Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/792
Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.
(Av. Yas 34, 134, 166-TBB Mes. Kur 3, 4,43,45) [KARAR METNİ] İtirazın süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Şikâyetli avukat hakkında Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 21.03.2013 gün ve 68215580-101-05-35-1653-2013/10763 sayılı “Oluru” ile “Alacaklı müşteki vekili sıfatıyla borçlu … Belediye Başkanlığı hakkında, … Asliye … Hukuk Mahkemesinin 13.12.2011 tarih 2011/405 esas 2011/648 sayılı kararına istinaden … İcra Müdürlüğü’nün 2011/12140 sayılı dosyası üzerinden yürüttüğü takip sırasında, 08.05.2012 ve 04.06.2012 tarihli reddiyat makbuzları karşılığında toplam 115.895,32 Türk lirası tahsil ettiği hâlde, şikâyetçiye vermeyip uhdesinde tuttuğu” iddiası ile başlatılan disiplin kovuşturması sonucunda eylem sabit görülerek disiplin cezası tayin edilmiştir.
Şikâyetli avukat savunmasında özetle; şikâyetçi için açılan icra takibi sonucunda … İcra Müdürlüğü’nün 2011/12140 Esas sayılı takibi sonucu 08.05.2012 tarihinde 108.857,22 TL ve 04.06.2012 tarihinde 1.090,00 TL olmak üzere toplam 109.647,22 TL tahsil ettiğini, müvekkiliyle uzun süre irtibat kuramaması ve irtibat kurduğunda da kendisine banka hesap numarasını bildirmemesi nedeniyle anlaştıkları vekâlet ücreti ve yasal masraflarını düştükten sonra kalan 67.455,00 TL’yi 18.12.2012 tarihinde PTT aracılığıyla 4 dekont eşliğinde gönderdiğini, Şikâyetçinin bedel konusunda tazminat davası açma hakkının bulunduğunu, suçsuz olduğunu savunduğunu görülmektedir.
İncelenen dosya kapsamından; Şikâyetli avukat hakkında disiplin kovuşturmasına konu eylemi nedeniyle … Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2013/325 Esas sayılı dosyası ile “Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma” suçlarından açılan dava sonucunda Mahkeme’nin 15.04.2014 tarih ve 2014/131 Karar sayılı kararıyla şikâyetli avukatın TCK’nın 155/2, 52, 168/1, 62/1, 52/1-2-3.maddeleri uyarınca 3 ay 10 gün hapis ve 1.000,00 TL para cezası ile cezalandırılmasına, CMK’nın 231.maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 24.06.2014 tarihinde kesinleştiği,
Mahkeme karar gerekçesinde “…sanığın katılanın vekili sıfatıyla 08.05.2012 ve 04.06.2012 tarihlerinde yapmış olduğu tahsilâtları katılana vermediği, katılanın 10.12.2012 tarihinde sanık hakkında şikâyetçi olduğu, bunun üzerine sanığın 18.12.2012 tarihinde havale ile ödeme yaptığı, sanığın ödeme tarihinin şikâyet tarihinden sonra olduğu anlaşılmaktadır. Bu durum itibarıyla da sanığın katılanın vekili olarak görev yaptığını, icra takip dosyalarından tahsil etmiş olduğu miktarları katılana ödemediği, katılanın şikâyetinden sonra ödemede bulunduğu ve bu haliyle de sanığın üzerine atılı ve TCK.nun 155/2.maddesinde anlamını bulan hizmet sebebiyle güveni kötüye kullanmak suçunu işlediğinin…” belirtildiği,
Şikâyetli avukatın savunması ekine sunduğu belgelere göre, 18.12.2012 tarihinde PTT aracılığıyla 7.560,00 TL, 19.965,00 TL, 19.965,00 TL, 19.965,00 TL’nin ayrı ayrı olmak üzere toplam 67.455,00 TL’nin şikâyetçiye gönderildiği,
Şikâyetli avukatın disiplin sicil özetinde herhangi bir disiplin cezasının bulunmadığı,
Şikâyetli avukatın 16.01.2015 kayıt tarihli itirazında özetle; karara itiraz ettiğini belirtmiş, incelemenin duruşmalı yapılmasını ve şikâyetçinin kızı S.D.’in tanık olarak dinlenilmesine karar verilmesini talep ettiği,
13.6.2015 günü saat 11.00’de yapılan duruşmada özetle; “… Belediyesinde 08.05.2012 tarihinde 108.857,22 TL aldım bu para ile ilişkin tahakkuk makbuzu müvekkilime gösterdim aramızdaki ücret sözleşmesine göre kesinti yapacak idim ancak belediye vekili kararı temyiz ettiklerini tehiri icralı olarak gönderdiklerini sonucunun beklenmesini faydalı olacağını kararın bozulması halinde şikâyetliden paranın tekrar alınmasının mümkün olmaması nedeniyle Anayasa Mahkemesinin uzlaşmak için 6 aylık sürenin makul saydığından uhdemde parayı tuttum.18.12.2012 tarihinde 4 adet PTT gönderisi ile yasal ücretlerimi kestikten sonra bakiyesi 67.455 TL yi şikâyetçiye gönderdim. Burada paranın geç ödenmesinin sebebi kararın bozulması ihtimalidir. Zimmet kastı kesinlikle yoktur. Kararın Yargıtay … Hukuk dairesinin onanması nedeniyle 13 gün sonra ödemeyi yaptım. Suçsuzum suç kastım yoktur” şeklinde beyanda bulunduğu, cezanın kaldırılmasını talep ettiği görülmektedir.
Avukatlık Yasasının 34. maddesi, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve T.B.B.’nce belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler.”
Avukatlık Yasasının 134. maddesi, “Avukatlık onuruna, düzen ve gerekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, mesleki çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında bu Kanunda yazılı disiplin cezaları uygulanır.”
Avukatlık Yasası’nın 166. maddesi “Avukat, müvekkili tarafından verilen veya onun namına aldığı malları, parayı ve diğer her türlü kıymetleri, avukatlık ücreti ve giderin ödenmesine kadar, kendi alacağı nispetinde elinde tutabilir.” hükmünü içermektedir.
T.B.B. Meslek Kuralları 3. maddesi, “Avukat, mesleki çalışmasını kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde ve işine tam bir sadakatle yürütür.”
T.B.B. Meslek Kuralları 4. maddesi, “Avukat, mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmak zorundadır. Avukat, özel yaşantısında da buna özenmekle yükümlüdür.”
T.B.B. Meslek Kuralları 43. maddesi, “ Müvekkil adına alınan paralar ve başkaca değerler geciktirilmeksizin müvekkile duyurulur ve verilir. Müvekkil ile ilgili bir hesap var ise uygun sürede durum yazıyla bildirilir.”
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 45. maddesi , “Avukat “hapis hakkı”nı alacağı ile orantılı olarak kullanabilir.” hükümlerini amirdir.
Şikâyetli avukatın, müvekkili adına yaptığı icra takibinden tahsil ettiği parayı geciktirmeksizin müvekkiline ödemediği, bu tahsilâttan bir kısmını uhdesinde tuttuğu, aldığı para hakkında hesap vermediği ve Şikâyetçiye hapis hakkını kullandığına ilişkin yazılı bildirimde bulunmadığı dosya kapsamı ile tartışmasızdır.
Avukatlık Yasası 166 ve TBB Meslek Kuralları 45. madde gereği hapis hakkının kullanımı için müvekkile hangi alacaktan ötürü ve ne kadar alacak için hapis hakkı kullanıldığına ilişkin yazılı ihtar gönderilmeli ve hapis hakkı alacakla orantılı olarak kullanılmalıdır.
Yargıtay … HD. 04.05.2009 gün ve (13260/5950) sayılı karar gerekçesi de “Aynı şekilde hapis hakkını kullanan avukatın, müvekkilin nam ve hesabına tahsil ettiği alacakları geciktirmeksizin iş sahibine bildirmesi, hangi işten dolayı ve ne miktarda ücret ve masraf alacağı olduğunu açıklaması ve konu ile ilgili karşı tarafı bilgilendirdikten ve gerektiği durumlarda yapılacak hesaplaşmadan sonra, alacağı oranında hapis hakkını kullanması gereklidir. Esasen bu durum, avukatın müvekkiline hesap verme yükümlülüğünün de tabii bir sonucudur.” bunu gerektirmektedir.
Bu nedenlerle eylem Avukatlık Yasası 34, 13, 166 ile TBB Meslek Kuralları 3, 4, 45. maddelere aykırı olmakla disiplin suçu olduğundan Baro Disiplin Kurulu’nca yapılan hukuksal değerlendirme isabetli olmakla kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç olarak Şikâyetli avukat S.S.’nin itirazının reddi ile;
1-… Barosu Disiplin Kurulunun “
10 Ay Süreyle İşten Çıkarma Cezası Verilmesine
” ilişkin 14.11.2014 günlü, 2014/83 Esas, 2014/210 Karar sayılı kararının
ONANMASINA,
2-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemesi’nde dava yolu açık olmak üzere, Oybirliği ile karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe