TBB Disiplin Kurulu Kararı – E. 2025/312 K. 2025/428

Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1967

Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.

İlgili AVK maddeleri: AVK Madde 34, AVK Madde 134, AVK Madde 136
[ÖZET] * Olayda şikâyetli avukatın, açık bir maddi hata sonucu doğan ihtiyati tedbir kararının yanlış parsel üzerine uygulanmasına yol açtığı ve bu hatayı süresinde düzeltmeyerek vekil sıfatıyla sadakat ve özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı anlaşılmaktadır.
* Her ne kadar disiplin sicilinde daha önce verilmiş bir ceza bulunmasa da mevcut olayın sonuç doğurucu mahiyette olması, şikâyetçinin maddi ve manevi zarara uğradığını açıkça beyan etmesi ve vekil sıfatıyla davranan avukatın görevini gereği gibi yerine getirmemesi nedeniyle, şikâyetlinin eylemi, Avukatlık Kanunu’nun 136/1.maddesi gereğince, “davranışında kusurlu sayıldığının kendisine bildirilmesine” şeklinde Kanununda vücut bulan kınama cezasını gerektirdiğinden, itirazın kabulü ile kararın kaldırılmasına şikâyetli avukatın kınama cezası ile cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir.
(Av. Yas. m.34,134,136/1, TBB Mes.Kur.m.3,4)

[KARAR METNİ] Şikâyetli avukat hakkında; “Davacı müşteki vekili sıfatıyla, davalı … İnşaat Ltd. Şti. aleyhinde 30.01.2023 tarihinde ikâme ettiği, …2. Tüketici Mahkemesinin 2023/64 esasına kayden takip ettiği ‘tapu iptali ve tescil’ davası sırasında, davalı şirket adına kayıtlı ‘… ili, … ilçesi, … mahallesi 12531 ada, 4 parsel, 16 nolu bağımsız bölümde kain’ taşınmaza, ihtiyati tedbir uygulanması yönünde talepte bulunması gerekirken, hatalı şekilde ‘12532 ada’ olarak bildirmesi sebebiyle, mahkemece 02.02.2023 tarihli ara kararla verilen ihtiyati tedbir kararının uygulanmamasına, bu şekilde dava konusu taşınmazın 30.03.2023 tarihinde üçüncü şahsa devredilmesine ve şikâyetçinin mağduriyetine neden olduğu” iddiası bakımından başlatılan disiplin davasında, ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Şikâyetli avukat savunmasında özetle, şikâyetçinin beyanlarının asılsız olduğunu, dairenin tapusunun üçüncü kişiye devredildiğini öğrendikten sonra birçok kez yüz yüze ve telefonla şikâyetçi ile görüştüğünü, görüşmelerde üçüncü kişinin iyi niyetli olup olmadığını, iyi niyetli olmayıp hileli satışın tarafı konumunda olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, aksi halde iyi niyetli üçüncü kişiye karşı tapu tescili davası açılması neticesinde davanın kaybedilme riskinin yüksek olacağının izah edildiğini, davanın dairenin bedelinin talep edilmesi yönünde yani bedele dönüştürülmesine kararlaştırdıklarını, şikâyetçinin de son katıldığı duruşmada kendisiyle beraber iştirak ettiğini ve davayı bedele dönüştürmek için süre alındığında yanında olduğunu, o esnada beyanlarına hiçbir itirazda bulunmadığını, davayı takip ve duruşmalara girme konusunda bir ihmal olmadığı gibi hiçbir şekilde kötü niyetli bir davranışının olmadığını, sadece dava dilekçesinde ekli ve aynı yerde olan iki dairenin birinde parsel numarasında maddi hata yapıldığını ancak hazırlanan dava dilekçesi şikâyetçiye gönderildiği gibi mahkeme dosyasına da sözleşme ve eklerinin eklendiğini beyan etmiştir.
İncelenen dosya kapsamında; Baro Yönetim Kurulu’nun 12.06.2024 günlü toplantısında şikâyetli hakkında disiplin kovuşturması açılmasına yer olmadığına karar verildiği, vaki itirazın Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu’nun 15.11.2024 günlü kararı ile kabul edilmesi üzerine; Baro Yönetim Kurulu’nun 27.11.2024 günlü toplantısında Avukatlık Kanunu’nun 34, 134 ve Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3 ve 4. maddesi uyarınca değerlendirme yapılmak üzere disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Disiplin yargılamasına konu eylem nedeniyle Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 23.11.2023 günlü “Olur”u ile şikâyetli avukat hakkında soruşturma izni verilmediği,
Baro Disiplin Kurulu’nca, “Dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde şikâyetli avukatın yürüttüğü süreçle ilgili şikâyetçinin herhangi bir zararına sebep olmadığı sabittir. Dolayısıyla yürütülen vekillik görevi ile ilgili mesleki icrasında 1136 sayılı Avukatlık Yasasının 34. Maddesi ile Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları 3 ve 4. maddelerine aykırı bir yön bulunmadığı değerlendirme ve gerekçeleri ile şikâyetli avukat hakkında disiplin cezası verilmesine mahal olmadığına şeklinde karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.” gerekçesiyle ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiği
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde ceza olmadığı,
Şikâyetçinin 06.03.2025 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, şikâyetli avukatın gerçekleştirdiği eylemin sehven olduğu düşünülse bile … Kaymakamlığı Tapu Müdürlüğü’nün ihtiyati tedbir konulamadığını 08.02.2023 tarihinde dosyaya bildirdiğini, satış tarihi olan 30.03.2023 tarihine kadar geçen sürede şikâyetli avukatın maddi hatasını düzeltmediğini ve bu sebeple taşınmazın üçüncü bir kişiye satılmasına sebebiyet verdiğini, taşınmazın üçüncü kişiye satışının telafisi imkansız zararlara sebebiyet olduğunu, tapuyu alabilmesi garanti iken tazminatı müteahhitten tahsil edebileceğinin bile belli olmadığını, alsa bile faizinin daireye kıyasla düşük kalacağını, yaşlı ve hasta olduğunu, müteahhidin vereceği dairenin oturduğu daireye komşu olacağını, bu sayede oğlu ve gelininin burada oturup kendisine bakabileceğini, şimdi ise böyle bir durumun gerçekleşemeyeceğini, şikâyetlinin eylemi nedeniyle maddi ve manevi kayıpları olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve şikâyetlinin cezalandırılmasını talep ettiği,
Şikâyetli avukatın 27.03.2025 kayıt tarihli itiraza cevap dilekçesinde özetle, önceki savunmasını aynen tekrarla, dava açılmadan önce şikâyetçinin isteği ve telkinleri ile karşı tarafa tapu kaydının verilmemesi halinde dava açılacağına dair ihtar çekildiğini, karşı tarafın herhangi bir şekilde tapu devri söz konusu değilken ve şikâyetçi tarafın bu yönde bir talebi yok iken, daire yerine bedel talebi söz konusu iken, azilname çekmeden önce talebi ve isteği bu yönde iken sonraki aşamalarda ve her itirazda farklı gerekçelerle haksız ve dayanaksız olarak itirazlarda bulunduğunu belirterek itirazın reddi ile kararın onanmasını talep ettiği görülmektedir.
Dosya kapsamı ve taraf beyanları birlikte değerlendirildiğinde, şikâyetli avukatın vekil sıfatıyla yürüttüğü “tapu iptal ve tescil” davasında, dava konusu taşınmazın parsel numarasını yanlış beyan ederek mahkemenin tedbir talebini hatalı parsel üzerinde değerlendirmesine sebebiyet verdiği sabittir. Bu hata sonucunda, taşınmaz üzerinde tedbir uygulanamamış ve taşınmaz üçüncü kişiye devredilerek şikâyetçi açısından telafisi güç sonuçlar doğmuştur.
Her ne kadar şikâyetli, bu hatanın maddi hata olduğunu, dava dilekçesi ekinde doğru belgelerin yer aldığını savunmuş ise de Tapu Müdürlüğü tarafından hatanın 08.02.2023 tarihinde mahkemeye bildirildiği, buna rağmen şikâyetli avukatın yaklaşık iki aylık süre boyunca gerekli düzeltmeyi yapmadığı ve bu ihmalkârlığın taşınmazın üçüncü kişiye devrine olanak sağladığı anlaşılmaktadır. Bu durum, şikâyetçinin vekili olarak yürütülen mesleki faaliyette özen ve dikkat yükümlülüğüne aykırılık teşkil etmektedir.
Avukatlık Kanunu’nun 34. maddesi uyarınca, avukatlar üstlendikleri görevleri, bu görevin kutsallığına yakışır şekilde özen, doğruluk ve onurla yerine getirmekle yükümlüdür. Ayrıca, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3. ve 4. maddelerinde yer alan düzenlemelere göre de avukatlar, görevlerini sadakat ve özenle yerine getirmek ve müvekkillerini zarara uğratacak davranışlardan kaçınmak zorundadır.
Olayda şikâyetli avukatın, açık bir maddi hata sonucu doğan ihtiyati tedbir kararının yanlış parsel üzerine uygulanmasına yol açtığı ve bu hatayı süresinde düzeltmeyerek vekil sıfatıyla sadakat ve özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan, her ne kadar disiplin sicilinde daha önce verilmiş bir ceza bulunmasa da mevcut olayın sonuç doğurucu mahiyette olması, şikâyetçinin maddi ve manevi zarara uğradığını açıkça beyan etmesi ve vekil sıfatıyla davranan avukatın görevini gereği gibi yerine getirmemesi nedeniyle, şikâyetlinin eylemi, Avukatlık Kanunu’nun 136/1.maddesi gereğince, “davranışında kusurlu sayıldığının kendisine bildirilmesine” şeklinde Kanununda vücut bulan kınama cezasını gerektirdiğinden, itirazın kabulü ile kararın kaldırılmasına şikâyetli avukatın kınama cezası ile cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir.
1-Şikayetçinin itirazının kabulüne, …Barosu Disiplin Kurulu’nun “
Disiplin Cezası Verilmesine Yer Olmadığına”
ilişkin 29.01.2025 gün ve 2024/77 Esas, 2025/12 Karar sayılı kararının
KALDIRILMASINA,
Şikâyetli avukatın
KINAMA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
2- Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,
Oy birliğiyle karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 11 Temmuz 2025
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!