Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1956
Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.
(Av. Yas. m.34,134,136/1, TBB Mes.Kur.m.3,4) [KARAR METNİ] Şikâyetli avukat hakkında; Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 16.02.2022 günlü “Olur”u ile; “Alacaklı müşteki vekili sıfatıyla, … 3. Aile Mahkemesinin 2012/717 esas sayılı dosyasında verilen 21.12.2012 tarihli ara karara istinaden, toplam 1.200,00Türk lirası birikmiş ve her ay 400,00Türk lirası tedbir nafakası alacağının tahsili amacıyla, aynı yer 4. İcra Müdürlüğünün 2012/15832 sayılı dosyası üzerinden yürüttüğü icra takibi sırasında, 24.01.2013 ilâ 24.08.2020 tarihli reddiyat makbuzları karşılığı toplam 33.250 Türk Lirası tahsil ettiği hâlde, tamamını şikâyetçiye vermeyerek uhdesinde tuttuğu gibi, sorumluluktan kurtulmak amacıyla 14.09.2020 tarihinde azledilmesinin ardından 25.09.2020 tarihli iki adet dekont karşılığı toplam 14.500.Türk Lirasını müştekiye ödenmek üzere icra müdürlüğüne gönderdiği” iddiası bakımından başlatılan disiplin davasında, eylem sabit görülerek ceza tayin edilmiştir.
Şikâyetli avukat savunmasında özetle; suçlamayı kabul etmediğini, şikâyetçinin boşanma davası dışında iş mahkemesinde ve sulh ceza mahkemesindeki davalarını da takip ettiğini ve şikâyetçinin bu işlemler nedeni ile kendisine borcu olduğunu, boşanma davasında tedbir nafakası bağlandığını ve icraya koyduğunu, alacaklarını nafaka alacağından tahsil edebileceğini şikâyetçinin söylediğini, şikâyetçi aleyhine sonuç doğuracak hiçbir işlem yapmadığını, boşanma davası sonuçlandıktan sonra kendisini kimsenin aramadığını kendisinin de dosyayı kaldırdığını, sonrasında bir avukatın kendisini arayarak nafaka bedellerini talep ettiğini, bunun üzerine dosyayı kontrol ettiğini, nafaka bedelinin kendi hesabına yattığını, ödeme günlerine göre faiz işleterek … hanıma ödenmek üzere, kendi alacaklarını tahsil edip, icra dosyasına iade ettiğini, hakkındaki ceza yargılamasının bekletici mesele yapılmasını, Kurul aksi kanaatte ise kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmesini talep etmiştir.
Disiplin yargılamasına konu eylem nedeniyle yargılandığı mahkemedeki savunmasında; “İddianamede belirtilen 33.250 TL benim hesabıma geçen para değildir, soruşturma aşamasında benim dosyaya yatırdığım meblağ dışında benim vekalet ücretimin hesaplanmasına dair bilirkişi raporu talep etmiştik, iddianamede belirtildiği şekilde 14.500 TL’yi müştekiye ödenmek üzere icra dosyasına göndermiştim, suçlamayı kabul etmem, 20 senedir aynı büroda avukatlık yapmaktayım. Üzerime atılı suçtan ötürü öncelikle beraatime karar verilmesini talep ederim, ancak mahkûmiyet karan verilecekse hakkımda lehe hükümlerin ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin daha önce uygulanmasını kabul etmemiş isem de bu aşamada hakkımda hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasını istiyorum” şeklinde beyanda bulunmuştur.
İncelenen dosya kapsamında; Baro Yönetim Kurulu’nun 21.03.2023 günlü toplantısında şikâyetli avukat hakkında disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Şikâyetli avukatın disiplin kovuşturmasına konu eylemi nedeniyle, “Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma” suçundan cezalandırılması istemiyle …17.Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/528 esasına kayden açılan kamu davasında, Mahkemenin 05.03.2024 gün ve 2024/123 karar sayılı ilamı ile; sanık şikâyetli avukatın eylemine uyan TCK’nın 155/2, 168/1, 62/1 ve 52/2 gereğince neticeden 3 Ay 10 gün Hapis ve 20,00TL Adli Para Cezası ile Cezalandırılmasına ve CMK’nın 231/5 maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın itirazın reddi üzerine 19.04.2024 günü kesinleştiği,
Mahkemenin; “İddia, sanık savunmaları, mağdur beyanları, bilirkişi raporu, …4.İcra Müdürlüğünün 2012/15832 esas sayılı dosyası ve tüm dosya kapsamından mahkememiz heyetince oluşan vicdani kanaate göre her ne kadar sanık savunmalarında üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiş ve mağdur yargılamanın son celsesinde soruşturma ve kovuşturma aşamasında önceki anlatımlarından farklılık içeren beyanlarda bulunmuş ise de, mağdurun değişen beyanlarına mahkememizce itibar edilmemiş ve mağdurun soruşturma ve kovuşturma aşamalarındaki alınan beyanları, temin edilen bilirkişi raporu içeriği birlikte gözetildiğinde avukat olan sanığın mağdura ödenmesi gereken nafakaya ilişkin bedellerin rüçhan hakkına bağlı bakiye alacağını da aşan miktarda uhdesinde tutmak suretiyle hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediğinin sabit olduğu, taraflar arasında uzlaştırma işleminin olumsuz sonuçlandığı mahkememizce kabul edilmiş, sanığın soruşturma aşamasında katılanın bilirkişi raporunda bildirilen alacaklarına ilişkin olarak toplamda 14.500 TL ödeme yapmış olduğu ve mağdurun alınan beyanlarında zararının karşılandığına ilişkin beyanları nazara alındığında sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına mahkememizce karar verilmiştir.” gerekçesiyle karar verdiği,
… 4.İcra Müdürlüğünün 2012/15832 esas sayılı dosyası ile …3.Aile Mahkemesinin 2012/717 esas sayılı dosyasının dosyamız içerisinde olduğu,
Baro Disiplin Kurulu’nca “Avukatlık Kanunu ve Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları, avukatın kolektif inanca ters düşecek ve bu inancı sarsacak davranışlardan kaçınması yükümlülüğünü düzenlenmiş olup avukat, mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmak zorundadır. Türkiye Barolar Birliğinin yerleşik kararlarına göre CMK 231/5 Maddesi uyarınca Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması kararları kesin hüküm niteliğinde olmadığından bu tür durumlarda disiplin cezası olarak kanunda belirtilen cezadan bir alt ceza verilmesi yönündeki uygulama yerleşmiştir. Bu sebeplerle Avukatlık Kanunu’nun 34, 134, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3 ve 4.maddeleri ile Avukatlık Kanunu 136/1. Maddeleri uyarınca aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.” gerekçesiyle karar verildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde ceza olmadığı,
Şikâyetli avukatın 09.10.2024 tarihli itiraz dilekçesinde özetle; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına atıf yapılarak verilen cezası kararının yok hükmünde olduğunu, ceza yargılamasında şikâyetçinin beyanlarının muğlak ve çelişkili olduğunu, ceza yargılamasında şikâyetçinin şikâyetinden vazgeçtiğini beyan ettiğini, kendisinin de şikâyetçiden alacakları olduğunu, icra dosyasından kendi hesabına gelen tahsilattan bu alacakları tahsil ettiğini, şikâyetçinin nafaka dosyası ile ilgili kendisini hiç aramadığını, talepte bulunmadığını ya da talimat vermediğini, bu nedenle de icra dosyasında hiçbir işlem yapmadığını, arayıp talepte bulunduğu zaman da icra dosyasına faizini de hesaplayarak ödeme yaptığını dolayısı ile şikâyetçinin zararına işlem yapmadığını beyan ederek, karara itiraz ettiği,
Usulüne uygun tebligata rağmen itiraza cevap verilmediği görülmüştür.
Şikâyetli avukatın itirazı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Şikâyetli avukat hakkında yürütülen disiplin kovuşturmasına konu olayda; …3.Aile Mahkemesi’nin 2012/717 esas sayılı dosyası üzerinden bağlanan nafaka alacaklarının, …4. İcra Müdürlüğü’nün 2012/15832 sayılı icra dosyası aracılığıyla tahsil edildiği; ancak vekil sıfatını haiz şikâyetli avukat tarafından icra dosyasına yatan toplam 33.250 TL’lik bedelin önemli bir kısmının şikâyetçiye verilmediği ve uhdesinde tutulduğu anlaşılmıştır.
Her ne kadar şikâyetli avukat, şikâyetçiden çeşitli dosyalara ilişkin vekâlet ücreti alacağı olduğunu, bu alacakları icra dosyasına gelen bedelden mahsup ettiğini iddia etmişse de gerek ceza mahkemesi kararında gerekse dosya kapsamındaki bilirkişi raporunda, bu iddiayı destekleyen açık bir mutabakat ya da yazılı bir belgeye rastlanmamış; aksine, avukatın icra dosyasına ilişkin işlem ve tahsilâtı tek taraflı olarak yürüttüğü anlaşılmıştır.
Ceza Mahkemesi kararı ile şikâyetlinin “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” suçunu işlediği sabit görülmüş ve hakkında TCK madde 155/2 kapsamında mahkûmiyet kararı verilmiş, CMK madde 231/5 uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Kurulumuzun, yerleşik içtihatlarına göre, HAGB kararı kesin hüküm niteliğinde olmamakla birlikte, eylemin sübuta erdiğine ve meslek etiğine aykırılık oluşturduğuna kanaat getirilmişse disiplin cezası verilmesini engellemez; yalnızca ceza takdirinde “bir alt ceza” ilkesinin gözetilmesi gerekir.
Avukatlık Kanunu’nun 34. ve 134. maddeleri ile Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3 ve 4. maddeleri, avukatın dürüstlük, güven ve mesleki itibar kurallarına uygun davranma yükümlülüğünü açıkça ortaya koymaktadır.
Eldeki olayda, tahsil edilen meblağın bir kısmı yalnızca azil sonrası ve sorumluluktan kurtulma amacıyla icra dosyasına yatırılmıştır.
Şikâyetli avukatın disiplin sicilinde herhangi bir cezanın bulunmaması ve ceza yargılaması sonucunda etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmış olması lehine değerlendirilmiş, bu nedenle Baro Disiplin Kurulu tarafından Avukatlık Kanunu uyarınca alt ceza uygulanarak hüküm kurulmuştur.
Dosyada yer alan itiraz dilekçesinde ileri sürülen hususlar, esasen daha önceki savunmaların tekrarından ibaret olup, somut ve yeni delil sunulmamıştır. Şikâyetçinin zararına işlem yapılmadığına dair iddia, ceza yargılaması ve bilirkişi incelemesi ile çürütülmüş; zararın doğduğu ve bir kısmının sonradan iade edildiği mahkeme kararında da sabit kabul edilmiştir.
Bu itibarla; dosya kapsamı, taraf beyanları, ceza mahkemesi kararı ve Kurulumuzun yerleşik içtihatları birlikte değerlendirildiğinde, Baro Disiplin Kurulu’nun verdiği karar hukuka ve usule uygun olup, dosyaya yansıyan delillerin değerlendirilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden, itirazın reddi ile kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-Şikâyetlinin itirazının reddine, …Barosu Disiplin Kurulu’nun Şikâyetlinin
“3 Ay Süre ile İşten Çıkarma Cezası ile Cezalandırılmasına”
ilişkin 06.09.2024 gün ve 2023/48 Esas, 2024/180 Karar sayılı kararının
ONANMASINA,
2-Kararın onay için, Avukatlık Kanunu’nun 157/7.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine,
3-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,
Oy birliğiyle karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe