TBK Madde 15 Yazılı şekil: c. İmza

Özet 3 fıkra · ~3 dk okuma

TBK 15, yazılı şekilde imzanın borç altına girenin el yazısıyla atılması zorunludur; güvenli elektronik imza da el yazısıyla atılmış imzanın bütün hukuki sonuçlarını doğurur, imzanın el yazısı dışında bir araçla atılması ise ancak örf ve âdetçe kabul edilen durumlarda ve özellikle çok sayıda çıkarılan kıymetli evrakın imzalanmasında yeterli sayılır.

Yürürlükte Değişiklik var Son değişiklik: · 6111 s. K. m.213

Resmi Metin

c. İmza

Madde 15- (1) İmzanın, borç altına girenin el yazısıyla atılması zorunludur. Güvenli elektronik imza da, el yazısıyla atılmış imzanın bütün hukuki sonuçlarını doğurur.

(2) İmzanın el yazısı dışında bir araçla atılması, ancak örf ve âdetçe kabul edilen durumlarda ve özellikle çok sayıda çıkarılan kıymetli evrakın imzalanmasında yeterli sayılır.

(3) Görme engellilerin talepleri halinde imzalarında şahit aranır. Aksi takdirde görme engellilerin imzalarını el yazısı ile atmaları yeterlidir.

Değişiklik: · 6111 s.K. m.213

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Değişiklik Bilgisi

Bu maddede mevcut doğrulanmış değişiklik aşağıda gösterilmektedir. Madde yürürlüktedir; gösterilen değişikliğe ait önceki metin aşağıdadır.

  1. Değişiklik 3. fıkra 6111 s. K. m.213
    Önceki metni göster
    Kanunlaşan ancak hiç yürürlüğe girmeyen ilk metin - yürürlükte değildir: Usulüne göre onaylanmadıkça veya imza ettikleri sırada metnin içeriğini bildikleri ispat edilmedikçe, görme engellilerin imzaları onları bağlamaz. Kabul: 13/2/2011 · RG/Yürürlük: 1/7/2012 Bu ilk metin hiç yürürlüğe girmemiştir: 6098 yürürlüğe girmeden (1/7/2012), 6111 s.K. m.213 ile değiştirilmiştir (6111 RG 25/2/2011-27857 Mükerrer). Kaynaklar: Eski metin kaynağı: Resmî Gazete · Değişiklik kaynağı: Resmî Gazete

Eski metnin tam karşılaştırması için mevzuat.gov.tr ve Resmî Gazete arşivini inceleyebilirsiniz.

Avukat Yorumu

Bu maddede kural nettir: bir borç altına giriyorsanız imzanız ilke olarak el yazısıyla, ıslak atılmalıdır. Güvenli elektronik imza (nitelikli e-imza), el yazısı imzanın bütün hukuki sonuçlarını doğurur ve onunla eşdeğerdir. Ancak dikkat: ekrana çizilen, taranıp yapıştırılan ya da basit/şifresiz her “dijital imza” güvenli e-imza değildir; bunlar geçerli imza yerine geçmez. El yazısı dışında mekanik veya basılı imza ise yalnızca örf ve âdetçe kabul edilen hallerde, özellikle çok sayıda çıkarılan kıymetli evrakta yeterlidir; sıradan bir sözleşmeye taşınamaz.

Görme engelliler bakımından 2011 düzenlemesiyle gelen kural şudur: imzada şahit ancak kendileri talep ederse aranır, aksi halde el yazısıyla atılan imza yeterlidir. Avukat olarak uyarım: imzayı inkâr edildiğinde ispat yükü, senedi dayanak gösteren taraftadır. Bu nedenle ıslak imzayı veya güvenli e-imza kaydını baştan belgeleyin ki, ileride TBK m.15 kapsamında imzanın geçerliliği tartışmaya açıldığında elinizde sağlam dayanak bulunsun.

Gerekçe

Bu gerekçe 6098 sayılı Kanunun ilk kabul metnine aittir; sayfadaki hüküm daha sonra düzenleme görmüştür.

818 sayılı Borçlar Kanununun 14. maddesini karşılamaktadır.

Tasarının dört fıkradan oluşan 15. maddesinde, imza düzenlenmektedir.

Maddenin birinci fıkrasında, 818 sayılı Borçlar Kanununun 14. maddesinin birinci fıkrasında olduğu gibi, imzanın borç altına girenin el yazısıyla atılmasının zorunlu olduğu belirtilmiştir. Bununla birlikte, aynı fıkraya, 5070 sayılı Elektronik İmza Kanununun 4. maddesinde güvenli elektronik imzanın tanımlandığı göz önünde tutularak, güvenli elektronik imzanın da el yazısıyla atılmış imzanın bütün hukuki sonuçlarını doğurduğunu belirten yeni bir hüküm eklenmiştir. Nitekim, 5070 sayılı Kanunun 5. maddesine göre de: “Güvenli elektronik imza, elle atılan imza ile aynı hukuki sonucu doğurur.” Yine aynı Kanunun 22 nci maddesiyle, 22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı Borçlar Kanununun 14. maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Güvenli elektronik imza elle atılan imza ile aynı ispat gücünü haizdir.” Bu durum karşısında, 818 sayılı Borçlar Kanununun 14. maddesinin birinci fıkrasında olduğu gibi, Tasarının 15 inci maddesinin birinci fıkrası iki cümle halinde kaleme alınarak fıkranın, güvenli elektronik imzayı da kapsayacak biçimde düzenlenmesinde zorunluluk görülmüştür.

Maddenin ikinci fıkrasında, imzanın el yazısı dışında bir araçla atılmasının yeterli olduğu durumlar belirtilmiştir.

Aynı maddenin üçüncü fıkrasında körlerin imzalarının, onları bağlamayacağı kuralı ile bu kuralın istisnası düzenlenmiştir. “Görme özürlülerin imzaları” şeklindeki nitelendirmenin, “görme yeteneğinin tam olarak kaybı”nı ifade etmekte yetersiz kaldığı düşüncesiyle, “körlerin imzaları” ifadesinin kullanılması zorunlu görülmüştür. Ayrıca, 5378 sayılı Özürlüler ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 50. maddesinin (c) bendi ile, 818 sayılı Borçlar Kanununun 14. maddesinin üçüncü fıkrasının yürürlükten kaldırılmasının, görme yeteneğinden tamamen yoksun kişilerin, imzaladıkları sırada içeriğini bildiklerinin ispat edilmesine gerek olmaksızın, kendilerini borç altına sokan hukuki işlemler karşısında korumasız bırakılmaları sonucunu doğuracağı için, bu fıkranın Tasarı metninden çıkarılması uygun görülmemiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununda mevcut olmadığı için yeni bir hüküm niteliğindeki Tasarının 15. maddesinin dördüncü fıkrasında ise, açığa atılan imzanın hükmü ile açığa atılan imzanın üstündeki metnin, anlaşmaya aykırı olarak yazıldığı iddiasında ispat yükü düzenlenmektedir. Bu yeni hükümle, aslında bir ispat hukuku sorunu olmakla birlikte, uygulamada sıkça karşılaşılan, doktrinde ve mahkeme kararlarında “açığa imza” veya “beyaza imza” olarak nitelendirilen hukuki olguyla ilgili bir düzenleme yapılması yararlı görülmüştür. Boş bir kağıda (veya buna benzer diğer maddelere) atılan imzaların üstünün, sonradan doldurulup borç senedine dönüştürülmesi durumunda, sonradan yazılan metnin, o metindeki imzayı atanın iradesine uygun olduğu, bir adi karine olarak kabul edilmiştir. Buna göre, durumun özelliği aksini göstermedikçe, açığa imza atan, sonradan yazılan metnin anlaşmaya aykırılığını ispat yükü altında olacaktır.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.15 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E. 2024/4779 K. 2024/9202

İmzanın borç altına girenin el yazısıyla atılması zorunludur; imzanın el yazısı dışında bir araçla, örneğin kaşeyle oluşturulması ancak örf ve âdetçe kabul edilen durumlarda ve özellikle çok sayıda çıkarılan kıymetli evrakın imzalanmasında yeterli sayılır, bu nedenle ıslak imza taşımayan kaşe imza kural olarak imza yerine geçmez.

Detaylı özeti gör

Alacaklı, elindeki çeke dayanarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatmış; borçlu icra mahkemesine başvurup senetteki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürerek takibin iptalini istemiştir. 26.04.2023 tarihli bilirkişi raporunda, çekin ön yüzündeki keşideci imzasının ıslak imza olmadığı, şirket yetkilisinin gerçek imzalarından yararlanılarak kaşe ile oluşturulduğu belirlenmiştir. İlk derece mahkemesi imzaya itirazı kabul ederek takibi durdurmuş, alacaklı aleyhine asıl alacağın yüzde yirmisi oranında tazminat ile yüzde onu oranında para cezasına hükmetmiş; Bölge Adliye Mahkemesi alacaklının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Daire, ıslak imza taşımayan belgenin çek vasfı bulunmadığını, İİK'nın 170/a maddesi uyarınca takibin iptali gerekirken durdurulmasının aleyhe bozma yasağı nedeniyle bozma sebebi yapılamadığını, bu maddede tazminat da öngörülmediğini belirterek tazminat ve para cezası bentlerini çıkarmak suretiyle kararı düzelterek onamıştır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2023/1960 K. 2024/189 Bozma

İmzanın borç altına girenin el yazısıyla atılması zorunludur; bu zorunluluğa uygun biçimde el yazısıyla imza atan ve imzasını inkâr etmeyen kişi belgenin içeriğiyle bağlı olur, imza atabildiği hâlde okuma yazma bilmediğini ve belgenin içeriğinden habersiz olduğunu ileri sürmesi, o belgeyle açıkladığı rızayı ortadan kaldırmaz.

Detaylı özeti gör

Davacı kadın, eşi adına kayıtlı ve aile konutu olarak kullanılan mesken nitelikli taşınmaz üzerine, bir şirkete kullandırılan kredilerin teminatı olarak davalı banka lehine 15.03.2016 tarihli ipotek senediyle 1. derecede 165.000,00 TL bedelle ipotek kurulduğunu, okuma yazma bilmediğini ve bankada imzaladığı rıza açıklaması belgesinin içeriğinden haberdar olmadığını ileri sürerek ipoteğin kaldırılmasını istemiştir. İlk Derece Mahkemesi, TMK m.194 uyarınca alınmış geçerli bir eş rızası bulunduğu, seçmen listesindeki imzasıyla davacının okuma yazma bildiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, rıza belgesinde tarih ile borcun miktarına ilişkin bilgi bulunmadığından belirli bir işlem için verilmiş rızadan söz edilemeyeceği gerekçesiyle kararı kaldırıp davayı kabul etmiştir. Daire, davacının el yazısıyla imza attığını, imzasını inkâr etmediğini ve sahtelik iddiasında da bulunmadığını gözeterek rızanın varlığını kabul etmiş ve kararı bozmuştur.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2021/477 K. 2021/4526 Bozma

İmzanın el yazısıyla atılması zorunludur; kanun imzanın şeklini belirlemediğinden kişi kendine özgü belli karakterleri içeren sembollerle imza atabileceği gibi, ad ve soyadını bizzat el yazısıyla yazmak suretiyle de imza atmış sayılır, yeter ki ad ve soyadını yazarken imza atmayı amaç edinmiş olsun.

