TBK Madde 14 Yazılı şekil: b. Unsurları

Özet 2 fıkra · ~2 dk okuma

TBK 14, yazılı şekilde yapılması öngörülen sözleşmelerde borç altına girenlerin imzalarının bulunması zorunludur; kanunda aksi öngörülmedikçe imzalı mektup, asılları borç altına girenlerce imzalanmış telgraf, teyit edilmiş olmaları kaydıyla faks veya benzeri iletişim araçları ya da güvenli elektronik imzayla gönderilip saklanabilen metinler de yazılı şekil yerine geçer.

Resmi Metin

b. Unsurları

Madde 14- (1) Yazılı şekilde yapılması öngörülen sözleşmelerde borç altına girenlerin imzalarının bulunması zorunludur.

(2) Kanunda aksi öngörülmedikçe, imzalı bir mektup, asılları borç altına girenlerce imzalanmış telgraf, teyit edilmiş olmaları kaydıyla faks veya buna benzer iletişim araçları ya da güvenli elektronik imza ile gönderilip saklanabilen metinler de yazılı şekil yerine geçer.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Yazılı şekil ararken kritik ayrıntı şudur: imza yalnız borç altına girenden istenir. Tek tarafa borç yükleyen sözleşmede (örneğin kefalette, bağışlama taahhüdünde) sadece borçlunun imzası yeterlidir; alacaklının imzasını aramak gereksiz bir savunma açar. Uygulamada en sık hata, imzasız bir taslağı veya karşılıklı yazışmayı “yazılı sözleşme” sanmaktır. TBK m.14 imzayı zorunlu tutar; imza yoksa belge yazılı şekli karşılamaz ve ispat değeri ciddi biçimde zayıflar.

Dijital metinlerde fazla iddia kurmaktan kaçının. TBK m.14 yalnız güvenli elektronik imza ile gönderilip saklanabilen metni yazılı şekle eşitler; adi e-posta veya şifresiz dijital metin bu kapsamda değildir. Faks ya da benzer iletişim aracı ancak teyit edilmişse, telgraf ise aslı borçluca imzalanmışsa yazılı şekil yerine geçer. Dilekçenizde “yazılı şekil sağlandı” derken hangi araca dayandığınızı ve teyit/güvenli imza koşulunu somut delille gösterin; aksi halde karşı taraf şekil eksikliğini öne sürerek geçersizlik veya ispat itirazı kurabilir.

Gerekçe

818 sayılı Borçlar Kanununun 13. maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 14. maddesinde, yazılı şekilde yapılması öngörülen sözleşmelerde borç altına girenlerin imzalarının bulunması zorunluluğu ve yazılı şekil yerine geçen belgeler düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 13. maddesinin kenar başlığında kullanılan “b. Rükünleri” şeklindeki ibare, Tasarıda “b. Unsurları” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 13. maddesinin ikinci fıkrasında, kanunda aksine bir hüküm yoksa, imzalı bir mektup ile aslı borç altına girenlerce imzalanmış bir telgrafnamenin, yazılı şekil yerine geçmesi kabul edildiği halde, Tasarının 14. maddesinin ikinci fıkrasında, iletişim teknolojisinde ortaya çıkan yeni gelişmeler göz önünde tutularak, bunlara teyit edilmiş olmaları kaydıyla, faks veya buna benzer iletişim araçları ile güvenli elektronik imzayla gönderilip saklanabilen metinler de eklenmiş ve hükmün kapsamı genişletilmiştir. Ancak, söz konusu iletişim araçlarıyla gönderilen metinlerin yazılı şekil yerine geçmesi için, bunları alanlar tarafından teyit edilmiş olması şarttır. Güvenli elektronik imzayla gönderilen metinlerin ise, yazılı şekil yerine geçmesi için, 5070 sayılı Elektronik İmza Kanununa uygun olarak gönderilmesi ve alanlar tarafından bilgisayar ortamında kaydedilerek saklanabilmesi gerekir.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.14 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 3.HD E. 2024/880 K. 2025/118 Onama

Yazılı şekilde yapılması öngörülen sözleşmelerde borç altına girenlerin imzalarının bulunması zorunludur; tam iki tarafa borç yükleyen simsarlık sözleşmesinde simsarın da imzasını taşımayan belge geçerli bir sözleşme oluşturmaz ve bu belgeye dayanılarak ücret talep edilemez.

Detaylı özeti gör

Davacı simsar, davalı şirkete ait taşınmazın satışına aracılık ettiğini ve 12.02.2019 tarihli niyet mektubuyla 360.000 TL simsarlık ücretinde anlaşıldığını ileri sürerek şimdilik 100.000 TL tellallık ücretini talep etmiş; davalı ise taşınmaz satış yetki belgesinin 22.02.2019'da sona erdiğini savunarak davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi, ilgili belgede davacı simsarın imzasının bulunmaması nedeniyle taraflar arasında geçerli bir simsarlık sözleşmesi kurulmadığı gerekçesiyle davayı ve istinaf başvurusunu reddetmiştir. Yargıtay, niyet mektubunun sona erme tarihinden sonra taraflar arasında geçerli bir sözleşme bulunmadığını, vekalet ilişkisi yönünden ise taşınmaz satışına ilişkin aracılık faaliyetinin davacı tarafça yapıldığının usulüne uygun delillerle ispatlanamadığını belirterek kararı onamıştır.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları - TBK m.14 uygulaması

Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları. Aşağıdaki ilkeler ilgili kararlardan derlenmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 9. Hukuk Dairesi E. 2026/936 K. 2026/1343 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Deniz taşımasından doğan itirazın iptali davasında, konişmentodaki yabancı mahkeme yetki şartının tek imza taşıdığı ve TBK m.14'e aykırı olduğu istinaf sebebi olarak ileri sürülmüş; daire yetki sözleşmesini geçerli sayarak başvuruyu esastan reddetmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Nakliyat sigortacısı davacı, sigortalısına ait olup gemiye yüklenmek üzere limanda bekleyen emtianın 06.02.2023 tarihli deprem ve ardından limanda çıkan yangın sonucu hasarlanması üzerine ödediği tazminatı rücuen tahsil için başlattığı takibe vaki itirazın iptalini istemiştir. İlk derece mahkemesi, konişmentodaki yetki şartı uyarınca Marsilya Ticaret Mahkemelerinin münhasıran yetkili olduğu gerekçesiyle davayı milletlerarası yetkisizlik nedeniyle usulden reddetmiştir. Davacı, yetki şartının geçersiz olduğunu ileri sürerek istinafa başvurmuştur. Daire, TTK'nın 105/2. maddesindeki yetki düzenlemesinin Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine ilişkin olmadığını, yabancı tacirin Türkiye'deki acentesi aracılığıyla yapılan ve yabancı devlet mahkemesini yetkili kılan yetki sözleşmelerinin geçerli olduğunu belirterek istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

İndeks
Bize WhatsApp'tan ulaşın!