TBK Madde 17 İradi şekil

Özet 2 fıkra · ~2 dk okuma

TBK 17, kanunen şekle bağlı olmayan bir sözleşme için taraflar belirli bir şekli kararlaştırmışsa, kararlaştırılan şekle uyulmadan yapılan sözleşme tarafları bağlamaz; herhangi bir belirleme olmaksızın yazılı şekil kararlaştırılmışsa yasal yazılı şekle ilişkin hükümler uygulanır.

Resmi Metin

İradi şekil

Madde 17- (1) Kanunda şekle bağlanmamış bir sözleşmenin taraflarca belirli bir şekilde yapılması kararlaştırılmışsa, belirlenen şekilde yapılmayan sözleşme tarafları bağlamaz.

(2) Herhangi bir belirleme olmaksızın yazılı şekil kararlaştırılmışsa, yasal yazılı şekle ilişkin hükümler uygulanır.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Bu madde, kanunun aslında hiçbir şekil şartına bağlamadığı bir sözleşmeyi tarafların kendi iradeleriyle (örneğin yazılı yapılsın, noterde yapılsın diye) belirli bir şekle bağlamasını düzenler. Buna iradi (akdî) şekil denir; bunu kanunen zorunlu olan resmî ya da yasal şekille karıştırmayın, çünkü buradaki şekli sözleşmeyle taraflar getirir.

Pratik sonuç şudur: Taraflar belirli bir şekil kararlaştırmışsa, o şekle uyulmadan yapılan sözleşme kural olarak tarafları bağlamaz. Yani kararlaştırılan şekil, aksi açıkça belirtilmedikçe geçerlilik şekli sayılır. Dikkat: Taraflar bu şeklin yalnız ispat amaçlı olduğunu da kararlaştırabilir; o zaman şekle uyulmasa da sözleşme geçerli kalır, sadece ispatı güçleşir.

Eğer sadece yazılı yapılsın denip ayrıntı verilmemişse, yasal yazılı şekle ilişkin hükümler uygulanır. Bu yüzden sözleşmeye böyle bir kayıt koyarken amacınızı net yazın.

Gerekçe

818 sayılı Borçlar Kanununun 17. maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 17. maddesinde, iradi şekle uyulmamasının hukuki sonucu ve herhangi bir belirleme olmaksızın kararlaştırılan yazılı şekle uygulanacak hükümler düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 16. maddesinin kenar başlığında kullanılan “Akitte mahfuz kalan şekil” ibaresi yerine, Tasarının 17. maddesinin kenar başlığında, “İradi şekil” ibaresi kullanılmıştır.

818 sayılı Borçlar Kanununun 16. maddesinin birinci fıkrasında, iradi şekle uyulmaması durumunda, tarafların, o sözleşmeyle bağlı olmadıkları mutlak bir ifadeyle belirtildiği halde, Tasarının 17. maddesinin birinci fıkrasında, bu sonuç bir adi karine olarak kabul edilmiştir.

Tasarının 17. maddesinin ikinci fıkrasında, tarafların, adi veya resmi yazılı şekil gibi herhangi bir belirleme yapmaksızın iradi şekil olarak, sadece yazılı şekli kararlaştırmaları durumunda, bu şekle uymamalarının yaptırımı da belirtilmiştir. Gerçekten, 818 sayılı Borçlar Kanununun 16. maddesinin ikinci fıkrasında, “iki tarafın ona riayet etmesi lazımdır.” şeklinde ve niteliği pek de açık olmayan bir ibare kullanıldığı halde, Tasarının 17. maddesinin ikinci fıkrasında, bu durumda “yasal yazılı şekle ilişkin hükümler uygulanır.” şeklinde bir ibarenin kullanılması tercih edilmiştir.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.17 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2022/7911 K. 2023/911

Kanunen geçerliliği şekle bağlı olmayan bir sözleşme taraflarca yazılı olarak yapılmışsa, o sözleşmede sonradan yapıldığı ileri sürülen değişikliklerin de yazılı şekilde yapılması gerekir; ücretin peşin ödeneceği yazılı olarak kararlaştırılmışken alacaklının edimini ifaya devam etmesi, bu koşuldan zımnen vazgeçildiği anlamına gelmez.

Detaylı özeti gör

Davacı avukat, davalı şirketle 2012 yılında imzaladığı avukatlık ücret sözleşmesiyle iki dava dosyasının takibini üstlenmiş; ücret, biri 80.000 TL diğeri 20.000 TL olmak üzere toplam 100.000 TL artı KDV olarak ve peşin ödenmek üzere kararlaştırılmıştır. Ücret ödenmeyince 11.10.2017 tarihinde vekillikten istifa eden davacı, ihtarnameleri sonuçsuz kalınca icra takibi başlatmış, itiraz üzerine itirazın iptalini istemiştir. Davalı şirket, sözleşme sürdürülerek peşin ödeme şartından zımnen vazgeçildiğini savunmuş; karşı davada avukatın özen yükümlülüğünü ihlal ettiğini ileri sürerek 10.000 TL maddi tazminat istemiştir. İlk derece mahkemesi asıl ve karşı davayı reddetmiş, Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurularının esastan reddine karar vermiştir. Daire, karşı davaya ilişkin kararı onamış; asıl dava yönünden ise davacının istifasının haklı olduğu kabul edilerek kısmi ödemeler de gözetilip vekalet ücreti alacağının hesaplanması gerektiği gerekçesiyle bozmuştur.

Yargıtay 15. Hukuk Dairesi E. 2016/6416 K. 2018/2179 Bozma

Kanunda şekle bağlanmamış bir sözleşmenin taraflarca belirli bir şekilde yapılması kararlaştırılmışsa, belirlenen şekilde yapılmayan sözleşme tarafları bağlamaz; yazılı şekle tabi olmadığı hâlde yazılı yapılan bir sözleşmenin sonradan değiştirildiği iddiası da ancak yazılı belgeyle kanıtlanabilir, karşı tarafın imzasını taşımayan bir metne dayanılarak yazılı sözleşmenin aksi ileri sürülemez.

Detaylı özeti gör

Davacı yüklenici, davalı iş sahibiyle 27.06.2014 tarihinde noterde imzası onaylanan inşaat yapım sözleşmesini imzalamış; ancak bu sözleşmenin görünürdeki sözleşme olduğunu, gerçek ilişkinin davalının imzalamaktan kaçındığı tarihsiz sözleşme olduğunu ileri sürerek bakiye iş bedeli, fazla imalat bedeli, kâr kaybı ve iade edilmeyen malzeme bedelini istemiştir. Davalı, sözleşme dışı iş yapılmadığını, işin eksik ve kusurlu bırakılması nedeniyle sözleşmeyi haklı olarak feshettiğini savunmuştur. Yerel mahkeme, dava dilekçesindeki 10.000,00 TL ile ıslahla eklenen 31.021,00 TL artışı gözeterek davayı kabul etmiştir. Daire, davacının dayandığı tarihsiz sözleşmede davalı imzası bulunmadığından noterde onaylanan yazılı sözleşmenin aksinin kanıtlanamadığını, ayrıca hangi alacak kalemi için ne miktar istendiğinin HMK m.31 uyarınca açıklattırılmadığını belirterek hükmü taraflar yararına bozmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!