Detaylı özeti gör

Davacı, 25.02.2016 tarihli protokolle davalıdan 72.000 TL bedelle bir araç satın alıp bedeli ödediğini ve aracın kendisine teslim edildiğini, protokolde davalının imza yerine adını el yazısıyla yazdığını, ancak davalının resmî devirden kaçındığını, aracın davalının borçları nedeniyle haczedilip otoparka çekildiğini, davalının borcu ödeyip aracı geri alarak başkasına sattığını ileri sürerek ödediği bedel için başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini istemiştir. Davalı zamanaşımı def'inde bulunmuş ve protokolde imzasının olmadığını savunmuştur. Yerel mahkeme, Adli Tıp Kurumunun 08.06.2020 tarihli raporuyla yazının davalıya ait olduğu belirlense de davalının imzasının ad ve soyad yazma biçiminde olmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş, Bölge Adliye Mahkemesi istinafı esastan reddetmiştir. Daire, davalının ad ve soyadını yazarken imza atmayı amaçladığını kabul ederek kararı bozmuştur.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E. 2021/380 K. 2021/1352 Onama

Güvenli elektronik imza, el yazısıyla atılmış imzanın bütün hukuki sonuçlarını doğurur; bu nedenle yetkilisince güvenli elektronik imzayla imzalanan belgedeki imza el yazısı imza gibi geçerli sayılır ve böyle bir belge, imzası ikrar edilen kayıtsız şartsız borç ikrarını içermesi hâlinde takibe dayanak yapılabilir.

Detaylı özeti gör

Alacaklı şirket, genel haciz yoluyla ilamsız takip başlatmış, borçlunun itirazı üzerine takip durunca itirazın kaldırılmasını istemiştir. Dayanak, bir belediyenin Mali Hizmetler Müdürlüğünce düzenlenen 24.05.2018 tarihli yazıdır; yazıda takip dışı bir şirketle alacaklı arasında yapılan 23.05.2018 tarihli ve 500.000,00 TL tutarlı temlik sözleşmesinin kayıtlara işlendiği, belediye nezdindeki alacak üzerinde takyidat bulunmadığı ve temlik tutarının alacaklıya ödeneceği bildirilmiştir. Belge belediye başkanınca güvenli elektronik imzayla imzalanmış, gerçekleştirme memurunca ıslak imzayla tasdik edilmiştir. İcra mahkemesi itirazın kaldırılmasına karar vermiş, Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiş; Daire, belgenin kayıtsız şartsız borç ikrarı içermediği gerekçesiyle bozmuş, ilk derece mahkemesi direnmiştir. Daire, bu değerlendirmesinin maddi hataya dayandığını kabul ederek bozma kararını kaldırmış ve istinaf ret kararını onamıştır.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları - TBK m.15 uygulaması

Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları. Aşağıdaki ilkeler ilgili kararlardan derlenmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 1. Hukuk Dairesi E. 2019/249 K. 2020/823 Karar Verilmesine Yer Olmadığı

Tapu iptali ve tescil davasında ilk derece mahkemesi, görme engelli davacının verdiği vekâletnameyi TBK m.15/3'teki geçerlilik şartlarına uygun bulmuştu; daire ise istinaf başvurusunu feragat nedeniyle reddederek işin esasına girmemiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Görme engelli davacı, avukat olan davalıya verdiği vekaletnamenin kötüye kullanılarak taşınmazının elinden çıkarıldığını, son malik davalı K2'nin de kötüniyetli olduğunu ileri sürerek tapu iptali ve tescil, olmazsa tazminat talep etmiştir. İlk derece mahkemesi, son malik K2'nin diğer davalılarla çıkar/işbirliği içinde olduğuna dair somut delil bulunmadığını, TMK m.1023 uyarınca tapu siciline güvenerek edindiğini saptayarak tapu iptali talebini reddedip tazminat talebini kabul etmiştir. Adana BAM aşamasında davacı vekili istinaf talebinden feragat etmiş olduğundan, istinaf başvurusu HMK m.349/2 gereğince feragat nedeniyle reddedilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!