Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1608
Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.
(Av. Yas. m. 34, 134, 136, TBB Mes. Kur. m. 3,4 ) [KARAR METNİ] Şikâyetli avukat hakkında; “… A.Ş. vekili sıfatıyla, alacaklının bir başka vekili tarafından borçlu müşteki hakkında yürütülen … İcra Müdürlüğünün 2006/6236 sayılı icra dosyası sırasında, 2019 yılı içerisinde borcun ödenmesinden bahisle 5 adet mesaj gönderip, sık sık arayarak şikâyetçiyi rahatsız ettiği gibi, yaptığı telefon görüşmesinde hakaret ve tehdit içeren sözler söylediği” iddiası bakımından başlatılan disiplin davasında, eylem sabit görülerek ceza tayin edilmiştir.
Şikâyetli avukat savunmasında özetle; 40 yıldır baroya kayıtlı adresinde kurumsal şirketin yanı sıra bir dönem …A.Ş.’nin vekilliğini üstlendiğini, … isimli sistem üzerinden alacak tahsili yönetildiğini, sistem üzerinden dosya ataması yapıldığını kendilerine evrak gönderilmediğini, kimlik numarası, telefon numarası, adres, diğer irtibat numaraları ve icra dosya bilgilerinin kendilerine gönderildiğini, indirim kampanyası ve borç bilgisi verildiğini, Avukatlık Kanunu madde 35 kapsamında sulhe davet çağrısı niteliğinde sistem üzerinden otomatik bilgilendirme yapıldığını, … A.Ş. ye olan borcundan dolayı … 4. İcra Müdürlüğünün 2006/6236 Esas sayılı dosyası ile başlatılan takibin temlik alınması ile vekil olarak atandıklarını, ekran görüntüsüne dilekçesinde yer vermiş ve telefonun kendisine ait olup olmadığına dair müvekkili şirkete yönlendirildiğini, Barolar Birliği kararları gereği derdest bir icra takibinin varlığı ile ısrar ve taciz boyutuna ulaşması gerekirken iş bu dosya bakımından geçerli bir takibin bulunmadığını, indirim fırsatı amacıyla ısrarlı ve taciz boyutunda olmadığını, hukuk bürosu bünyesinde tahsilata yönelik hiçbir bilgilendirme ve arama faaliyetinin gerçekleşmediğini beyan etmiştir.
İncelenen dosya kapsamında; Baro Yönetim Kurulu’nun 12.04.2022 günlü toplantısında şikâyetli avukat hakkında, Avukatlık Kanunu’nun 34, 134, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 2, 3 ve 4.maddesi gereğince disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Disiplin yargılamasına konu eylem nedeniyle Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 16.03.2021 günlü “Olur”u ile şikâyetli avukat hakkında soruşturma izni verilmediği,
Baro Disiplin Kurulu’nca “Tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesinde; Yakınan tarafından 29.01.2020 tarihli ve mesaj gönderilen savcılıkça alınan ifadesinde arandığını söylenen O …. ve mesaj gönderilen O …. numaralı sabit hattın şikâyetli avukata ait olduğu savcılık dosyasına Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu cevabi yazısı ile şikâyetlinin 05.03.2019, 17.06.2019, 24.06.2019, 27.06.2019 ve 28.06.2019 tarihlerinde arandığı, 4 kez mesaj gönderildiği ve mesaj başlığında … Hukuk yazdığı, şikâyetli tarafından savunmasında arama ve mesaj atmaların kabul edildiği anlaşılmakla eylemin gerçekleşip gerçekleşmediği yönünde şüphe bulunmadığı açıktır… Borçlu yararına olduğu düşünülse dahi bilgilendirmelerin taciz boyutuna varmaması gerektiği dikkate alındığında, şikâyetçinin kendisine gönderilen SMS ve aramalardan rahatsız olduğu açıktır. Şikâyetli avukat, işine gerekli özeni göstermemiş, Avukatlık, kolektif bir itibar mesleğidir. Bu itibardan yararlanmak her avukatın hakkı olduğu gibi, bu itibarı korumak ve lekelenmesine izin vermemekte her avukatın yükümlülüğüdür.
Dosya kapsamı değerlendirildiğinde, disiplin davasına konu eylemin sabit olduğu, şikâyetlinin mesleğe olan güveni zedeleyecek tutum ve davranıştan uzak durması ve özenli davranması gerektiği açık olduğundan, bu hükümleri ihlal ettiği sabittir. Avukatlık Kanunu’nun 136. maddesi ‘Bu kanunun avukatların hak ve ödevleri ile ilgili altıncı kısmında yazılı esaslara uymayanlar hakkında ilk defasında en az kınama tekrarında davranışın ağırlığına göre, para veya işten çıkarma cezası ve 5.maddenin (a) bendinde yazılı bir suçtan kesin olarak hüküm giyme halinde meslekten çıkarma cezası uygulanır.
Beş yıllık bir dönem içinde iki veya daha çok defa disiplin cezasını gerektiren davranışta bulunan avukata her yeni suçu için bir öncekinden daha ağır ceza uygulanır.
Bir defa işten çıkarılan avukat beş yıllık dönem içinde bu kanunun altıncı kısmındaki kurallara aykırı davranışta bulunursa meslekten çıkarılır’ hükmünü taşımaktadır.
Baro Disiplin Kurulları, avukatın eylem ve davranışının disiplin cezasını gerektirir nitelikte olup olmadığını serbestçe takdir yetkisine sahip olmakla beraber uygulayacakları disiplin cezası açısından kanunun 136. maddesindeki sırayı ve koşulları göz önüne almak zorundadır.
Meslekten çıkarma cezası verilebilecek durumlar sözü edilen 136. maddenin bir ve üçüncü fıkralarında belirtilmiş olduğundan. Disiplin Kurullarının işten çıkarma cezası verme yetkileri bulunmaktadır.
Şikâyetli avukat hakkında 2016 yılından başlayan aynı husustaki eylemlerinden kaynaklı ilk cefasının 14.09.2018 tarihinde kesinleştiği bu tarihten sonra da 42 adet kesinleşmiş, 18 adet kesinleşmemiş kınama ve para cezalarının bulunduğu, verilen kınama ve para cezalarının etkisiz kaldığı 2021 yılındaki eylem nedeniyle de kesinleşmiş cezasının bulunduğunun Disiplin sicil özetinden anlaşılmıştır. 5 yıllık dönem içinde çok sayıda disiplin cezasını gerektiren davranışta bulunulduğu, 2016-2021 yılları arasında da aynı eylemlere devam edildiği, yakınana karşı birden fazla kez eylemin tekrarlandığı anlaşılmakla cezanın caydırıcılığı da gözetilerek bir önceki para cezasından bir üst ceza olan takdiren 3 ay süre ile işten çıkarma cezası verilmesi kanaatine varılmıştır.
Bu nedenlerle şikâyetli avukat hakkında kovuşturma konu eylemlerin Avukatlık Yasası 34, 46, 134, 136, 140 maddeleri ile Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları 2, 3, 4. Maddelerine aykırı olduğu kanaatiyle aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.” gerekçesiyle şikâyetli hakkında ceza tayin edildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde şikâyet tarihi (19.07.2019) itibariyle, Avukatlık Kanunu’nun 136/2.maddesi gereğince tekerrüre esas, 25.01.2019, 03.11.2018, 12.10.2018 ve 14.09.2018 kesinleşme tarihli 4 ayrı kınama cezasının olduğu,
Şikâyetli avukatın 25.04.2023 kayıt tarihli ve duruşma talepli itiraz dilekçesinde özetle, önceki savunmalarını tekrarla, Baro Disiplin kurulunca gerekli ve yeterli inceleme yapılmaksızın, maddi deliller toplanmadan, peşin hükümle, objektiflikten uzak afaki değerlendirmelerle ve matbu düzenlenmiş gerekçelerle karar verildiğini, somut olayla ilgili olarak; şikâyetçi borçlunun GSM hattından kaynaklı … AŞ’ye olan borcunun konu olduğu alacak dosyasının müvekkili şirket tarafından temlik alınması akabinde, ilerleyen süreçte dosyaların takibinin en son vekil olarak tarafına atandığını, herkesçe bilindiği üzere varlık şirketlerince temlik alınan dosyalarda dosya borcunun faizsiz ve masrafsız kapatılma imkanının olduğunu, borca ve müvekkil şirketçe yapılan indirimlere, tanınan ödeme kolaylıklarına ilişkin bilgi vermek amacıyla icra takibi bildirimi ve Avukatlık Kanunun Madde 35 kapsamında sulha davet çağrısı niteliğinde sistem üzerinden otomatik bilgilendirmenin gerçekleştiğini, iddiaları kabul anlamına gelmemekle birlikte hukuki faaliyetlerin yürütümü esnasında müvekkil ve borçlularla telefon görüşmesi yapılmasının işin doğası gereği olduğunu, teknolojik çağın getirisi olarak eskiden yüz yüze yapılan görüşmelerin artık iletişim araçları ile daha kolay bir şekilde gerçekleştiğinin aşikar olduğunu, kuralların amacının hiçbir zaman için şikâyetli avukatı bir şekilde en ağır ceza ile cezalandırmak olamayacağını, takdir hakkı kullanılırken, maddi gerçeğin göz önünde bulundurulması gerektiğini ve keyfiliğe kaçılamayacağını, … Barosu nezdinde aleyhine ceza tesis edilen tüm dosyalara konu eylemin tek bir suç oluşturacağının aşikar olduğunu, hakkında her dosya için ayrı ayrı ağır cezalara hükmedilmiş olmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, yine aleyhe cezalandırma kararını kabul anlamına gelmemekle beraber bir an için tarafının her suç için bir öncekinden daha ağır ceza uygulanır hükmü uyarınca cezalandırılması gerekeceği düşünülecek olduğunda dahi tekerrüre esas gösterilen cezanın kınama cezası olduğunu, kınama cezasının bir üst cezasının para cezası olarak kanunda yer aldığını, aleyhine para cezası yerine isten yasaklama seklinde ceza verilmiş olmasının açıkça hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep ettiği,
Usulüne uygun tebligata rağmen itiraza cevap verilmediği,
Kurulumuzca talep gibi önceden belirlenen gün ve saatte incelemenin duruşmalı yapıldığı, taraflara usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen duruşmaya katılan olmadığı görülmektedir.
