Adana BAM, 6. HD., E. 2019/746 K. 2020/529 T. 22.9.2020

İlgili TBK maddeleri: TBK Madde 387, TBK Madde 392

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ADANA 2.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ
: 06.12.2018
NUMARASI
: 2017/1150E.-2018/1307 K.

DAVACI : K1-N1

VEKİLİ: Av.

K2

A1

DAVALI : K3- N2

VEKİLİ: Av.

K4

A2
DAVANIN KONUSU
: Alacak (Ödünç Sözleşmesinden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ
: 11.08.2017
Müddeabih
: 30.000,00 TL
Karar Tebliğ Tarihi(Davalı )
: 18.01.2019
İstinaf İstek Tarihi(Davalı)
: 01.02.2019 (süresinde )

İSTİNAF KARAR TARİHİ
:
22/09/2020
KARARIN YAZIM TARİHİ
:
22/09/2020
Adana
2.
Asliye
Hukuk
Mahkemesi
‘nin
06.12.2018 tarih ve 2017/1150E.-2018/1307 K. sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davalı vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan incelemede;

Davacı vekili 11.08.2017 tarihli dava dilekçesinde, taraflar arasında 30.07.2016 tarihli ödünç sözleşmesi imzalandığını ve bu sözleşme ile müvekkilinin davalıya 135 adet çeyrek altını borç olarak verdiğini, davalının da her ay 2 adet olmak üzere geri ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, ancak aradan geçen 12 aya rağmen davalının 4 adet çeyrek altını verip kalanını veremediğinden davalı sözleşmeye aykırı davrandığından 131 adet çeyrek altının misliyle aynen iadesine, olmadığı taktirde dava tarihindeki değerinin davalıdan tahsilini istemiştir.

Davalı vekili cevap lahiyasında, dava açılırken sözleşme aslının dosyaya sunulmadığını, davacının bilgisi dahilinde ödemenin yapılmadığını, davacının hiç bir zararının söz konusu olmadığını, çeyrek altınların aynen istenmesi nedeniyle faiz yürütülemeyeceğini, sözleşme şartlarının aynen geçerli olduğunu, haksız ve yersiz davanın reddine karar verilmesini savunduğu ve K5 ile K6
‘in tanık olarak bildirildiği,
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI
; Açılan Davanın Kabulü ile, davacının aynen ifa talebi gözetilerek 131 adet çeyrek altının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği,
DAVALI VEKİLİ İSTİNAF NEDENLERİ
; Davacının hiç bir zararının söz konusu olmadığını, sözleşme şartlarının aynen devam ettiğini, Adana 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 06.12.2018 tarih ve 2017/1150.-2018/1307 K. sayılı kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istediği,
İstinaf dilekçesinin davacı vekiline tebliğ edildiği ve cevap verildiği,
DELİLLER
: Tüm dosya.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :

30.07.2016 tarihli tutanak başlıklı adi belgeye göre, davalı-borçlu K3’in davacı-alacaklı K1’dan 135 adet çeyrek altını borç olarak aldığı ve her ay en az 2 çeyrek altın olarak geri verilmesinin kararlaştırıldığı,
Davalı tanığı K6 duruşmadaki beyanında,
“Ben davalının başkanı olduğu sendikanın bağlı bulunduğu firmada çalışırım, davacı ile iş arkadaşıyız, ben borç ilişkisini görmedim, sadece davacı davalıdan alacağının olduğunu söylerdi, miktarını bilmem sadece çeyrek altın olduğunu bilirim, aralarındaki mevcut anlaşmaya şahit olmadım, davalı davacıya iş buldu, davacı ile konuşmamızda “ben davalı ile anlaştım, olduğunda verecekmiş, alırım nasılsa.” dediği,
Davalı tanığı
K5 duruşmadaki beyanında,”Davacı ile aynı firmada çalışırız, davalı sendikamızın başkanıdır, ben aralarında çeyrek altın borç verildiğini taraflardan duydum, davacı davalıya altınları verdi, olduğunda geri alırım dedi, davalı da davacıya “benim çok durumum yok, ayda bir iki çeyrek alıp sana borcumu öderim” dedi, aralarında bu şekilde anlaşmışlardı, daha sonra neler olduğunu bilmem, ben davalının başkanı olduğu sendikanın şube sekreteriyim, ayrıca
K1 ile aynı iş yerinde çalışırız, davacı K1 sıkıntı biridir, davalı ona iş bulurdu, birkaç defa bulduğunu biliyorum.” dediği,
Ön inceleme duruşmasının 22.02.2018 tarihinde yapıldığı,
Davacı vekili 30.05.2018 tarihli dilekçesi ile , bir çeyrek altın 242,00 TL üzerinden olmak üzere 131 adet çeyrek altının 31.702,00 TL ettiğinden dava dilekçesinde 30.000,00 TL olarak bildirilen dava değerinin 1.702,00 TL arttırılarak 31.702,00 TL’ye çıkarıldığı, ancak ıslah dilekçesinin tebliğ edilmediği,
30.05.2018 tarihinde 30,00 TL ıslah harcı yatırıldığı,
Davacı vekili 30.05.2018 tarihli duruşmada; “Eski beyanlarımızı tekrarla, 131 adet çeyrek altının aynen ifasına yönelik olarak davanın kabulünü isteriz.” dediği, görülmüştür.

Dava, hukuki niteliği itibariyle ödünç sözleşmesinden kaynaklanan alacak isteğidir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 387. maddesi,
“Ticari olmayan tüketim ödüncü sözleşmesinde, taraflarca kararlaştırılmış olmadıkça faiz istenemez.”
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 392. maddesi,
“Ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir gün ya da bildirim süresi veya borcun geri istendiği anda muaccel olacağı kararlaştırılmamışsa ödünç alan, ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir.”

Şeklindedir.

Somut olayda, taraflar arasında 30.07.2016 tarihli ödünç sözleşmesi yapıldığı ve sözleşmeye göre davacının davalıya 135 adet çeyrek altın verdiği, davalının da aldığı bu çeyrek altınları ayda en az 2 adet çeyrek altın olarak geri ödemesinin kararlaştırıldığı,ancak geçen 12 aylık zamana rağmen davalı ancak 4 adet çeyrek altın ödeyebildiğinden davacının 131 adet çeyrek altını veya dava tarihindeki bedelini tahsil etmek amacıyla 11.08.2017 tarihinde işbu alacak davasını açtığı sabittir.

Dava konusu olaya bakıldığında; davacı, takip tarihinden önce davalıya borcun ödenmesi konusunda ihtarda ya da bildirimde bulunmamıştır. Davalı ödeme emrinin tebliği ile haberdar olduğundan bu tarihten itibaren 6 hafta sonunda borç muaccel hale gelecektir. Bu durumda takip tarihi itibariyle muaccel hale gelmiş bir borçtan söz edilmez. Zamanından önce açılan takip nedeniyle davacı vekalet ücreti, icra harç ve masaraları ile faiz isteminde bulunamaz. Hal böyle olunca, mahkemece, davacının tüm talepleri yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekir.(Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 20.10.2016 tarih ve 2015/13496 E.-2016/18868 K.sayılı kararı)

Dosya kapsamına göre, davada dayanılan sözleşmede her hangi bir vade konulmuş değildir. Kaldı ki, davalılarda davacının bu konuda kendilerini temerrüde düşürdüğünü iddia ve ispat etmiş değillerdir. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 20.042015 tarih ve 2014/22220 E.-2015/12603 K.sayılı kararı)

Somut olayda da, davalıya borcu ödemesi konusunda bir ihtar veya bildirim gönderilmediğinden dava tarihi itibariyle muaccel hale gelen bir alacak bulunmadığından davanın reddi gerekir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b.2 maddesi uyarınca davalı vekili istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden düzeltilerek yeniden karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM:

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b.2 maddesi uyarınca davalı vekili İstinaf Başvurusunun Kabulü ile,
Adana 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 06.12.2018 tarih ve 2017/1150E.-2018/1307 K. sayılı kararının
KALDIRILMASINA ve YENİDEN YARGILAMA YAPILMASI GEREKMEDİĞİNDEN YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA,
Davanın Reddine,
Peşin alınan 512,33 TL harçtan alınması gereken 54,40 TL red harcının mahsubu ile 457,93 TL
‘nin istek halinde
, yerel Mahkeme tarafından DAVACIYA İADESİNE,
Davalı vekil marifetiyle temsil edildiğinden AAÜT uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesaplanan
3.804,24 TL nispi vekalet ücreti nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
Karar kesinleştiğinde, artan gider avansının istek halinde
, yerel Mahkeme tarafından İLGİLİSİNE İADESİNE,
İstinaf yönünden;

İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan
121,30 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı nın hazineye irat kaydına, bu miktarın davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan
541,39 TL peşin/nispi istinaf karar harcı nın istek halinde
, yerel Mahkeme tarafından DAVALIYA İADESİNE,
İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine
YER OLMADIĞINA,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 359/3 maddesi gereğince, kararın ilk derece Mahkemesi tarafından
TARAFLARA TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-a bendi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda
KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.
22/09/2020

  • İlk yayınlanma tarihi: 30 Temmuz 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!