Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/2041
Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.
Baro Disiplin Kurullarının ve Kurulumuzun yargılama görev hakkını, Anayasa ve Avukatlık Kanunu’ndan aldığı, bu hususun itiraza tabii olmadığı görülmekle, Baro Disiplin Kurulunca verilen “Görevsizlik İtirazının Reddine” dair kararın kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
*
Somut olayda şikâyetlinin, dilekçelerinde kullandığı ifadeler, avukatlık meslek onuruna ve meslektaşlar arası saygı ilkesine aykırı olup, mesleğin saygınlığını zedelemiştir. Bu nedenle disiplin kurulunca verilen uyarma cezası yerinde ve hukuka uygundur.
(Av. Yas. m. 34,107, 134, TBB Mes. Kur. m. 3,4,5,11,27) [KARAR METNİ] 21.07.2025 günü Kurulumuza intikal eden dava dosyasında, itirazın süresinde olduğu anlaşılmakla kovuşturmaya başlandı;
Şikâyetli avukat hakkında; “… Barosuna ve … Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği dilekçelerde şikâyetçiye hitaben ‘Bu yalandır. …Bu şahıs bu saygıya değer birisi değil imiş, yaşlılığında verdiği etki…, alınganlık göstererek…, Madem öyle yapmıştır artık yağmurlu havada kendisinden bir bardak su esirgenecektir…, İ.H.D bize karşı husumet beslemiş; belki bizim mesleki duruşumuzu, belki inseydi insan gibi davranışımızı, belki paraya önem vermeyişimizi, belki dürüstlüğümüzü kıskanmış ve kendi kafasında kurarak…, gördüğüm gibi yalanlara başvurarak…, basit bahanelerle…, bu şahıs suni bir husumet yaratmaya çalışmıştır. Niyetinin ne olduğu belki ilerleyen zamanlarda ortaya çıkabilir…, Düzmece belgelere dayanmak yerine çıkıp mertçe yüzüme söylemesini tercih ederdim…, Düzmece belge ile bizi suçlamakta ve kendini aklamaya çalışmaktadır. Ancak bu belge kendini aklamaya yetmeyecektir niteliktedir…, Şikâyetine eklediği belgeyi bir başkası mı yoksa kendisi mi düzenlemiştir? İkincisi davacı vekili olarak vekalet görevi üstlendiği davanın davalısı F.A’dan para kabul etmiş midir? Bu soruların cevabı evet ise İ.H.D hem Avukatlık kanunu hem de Türk Ceza Kanunu anlamında suç işlemiş olacaktır…, Demek ki çok basit bir UYAP sorgusu ile her şey anlaşılıyormuş demek ki gerçeğe aykırı belge düzenlenebiliyor muş. Demek ki gerçeğe aykırı olan belge bu özelliği bilinerek kullanılabiliyormuş. Demek ki bu düzmece belge aklanmaya yetmemiş Demek ki Suçu biraz da kendinde aramak gerekirmiş. Demek ki Baro organları İ.H.D’nu aklama makamları ya da kendisinin keyfini yerine getirme makamları değilmiş…, Baro organları üzerinde peşinen bir baskı oluşturmaya çalışması ve mesleki mobbing uygulamaya çalışmasıdır buna rağmen baro organlarında görev yapan meslektaşlarımızı korkutmaya, yıldırmaya, ezmeye çalışmasına peşinen baskı kurmaya çalışmasına da bir anlam veremiyoruz…’ şeklinde beyanlarda bulunarak savunma sınırlarını aştığı” iddiası bakımından başlatılan disiplin davasında, eylem sabit görülerek şikâyetlinin uyarma cezası ile cezalandırılmasına ve görevsizlik itirazının reddine karar verilmiştir.
