TBB Disiplin Kurulu Kararı – E. 2025/128 K. 2025/210

Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1993

Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.

İlgili AVK maddeleri: AVK Madde 34, AVK Madde 134, AVK Madde 136
[ÖZET] Her ne kadar şikâyetlinin eylemi, Avukatlık Kanunu’nun 136/1.maddesi gereğince kınama cezasını gerektirmekteyse de şikâyetlinin disiplin sicil özetinde tekerrüre esas kınama cezasının olduğu görülmekle, Avukatlık Kanunu’nun 136/2.maddesi gereğince altıncı kısma giren eylemler nedeniyle her yeni suç için bir öncekinden daha ağır bir cezanın verilmesi gerekeceğinden, şikâyetli avukatın para cezası ile cezalandırılması gerekmektedir. Şikâyetlinin eylem tarihi (08.11.2022) itibariyle, takdiren, 85,00 TL ile 1.290,00 TL arasında para cezası ile cezalandırılabileceği görülmekle, itirazın kabulü ile kararın kaldırılmasına şikâyetli avukatın alt sınırdan para cezası ile cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir.
(Av. Yas. m. 34, 134,136/2  TBB Mes. Kur. m. 3,4 )

[KARAR METNİ] Şikâyetli avukat hakkında; Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 23.03.2023 günlü “Olur”u ile; “Sanık B.G. müdafi sıfatıyla takip ettiği, müştekinin mübaşir olarak görev yaptığı, … 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/228 esasına kayden görülen kamu davasının 08.11.2022 tarihli duruşmasının katılan vekilinin yazılı, kendisinin ise sözlü talepleri doğrultusunda bir müddet bekletilmesi akabinde, dosyadaki diğer tarafların ve tanıkların gelmesi sebebiyle daha fazla bekletilmeyerek mahkeme hâkimince yokluğunda celse açılıp müvekkili sanık hakkında hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasına dair karar verildikten sonra, 2022/398 esasına kayden görülen başka davanın duruşması başlayacağı sırada, bir kısım usulsüzlükler yaptığı,
Bu cümleden olarak;
1-Duruşma salonuna girerek mahkeme hâkimine hitaben yüksek sesle ‘Benim ağır cezada duruşmam vardı, ben bunu mübaşire söyledim, neden duruşmayı bekletmediniz, ben müvekkile nasıl hesap vereceğim, ben duruşmaya gelmişim, savunma almadan karar veriyorsunuz.’ şeklinde sözler söylediği,
2-Duruşma salonuna girip hâkime hitaben bir kısım sözler söyledikten sonra duruşma salonundan çıkarmaya davet eden müşteki mübaşirle aralarında yaşanan tartışma sırasında şikâyetçiye yönelik olarak;
a- ‘Bunlar yüzünden, ben sana söylemedim mi, 40 yıllık mübaşirsin, acemi gibi davranıyorsun, eşeklik sende.’, ‘Dayaklıksın.’, ‘Tokadı hak ettin.’, ‘Terbiyesizsin.’ şeklinde sözler söylediği,
b-Ellerini kaldırarak vurmaya kalkıştığı” iddiası bakımından soruşturma izni verilmesi üzerine başlatılan disiplin davasında, ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Şikâyetli avukat savunmalarında özetle; … Barosu’na bağlı 33 yıldır avukatlık yaptığını, şikâyetçiyi meslek hayatına başladığı ilk yıllardan tanıdığını kendisiyle olay gününe kadar hiçbir tartışma, çekişme ve husumetinin olmadığını, dava konusu olayların olduğu gün … 2. Ağır Ceza Mahkemesi 2022/162 esas sayılı dava dosyası ve yine … 2. Asliye Ceza Mahkemesi 2021/228 sayılı dava dosyasının duruşmalarının olduğu, … 2. Asliye Ceza Mahkemesi dosyası duruşma saatinin 10:10 olarak belirlendiği, … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin duruşma saatinin de 10:00-10:30 arası olduğu, saat 10:10’da … 2. Asliye Ceza Mahkemesi salonu önünde beklemeye başladığını, saat 10:30 olmasına rağmen sıranın gelmediğini, … 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya girmesi halinde tanık da  dinleneceği için uzun sürme ihtimali bulunduğunu, bunun için önce 2.Asliye Ceza Mahkemesi duruşmasına girip sonra aşağı katta bulunan Ağır Ceza Mahkemesi duruşmasına girmeyi amaçladığını, bu sırada duruşma salonu önünde mübaşir şikâyetçi H. K.’ya durumu anlattığını, dosyasının kararlık olduğunu ve savunma yapması gerektiğini, 2. Ağır Ceza duruşmasına girmesi halinde uzun sürebileceğini, dosyanın bekletilmesini talep ettiği, şikâyetçinin “Sen Ağır Ceza’ya gir gel, burada işimiz uzun, çok dosya var bekleriz.” dediğini bu konuşma sonrası Ağır Ceza Mahkemesi’nin duruşmasına geçtiğini, Ağır Ceza Mahkemesi’nde duruşmasının biter bitmez … 2. Asliye Ceza Mahkemesi duruşma salonuna çıktığını, salon kapısında şikâyetçi mübaşire geldiğini söylediğini, şikâyetçinin kendisine “dosyanı aldık, dosyan karara çıktı” dediğini, duruşma salonuna girip durumu hakime anlattığını, mahkeme hakiminin “istinaf edersiniz” dediğini, yaşadığı durumun avukatlık mesleğini, savunmayı aşağılar tavırda olduğunu, bu tavırlar üzerine şikâyetçiye hiçbir sorumluluk ve üzüntü duymamanın eşeklik olduğunu, bunu yapanın da sopalık olduğunu söylemiş olabileceğini, bu sözlerdeki kastının davranış biçimine karşı eleştiri niteliğinde olduğu, şahısların kişiye dair bir söylem olmadığını, yapılan haksızlığa karşı tepkisini şikâyetçi tarafından kişiyle ilgili olarak algılanmışsa da bundan üzüntü duyacağını, hakaret etme kastıyla hareket etmediğini, tehdit etmediğini, arasındaki dostluğa dayalı olarak sitem ve eleştiriden başka bir durum olmadığını, duruşmaya girememesi nedeniyle müvekkilini utanarak aradığını, olup biteni izah ettiğini, suçlamaları kabul etmediğini beyan etmiştir.
İncelenen dosya kapsamında; Baro Yönetim Kurulu’nun 14.11.2023 günlü toplantısında şikâyetli avukat hakkında disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Şikâyetli avukatın disiplin kovuşturmasına konu eylemi nedeniyle, “Hakaret” ve “Basit Yaralama” suçundan cezalandırılması istemiyle … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2023/56 esasına kayden açılan kamu davasında, Mahkemenin 08.05.2024 gün ve 2024/56 karar sayılı ilamı ile; sanık şikâyetli avukatın,
1- “Kamu Görevlisine Görevinden Dolayı Alenen Hakaret” suçu bakımından eylemine uyan TCK’nın 125/3-a, 125/4, 62/1-2, 52/2 ve 52/4.maddesi gereğince neticeten 7.080 TL Adli Para Cezası ile Cezalandırılmasına ve CMK’nın 231/5 maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği,
2- “Kasten Yaralama” suçu bakımından eylemine uyan TCK’nın 86/2-1, 86/3-c, 35/1-2, 62/1-2, 52/2 ve 52/4.maddesi gereğince neticeten 1.500 TL Adli Para Cezası ile Cezalandırılmasına ve CMK’nın 231/5 maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği,
Her bir kararın itiraz edilmeden 06.06.2024 günü kesinleştiği,
Mahkemenin; “Dosya kapsamında sanığın 14.04.2023 tarihli savunma dilekçesinde bahsi geçen ifadelerde bulunduğuna, 27.02.2024 tarihli savunma dilekçesinde katılanın yaşanan olay nedeniyle üzüntü ve sorumluluk duymamasının eşeklik olduğunu ve bunu yapanın da sopalık olduğunu söylemiş olabileceğine yönelik beyanları ile kovuşturma aşamasında mahkememiz duruşmasında alınan savunmalarında duruşma salonunda iken müştekiye hitaben ‘senin yaptığın eşşeklik, bunu yapan da sopalık’ şeklinde söz söylemiş olabilirim şeklindeki beyanlarda bulunduğu, dosya arasında bulunan 08.11.2022 tarihli Tutanakta da sanık M.G.’nin mahkeme mübaşiri katılana yönelik olarak ‘bunlar yüzünden ben sana söylemedim mi, 40 yıllık mübaşirsin, acemi gibi davranıyorsun, eşeklik sende, dayaklıksın, tokadı hakettin’ şeklinde sözler söylediği ve duruşma salonu dışarısında tanık, sanık ile katılanın arasına girdiği hususlarının tutanak altına alındığı, tutanak altında imzası bulunan ve olaya şahitlik eden tanıklar tarafından da tutanak içeriğinin doğrulandığı, tanığın talimat ile alınan beyanında düzenlenen tutanak içeriğinin doğru olduğunu, olay günü sanığın mahkeme mübaşirine hitaben ‘bunlar yüzünden ben sana söylemedim mi, 40 yıllık mübaşirsin, acemi gibi davranıyorsun, eşeklik sende, dayaklıksın, tokadı hakettin’ şeklinde sözler söylediğini, diğer tanığın mahkememiz duruşmasında alınan beyanında sanık avukat müştekiye ‘eşşeklik sende, sen dayağı hakettin veya dayaklıksın’ tarzında bir şeyler söylediğini bizzat duyduğunu, bu söylemlerini duruşma salonu içerisinde söylemeye başladığını, duruşma salonu dışına çıkana kadar da söylemlerine devam ettiğini beyan ettiği, yine olay tanıklarından A. Ö.’nün soruşturma aşamasındaki beyanları ile de uyumlu kovuşturma aşamasında mahkememiz duruşmasındaki beyanlarında mahkeme mübaşiri ile avukat bey duruşma salonu dışına çıkarken avukatın mübaşire ‘tam dayaklıksın, senin suçun dediğini ben açıkça duydum, bu sözü söylerken tam benim yanımdan geçiyorlardı, daha sonrasında ikisi dışarı çıktı ve dışarıdan bazı gürültü sesleri duydum, duruşma salonu kapası yarım açık olduğundan dışarıdan gelen arbede ve itiş kakış seslerini duydum, ancak görmedim’ şeklinde beyanda bulunduğu, diğer görgü tanığının soruşturma aşamasındaki beyanları ile de uyumlu kovuşturma aşamasında mahkememiz duruşmasındaki beyanlarında tartışma sırasında sanık avukatın mahkeme mübaşirine ‘eşeksin, siktir git’ şeklinde söz söylediğini duydum, ayrıca bu tartışma sırasında yaşanan arbedede sanık avukat mübaşirin üzerine yürüdü, ben araya girdim, sanık avukatın mübaşire karşı herhangi bir eylemi olmadı, şeklinde beyanda bulunduğu, her ne kadar sanık tarafından sarf ettiği sözlerin katılanın şahsına yönelik olmadığı ve içerisinde bulunduğu duruma dair olduğu ileri sürülmüş olsa da sanığın söylemlerinin doğrudan katılanın şahsiyetine yönelik olduğu, sanığın katılan ile duruşmanın bekletilmesi ve kendisine haber verilmesi hususunda yaşadığı tartışma neticesinde katılanın haber vermeme eylemini eşeklik olarak nitelendirmesi ve bu eylemi yapanın sopalık olduğunu söyleyerek edilgen cümle yapısı kurmasının ilgili sözlerin katılanın şahsına yönelik olduğunu değiştirmeyeceği ve bu durumun matufiyet unsurunu ortadan kaldırmayacağı, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2021/376 Esas – 2023/15502 sayılı ilamı ve Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2021/21991 Esas – 2024/2238 Karar sayılı ilamları ile yerleşik içtihatları göz önüne alınarak sanığın katılana yönelik ‘eşeklik sende’ sözünü katılanın mübaşir olarak ifa ettiği kamu görevinden kaynaklı olarak sarf ettiği görülerek sanığın üzerine atılı TCK’nın 125/3-a maddesinde düzenlenen kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçunu işlediği mahkememizce sabit görülmüştür.
