TBK Madde 196 Borcun dış üstlenilmesi: Öneri ve kabul

Özet 3 fıkra · ~1 dk okuma

TBK 196, borçlunun yerine yeni borçlunun geçmesi ve eski borçlunun borcundan kurtarılması, borcu üstlenen ile alacaklı arasında yapılan dış üstlenme sözleşmesiyle gerçekleşir; iç üstlenme sözleşmesinin üstlenen veya onun izniyle borçlu tarafından alacaklıya bildirilmesi bu sözleşmenin yapılmasına ilişkin öneri sayılır, alacaklının kabulü ise açık ya da örtülü olabilir.

Resmi Metin

Öneri ve kabul

Madde 196- (1) Borçlunun yerine yenisinin geçmesi ve borcundan kurtarılması, borcu üstlenen ile alacaklı arasında yapılacak sözleşmeyle olur.

(2) İç üstlenme sözleşmesinin, üstlenen veya onun izni ile borçlu tarafından alacaklıya bildirilmesi, dış üstlenme sözleşmesinin yapılmasına ilişkin öneri anlamına gelir.

(3) Alacaklının kabulü açık veya örtülü olabilir. Alacaklı, çekince ileri sürmeksizin üstlenenin ifasını kabul eder veya onun borçlu sıfatı ile yaptığı diğer herhangi bir işleme rıza gösterirse, borcun üstlenilmesini kabul etmiş sayılır.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Bu madde dış üstlenmeyi düzenler: borçlunun yerine yenisinin geçip borçtan kurtulması, üstlenen ile alacaklı arasındaki sözleşmeyle olur; yani borçlu değişir. Uygulamada sık yapılan hata, iç üstlenmeyi (TBK m.195, borçlu ile üstlenen arası) yeterli sanmaktır; iç üstlenme tek başına borçluyu alacaklıya karşı kurtarmaz, yalnız üstlenene rücu ilişkisi doğurur. Borçlunun serbest kalması için alacaklının kabulü şarttır; alacaklı razı olmadıkça eski borçlu sorumlu kalır. İç sözleşmenin alacaklıya bildirilmesi hukuken dış üstlenme önerisi sayılır ve kabul açık ya da örtülü olabilir: alacaklı çekince koymadan üstlenenin ifasını kabul eder veya onun borçlu sıfatıyla işlemine rıza gösterirse borç değişimini kabul etmiş sayılır, bu yüzden alacaklı taraf ödemeyi alırken çekince koymaya dikkat etmelidir. Ayrıca TBK m.198 uyarısı: üçüncü kişinin verdiği rehin ve kefalet, yazılı rıza yoksa üstlenmeyle sona erer; bunu temlikle (alacak devri, teminatlar korunur) karıştırmayın.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 196. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 174 üncü maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 195 inci maddesinde, dış üstlenme sözleşmesi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 174 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. Nakil müteahhidi ile borçlu arasındaki akit / 1. İcap ve kabul” şeklindeki ibare, Tasarıda “B. Dış üstlenme sözleşmesi / I. Öneri ve kabul” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.196 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 3.HD E. 2018/3295 K. 2018/6127 Bozma

Borcun nakli (üstlenilmesi) ancak alacaklının muvafakati ile hüküm ifade eder; borçlunun yerine yenisinin geçmesi ve borcundan kurtarılması borcu üstlenen ile alacaklı arasındaki sözleşmeyle olacağından, alacaklının rızası dışında yapılan sözleşme onun bakımından borcun nakli sonucunu doğurmaz.

Detaylı özeti gör

Elektrik abonesi davacı, perakende satış ve dağıtım faaliyeti yürüten davalı şirketlerin faturalarla kendisinden kayıp-kaçak bedeli adı altında haksız tahsil ettiği tutarın iadesini (istirdadını) istemiş, talebini ıslahla 84.218,14 TL'ye yükseltmiştir. Yerel mahkeme davayı tahsilatı yapan perakende şirketi yönünden kabul etmiş; 01.01.2013 tarihli bölünme sözleşmesiyle ayrılan dağıtım şirketi yönünden ise husumetten reddetmiştir. Yargıtay, bölünme sözleşmesinin borç ve alacakların aidiyetine ilişkin hükümlerinin davacı bakımından sonuç doğurmayacağını, abonelik sözleşmesini imzalayan davalının tedarikçi sıfatından kaynaklanan akdi sorumluluğunun bölünmeyle ortadan kalkmadığını, borcun naklinin de alacaklının rızasına bağlı olduğunu belirterek, dağıtım şirketinin pasif husumet ehliyeti gözardı edilerek verilen ret kararını hem davalı hem davacı yararına bozmuştur.

Yargıtay 3.HD E. 2016/17580 K. 2017/8858 Bozma

Borcun nakli (dış üstlenilmesi), ancak alacaklının açık veya örtülü muvafakati ile gerçekleşir; alacaklının rızası olmadıkça borç yeni borçluya geçmez. Bu nedenle iç ilişkiye dayanan bölünme sözleşmesi, borcun nakli sayılsa dahi alacaklıya karşı borçlu değişikliği sonucu doğurmaz.

Detaylı özeti gör

Davacı, davalı elektrik şirketince düzenlenen faturalarda "kayıp kaçak bedeli" adı altında tüketilen elektrik bedeline eklenerek haksız tahsilat yapıldığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle iadesini istemiştir. Davalı, 01.01.2013'ten sonra dağıtım ve perakende satış faaliyetlerinin ayrı tüzel kişiliklere ayrıldığını, husumetin Toroslar Elektrik Perakende Satış A.Ş.'ye yöneltilmesi gerektiğini savunmuş; ticaret mahkemesi bu dönemde taraflar arasında abonelik ilişkisi bulunmadığı gerekçesiyle davayı taraf sıfatı yokluğundan usulden reddetmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, davalının abonelik sözleşmesinin tarafı ve tedarikçi (dağıtıcı) sıfatıyla akdi sorumluluğunun bölünme sözleşmesiyle ortadan kalkmayacağını, bu nedenle davada pasif husumet ehliyetinin bulunduğunu belirterek hükmü davacı yararına BOZMUŞTUR.

Yargıtay 3.HD E. 2016/11060 K. 2017/967 Bozma

Borcun nakli (üstlenilmesi) ancak alacaklının muvafakatiyle gerçekleşir; borçlunun yerine yeni bir borçlunun geçmesini öngören sözleşme borcun nakli niteliğinde kabul edilse dahi, alacaklının rızası bulunmadıkça borç eski borçlu bakımından sona ermez.

Detaylı özeti gör

Davacı abone, davalı elektrik şirketinin Mart 2005 - Nisan 2013 arası faturalarda "kayıp kaçak bedeli" adıyla haksız tahsilat yaptığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 20.000 TL'nin iadesini istemiştir. Davalı, 01.01.2013'te TTK m.176 uyarınca ikiye bölündüğünü ve sorumluluğun borcun tahsis edildiği yeni şirkete geçtiğini savunmuş; mahkeme, davalının yalnızca ikinci derecede sorumlu olduğu ve önce birinci derecede sorumlu şirkete başvurulması gerektiği gerekçesiyle davayı erken açılmış sayarak reddetmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi ise abonelik sözleşmesinin tarafı olan davalının tedarikçi sıfatından doğan akdi sorumluluğunun bölünme sözleşmesiyle sona ermediğini ve talebin bölünme öncesi döneme ait olduğunu belirterek davalının pasif husumet ehliyeti bulunduğu, ayrıca sonradan yürürlüğe giren 6719/6446 sayılı Kanun hükümlerinin de değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varmış ve hükmü davacı yararına bozmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları - TBK m.196 uygulaması

Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları. Aşağıdaki ilkeler ilgili kararlardan derlenmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 5. Hukuk Dairesi E. 2019/2327 K. 2021/2567 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Şirket bölünme sözleşmesi borcun nakli sayılsa dahi borcun nakli ancak alacaklının muvafakati ile olabileceğinden, muvafakati bulunmayan abone yönünden abonelik sözleşmesinin tarafı olan şirketin sorumluluğunun devam ettiği kabul edilmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Serbest tüketici, elektrik dağıtım şirketinden güç artışı teminat bedeli adıyla alınan paranın iadesi için başlattığı takibe yapılan itirazın iptalini istemiş, ilk derece mahkemesi davayı kabul etmiştir. Dağıtım şirketi, bedelin ayrı tüzel kişilik olan perakende şirketinin hesabına yatırıldığını ve bölünme sözleşmesi uyarınca sorumlu olmadığını savunmuştur. Daire, bölünme sözleşmesinin iç ilişkiyi ilgilendirdiğini ve abone yönünden hüküm doğurmayacağını, borcun nakli için alacaklının muvafakatinin gerektiğini, ayrıca paranın yatırıldığı hesap numarasının davalı tarafından bildirildiğini belirterek davalının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!