TBK Madde 13 Yazılı şekil: a. Kapsamı

Özet 2 fıkra · ~2 dk okuma

TBK 13, kanunda yazılı şekilde yapılması öngörülen bir sözleşmenin değiştirilmesinde de yazılı şekle uyulmasını zorunlu kılar; ancak sözleşme metniyle çelişmeyen tamamlayıcı yan hükümler bu kuralın dışında olup, aynı kural yazılı şekil dışındaki diğer geçerlilik şekilleri için de uygulanır.

Resmi Metin

a. Kapsamı

Madde 13- (1) Kanunda yazılı şekilde yapılması öngörülen bir sözleşmenin değiştirilmesinde de yazılı şekle uyulması zorunludur. Ancak, sözleşme metniyle çelişmeyen tamamlayıcı yan hükümler bu kuralın dışındadır.

(2) Bu kural, yazılı şekil dışındaki geçerlilik şekilleri hakkında da uygulanır.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Kanunda yazılı şekle bağlanmış bir sözleşmeyi sonradan değiştirmek isterseniz, bu değişikliği de aynı yazılı şekilde yapmak zorundasınız. Sözleşme metniyle çelişen, aslî nitelikteki bir değişikliği (örneğin bedel, vade, ifa konusu) sözlü olarak, telefonla ya da WhatsApp mesajıyla kararlaştırırsanız bu değişiklik kural olarak geçersizdir. Uygulamada en sık yapılan hata, “nasılsa anlaştık” diyerek şekle bağlı sözleşmedeki bir maddeyi sözlü mutabakatla değiştirmeye çalışmaktır. Ancak şekle aykırılığın yaptırımı mutlak değildir: değişiklik fiilen ifa edilmiş ya da uzun süre uygulanmışsa, şekil noksanını ileri sürmek dürüstlük kuralına (Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesi) aykırı, yani hakkın kötüye kullanımı sayılabilir; bu nedenle somut olayda ifa durumunu da değerlendirin.

İstisna dardır: yalnızca sözleşme metniyle çelişmeyen, tamamlayıcı nitelikteki yan hükümler şekle bağlı olmaksızın geçerli sayılabilir. TBK m.13, bu kuralı sadece yazılı şekle değil, resmî şekil gibi diğer geçerlilik şekillerine de uygular; örneğin tapuda resmî şekilde yapılan bir taşınmaz satışının esaslı unsurları da ancak aynı resmî şekilde değiştirilebilir. Tereddüt halinde, her değişikliği orijinal sözleşmeyle aynı şekilde yazıya dökmek en güvenli yoldur.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 13. maddesinin gerekçesi ise şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 12. maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 13. maddesinde, yasal yazılı şekle bağlanan bir sözleşmenin değiştirilmesinde uyulacak şekil düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 12. maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. Tahriri şekil” ibaresi, Tasarıda “II. Yazılı şekil” olarak; “1. Kanunen muayyen olan şekil” ibaresi, “1. Yasal şekil” olarak, “a. Şümulü” ibaresi de “a. Kapsamı” olarak değiştirilmiştir. Aynı maddenin ilk fıkrasının son cümlesinde, sözleşmeye ters düşmeyen, özellikle (ifa yeri ve zamanında değişiklik yapılmasında olduğu gibi) üstlenilen edimlerin kapsamını genişletmeyen, tamamlayıcı yan hükümler için yazılı şekle uyulması zorunluluğunun bulunmadığı belirtilmiş ve madde metni arılaştırılmıştır.

818 sayılı Borçlar Kanunundan farklı olarak, Tasarının 13. maddesinin ikinci fıkrası hükmüyle, birinci fıkrada öngörülen kuralın, yazılı şekil dışında kalan diğer geçerlilik şekilleri hakkında da uygulanması öngörülmüştür. Kanunda yazılı şekilden söz edildiğinde, bundan adi yazılı şekil anlaşılır. Oysa, adi yazılı şekil dışında, resmi senet düzenleme ve imzaların noterce onaylanmasının zorunlu olduğu başka geçerlilik şekilleri de bulunmaktadır. Fıkraya göre, yazılı şekil dışındaki geçerlilik şekline tabi sözleşmelerin değiştirilmesi hakkında da Kanunda öngörülen şekle uyulması zorunludur. Ancak, bu durumda da sözleşme ile çelişmeyen değişiklikler, tamamlayıcı yan hükümler niteliğinde ise, bu değişikliklerin gerçekleştirilmesi, kanunda öngörülen şekle uyulmasına bağlı olmayacaktır.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.13 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay HGK E. 2019/369 K. 2022/427 Onama

Kanunen yazılı/resmî şekilde yapılması zorunlu bir sözleşmeyi değiştiren muvazaalı gizli anlaşma da yazılı şekle tabi olduğundan, görünüşteki yazılı sözleşmenin aksini ileri süren taraf iddiasını yazılı delille ispat etmelidir; bu, geçerlilik değil ispat koşuludur.

Detaylı özeti gör

Davacı satıcı, taraflar arasında haricen düzenlenen 18.11.2013 tarihli yazılı sözleşmede dükkânın 60.000 TL'ye satıldığını, ödenmeyen 5.000 TL bakiye için başlattığı icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptalini istemiştir. Resmî satış senedinde bedel 31.000 TL gösterilmiş ve satıcı bedeli tamamen aldığını beyan etmiştir. İlk derece mahkemesi davayı kabul edip icra inkâr tazminatına hükmetmiş, kapatılan 19. Hukuk Dairesi resmî senetteki tahsil beyanı nedeniyle kararı bozmuş, mahkeme direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, davacının gerçek bedelin 60.000 TL olduğunu haricî yazılı sözleşme ile ispatladığını ve davalının bakiyeyi ödediğini savunmadığını belirterek direnme kararını yerinde bulmuş; icra inkâr tazminatına ilişkin temyiz itirazları incelenmediğinden dosyayı 11. Hukuk Dairesine göndermiştir.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları - TBK m.13 uygulaması

Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları. Aşağıdaki ilkeler ilgili kararlardan derlenmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 1. Hukuk Dairesi E. 2020/633 K. 2020/892 İstinaf Kabulü / Kaldırma

Resmî şekle bağlı bir sözleşmede yapılan esaslı değişikliğin geçerli olabilmesinin, değişikliği içeren sözleşmenin de resmî şekilde yapılmış olmasına bağlı olduğu belirtilmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Zilyetliğe dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel ve tazminat istenmiştir. Adana BAM'ın önceki kaldırma kararında, taraflar arasındaki adi yazılı satış sözleşmesinin resmi biçimde yapılmadığından geçersiz olduğu, alıcının ancak sebepsiz zenginleşme kapsamında ödediği bedeli denkleştirici adalet ilkesiyle güncellenmiş olarak isteyebileceği belirtilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!