Sanığın söz konusu eylemini aleni olarak kabul edilen duruşma salonu içerisinde gerçekleştirdiği anlaşılmakla hakkında TCK’nın 125/4 maddesi uyarınca arttırım yoluna gidilmiştir.
Dosya kapsamında katılanın sanığa yönelik herhangi bir hakaret veya haksız tahrik içeren eylemi bulunmadığı anlaşılmakla sanık hakkında karşılıklı hakaret veya haksız tahrik hükümlerinin uygulanma koşulları oluşmadığından karşılıklı hakaret ve haksız tahrik hükümleri tatbik edilmemiştir.
Sanığın katılana yönelik olarak ‘dayaklıksın, dayağı hak ettin’ sözünü söylemesi nedeniyle hakkında tehdit suçundan cezalandırılması amacıyla kamu davası açılmış ise de; tanığın soruşturma ve kovuşturma aşamasında uyumlu beyanlarında duruşma salonunun dışında arbede seslerini duyduğunu beyan ettiği, diğer tanığın da soruşturma ve kovuşturma aşamasındaki uyumlu beyanlarında sanık avukatın katılanın üzerine yürümesinin ve elinin kaldırmasının ardından kendisinin araya girdiğini beyan ettiği, katılanın soruşturma aşamasındaki beyanının da tanıklar beyanları ile uyumlu olduğu, bu haliyle sanığın tehdit içeren sözlerin yaralama eyleminin irade açıklaması şeklinde gerçekleştiği ve tehdit kastının bulunmadığı, eylemin bir bütün halinde basit yaralamaya teşebbüs suçunu oluşturduğu anlaşılmakla sanığın yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle katılana yönelik elini kaldırarak ‘dayaklıksın, dayağı hak ettin’ şeklinde söylemde bulunması eylemi bakımından TCK’nın 86/2-1.cümle maddesi düzenlenen basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek derecede kasten yaralama suçunu işlediği mahkememizce sabit görülmüştür.
Sanığın eylemini mağdurun yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle işlemiş olduğu anlaşılmakla hakkında TCK’nın 86/3-c maddesi uyarınca arttırım yoluna gidilmiştir.
Sanığın eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı anlaşılmakla hakkında TCK’nın 35/1-2 maddesi tatbik edilmiştir.” gerekçesiyle karar verdiği,
Baro Disiplin Kurulu’nca “…Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının ‘adil yargılanma hakkı’ başlığı altında ‘masumiyet karinesi’ çerçevesinde de incelenmesi gerekir Anayasa’nın 38/4. Maddesi gereğince ‘suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz’. Masumiyet karinesi, kural olarak hakkında suç isnadı bulunan ve henüz mahkûmiyet kararı verilmemiş kişiler için geçerli bir ilkedir. Bu nedenle HAGB kararlarında da masumiyet karinesinin korunmasının geçerli olacağı açıktır. Anayasa Mahkemesi HAGB kararları açısından yaptığı incelemede kişi hakkında verilmiş bir ceza hükmü bulunmadığından idari yargı mercilerince masumiyet karinesi ilkesi altında inceleme yapılması gerektiğini söylemektedir. Ceza davasına konu eylemler nedeniyle devam eden idari uyuşmazlıklarda HAGB kararma dayanılmasını masumiyet karinesine müdahale olarak yorumlamaktadır. Avrupa insan Hakları Mahkemesi de Türkiye aleyhine verdiği kararda, verilen hükmün kesin hüküm içermediğini, kesin hüküm içerse de bu hükmün mahkûmiyet hükmü olmadığını ve bu nedenle masumiyet karinesinin ihlal edildiğine karar vermiştir. (AHİM 28.08.2012 T.,Başvuru No:4062/07)
Belirtilen nedenlerle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının şikâyetli avukat hakkında Avukatlık Kanunu madde 135’te sayılan disiplin cezalarına dayanak yapılması Anaysa ve AİHS ile güvence altına alınan adil yargılanma hakkı temelinde masumiyet karinesine aykırı olduğu kanaati ve diğer açıklanan nedenlerle aşağıdaki gibi karar verilmiştir.”  gerekçesiyle karar verildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde eylem tarihi itibariyle (08.11.2022), Avukatlık Kanunu’nun 136/1.maddesi gereğince tekerrüre esas 13.04.2018 kesinleşme tarihli kınama cezasının olduğu,
… Cumhuriyet Başsavcılığının 15.01.2025 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, şikâyetli hakkında … 2. Asliye Ceza Mahkemesince düzenlenen tutanak, müşteki beyanı, tanık beyanları ve … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin kararı ile kamu görevlisine görevinden alenen hakaret ve kasten yaralama eylemlerinin sabit olduğunu, bu bakımdan avukat hakkında verilen kararın usul ve yasaya uygun olmadığı düşüncesiyle mezkûr karara itiraz edildiği,
Usulüne uygun tebligata rağmen itiraza cevap verilmediği görülmektedir.
… Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Şikâyetli avukat, şikâyetçiye hitaben “Bunlar yüzünden, ben sana söylemedim mi, 40 yıllık mübaşirsin, acemi gibi davranıyorsun, eşeklik sende.”, “Dayaklıksın.”, “Tokadı hak ettin.”, “Terbiyesizsin.” Şeklinde sözler söyleyip, basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralanmasına sebep olmuştur.
Avukatlık Kanunu’nun 34. maddesi, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler.”,
Avukatlık Kanunu’nun 134. maddesi, “Avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, mesleki çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında bu kanunda yazılı disiplin cezaları uygulanır.”,
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3. maddesi, “Avukat mesleki çalışmasını ve kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde ve işine tam bir sadakatle yürütür.”,
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 4. maddesi, “Avukat, mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmak zorundadır.” hükmünü amirdir.
Şikâyetlinin eylemi, avukatlık vakar ve ciddiyeti ile bağdaşmadığından ve yukarıda yer alan ilkelere aykırılık teşkil ettiğinden, disiplin cezasının gerektirmektedir.
Her ne kadar şikâyetlinin eylemi, Avukatlık Kanunu’nun 136/1.maddesi gereğince kınama cezasını gerektirmekteyse de şikâyetlinin disiplin sicil özetinde tekerrüre esas kınama cezasının olduğu görülmekle, Avukatlık Kanunu’nun 136/2.maddesi gereğince altıncı kısma giren eylemler nedeniyle her yeni suç için bir öncekinden daha ağır bir cezanın verilmesi gerekeceğinden, şikâyetli avukatın para cezası ile cezalandırılması gerekmektedir. Şikâyetlinin eylem tarihi (08.11.2022) itibariyle, takdiren, 85,00 TL ile 1.290,00 TL arasında para cezası ile cezalandırılabileceği görülmekle, itirazın kabulü ile kararın kaldırılmasına şikâyetli avukatın alt sınırdan para cezası ile cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-… Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazının kabulüne, … Barosu Disiplin Kurulu’nun
“Disiplin Cezası Verilmesine Yer Olmadığına”
ilişkin 11.12.2024 gün ve 2023/7 Esas, 2024/6 Karar sayılı kararının
KALDIRILMASINA,
Şikâyetli avukatın
85,00 TL PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
2-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,
Katılanların oybirliği ile karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 11 Nisan 2025
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!