Şikâyetli avukatın itirazı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Dosya münderecatında yer alan SMS çıktılarının incelenmesinden, şikayetçiye, şikâyetli tarafından ısrarla SMS gönderildiği, şikâyetlinin savunması ile de bu hususu ikrar ettiği, her ne kadar savcılık fezlekesinde eylemin TCK’nın 123.maddesi kapsamına girmeyeceği değerlendirilmişse de eylemin ceza yargılamasını gerektirip gerektirmediğinden bağımsız olarak, başlı başına disiplin davasının konusunu teşkil edebileceği gözetilerek;
Avukatlar mesleki faaliyetlerini yürütürken, sadece istediği sonucu elde etmeyi düşünmemeli, tüm davranışlarında saygın ve güvenilir bir mesleğin mensubu olduğunu unutmamalıdırlar.
Mesleki yetkilerin sınırlarını zorlamak, hukuk dışı yollara sapma eğilimi göstermek avukatlara yakışır davranışlar değildir ve olmamalıdır. Bu nedenledir ki borçluya gönderilecek uyarı mektubu, mesaj, ileti vb. gönderiler asla baskı unsuru taşımamalı, avukat hak edilmemiş ücretleri veya alacakları talep etmekten kaçınmalıdır.
Öte yandan, borçlu yararına olduğu düşünülse bile, icra takibi sonrasında yapılacak bütün yazışmaların İcra Müdürlüğü aracılığı ve varsa karşı taraf vekili ile yapılması, uyarının taciz boyutlarına varmaması gerekir.
Her ne kadar şikâyetli avukatın disiplin sicil özetinde, tekerrüre esas 4 ayrı kınama cezasının olduğu ve bir üst cezanın para cezası olduğu görülmekteyse de şikâyetlinin disiplin sicil özetinde tekerrüre esas olmamakla birlikte aynı eylem nedeniyle hükmedilmiş, 36 ayrı kınama, 19 ayrı para cezası ve 7 ayrı süreli işten çıkarma cezası olduğu görülmekle, şikâyetlinin aynı eyleme ısrarla devam ettiği hususu dikkate alınarak, Avukatlık Kanunu’nun 158.maddesinin, “Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu ve barolar disiplin kurulları, gösterilen delilleri, soruşturma ve duruşmadan edinecekleri kanıya göre serbestçe takdir ederler. (Değişik ikinci fıkra: 2/5/2001 – 4667/75 md.) Bu kurullar disiplin cezalarının verilmesinde; avukatlık onurunu, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarını ve itibarını korumak, mesleğin amaç ve gereklerine ve adalete uygun olarak yerine getirilmesini sağlamak ilkelerini göz önünde tutarlar.” hükmü gereğince, itirazın reddi ile kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-Şikayetli avukatın itirazının reddine, … Barosu Disiplin Kurulu’nun Şikâyetlinin “
3 Ay Süre ile İşten Çıkarma Cezası ile Cezalandırılmasına”
ilişkin 13.01.2023 gün ve 2022/143 Esas, 2023/20 Karar sayılı kararının
ONANMASINA,
2-Kararın onay için, Avukatlık Kanunu’nun 157/7.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine,
3-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,
Katılanların oybirliği ile karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe