TBK Madde 170 Geciktirici koşul: Genel olarak

Özet 2 fıkra · ~1 dk okuma

TBK 170, bir sözleşmenin hüküm ifade etmesi gerçekleşip gerçekleşmeyeceği bilinmeyen bir olguya bırakılmışsa sözleşme geciktirici koşula bağlanmış olur; aksi kararlaştırılmadıkça geciktirici koşula bağlı sözleşme, ancak koşulun gerçekleştiği andan başlayarak hüküm ifade eder, yani koşul gerçekleşince hüküm doğar.

Resmi Metin

Genel olarak

Madde 170- (1) Bir sözleşmenin hüküm ifade etmesi, gerçekleşip gerçekleşmeyeceği bilinmeyen bir olguya bırakılmışsa, sözleşme geciktirici koşula bağlanmış olur.

(2) Aksi kararlaştırılmamışsa, geciktirici koşula bağlı sözleşme, ancak koşulun gerçekleştiği andan başlayarak hüküm ifade eder.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Geciktirici koşulda sözleşme kurulmuştur, ancak hükümleri askıdadır: taraflar bağlıdır fakat edimin ifasını isteme hakkı, koşul gerçekleşene kadar doğmaz. Uygulamada en sık karıştırılan nokta, bunu TBK m.173‘teki bozucu koşulla ters çevirmektir; oysa geciktiricide hüküm koşulla başlar, bozucuda sözleşme baştan işler ve koşulla sona erer. Bir diğer yaygın hata, koşulu sırf taraflardan birinin davranışıyla bağlantılı diye otomatik geçersiz saymak veya kesin gerçekleşeceği/gerçekleşmeyeceği baştan belli bir olguyu koşul gibi yazmaktır; belirleyici ölçüt, olgunun gelecekte gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinin belirsiz olması ve koşulun hukuka/ahlaka uygun kurulmasıdır. Sözleşmeye tarih koyarken dikkat edin: aksi kararlaştırılmadıkça hüküm, koşulun gerçekleştiği andan itibaren ileriye doğar, geriye yürümez; geçmişe etki istiyorsanız bunu açıkça yazın. Askı döneminde tarafların dürüstlük kuralına uygun davranma ve koşulu engellememe yükümü doğar (bkz. TBK m.175). Sözleşme metnine koşulun içeriğini, gerçekleşme ölçütünü ve ispat delillerini net yazmak, ileride hükmün ne zaman doğduğu tartışmasını baştan önler.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.170 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E. 2023/3565 K. 2025/1730

Koşul, sözleşmenin varlığının veya hukuki sonuçlarının gerçekleşmesi kesin olmayan gelecekteki bir olaya bağlanmasıdır; sözleşmede yer alan her kayıt geciktirici koşul değildir, karşı tarafın yazılı muvafakatinin alınması yönündeki bir kaydın koşul sayılması mümkün olmadığı gibi sözleşme bu yönden askıda kabul edilemez.

Detaylı özeti gör

Davacı yüklenici şirket, arsa sahipleriyle 20.07.2012 tarihli gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladığını, 5.230 m2 arsadaki birinci etabı tamamlayıp teslim ettiğini, ancak arsa sahiplerinin 12.185 m2 arsadaki ikinci etaba başlamasına ve sözleşmeyi tapuya şerh ettirmesine izin vermeyip işi başka müteahhide verdiklerini ileri sürerek şimdilik 100.000 TL maddi tazminat istemiştir. Arsa sahipleri birleşen davada, ihtiyati tedbir nedeniyle üçüncü kişilerle sözleşme yapmalarının bir yıl geciktiğini belirterek 100.000 TL istemiştir. İlk Derece Mahkemesi asıl davayı kabul, birleşen davayı reddetmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, arsa sahiplerinin yazılı muvafakati kaydını TBK m.170 anlamında geciktirici koşul sayarak asıl davayı reddetmiştir. Daire, bu kaydın koşul sayılamayacağını, ancak yüklenicinin birinci parseldeki edimini eksik ve ayıplı ifa etmesi nedeniyle talebin yerinde olmadığını belirterek kararı gerekçesi değiştirilip düzeltilerek onamıştır.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E. 2023/3075 K. 2024/4538 Bozma

Koşula bağlı borç hükümleri, borcun hükümlerini doğurmasına ilişkindir; doğduğu kesin olan bir borcun ifa zamanının, gerçekleşip gerçekleşmeyeceği önceden bilinmeyen ancak gerçekleşmesi beklenen bir olguya bağlanması gerçek anlamda koşul sayılmaz, bu tür muacceliyet kayıtlarına koşul hükümlerinden ancak kıyasen yararlanılır.

Detaylı özeti gör

Davacı yüklenici, davalı iş sahibiyle yaptığı eser sözleşmesinde kesilen teminat ve emanet kesintilerinin iadesini istemiş; bilirkişi raporunda 2017 ve 2018 yıllarına ilişkin kesintiler toplam 1.036.880,87 TL olarak hesaplanmıştır. Sözleşmenin 6. maddesinde teminatın iadesi davalının üst iş sahibi belediye nezdinde SGK ilişiksizlik belgesiyle teminatı çözdürmesine, 7. maddesinde emanet kesintilerinin iadesi ise belediyece kesin hakedişin onaylanmasına bağlanmıştır. İlk Derece Mahkemesi bu şartlar gerçekleşmediğinden alacağın muaccel olmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş, Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Daire, işin kabul tutanağının onaylanmasından bir yılı aşkın süre geçtikten sonra davanın 17.02.2020 tarihinde açıldığını belirterek bu olguların TBK'nın 170. maddesi anlamında koşul değil muacceliyet kaydı olduğunu, gereken işlemleri yapmayan davalının koşul gerçekleşmedi savunmasının hakkın kötüye kullanılması olacağını belirtmiş ve kararı bozmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları - TBK m.170 uygulaması

Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları. Aşağıdaki ilkeler ilgili kararlardan derlenmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 6. Hukuk Dairesi E. 2019/888 K. 2020/690 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Ödünçten kaynaklanan itirazın iptali davasında borçlu, boşanma protokolündeki alacağın TBK m.170 anlamında geciktirici koşula (taşınmazın satışına) bağlı olduğunu ileri sürmüş; daire, alacaklı protokolün tarafı olmadığından bu şartın onu bağlamayacağını belirterek istinafı reddetmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Davacı, kardeşinin eski eşi olan davalı ile kardeşinin ortak hesabına ödünç olarak 50.000 ABD Doları gönderdiğini, eşler anlaşmalı boşanırken protokolde ve kesinleşen boşanma kararında 25.000'er ABD Doları borçlu olduklarının kabul edildiğini belirterek takibe vaki itirazın iptalini istemiştir. İlk derece mahkemesi davayı kabul ederek takibin devamına ve 133.662,50 TL asıl alacak üzerinden %20 icra inkar tazminatına hükmetmiştir. Daire, ödünç veren davacının protokolün ve boşanma kararının tarafı olmadığını, bu nedenle ödemenin taşınmaz satışına bağlanmasının onu bağlamayacağını, ayrıca takip tarihinden önce faiz işletilmediğini belirterek davalının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!