TBK Madde 38 Korkutma: Koşulları

Özet 2 fıkra · ~1 dk okuma

TBK 38, korkutmanın koşullarını belirler: korkutulan, kendisinin veya bir yakınının kişilik haklarına ya da malvarlığına yönelik ağır ve yakın bir zarar tehlikesinin doğduğuna inanmakta haklıysa korkutma gerçekleşmiş sayılır; bir hakkın veya kanundan doğan bir yetkinin kullanılacağı korkutmasıyla sözleşme yapıldığında ise, bu hak ya da yetkiyi kullanacağını açıklayanın karşı tarafın zor durumundan aşırı menfaat sağlaması hâlinde de korkutmanın varlığı kabul edilir.

Resmi Metin

Koşulları

Madde 38- (1) Korkutulan, içinde bulunduğu durum bakımından kendisinin veya yakınlarından birinin kişilik haklarına ya da malvarlığına yönelik ağır ve yakın bir zarar tehlikesinin doğduğuna inanmakta haklı ise, korkutma gerçekleşmiş sayılır.

(2) Bir hakkın veya kanundan doğan bir yetkinin kullanılacağı korkutmasıyla sözleşme yapıldığında, bu hakkı veya yetkiyi kullanacağını açıklayanın, diğer tarafın zor durumda kalmasından aşırı bir menfaat sağlamış olması hâlinde, korkutmanın varlığı kabul edilir.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Korkutma (ikrah), bir kişinin korku altında bırakılarak sözleşme yapmaya zorlanmasıdır. Korkutmanın varlığı için, tehdit edilen kişinin kendisinin veya bir yakınının kişilik haklarına ya da malvarlığına yönelik ağır ve yakın bir zarar tehlikesi doğduğuna inanmakta haklı olması gerekir. Yani hem gerçekten korkmuş olmak hem de bu korkunun makul, haklı bir temele dayanması aranır.

Kritik nokta şudur: bir hakkını ya da kanundan doğan bir yetkiyi kullanacağını söylemek, örneğin “borcunu ödemezsen icra takibi başlatırım, suç duyurusunda bulunurum” demek kural olarak korkutma sayılmaz; bu meşrudur. Ancak bu hakkı kullanacağını açıklayan kişi, karşı tarafın zor durumundan aşırı bir menfaat sağlamışsa, korkutma kabul edilir. Korkutulan taraf, sözleşmeyle bağlı olmadığını ileri sürebilir.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 38. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 30. maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 38. maddesinde, korkutmanın koşulları düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 30. maddesinin kenar başlığında kullanılan “2. İkrahın şartları” şeklindeki ibare, bir önceki maddenin kenar başlığının “III. Korkutma” şeklinde olduğu göz önünde tutularak, Tasarının 38 inci maddesinde, “2. Koşulları” şeklinde kısaltılmıştır.

818 sayılı Borçlar Kanununun 30. maddesinin ikinci fıkrası, iki cümleden oluştuğu halde, Tasarının 38 inci maddesinde, tek cümle olarak kaleme alınmıştır.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.38 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 1.HD E. 2024/5877 K. 2025/5104 Bozma

Korkutmanin gerceklesmis sayilmasi, korkutulanin kendisine veya yakinlarindan birine yonelik agir ve yakin bir zarar tehlikesinin dogduguna inanmakta hakli olmasina baglidir; tehlikeyi ucuncu kisilerin yaratmis olmasi bu degerlendirmeyi degistirmez ve tasinmazin bir gun icinde rayicin cok altinda elden cikarilmasi bu inanci dogrulayan bir olgudur.

Detaylı özeti gör

Davacı, eşiyle birlikte kendisini polis olarak tanıtan telefon dolandırıcılarının etkisi altına girdiğini, önce 10.000 TL değerinde ziynet eşyası ile 55.000 TL parasının alındığını, ardından üzerine kayıtlı taşınmazı acilen satması yönünde yönlendirildiğini, dolandırıcıların verdiği emlakçı listesinden bulunan alıcıya taşınmazı bir gün içinde sattığını ileri sürerek tapu iptali ve tescil istemiştir. 23.02.2017 tarihli sözleşmede bedel 310.000 TL gösterilmiş, taşınmaz ertesi gün tapuda 200.000 TL bedelle davalı şirkete devredilmiş, keşfen belirlenen değeri ise 592.000 TL bulunmuştur. İlk Derece Mahkemesi korkutmanın kaynağının davalı olmadığı ve haklılık şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle davayı reddetmiş, Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Daire, üçüncü kişinin hukuka aykırı korkutması sonucu satışın yapıldığını ve tacir olan davalının taşınmazı piyasa değerinin neredeyse yarısına aldığını bilmesi gerektiğini belirterek kararı bozmuştur.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E. 2025/4033 K. 2025/3945 Bozma

Hakkında soruşturma başlatılacağı yolunda hukuka aykırı bir tehditle karşılaşan kişinin, yaşı ve içinde bulunduğu durum gözetildiğinde kendisine yönelik ağır ve yakın bir zarar tehlikesinin doğduğuna inanması haklı görülürse korkutma gerçekleşmiş sayılır; bu etkiyle yapılan taşınmaz devri ayakta tutulamaz.

Detaylı özeti gör

Davacı, kendisini telefonla arayan kişilerin dört ayrı bankada adına hesap açılarak terör örgütüne para aktarıldığını ve hakkında soruşturma yapılacağını söylemeleriyle iradesinin fesada uğratıldığını, bu etkiyle mesken nitelikli taşınmazını 25.10.2021 tarihinde 118.000,00 TL bedelle davalıya devrettiğini ileri sürerek tapu iptali ve tescil istemiştir. Davalı, taşınmazı emlakçı aracılığıyla ve bedelini ödeyerek iyiniyetle satın aldığını savunmuş; ilk derece mahkemesi davalının hile eylemine iştirakinin ya da kötü niyetinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş, Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Daire ise bilirkişi raporunda taşınmazın değerinin 514.855,37 TL belirlendiğini, gerçek bedelin ödendiğine ilişkin belge sunulmadığını, emlakçı tanığın soruşturmadaki ifadesiyle çeliştiğini ve devir tarihinde 78 yaşında olan davacıya yönelik korkutmanın gerçekleştiğini belirterek istinaf kararını kaldırmış, ilk derece kararını bozmuştur.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2023/693 K. 2024/444 Direnme Bozuldu

İcra takibi sırasındaki haciz işleminin yarattığı manevi cebir altında ve müşterileri önünde itibarını yitireceği korkusuyla protokol imzalayıp senet düzenleyen kişinin iradesi korkutma ile sakatlanmış sayılır; ilk haciz tutanağının senetler imzalandıktan sonra yırtılıp yenisinin düzenlenmiş olması korkutma iddiasını doğrular.

Detaylı özeti gör

Davacı, tekstil işyerinde 29.01.2013 tarihinde üçüncü kişinin borcu nedeniyle yapılan ve dört saat süren haciz sırasında, müşterilerine ait malların muhafaza edileceği baskısı altında protokol imzaladığını ve beheri 4.000 TL tutarında, toplam 120.000 TL değerinde otuz adet senet verdiğini ileri sürerek borçlu olmadığının tespitini istemiştir. İlk derece mahkemesi, davacının tacir olduğu ve korkutmanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davayı esastan, alacaklı vekili avukat yönünden ise husumet yokluğundan reddetmiş; Bölge Adliye Mahkemesi istinafı esastan reddetmiş, Özel Dairenin bozmasından sonra ilk derece mahkemesi direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, senetlerden altısının vekalet ücreti ve masraflar için avukatın uhdesinde kaldığı beyanı karşısında ona husumet yöneltilebileceğini, haciz mahallindeki polis memurlarının beyanları ve ilk haciz tutanağının senetler imzalandıktan sonra yırtılması karşısında korkutmanın ispatlandığını kabul ederek direnme kararını bozmuştur.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E. 2023/8933 K. 2024/7392 Bozma

Korkutmadan söz edilebilmesi için korkutana yüklenebilen, hukuka aykırı ve somut bir korkutma eyleminin varlığı zorunludur; işverenden kaynaklanan böyle bir eylem bulunmaksızın salt işten çıkarılma endişesiyle işverence düzenlenen belgeleri imzalayan çalışanın iradesinin korkutma ile sakatlandığı kabul edilemez.

Detaylı özeti gör

Davacı işçi, davalı şirkette 2002 yılında sigortalı olarak çalışmaya başladığını, 18.12.2013 tarihinde elinden hileli biçimde ibraname alınıp çıkış verildiğini, buna rağmen 31.12.2015 tarihine kadar makineci ve kesim personeli olarak tam gün çalışmayı sürdürdüğünü ileri sürerek eksik bildirilen günlerin tespitini istemiştir. Davalı işveren çalışmanın Kuruma bildirildiği kadar olduğunu, fer'i müdahil Kurum ise işveren beyanına göre işlem yapıldığını savunmuştur. İlk derece mahkemesi, bordroların işten çıkarılma tehdidi altında imzalandığı gerekçesiyle 23.10.2012 ile 31.12.2015 arasındaki 772 gün yönünden tam gün çalışmanın tespitine karar vermiş, Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurularını esastan reddetmiştir. Daire, belgelerdeki imzayı kabul eden davacının işverenden kaynaklanan somut bir korkutma eylemini ispatlayamadığını, hükme esas tanıkların da benzer dava açan kişiler olduğunu belirterek kararı bozmuştur.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2023/889 K. 2024/279 Direnme Bozuldu

Korkutmanın gerçekleşip gerçekleşmediği korkutulanın subjektif durumuna göre belirlenir; kendisini kamu görevlisi olarak tanıtan üçüncü kişinin cezaevine gireceği tehdidiyle ileri yaştaki maliki taşınmazını satmaya yöneltmesi hâlinde, korkutulan kendisine yönelik ağır ve yakın bir zarar tehlikesinin doğduğuna inanmakta haklı sayılır.

Detaylı özeti gör

Davacı, 74 yaşındayken kendisini komiser olarak tanıtan bir kişinin telefonla arayıp terör örgütlerine yardım ettiğini, yurt dışına çıkışının yasaklanacağını ve cezaevine gireceğini söyleyerek korkuttuğunu, bu kişinin yönlendirmesiyle dükkanını 13.01.2017 tarihinde davalıya 450.000 TL bedelle sattığını ileri sürerek tapu iptali ve tescil istemiştir. Davalı, pazarlık sonucu anlaştıklarını ve iyiniyetli olduğunu savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi, taşınmazın satış tarihindeki değerinin KDV hariç 750.000 TL olduğunu ve devrin üçüncü kişinin korkutmasıyla yapıldığını kabul ederek davayı kabul etmiş; Bölge Adliye Mahkemesi korkutmanın davacının subjektif durumuna göre ağır ve derhal meydana gelebilecek nitelikte olmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş, Özel Daire bozmasından sonra da direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, kesinleşen dolandırıcılık mahkumiyetini ve bedeller arasındaki yüzde elliye yakın farkı esas alarak direnme kararını bozmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları - TBK m.38 uygulaması

Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları. Aşağıdaki ilkeler ilgili kararlardan derlenmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 6. Hukuk Dairesi E. 2022/623 K. 2026/1102 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Eser sözleşmesinin korkutma nedeniyle iptali ve menfi tespit uyuşmazlığında daire, korkutmanın koşullarına ilişkin TBK m.38'e atıf yapan Yargıtay kararını gerekçesine aktarmış; ispat yükü kendisinde olan davacı belgeyi tehdit altında imzaladığını kanıtlayamadığından istinafı esastan reddetmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Taşeronluk ilişkisi içindeki şirketin yetkilisi, borç ikrarı içeren tutanak başlıklı belgeyi darp, cebir ve tehdit altında imzaladığını ileri sürerek eser sözleşmesinin iptalini, sözleşme gereği verilen çeklerden borçlu olunmadığının tespitini ve ifa edilenlerin istirdadını istemiştir. İlk derece mahkemesi cebir ve tehdit iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Daire, hukuk hakiminin ceza hakiminin kusur değerlendirmesiyle bağlı olmadığını ancak kesinleşen maddi vakıayla bağlı olduğunu, tehdit suçundan verilen beraatin onanarak kesinleştiğini ve istinafta ileri sürülen gabin iddiasının iddianın genişletilmesi yasağı kapsamında kaldığını belirterek davacı vekilinin istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!