Şikâyetli avukat sözlü savunmasında, “Bu şikâyet konusu olan beyanlar bir avukata vekalet görevi yaparken gerçekleştirilmiş beyanlar olmadığı için Baronun disiplin yargılaması yapma görevinin yoktur. Baro Başkanlığının bu dilekçeyi reddedip hiç işleme almamalıdır. Görevsizlik kararı vermesi gereklidir. Esas yönünden de dilekçe içeriğinde disiplin cezası verilmemesini talep ederim. Ayrıca hakkında şikâyetçi olan avukatın daha önceden şahsını hem … Baro Başkanlığı hem de … Cumhuriyet Başsavcılığı’na görevi kötüye kullanma nedeniyle şikâyette bulundum, hem … Barosu Yönetim Kuruluna hem de … Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde bu şikâyetim değerlendirildi. Arada hukuki ve fiili irtibat olduğunu düşündüğümden disiplin yargılaması ile birleştirilmesini talep ediyorum. … Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyet dilekçesi ve ekleri ile ilgili beyanlarım: Ben bir önceki dönem yönetim kurulu üyesiydim. O dönem İ.H.D bir kadın tarafından paramı alıp işimi yapmadılar diye şikâyet edildi. Orada muhakkik olarak Avukat Y. Bey atanmıştı. Ben de yönetimdeydim. O dönem bayanın T. C numarası ile bakalım hangi dosyadan şikâyet edilmiş inceleyelim dedim. Gerek yok denilerek kısa bir muhakkip raporu ile karar verildi. Ben de detaylı inceleme yapılmadığı gerekçesiyle eksik inceleme nedeniyle karşı oy kullandım. Eylül ayındaydı. Tebliğden 15 gün içinde itiraz etmedi. Daha sonra Ocak ayında gelerek beni hem buraya hem de savcılığa şikâyet etmiş. Şikâyetinde de aklandığımı hissetmiyorum demiş. Ancak karara itiraz bile etmemişti. Aradan 5 ay geçtikten sonra şikâyet etmesi için hiçbir sebep yoktur. Ben de kendisine aynı şekilde savcılığa ve baroya suç uydurmak ve iftira atmak nedeniyle şikâyet ettim. Ben görevi kötüye kullanmaktan şikâyet edildim. Buna ilişkin savunma yaptım. Şu an savunmamı savunuyorum. Bana yaptığı çok ağır bir iftiradır. Yalan iddiası ile ilgili ben yalan ibaresini gerçekten yalan olduğunu düşünerek kullandım. Ben hakkımdaki iddiaları yalanlıyorum, orada kendisine yalancı deme niyetinde değilim. Ben karşı oy kullandığımı böbürlenerek anlattığım iddiasını kastederek bunun yalan olduğunu dile getirdim. Şahsın saygıya değer olmadığı ifadesi ile ilgili olarak kendisinin şahsi kanaatim saygıya değer olmadığı yönünde olduğundan dilekçem de bu ifadeyi kullandım. Saygı duymak zorunda değilim. Yukarıda detaylıca açıklardan hususlar ve şikâyet dilekçesindedir disiplinsizlik olarak atfedilen diğer beyanları da gerçeklerin bu olduğunu ve ancak bu şekilde durumu izah edebilecek olduğum için kullandım. Kendisini rencide etme, aşağılama ve küçük düşünme niyetinde değildim. Olayın daha iyi anlaşılması ve durumun daha net kavranması için yazdığım beyanlardır. Düzmece belge ifadesi ile ilgili olarak dosya içerisine müzekkere yanıtı olarak alınan Avukat İ.H.D’na ait tarafını şikâyet edildiği dilekçe olan 31.01.2023 tarihinde dilekçe eklerinde yer alan 5 numaralı ek olan belgenin imzasız usulsüz bir belge olduğunu düşünüyorum. Düzmece belge demekle kastım sunulan belgenin imzasız, mühürsüz, ve gerçeğe aykırı bir bayan içeren belge olmasıdır. … Sulh Hukuk Mahkemesi’nden gelen müzekkere yanıtından anlaşıldığı üzere şikâyetçi Avukat 2020/807 esas sayılı dosyada A.B vekilidir. Ancak bahse konu ek 5’in altında el yazısıyla yazılmış içerisinde 2020/807 esaslı dosyanın bulunduğu tablodaki hiçbir dosyada vekil kaydının olmadığı ibaresi yazılıdır. Bu gerçeğe aykırı