TBK Madde 201 Borca katılma

Özet 2 fıkra · ~2 dk okuma

TBK 201, borca katılmada katılan, katılan ile alacaklı arasında yapılan sözleşmeyle mevcut bir borca borçlunun yanında yer alır ve borçtan onunla birlikte sorumlu olur; borca katılan ile borçlu, alacaklıya karşı müteselsilen sorumludur.

Resmi Metin

Borca katılma

Madde 201- (1) Borca katılma, mevcut bir borca borçlunun yanında yer almak üzere, katılan ile alacaklı arasında yapılan ve katılanın, borçlu ile birlikte borçtan sorumlu olması sonucunu doğuran bir sözleşmedir.

(2) Borca katılan ile borçlu, alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olurlar.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Borca katılma, alacaklının konumunu güçlendiren en pratik teminat araçlarından biridir: mevcut borç aynen ayakta kalır, borçlu değişmez, yalnızca yanına yeni bir sorumlu (katılan) eklenir ve ikisi alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olur. Sık yapılan hata, bunu borcun üstlenilmesiyle (TBK m.195 vd.) karıştırmaktır; oysa üstlenmede eski borçlu borçtan kurtulur, katılmada ise borçlu sayısı çoğalır, kimse aradan çıkmaz. Kefaletle de karıştırılmamalıdır: kefalette sorumluluk fer’îdir; adi kefalette tartışma def’i gündeme gelebilir, müteselsil kefalette ise doğrudan başvuru mümkün olsa da kefaletin şekil, eş rızası ve fer’îlik sınırları korunur. Borca katılan ise kefil değil, asıl ve müteselsil borçlu konumundadır; alacaklı doğrudan ona başvurabilir. Uygulamada dikkat: sözleşme katılan ile alacaklı arasında kurulur, borçlunun rızası şart değildir; ödeme yapan katılanın borçluya rücu ilişkisi ayrıca değerlendirilir. Kredi ve ticari alacaklarda, kefaletin sıkı şekil koşullarından kaçınmak için borca katılma bilinçli olarak tercih edilebilir; bu yüzden metnin niteliğini doğru okumak, tarafın gerçek yükümlülüğünü belirler.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 201. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “E. Borca katılma” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının iki fıkradan oluşan 200 üncü maddesinde, borca katılma düzenlenmektedir.

Borç ilişkilerinde, taraf değişikliği her zaman alacaklı veya borçlu tarafın değişmesi şeklinde gerçekleşmemekte, bunlar yanında mevcut bir borca borçlunun yanında yer almak üzere üçüncü bir kişinin de katılması şeklinde de ortaya çıkmaktadır.

Bilindiği gibi, borcun üstlenilmesi sonucunda eski borçlu borcundan kurtulmakta, onun yerini yeni borçlu almaktadır. Borca katılmada ise, borçlu borcundan kurtulmamakta, “katılan” da borçlu ile birlikte aynı borçtan müteselsilen sorumlu olmaktadır. Uygulamada sıkça karşılaşılan borca katılmanın, yasal bir düzenlemeye kavuşturulması yerinde görülmüştür.

Maddenin birinci fıkrasında, borca katılma tanımlanmaktadır.

Maddenin ikinci fıkrasında ise, borca katılan ile borçlunun, alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu oldukları belirtilmektedir.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.201 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 3.HD E. 2024/3166 K. 2025/3699 Bozma

Mevcut bir borca, üçüncü kişinin alacaklıyla anlaşarak borçlunun yanında müteselsilen sorumlu olacak şekilde katılması borca katılma niteliğindedir; bu nitelendirmede asıl borçlunun borcu sona ermez, borca katılan borçluyla birlikte sorumlu olur.

Detaylı özeti gör

İlk derece mahkemesi, dava dışı kişinin borç yapılandırma sözleşmesiyle borcu üstlenmesini davalıların sorumluluğunu sona erdiren bir yenileme sayarak davayı reddetmiştir. Oysa TBK m.133/1 uyarınca yenileme tarafların açık iradesini gerektirir; borçta değişiklik öngören anlaşma karine olarak yenileme sayılmaz, yenileme niyeti ispat edilmedikçe borç, yapılan değişiklik (yapılandırma) esaslarına göre devam eder. Yapılandırma sözleşmesinde yenileme iradesi bulunmadığından dava dışı kişinin durumu TBK m.201 anlamında borca katılma olup asıl borçluların borcu sona ermez; borca katılan, ikinci borçlu olarak asıl borçlularla birlikte müteselsilen sorumlu olur. Bu nedenle davalılarca yapılan ödemelerin protokol ve yapılandırma sözleşmeleri dikkate alınarak araştırılması gerekirken, eksik incelemeyle verilen ret kararı davacı yararına bozulmuştur.

Yargıtay HGK E. 2017/408 K. 2019/917 Onama

Borca katılmada asıl borçlu borçlu kalmaya devam ederken katılan da onun yanında ikinci borçlu olarak yer alır ve alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olurlar; gönderilenin eşyanın teslimini isteyerek taşıma ücretinden sorumlu hâle gelmesi kanuni borca katılmaya dayanır.

Detaylı özeti gör

Davacı nakliyeci, davalıya ait iş makinesini İzmir'den Mersin'e taşıyıp gönderilene teslim ettiğini, ödenmeyen 7.316 TL taşıma ücreti için başlattığı icra takibine davalının haksız itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini istemiş; davalı ise taraflar arasında taşıma sözleşmesi bulunmadığını, makineyi dava dışı kişiye kiraladığını savunmuştur. Yerel mahkeme davayı kabul etmiş, Özel Daire taşıma ücretinden gönderilenin sorumlu olduğu gerekçesiyle kararı bozmuş, mahkeme önceki kararında direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, davalıca düzenlenen sevk irsaliyesinin taşıma sözleşmesinin varlığına karine oluşturduğunu, davalının bunun aksini ispatlayamadığını, eşyanın gönderilence kabulünün göndereni taşıma ücreti sorumluluğundan kurtarmayacağını belirterek direnme kararını yerinde bulmuş; yalnız ücret miktarı ve icra inkâr tazminatı yönünden inceleme yapılması için dosyanın 11. Hukuk Dairesine gönderilmesine karar vermiştir.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!