maddesine göre;
“(1) İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup, bu çerçevede;

a) Mesleki risklerin önlenmesi eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.

b) İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.

c) Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır.

ç) Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğu göz önüne alır.

d) Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışındaki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır.
(2) İşyeri dışındaki uzman kişi ve kuruluşlardan hizmet alınması, işverenin sorumluluklarını ortadan kaldırmaz.
(3) Çalışanların iş sağlığı ve güvenliği alanındaki yükümlülükleri, işverenin sorumluluklarını etkilemez.
(4) İşveren , iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin maliyetini çalışanlara yansıtamaz.”.

Aynı kanunun ” Risklerden Korunma İlkeleri ” kenar başlıklı 5. maddesine göre,
“(1) İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler gözönünde bulundurulur.

a)Risklerden kaçınmak.

b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek.

c) Risklerde kaynağında mücadele etmek.

ç) İşin kişilere uygun hale getirilmesi için işyerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı çalışma şekli ve üretim metodlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek.

d) Teknik gelişmelere uyum sağlamak.

e) Tehlikeli olanı tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek.

f) Teknoloji, iş organizasyonu, çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek.

g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine göre öncelik vermek.

ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek.”

Yine 6331 sayılı Kanun ” Risk Değerlendirmesi; Kontrol, Ölçüm ve Araştırma” karar başlıklı 10. maddesinde şu hüküm düzenlenmiştir.
“(1) İşveren, iş sağlığı ve güvenliği yönünden risk değerlendirmesi yapmak veya yaptırmakla yükümlüdür. Risk değerlendirmesi yapılırken aşağıdaki hususlar dikkate alınır.

a) Belirli risklerden etkilenecek çalışanların durumu,

b) Kullanılacak iş ekipmanı ile kimyasal madde ve müstahzarların seçimi,

c) İşyerinin tertip ve düzeni,

ç) Genç, yaşlı, engelli, gebe veya emziren çalışanlar gibi özel politika gerektiren gruplar ile kadın çalışanların durumu,

2) İşveren, yapılacak risk değerlendirmesi sonucu alınacak iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri ile kullanılması gereken koruyucu donanım veya ekipmanı belirler.
(3) İşyerinde uygulanacak iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri, çalışma şekilleri ve üretim yöntemleri, çalışanların sağlık ve güvenlik yönünden korunma düzeyini yükseltecek ve işyerinin idari yapılanmasının her kademesinde uygulanabilir nitelikte olmalıdır.
(4) İşveren, iş sağlığı ve güvenliği yönünden çalışma ortamına ve çalışanların bu ortamda maruz kaldığı risklerin belirlenmesine yönelik gerekli kontrol, ölçüm, inceleme ve araştırmaların yapılmasını sağlar.”

Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümlülüğünün çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun 4. maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, ” Çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı bir takım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5. maddede işverenin anılan yükümlülüklerle gerçekleştireceği koruma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10. maddede ise işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir. (HGK . 09/10/2013 tarih, 2013/21-102 Esas, 2013/1456 Karar )

Yukarıda yapılan bu açıklamalardan sonra 818 sayılı Borçlar Kanununun 332. maddesinin karşılığı olarak çağdaş yaklaşımla düzenlenen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 417. maddesinin 2. fıkrasında; “İşveren, iş yerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak; işçilerde iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlü” olacağı belirtilerek, İş Kanununun mülga 77/1. maddesiyle bütünlük sağlandığı gibi 3. fıkrasında; “İşverenin yukarıdaki hükümler dahil kanuna ve sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle işçinin ölümü, vücut bütünlüğünün zedelenmesi veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmini sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabi” olduğu hükme bağlanmak suretiyle, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan sorumluluğun hukuki niteliği konusunda tartışmalar sona erdirilmiş, sözleşmeye aykırılıktan kaynaklanan ölüme ve vücut bütünlüğünün zedelenmesine veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmininde sözleşmeden doğan sorumluluk hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür.

Somut uyuşmazlıkta SGK soruşturma dosyası eksiksiz olarak istenerek tarafların iş kazası nedeni ile kusur oranlarının usulüne uygun olarak yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde iş güvenliği uzmanlarından oluşan üçlü heyetten alınacak rapor ve çelişki halinde çelişki de giderilerek kusur durumlarının netleştirilerek manevi tazminat açısından değerlendirme yapılmak üzere hüküm kurmak gerektiğinden 6100 sayılı HMK 353/1a-6 maddesine göre ” mahkemece , tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen delillerin hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması halinde ” hükmü dikkate alınarak taraflarca gösterilen delilin ilk derece mahkemesince temini ve değerlendirilmesi açısından davacının istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında HMK 353/1a-6 maddesi gereğince davacının istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:

1-
Davacının istinaf başvurusunun
KABULÜNE,

2-
HMK’nun 353/1-a-6. Maddesi gereğince MERSİN 5. İŞ MAHKEMESİ ‘NİN
2016/230 esas, 2018/191 karar sayılı kararın KALDIRILMASINA,

3-
Davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine
İADESİNE,

4-
İstinaf karar harcı bakımından;

Davacı tarafçapeşin olarak yatırılan istinaf harcının talebi halinde iadesine,
5
-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda kesin olmak üzere 07/12/2018 tarihinde oy birliğiile karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 30 Temmuz 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!