olduğu için düzmece belge ifadesini kullandım. Bununla ilgili savcılığa suç duyurusunda da bulundum. Yağmurlu havada bir bardak su verilmeyecektir sözü ile ilgili olarak şikâyetçi avukatla daha önceden bir husumetim yoktu. Durduğun yerde gelmiş beni şikâyet etmiş ben kendisinden bir sorunu var ise benimle konuşmasını beklerdim. Bunu yapmadığını görünce biz aramızdaki konulara çay, kahve ikram etmeye de lüzum yoktur. Bir başkası mı yoksa kendisini düzenlemiştir derken kastım bu durumu açıklama maksadıyladır. Ek-5 belgesini kimin yazdığı belli değildir. Bu durum açıklamaya muhtaçtır, F.A’dan para kabul etmiş midir derken para kabul edildiyse kadının iddiaları doğru çıkacaktı. Benim de karşı oy kullanmakta olduğum anlaşılacaktı. Kadının şikâyeti ben para verdim davama bakmadı şeklindeydi. Bu husus eğer doğruysa kendini yeterince aklanmamış hisseden şikâyetçi avukat zaten hiç aklanamayacaktı. Bu durumda da hakkımdaki şikâyeti yapamayacaktı. Konunun anlaşılması için zaruri ve gerekli bir beyandı. Ben bu şikâyet edilen hususları gazeteye televizyona basına vermedim. Herkesin görüp okuyup dinleyebileceği herhangi bir mecrada değil, savcılığa ve Baro’ya verdiğim savunma hakkım çerçevesinde yazmış olduğum soruşturması gizli olan kurumlara verdiğim beyanlardır. Dilekçe hakkımdır savunma hakkımdır, kaldı ki aramızdaki bu ifadeler avukatlık icra ederken verdiğimiz dilekçeler değildir. Baro organları üzerinde peşinen bir baskı oluşturma ve mesleki mobbing ifadelerim ile ilgili olarak 31.01.2023 tarihli baroya vermiş olduğu hakkımdaki şikâyet dilekçesinde sonuç ve istem kısmında şikâyetçi Avukat başvurunun üstünün örtülmemesine, şahısların cezalandırılması için yasaların bana verdiği tüm hukuk yollarını sonuna kadar kullanacağını bilinmesini ifadesini kastederek söyledim. Bunların şikâyet dilekçesinden belirtilmesine gerek yoktur aksine bu ifadeler kullanılarak baro organları üzerinde mobbing ve baskı uygulanmaya çalıştığı görülmektedir. Ben disiplin suçu işlemedim hakkımda öncelikle görevsizlik esasa ilişkin karar verecekseniz ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesini talep ederim.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
İncelenen dosya kapsamından, Baro Yönetim Kurulu’nun 14.11.2023 günlü toplantısında, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 5, 11 ve 27. maddesi uyarınca şikâyetli hakkında disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Talep gibi incelemenin duruşmalı yapıldığı, Baro Disiplin Kurulu’nca, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 107. Maddesi uyarınca ‘Disiplin kurulunun görevi, baro yönetim kurulunun disiplin kovuşturması açılmasına dair kararı üzerine avukatlar hakkında disiplin kovuşturması yaparak disiplinle ilgili kararları ve cezaları vermek ve kanunla verilen diğer yetkileri kullanmaktır.’ Bu düzenleme dikkate alındığında mevcut dosya … Barosu Yönetim Kurulu’nun 14.11.2023 tarih ve 73 sayılı kararı ile kurulumuza gönderilmiştir. Bu bilgiler ışığında … Barosu Disiplin Kurulu 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 107. maddesi uyarınca görevlidir. Bu nedenle şikâyetlinin görevsizlikten reddedilmesi talebinin reddine karar vermek icap etmektedir. Kurulumuzca dosya içerisindeki iddialar, savunmalar ve duruşmada alınan taraf beyanı incelenmiştir. Yapılan incelemede şikâyetlinin … Barosu Başkanlığı’na 02.03.2023 tarihinde vermiş olduğu savunma mahiyetindeki dilekçesinde iş bu kararın ‘İddia’ kenar başlıklı kısmında detaylıca belirtilmiş olan ‘Bu yalandır. …Bu şahıs bu saygıya değer birisi değil imiş’, ‘yaşlılığında verdiği etki’, ‘alınganlık göstererek’, ‘Madem öyle yapmıştır artık yağmurlu havada kendisinden bir bardak su esirgenecektir’, ‘…kendi kafasında kurarak’, ‘gördüğüm gibi yalanlara başvurarak’, ‘basit bahanelerle’, ‘Düzmece belge ile bizi suçlamakta ve kendini aklamaya çalışmaktadır…’ şeklindeki yazılı beyanlarının şikâyetçiye hitaben yazılı olarak kullanıldığı … Barosu Başkanlığı’na yazılan müzekkereye müteakip gelen müzekkere yanıtında sabit olduğu görülmüştür. Taraf duruşmada bu şekilde dinlendiğinde öncelikle sözlerin kullanıldığını kabul ettiği Tüm dosya muhteviyatında bulunan iddia, savunma ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde sarf edilen sözlerin şikâyetlinin kendini savunma amacına hizmet etmediği anlaşılmıştır. Bu doğrultuda sarf edilen bu sözlerin küçük düşürücü nitelikteki kişisel görüş belirtme mahiyetinde olduğu açıktır…Barosu Yönetim Kurulunun 14.11.2023 tarih ve 73 sayılı sevk kararında yer alan sevk maddelerinden Avukatlık Meslek Kuralları madde 27 hiçbir avukatın, herhangi bir meslektaşı özellikle hasım vekili meslektaşı hakkında küçük düşürücü nitelikteki kişisel görüşlerini açıkça belirtemeyeceğini düzenlemiştir. Bu açık kural nezdinde sarf edildiği sabit olan, savunma mahiyetinden bağımsız, savunma sınırlarını aşan küçük düşürücü bu ifadelerin … Barosu Başkanlığı’na ibraz edilen dilekçede kullanılmış olması disiplinsizlik teşkil etmektedir. Aynı zamanda sarf edilen bu sözler Avukatlık Meslek Kuralları madde 4 kapsamında şikâyetçi avukatın meslek itibarını zedeleyecek nitelikte bir tutum olduğu ve böylece 11.maddede düzenlenen mesleki dayanışma ve düzen gereklerine de aykırılık oluşturduğu açıktır. Her ne kadar şikâyetli avukat tüm savunmalarında bu sözlerin vekalet ilişkisi içerinde bir avukata vekalet görevini yaparken gerçekleştirilmiş beyanlar olmadığı savunmasında olsa da Avukatlık Meslek Kuralları madde 5 kapsamında düzenlenmiş olan avukat, yazarken de konuşurken de düşüncelerini olgun ve objektif bir biçimde açıklamalıdır. Mesleki çalışmasında avukat, hukukla ve yasalarla ilgisiz açıklamalardan kaçınmalıdır. Bu kural dikkate alındığında bir avukatın düşüncelerini açıklarken herhangi bir vekalet görevini yaparken veyahut bu telden başkaca bir halde olup olmaması ayrımının olmadığı anlaşılmaktadır. Her halükârda böyle bir eylemin disiplinsizlik oluşturduğu sonucuna varılmaktadır.” gerekçesiyle karar verildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde ceza olmadığı,
Şikâyetli avukatın 25.10.2024 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, usul itirazları olduğunu, muhakkik raporunun kendisine tebliğ edilmediğini, ayrıca muhakkikin oylamaya katılmasının yasaya aykırı olduğunu, sözlü savunması yedek üye tarafından alınmışken asıl üyenin karar vermesinin usule aykırı olduğunu, incelemeye konu beyanları savunma dilekçesi verdiği esnada kullandığını, Baro’nun bu beyanları incelemede görevli olmadığını, beyanların savunma kapsamında kaldığını, savunma dilekçesi ile suçlanacaksa dilekçe yazmadan nasıl kendini savunacağını bilmediğini belirterek kararın kaldırılmasını, görevsizlik nedeniyle dosyanın Barosuna iade edilmesini ve hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesini talep ettiği,
Usulüne uygun tebligata rağmen itiraza cevap verilmediği görülmektedir.
