Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2025/695 K.2025/6497

İlgili TBK madde: TBK Madde 392

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/1010 Esas, 2024/1847 Karar

HÜKÜM : Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI : 2022/113 E., 2023/306 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 21.10.2025 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat … ile davalı vekili Avukat …. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ”borç olarak verilen” açıklaması ile 15.000.000,00 TL’lik EFT yapılarak borç para verildiğini, davalının borcunu ödememesi üzerine müvekkili tarafından başlatılan icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptalini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından müvekkiline borç verilmediğini, davalının organik bağ içerisinde olduğu dava dışı şirket adına ödeme yapıldığını, zaten dekonttaki açıklamanın da borç ödemesi anlamına geldiğini, 6098 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TBK) 392. maddesi gereğince alacağın muaccel olmadığını, davanın erken açıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalıya gönderdiği havaleye ilişkin bir adet banka dekontunu davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı tarafça davalıya gönderilen ihtarnamenin tebliği tarihi olan 07.11.2019 tarihine TBK’nın 392. maddesine göre, 6 hafta eklenmek suretiyle tespit edilen 19.12.2019 tarihi ile takip tarihi olan 04.01.2022 tarihleri arasındaki işlemiş faiz miktarının 4.704.246,58 TL olduğu, davacının davaya konu bedeli banka havalesiyle yolladığı, açıklama kısmında bu bedelin borç olarak gönderildiğini şerh düştüğü, dolayısıyla işbu bedel ve işlemiş olan faizin talep hakkının olduğu, davalının ödeme olgusunu ispatlayamadığı, kaldı ki davalının verilen süreye rağmen defterlerini ibraz etmediği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 222. maddesinin üçüncü fıkrasında şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiğinin belirtildiği, davalının defterlerini ibraz etmemesi karşısında davacının, usulüne uygun defter kayıtlarıyla da davacının davaya konu alacağı talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ
A.Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ödünç olarak verilen paranın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

B.Değerlendirme ve Gerekçe
1.Somut olaya uygulanması gereken TBK’nın 392. maddesi gereğince, ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir ödeme günü, ihbar süresi belirlenmemiş veya istenildiği zaman muaccel olacağı kararlaştırılmamış ise ödünce konu paranın ilk istemden başlayarak altı hafta içinde geri verilmesi gerekir. Yani, madde metninde yazılı hususlar söz konusu değilse ödünç alan, ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir. Dolayısıyla somut olayda, davacı iade talebinde bulunup altı hafta bekledikten sonra takibe geçebileceğinden, anılan süreye uyulmadan başlatılan takip usul ve yasaya uygun değildir. Bu nedenle açılan itirazın iptali davasının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
2.Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, HMK’nın 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 23.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 08 Eylül 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!