ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ İLGİLİ HUKUK DAİRESİNE
GÖNDERİLMEK ÜZERE
ADANA İŞ MAHKEMESİNE
DOSYA NO:
İSTİNAF EDEN DAVALI:
VEKİLİ:
DAVACI:
VEKİLİ:
KONU: Usul ve yasaya aykırı Adana Mahkemesi’nin 15 sayılı kararına istinaf başvuru sebeplerimizin kabulü ile yerel mahkeme kararının KALDIRILARAK davanın REDDİNE karar verilmesi talebidir.
AÇIKLAMALAR
1. YEREL MAHKEME GEREKÇELİ KARARINDA
ÖZET: … şeklinde hüküm ve gerekçe tesis etmiştir. Ancak işbu karar usul ve yasaya aykırı olduğundan istinaf kanun yoluna başvurma zorunluluğu doğmuştur.
2. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ
Davacı, Müvekkilimin İş Yeri Kapsamında İş Kanunu Uyarınca İşçi Statüsünde Olmadığından Davacının Hizmet Süresinin Tespiti İstemi Hukuken Kabul Görmez.
Davacı ile müvekkil arasındaki ilişki iş kanunu uyarınca iş sözleşmesinin zorunlu ve olmazsa olmaz unsurları taşımamaktadır.
Gerek Yargıtay kararları gerek Anayasa Mahkemesi kararları incelendiğinde, özellikle bağımlılık unsurunun iş sözleşmesinin varlığında belirleyici rol oynadığı görülmektedir.
B. Tanıklarımız talimat ile dinlenmiş ve mahkemeye verdikleri beyanlarda:
TANIKLARIMIZDAN Ahmet … şeklinde beyanda bulunmuştur.
TANIKLARIMIZDAN Mehmet … şeklinde beyanda bulunmuştur.
B. Müvekkil, İş Yerinde Bir Çok İşçi Çalıştırmakta Olup İş Yerindeki Tüm İşçiler SSK’dan Primlerin Yatıp Yatmadığını Kontrol Etmekteydi.
Ancak işbu dava ile müvekkilin, davacı tarafı sigortasız olarak çalıştırdığı sonucuna ulaşılmıştır.
Müvekkilin herkesin sigortasını yatırıp sadece davacıya ait sigortayı yatırmayacak olması hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi gerçeklere de aykırıdır.
Ya da diğer bir deyişle; iş yerindeki herkesin sigortasının yatıp yatmadığını kontrol edip yalnızca davacının kontrol etmemesi de hayatın olağan akışın aykırı olduğu gibi davacının da kötü niyetle eldeki davayı açtığının kanıtıdır.
C. MÜVEKKİLİN, İŞ YERİNDEKİ HİÇBİR İŞÇİ İLE SİGORTALILIK HUSUSUNDA ARASINDA HUSUMET BULUNMAMASI HUSUSU DİKKATE ALINDIĞINDA BEYANLARIMIZIN HAKLILIĞI ORTAYA ÇIKMAKTADIR.
Hatta davacı tanıklarından Hasan, Adana İş Mahkemesi’nde verdiği ifadesinde aynen :
… şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mersin İş Mahkemesi’nde talimat ile dinlenen bordro tanığı verdiği ifadesinde aynen:
… şeklinde beyanda bulunmuştur.
ZİRA, tanıklarımız da davacının ;
KOOPERATİFTE ÇALIŞMADIĞINI,
ARA SIRA GELİP ÇAY İÇTİĞİNİ ,
2011’DEN 2012 YILINA KADAR (TANIĞIMIZIN İŞ YERİNDE ÇALIŞTIĞI SÜRE ZARFINCA) MÜVEKKİLE AİT İŞ YERİNDE DAVACININ ÇALIŞMADIĞINI,
GÜNLÜK YEVMİYE İLE ÇALIŞTIĞI SÜRE ZARFINDA SİGORTASININ YAPILDIĞINI ifade etmişlerdir.
Yani, davacının müvekkilimin iş yerinde İş Kanunu uyarınca işçi statüsünde olamayacağı zira bağımlılık unsurunun bulunmadığı hususu tanıklarımız beyanları ile ispatlanmıştır.
İşçi, ücret karşılığında işverene bağımlı olarak belirli bir süre veya sürekli olarak iş görmeyi üstlenen kişidir.
İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan iş ilişkisine girmesi durumudur.
DAVACININ, MÜVEKKİLİN YANINDA “BAĞIMLI” OLARAK İŞ GÖRDÜĞÜ HUSUSU İSPATLANMAMIŞTIR.
D. DAVACININ ENGELLİ MAAŞI ALIP ALMADIĞININ TESPİT EDİLMESİ GEREKMEKTEDİR.
Her ne kadar davacı tanıkları davacının herhangi bir engelinin bulunmadığını ifade etmekteyse de davacının ENGELLİ MAAŞI alıp almadığının mahkemece tespiti yapılması gerekmekteydi. Bununla ilgili herhangi bir araştırma yapılmadan davacının, iş yerinde çalıştığının kabulü eksik inceleme ve yargılamanın ispatıdır.
Davacı tanıklarının davacının herhangi bir engelinin bulunmadığı yönündeki asılsız beyan ve iddiaları savunma hakkının suistimalidir.
Ayrıca dikkat çekmek istediğimiz bir diğer husus da, eldeki dava bakımından çalışma olgusu her türlü delil ile ispatlanabilir ise de davacı tanıklarının dahi davacının ÜCRET aldığı konusunda beyanda bulunmamalarıdır.
İş kanunundan doğan eldeki davada “ücret” esaslı unsurdur. Davacının ücret aldığına ilişkin herhangi bir bilgi ve belge yoktur.
Dosya kapsamında bu husus her tür şüpheden uzak şekilde ispatlanmamıştır.
Kaldı ki tanıklarımız da davacının iş yerine gelip çay içtiğini beyan ettiğinden davacının işçi statüsünde olamayacağı hususu açıktır.
Açıkladığımız sebepler ile usul ve yasaya aykırı _______________ İş Mahkemesi’nin 2020/ E. – 2021/ K.sayılı kararına istinaf başvuru sebeplerimizin KABULÜ ile yerel mahkeme kararının KALDIRILARAK davanın REDDİNE karar verilmesini talep etme zorunluluğu doğmuştur.
SONUÇ VE İSTEM: Anılan ve re’sen gözetilecek sebepler ile;
1- İstinaf başvuru sebeplerimizin KABULÜNE,
2- Adana İş Mahkemesi’nin 15 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3- Müvekkilin, iş yerindeki hiçbir işçi ile sigortalılık hususunda arasında husumet bulunmaması ve müvekkile ait iş yerindeki herkesin sigortasının yatıp yatmadığını kontrol edip yalnızca davacının kontrol etmemesi (Kaldı ki açıkladığımız sebepler ile davacı işçi statüsünde de değildir.) de hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi davacının kötüniyetle açılan işbu davanın REDDİNE,
4- Eldeki dava bakımından çalışma olgusu her türlü delil ile ispatlanabilir ise de davacı tanıklarının dahi davacının ÜCRET aldığı konusunda beyanda bulunmamışlardır. İş Kanunu’ndan doğan eldeki davada “ücret” esaslı unsurdur. Davacının ücret aldığına ilişkin herhangi bir bilgi ve belge olmadığından, dosya kapsamında bu husus her tür şüpheden uzak şekilde ispatlanmadığından davanın REDDİNE,
5- Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana bırakılmasına karara verilmesini talep ederiz.
İstinaf Eden Davalı Vekili