Şikâyetli avukatın itirazı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Görevsizlik itirazı bakımından;
Anayasa’nın 135. maddesinin, “
Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzelkişilikleridir.
” hükmü gereğince, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının üyeleri üzerinde disiplin yetkisinin bulunduğu, yine 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 107. maddesinde yer alan “
Disiplin kurulunun görevi, baro yönetim kurulunun disiplin kovuşturması açılmasına dair kararı üzerine avukatlar hakkında disiplin kovuşturması yaparak disiplinle ilgili kararları ve cezaları vermek ve kanunla verilen diğer yetkileri kullanmaktır.
” şeklindeki düzenleme gereği, avukatlar hakkında disiplin kovuşturması yapılabileceği izahtan varestedir.
Bu yasal çerçevede Disiplin Kurullarının, Baro Yönetim Kurullarınca açılan kovuşturmalar bakımından görevli oldukları hususunda hiçbir tereddüt bulunmamaktadır.
Bu durumda, Baro Disiplin Kurullarının ve Kurulumuzun yargılama görev hakkını, Anayasa ve Avukatlık Kanunu’ndan aldığı, bu hususun itiraza tabii olmadığı görülmekle, Baro Disiplin Kurulunca verilen “Görevsizlik İtirazının Reddine” dair kararın kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Öte yandan, dosya esası bakımından yapılan incelemede;
Şikâyetli avukatın Barosuna ve savcılığa sunduğu dilekçelerde şikâyetçiye hitaben kullandığı “yalancı”, “saygıya değer olmayan”, “yağmurlu havada bir bardak su verilmeyecektir”, “düzmece belge” gibi ifadelerin savunma sınırlarını aştığı, meslektaşını küçük düşürücü nitelikte olduğu, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 4, 5, 11 ve 27. maddelerine aykırılık teşkil ettiği anlaşılmaktadır. Avukatlık mesleğinin onur ve vakarına uygun düşmeyen, meslektaşın kişilik haklarını zedeleyen bu tür ifadeler, savunma hakkı kapsamında değerlendirilse dahi, ölçülülük ilkesini aşan, kişiselleştirilmiş ve mesleki dayanışmayı zedeleyen beyanlardır.
Kurulumuzun yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere, hakkında ortaya çıkarılmasında etkili olmayan, mevcut hukuki uyuşmazlıkla ilgisiz, meslektaşın onurunu zedeleyici, küçültücü nitelikte söz ve beyanların savunma sınırları içinde değerlendirilmesi mümkün değildir.
Somut olayda şikâyetlinin, dilekçelerinde kullandığı ifadeler, avukatlık meslek onuruna ve meslektaşlar arası saygı ilkesine aykırı olup, mesleğin saygınlığını zedelemiştir. Bu nedenle disiplin kurulunca verilen uyarma cezası yerinde ve hukuka uygundur.
Açıklanan nedenlerle, Anayasa ve Avukatlık Kanunu’nun açık hükümleri karşısında, “Görevsizlik İtirazının Reddine” dair kararın kaldırılarak ve Şikâyetlinin “Uyarma Cezası ile Cezalandırılmasına” dair kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-Şikâyetli avukatın itirazının reddine, … Barosu Disiplin Kurulu’nun “Görevsizlik İtirazının Reddine” dair kararının
KALDIRILMASINA,
2-Şikâyetlinin
“Uyarma Cezası ile Cezalandırılmasına”
ilişkin 03.10.2024 gün ve 2023/2 Esas, 2024/2 Karar sayılı kararının
ONANMASINA,
2-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,
Oybirliği ile karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe