MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/24 E., 2023/319 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalının müvekkilinin avukatı olduğunu, müvekkilinin eşinin vefatı ile birlikte miras davaları sebebiyle hesabındaki nakit paranın elinden gitmemesi için davalının kendi hesabının güvenli olduğuna müvekkili inandırdığını, Garanti Bankası … Şubesinde bulunan hesabından paralarını çekerek avukatı olan davalının hesabına aktarıldığını, bu aktarma tutarının 380.000.000.000,00 TL (eski para) olduğunu, daha sonra satmış olduğu jipin parasını da bu hesaba yatırarak avukatının hesabına toplamda 410.000.000.000,00 TL (eski para) para aktarıldığını, duygusal ilişki yaşadıklarını, hesaptan çekilen para ile davalının üzerine …’de 190.000.000.000,00 TL’ye (eski para) bir daire aldıklarını ve içinin eşyalarını da müvekkilin kredi kartından almak suretiyle evlenmek üzere evi hazırladıklarını, müvekkilin kendisine aldığı … plaka nolu … marka 2007 model binek otomobilin de davalının üzerine verdiğini, kendisinin aldatıldığını ve dolandırıldığını anladığını ve davalıyı azlettiğini ileri sürerek, şimdilik 10.000,00 TL üzerinden maddi zararının tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini 410.000,00 TL olarak artırmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili; aracın ve taşınmazın müvekkilin kendi parası ile satın alındığını, iddiaların doğru olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
1. Mahkemenin 11.11.2011 tarihli eski hale getirme kabul kararının temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 03.04.2013 tarihli ilamıyla onanmasına karar verilmiştir.
2. Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, evvelce taraflar arasında vekalet ilişkisinin bulunduğu, celp edilen banka kayıtları incelendiğinde, doğrudan davacı tarafından hesabına gönderilmiş bir paranın bulunmadığı, davacının kendisine ait parayı çekerek davalının hesabına yatırıldığını ispata elverişli bir delil ibraz edemediği, ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, davacının paranın davalı uhdesine geçtiğini ispat edememekle birlikte bir an için ispat edildiği kabul edilse dahi tanık beyanlarının hilenin varlığına delalet etmediği, hesabın ortak hesap olduğu davalının da kabulünde olmakla her iki tarafın hesap üzerinde yarı yarıya tasarruf hakkının bulunduğu, netice itibariyle iddianın bir bütün olarak sabit görülmediği anlaşılmakla sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; davalının miras davalarında avukatlığını yaptığını ve ilerleyen aşamada da evlilik hazırlıkları yapmaları nedeniyle davalıya güven duyduğunu, dairenin kendisinin olup davalı adına tescil edildiğini, hesabındaki para çekilerek davalının hesabına yatırıldığını, kendisinin hesabının kapatıldığını, davalının o şubede hesabı yokken aynı zaman dilminde adına hesap açtırıldığını, hesabındaki paralar fiilen kendisine verilmeden doğrudan davalının hesabına yatırıldığını, davalının ödenen paranın mesleki kazancı olduğunu beyan ettiğini, savunmanın genişletilmesi yasağına aykırı olduğunu, kendisine iftira atıldığını, hesabın ortak hesap olduğunu, tanıkların dinlenilmeden karar verildiğini, maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalıya emaneten verilen paraların iade edilmediği iddialarına dayalı alacak talebine ilişkindir.
1. Davacı yan, davalıya duyduğu güven nedeniyle 410.000,00 TL’yi (yeni para) kendi hesabından davalının hesabına geçirdiğini ve geri ödemediğini iddia ederek, zararının tazminini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan araştırmada, Garanti Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğü tarafından dosyaya sunulan 28.01.2022 tarihli ve 927/220202970 sayılı yazıda “… Ayrıca …’nun … Şubemizdeki … nolu … ile ortak hesaplarına rastlanılmıştır.” şeklinde bildirilerek ekinde CD ve hesap hareket özetlerinin gönderildiği bildirilmiştir.
Birden fazla kimsenin bankada açtırdıkları ortak hesap, sözleşmeye dayanan müteselsil alacaklılık tipini oluşturur.
Ortak hesaptaki hesap üzerinde hak sahibi birden fazla kimse gözükür. Bu durumda banka tıpkı bireysel hesapta olduğu gibi aynı edimi hesap alacaklılarına karşı borçlanır.
Müşterek hesapta, her bir hesap sahibi müteselsil alacaklı durumundadır. Müşterek hesaptaki paylar aksi iddia edilip kanıtlanmadıkça birbirine eşittir. (TBK’nın 169. maddesi.) Hesabın, teselsüllü müşterek hesap olması ise, tarafların her birinin bu hesaptan istediği kadar para çekebilmesi ve bankanın bu nedenle sorumluluğunun doğmaması ile ilgilidir. Taraflardan biri müşterek hesaptaki payından fazlasını çekmişse, fazlası için diğer hesap sahibine karşı sorumludur. Bu sorumluluk diğer hesap sahibinin vekili gibi hareket etmesine dayanır (Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 12.09.2022 tarihli ve 2022/4588 E., 2022/6369 K. sayılı ilamı). Ayrıca müşterek hesaba yatırılan paranın kaynağını araştırmaya gerek yoktur. Eş söyleyişle, taraflara ait paranın, sonradan taraflar adına açılan müşterek hesaplara yatırılmış olması, hesabın müşterek olma niteliğini değiştirmez. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 03.03.2022 tarihli ve 2022/890 E., 2022/1821 K. sayılı ilamı.).
Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 08.02.2016 tarihli ve 2015/40233 E., 2016/3203 K. sayılı ilamında da; “sonradan müşterek hesaba dönüştürülmüş olsa da taraflardan herbiri, hesaptan para çekerken payına göre kendi adına, payından fazlası için diğer hesap sahibinin vekili olarak hareket etmekte olduğu ve payından fazla çektiği miktarda diğer hesap sahibine göre borçlu durumuna düştüğü” belirtilmiştir.
Mahkemece, “… hesabın ortak hesap olduğu davalının da kabulünde olmakla her iki tarafın hesap üzerinde yarı yarıya tasarruf hakkının bulunduğu, netice itibariyle iddianın bir bütün olarak sabit görülmediği” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, Banka tarafından hesap hareketleri ve özeti yazı ekinde gönderilen ortak hesaba ilişkin, Mahkemece incelenme yapılmadan karar verildiği anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca, Mahkemece ortak hesaba ilişkin sözleşmenin de getirtilerek, hesap hareket özetleri de incelenmek suretiyle, yukarıdaki açıklamalar dikkate alınarak, gerekli görüldüğü takdirde bilirkişi incelemesi de yaptırılmak suretiyle, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2. Bozma nedenine göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA,
2. Davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesi atfıyla, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
20.05.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe