TBK Madde 180 Ceza koşulu: Ceza ile zarar arasındaki ilişki

Özet 2 fıkra · ~1 dk okuma

TBK 180, alacaklı hiçbir zarara uğramamış olsa bile kararlaştırılan cezanın ifasının gerektiğini; alacaklının uğradığı zarar ceza tutarını aşıyorsa, borçlunun kusuru bulunduğunu ispat etmedikçe alacaklının aşan miktarı isteyemeyeceğini düzenler.

Resmi Metin

Ceza ile zarar arasındaki ilişki

Madde 180- (1) Alacaklı hiçbir zarara uğramamış olsa bile, kararlaştırılan cezanın ifası gerekir.

(2) Alacaklının uğradığı zarar kararlaştırılan ceza tutarını aşıyorsa alacaklı, borçlunun kusuru bulunduğunu ispat etmedikçe aşan miktarı isteyemez.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Ceza koşulunun temel avantajı, alacaklıyı zararını ispat yükünden kurtarmasıdır: hiçbir zarara uğramamış olsanız bile kararlaştırılan cezayı isteyebilirsiniz, çünkü ceza asgari bir götürü tazminat işlevi görür ve borçlu “zaten zarar yok” diyerek ödemekten kaçınamaz. Sık yapılan hata yönü tersine çevirmektir: cezayı aşan bir zarara uğradığınızda kural değişir; aşan kısmı isteyebilmek için borçlunun kusurlu olduğunu ispat yükü sizde, yani alacaklıdadır, borçluda değil. Bu nedenle sözleşme yaparken cezayı olası gerçek zararı karşılayacak düzeyde belirlemek pratikte kritiktir; düşük tutulan ceza, aşan zararda ispat külfetini üzerinize yükler. Ayrıca ceza koşulunun ifayla birlikte mi yoksa ifa yerine mi istendiğini TBK m.179 uyarınca sözleşmede net kurmak, ceza ile zarar arasındaki tartışmanın önünü açar; fahiş cezada hâkimin TBK m.182 kapsamında indirim yetkisini de göz önünde tutun.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 180. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 159 uncu maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 179 uncu maddesinde, ceza koşulu ile zarar arasındaki ilişki düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 159 uncu maddesinin kenar başlığında kullanılan “2. Ceza ile zarar arasındaki münasebet” şeklindeki ibare, Tasarıda “2. Ceza ile zarar arasındaki ilişki” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.180 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E. 2025/1612 K. 2025/2802 Bozma

Borcun zamanında ifa edilmemesi için kararlaştırılan ceza ifaya ekli ceza niteliğindedir ve temerrüt hâlinde ödenmesi gerekir; alacaklı bu cezayı aşan bir zarara uğradığını ve borçlunun kusurunu ispat ederse zararın yalnızca cezayı aşan kısmını ayrıca isteyebilir, gecikme zararının tümüne hükmedilemez.

Detaylı özeti gör

Davacılar, davalı müteahhitle 14.10.2011 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yaptıklarını, teslim tarihinin 14.08.2013 olarak kararlaştırıldığını, iskân ruhsatı alınıncaya kadar her daire için rayiç kira ödeneceğini, kat mülkiyeti teslimden itibaren on ay içinde kurulmazsa ayrı ayrı 2.000 USD cezai şart öngörüldüğünü, dairelerin projedeki metrekareden küçük yapıldığını ve eksik ayıplı imalat bulunduğunu ileri sürerek tazminat istemiş, talebini ıslahla 876.141,84 TL'ye yükseltmiştir. Yerel mahkeme bilirkişi raporu doğrultusunda davayı kısmen kabul edip 736.269,65 TL üzerinden hüküm kurmuş, Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurularını esastan reddetmiştir. Daire, davacıların temyizini kesinlik sınırı altında kaldığından reddetmiş; cezai şartın ifaya ekli olduğunu, kira bedelinin tümüne değil yalnız cezai şartı aşan kısmına hükmedilmesi ve gecikme bedelinin sözleşmeye göre düşecek bağımsız bölüm sayısı üzerinden hesaplanması gerektiğini belirterek kararı bozmuştur.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E. 2023/4400 K. 2025/696 Bozma

Ceza koşulu, alacaklının gerçek zararının tamamını karşılamayabilir; alacaklının uğradığı zarar kararlaştırılan ceza tutarını aşıyorsa alacaklı, borçlunun kusuru bulunduğunu ispat etmek koşuluyla aşan zararını da isteyebilir ve bu durumda cezayı aşan zarar kalemi ayrıca hesaplattırılarak hüküm kurulması gerekir.

Detaylı özeti gör

Davacı iş sahibi, anahtar teslim inşaat işinin süresinde teslim edilmediğini ileri sürerek günlük 500,00 TL cezai şart ile yoksun kalınan kira bedellerini istemiş; davalı yüklenici karşı dava ile sözleşme dışı ek işler bedeli için başlattığı takibe vaki itirazın iptalini ve teminat senetlerinin iadesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi, sözleşmeye göre iskan alma süresinin sonu olan 26.01.2019 tarihine kadar yapı kullanma izin belgesinin alınamadığı gerekçesiyle asıl davada 646.500,00 TL cezai şart ve 306.624,00 TL kira kaybına, karşı davada 53.696,62 TL asıl alacak yönünden itirazın iptaline hükmetmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, dava tarihinden sonraki dönemi ayrı dava konusu sayarak alacağı 36.112,50 TL ile sınırlamıştır. Daire, cezayı aşan zarar yönünden kira kaybının ayrıca hesaplattırılması ve iskan sonradan alındığından 70.000,00 TL bedelli teminat bonosunun da iadesi gerektiğini belirterek kararı bozmuştur.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2023/5453 K. 2024/4066 Bozma

Sözleşmede ceza koşulu kararlaştırılmışsa alacaklı hiçbir zarara uğramamış olsa bile kararlaştırılan cezanın ifasını isteyebilir; kira sözleşmesinin süresinden önce feshine dayalı ceza istemi zarara uğranılmadığı gerekçesiyle reddedilemez, sözleşme bir bütün olarak değerlendirilerek cezanın borçlunun iktisaden mahvına yol açıp açmayacağı ayrıca incelenir.

Detaylı özeti gör

Davacı kiraya veren, davalı şirketle 21.03.2018 tarihli ve beş yıl süreli kira sözleşmesi imzaladığını, kiracının mağazayı teslim dahi almadan sözleşmeyi tek taraflı feshettiğini ileri sürerek sözleşmede kararlaştırılan altı aylık kira bedeli tutarındaki cezai şarttan şimdilik 10.000,00 Euro istemiştir. Davalı, anlaşma yaptığı firmanın OHAL nedeniyle Türkiye piyasasına girmekten vazgeçtiğini, bu yüzden ifa imkansızlığı doğduğunu savunmuştur. İlk derece mahkemesi teslimin ispat edilemediği gerekçesiyle davayı reddetmiş, bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Daire, tacir olan kiracının basiretli davranma yükümlülüğü gereği kendi işletme riskine katlanması gerektiğini, 21.05.2018 tarihli ihtarnameyle kiralananın teslime hazır olduğunun bildirilmesiyle bildirim yükümlülüğünün yerine getirildiğini, TBK 180 uyarınca alacaklı zarara uğramamış olsa da cezanın istenebileceğini belirterek kararı bozmuştur.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2022/3824 K. 2023/962 Bozma

Geç teslim için kararlaştırılan gecikme tazminatı ifaya ekli ceza koşuludur; alacaklının uğradığı zarar ceza tutarını aşıyorsa borçlunun kusuru ispat edilmedikçe aşan miktar istenemeyeceğinden, ceza koşulu ile kira kaybı tazminatı birlikte hüküm altına alınamaz, alacaklı yüksek olanı seçmiş sayılır.

Detaylı özeti gör

Davacı, davalı şirketle 19.06.2013 ve 18.02.2014 tarihli üç satış vaadi sözleşmesi imzalayarak bir projede üç bağımsız bölüm satın aldığını, sözleşmenin 7/A maddesinde en geç 31.08.2015 tarihinde teslim taahhüt edildiğini, şantiyedeki iş kazası gerekçe gösterilerek teslimin 31.12.2015'e ertelendiğini ve taşınmazların teslim edilmediğini ileri sürerek gecikme tazminatı ile kira kaybının tahsilini istemiş, ıslahla talebini 49.712,00 TL gecikme cezası ve 163.400,00 TL kira kaybı olarak belirlemiştir. İlk derece mahkemesi sözleşmelerin adi yazılı ve geçersiz olduğu gerekçesiyle davayı reddetmiş; Bölge Adliye Mahkemesi tapu devriyle sözleşmelerin geçerli hâle geldiğini, cezai şart ile kira kaybının birlikte istenemeyeceğini belirterek 49.712,00 TL'ye hükmetmiştir. Daire, davalının temyizini kesinlik sınırı nedeniyle reddetmiş, kira kaybı ceza tutarından yüksek olduğundan kararı davacı yararına bozmuştur.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2023/2156 K. 2023/3830 Bozma

Rekabet yasağının ihlali hâlinde kararlaştırılan ödeme ceza koşulu niteliğindedir; alacaklı hiçbir zarara uğramamış olsa bile kararlaştırılan cezanın ifası gerektiğinden, işveren herhangi bir zararı ispatlamak zorunda olmaksızın cezayı isteyebilir ve yasağın ihlal edildiğini ispatlaması yeterlidir.

Detaylı özeti gör

Davacı kılavuz kaptan, davalı şirkette 18.09.2018 tarihinde çalışmaya başlarken işe giriş şartı olarak boş bir teminat senedi imzalatıldığını, iş sözleşmesini feshetmesine rağmen senedin iade edilmediğini, bedel ve vade kısımları sonradan doldurularak 110.000,00 USD üzerinden aleyhine 21.02.2019 tarihinde kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatıldığını ileri sürerek borçlu olmadığının tespitini ve kötü niyet tazminatını istemiştir. İş sözleşmesinin 5.11. maddesiyle davacı, sözleşmenin sona ermesinden sonra iki yıl süreyle rekabet etmemeyi ve aykırılık hâlinde 110.000,00 USD ödemeyi taahhüt etmiş, ancak sözleşmenin sona ermesinden bir gün sonra aynı il sınırlarında rakip işyerinde çalışmaya başlamıştır. İlk derece mahkemesi davayı kabul etmiş, istinaf başvurusu esastan reddedilmiş, bozmadan sonra mahkeme cezai şartın yalnız işçi aleyhine konulduğu gerekçesiyle yeni hüküm kurmuştur. Daire, rekabet yasağında karşılıklılık aranmadığını belirterek kararı bozmuştur.

Diğer kararlar (3)
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E. 2021/697 K. 2022/4924

Ceza koşuluna ilişkin kural, tarafların sözleşmeyle aksini kararlaştırmasına engel değildir; kusuru bulunmaksızın sözleşmenin sona ermesi hâlinde alacaklının hem sözleşme bedelini hem de cezayı isteyebileceği kararlaştırılmışsa, bu talep sözleşmenin kalan süresi bakımından kabul edilmelidir.

Detaylı özeti gör

Davacı, davalı şirkete ait televizyon kanalında 08.06.2012 tarihli sözleşmeyle spor müdür yardımcılığı yanında bir spor yorum programını hazırlamayı ve sunmayı üstlenmiş; kanalın başka bir yayın kuruluşuna devri üzerine sözleşme ilişkisi 17.11.2013 tarihinde süresinden önce sona ermişti. Davacı 60.000 TL alacak ve 60.000 TL cezai şart olmak üzere 120.000 TL istedi. Yerel mahkeme programı FSEK anlamında eser sayarak 6.250 TL yorumculuk, 12.500 TL lisans devri ve 18.750 TL cezai şart olmak üzere 37.500 TL'ye hükmetti; Bölge Adliye Mahkemesi, TBK m.180'in aksinin sözleşmenin 7. maddesiyle kararlaştırıldığı gerekçesiyle istinafı esastan reddetti. Daire, spor yorum programının FSEK anlamında eser olmadığını, ancak TBK m.485 gereği davacının 34 maçlık ligin bitimine 22 hafta kala sona eren sözleşme yönünden 30.06.2014'e kadarki dönem için talepte bulunabileceğini belirterek kararı bozdu.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E. 2021/2061 K. 2022/1855 Bozma

Alacaklı, ceza koşulu miktarından daha fazla zarara uğramışsa bu zararını ve borçlunun borca aykırı davranmasında kusuru bulunduğunu ispat ederek fazlanın tazminini isteyebilir; zarar kalemlerinin toplamı ceza koşulu alacağını aşmıyorsa bu kalemlerin ayrıca hüküm altına alınması doğru olmaz.

Detaylı özeti gör

Davacı, taraflar arasındaki dağıtım sözleşmesi uyarınca düzenlenen hizmet bedeli faturalarının ödenmemesi üzerine başlattığı icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemiştir. Davalı, dağıtımın kusurlu, hizmetin ayıplı olduğunu ve kendisinin zarara uğradığını savunmuştur. Mahkemenin kısmen kabul kararı, davalının mahsup itirazı üzerinde durulmadığı gerekçesiyle bozulmuş; bozmaya uyularak alınan raporda davalının 8.810,25 TL cezai şart alacağı ile dergi basım ve kağıt maliyetlerinden doğan 4.756,42 TL zararı bulunduğu, toplamın davacının 9.197,90 TL alacağını aştığı belirtilerek dava reddedilmiştir. Daire, dergi basım ve kağıt maliyetleri toplamının cezai şart alacağını aşmadığını, bu kalemlerin reddi gerektiğini, davacı alacağından yalnız 8.810,25 TL cezai şartın düşülerek 387,65 TL yönünden kısmen kabul kararı verilmesi gerektiğini belirterek hükmü bozmuştur.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2017/5615 K. 2019/1215 Bozma

Ön sözleşmeye tarafların serbest iradeleriyle konulan ceza koşulu geçerli olup tarafları bağlar; ceza koşulu kararlaştırılmış olması hâlinde alacaklı hiçbir zarara uğramamış olsa bile kararlaştırılan cezanın ifasını isteyebileceğinden, ön sözleşme gereği ileri sürülen ceza istemi kabul edilmelidir.

Detaylı özeti gör

Davacı, maliki olduğu iş merkezindeki 801 ve 802 numaralı daireleri 01.10.2014 başlangıç tarihli beş yıl süreli sözleşmeyle davalı şirkete işyeri olarak kiralamıştır. Sözleşmenin 14. maddesinde, bitişikteki 803 numaralı büronun mevcut kiracısınca tahliye edilmesi halinde aylık 4.000 TL bedelle öncelikle davalıya kiralanacağı, yazılı bildirimden sonra 15 iş günü içinde sözleşme imzalanmazsa üç aylık kira bedelinin ödeneceği kararlaştırılmıştır. Davacı 06.04.2015 tarihli noter ihtarıyla davalıyı davet etmiş, davalı ise noter aracılığıyla verdiği cevapta ekonomik nedenlerle kiralamayacağını bildirmiş; bunun üzerine 12.000,00 TL ceza koşulu için başlatılan takibe itiraz edilince itirazın iptali davası açılmıştır. Yerel mahkeme geçerli bir asıl borç ilişkisi bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş; Daire ise 14. maddenin geçerli bir ön sözleşme olduğunu, kiracı tacir olduğundan TBK'nın 346. maddesinin ertelendiğini belirterek kararı bozmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları - TBK m.180 uygulaması

Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları. Aşağıdaki ilkeler ilgili kararlardan derlenmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 6. Hukuk Dairesi E. 2020/975 K. 2023/405 Düzelterek Esastan Red

Protokole dayalı cezai şart ve tazminat uyuşmazlığında davacı taraf istinafta, alacaklının zarara uğramasının ya da borçlunun kusursuzluğunun TBK m.180 kapsamında cezai şartın ödenmesinde etkili olmadığını ileri sürmüş; daire, davalının protokole aykırı bir irade ortaya koymadığını saptamıştır.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Uyuşmazlık, taşınmazdan yararlanma hakkı verilmesine ilişkin protokolden kaynaklanan cezai şart, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı meslek kuruluşu, belediyenin tahsis süresini uzatmamasını protokole aykırılık sayarak bina maliyetinin iki katı tazminat, ödediği ecrimisiller ve manevi tazminat istemiş; ilk derece mahkemesi davayı reddetmiş, reddedilen maddi tazminat için davalı yararına nispi vekâlet ücretine hükmetmiştir. Daire, belediyenin tahsisi uzatma talebini reddetmediğini, yararlanma hakkını tek taraflı sona erdirmediğini ve protokole aykırı bir irade ortaya koymadığını belirterek davanın reddini yerinde bulmuş; yalnız AAÜT m.13/4 uyarınca maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle istinafı kısmen kabul edip kararı kaldırarak düzelterek yeniden hüküm kurmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!