TBB Disiplin Kurulu Kararı – E. 2012/849 K. 2013/264

Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/543

Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.

İlgili AVK maddeleri: AVK Madde 34, AVK Madde 134, AVK Madde 166
[ÖZET] Tahsilattan 13 ay sonra ödeme yapılması, tahsil edilen alacak hakkında bilgi ve hesap verilmemesi, hapis hakkının usulsüz kullanıma ilişkin karar.
(Av Yas. 34, 134, 166 TBB Mes. Kur 3,4,42,43,45
)

[KARAR METNİ] Şikâyetli avukat hakkında, şikâyetçinin vekili olarak … 3. İcra Müdürlüğü’nün 2008/13730 sayılı dosyasında başlatılan takipte borçludan 6.800,00.-TL. sı haricen tahsilat yaptığı halde müvekkili şikayetçiye 4.800,00.-TL. sı verip bakiye miktarı uhdesinde tuttuğu iddiası ile … Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan şikayet sonrasında, Adalet Bakanlığı tarafından soruşturma izni verilmesi ve disiplin yönünden gereğinin yapılması için Barosuna da gönderilmesi sonucunda Baro Yönetim Kurulu tarafından verilen disiplin kovuşturması açılmasına yer olmadığına ilişkin kararın Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu tarafından bozulması üzerine başlatılan disiplin kovuşturmasında, Baro Disiplin Kurulunca eylem sabit görülmeyerek, disiplin cezası tayin edilmemiştir.
Şikâyetli avukat savunmalarında, borçludan haricen tahsil ettiği miktarın 6.800,00.-TL. sı değil, iki defada toplam 6.111,00.-TL. sı olduğunu, şikayetçiye toplam 5.300,00.-TL. sı teslim ettiğini, 811,00.-TL. sı için de avukatlık ücret makbuzu kestiğini, aslında yaptığı masraf ve avukatlık ücreti alacağının bunun üzerinde olduğunu, cezalandırılmasını gerektiren bir eyleminin bulunmadığını bildirmiştir.
Şikâyetli avukat hakkında, Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan şikâyet üzerine Adalet Bakanlığının 07.01.2010 tarihli “olur”u ile soruşturma izni verildiği, yapılan soruşturma sonucunda 26.05.2010 tarihli “olur” ile kovuşturma izni verilmesine gerek görülmediği anlaşılmıştır.
Baro Yönetim Kurulu tarafından 09.02.2011 tarih 16/21 sayılı kararla “Disiplin kovuşturması açılmasına yer olmadığına” karar verilmiş, itiraz üzerine Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunun 16.06.2011 tarih 2011–515 karar sayılı kararı ile  “ avukatın hapis hakkını kullanabilmesi için hapis hakkının kullanıldığı hususunun iş sahibine yazılı olarak bildirilmesi, ayrıca iş sahibi adına tahsil ettiği para ile hangi işlerden ötürü, ne miktar alacağı olduğunu gecikmeksizin müvekkiline duyurması gerektiğinden ve bakiye 500,00.-TL. sı ödemesi ve serbest meslek makbuzunun şikayet tarihinden sonra düzenlendiği görüldüğünden itirazın kabulüne” karar verildiği, bu gerekçe ile Baro Yönetim Kurulu tarafından disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Disiplin kovuşturması açılmasından sonra, Baro Disiplin Kurulu tarafından sadece şikâyetli avukata tebligat yapılarak on gün içinde savunmasını vermesi, duruşma talebi varsa bildirmesi ve delillerini sunması için yazı gönderildiği halde, Kurulumuzun benzer kararlarında da vurgulandığı üzere, “silahların eşitliği” ilkesi içerisinde şikâyetçiden de kovuşturma aşamasındaki varsa iddia ve delillerini sunması için tebligat yapılması ve katılımının sağlanması gerekmekte iken, bu hususun yerine getirilmediği görülmekte ise de, taraflarca dosyaya sunulan yazılı belgeler ile kovuşturma konusu hakkında yeterli kanaat edinilmekte olduğu için, bu husus bozma sebebi yapılmamış, sadece değinilmekle yetinilmiştir.
Dosyadaki belgelere göre; şikâyetli avukatın şikâyetçinin temsil ettiği şirket vekili olarak 11.07.2008 tarihli 1. örnek takip talebini düzenleyerek … 3. İcra Müdürlüğü’nün 2008/13730 sayılı dosyası ile toplam 5.092,94.-TL. sı başlangıç miktarlı takibi başlattığı, 06.11.2008 tarihli tediye makbuzu ile 1.111,00.-TL. sı ve 14.11.2008 tarihli tahsilat makbuzu ve ibraname” başlıklı yazı ile kalan 5.000,00.-TL. sını tahsil ettiğine ilişkin belge düzenlediği, altında ibranameyi alan … …’in ve aynı tarihli olarak 4.800,00.-TL. sını aldığına dair … … …’ın imzalarının bulunduğu görülmektedir. Şikâyetli avukat ayrıca, 22.03.2010 tarihli 811,00.-TL. sı serbest meslek makbuzu ile, sunduğu boşlukları el yazısı ile doldurulmuş, Adalet Bakanlığının kovuşturma izni verilmemesine dair yazısında 22.03.2010 tarihli olduğu belirtilen 500,00.-TL. lık posta havale makbuzunu sunmuştur.
Şikâyetçi, 4.800,00.-TL. sı ve havale edilen 500,00.-TL. sının kendisine ulaştığını kabul etmektedir.
Disiplin kovuşturmasında araştırılacak husus alacak miktarının tespitinden ziyade, yapılan işlemlerde Avukatlık Yasası ve Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarına aykırılığın olup olmadığının, hapis hakkının doğru ve oranlı olarak kullanılıp kullanılmadığı, bilgi ve hesap verme yükümlülüğünün usulüne uygun yerine getirilip getirilmediğinin belirlenmesidir.
Şikâyetli avukatın,  tahsil ettiği miktar ile yaptığı kesintileri açık ve anlaşılır biçimde göstererek hesap verdiğini gösterir yazılı belge sunmadığı görülmektedir. 14.11.2008 tarihli ibranamede kalan 5.000,00.-TL. sının tahsil edildiği belirtildiği halde, şikayetçinin kardeşine aynı tarihte, önceki tahsilat ile ilgili bir açıklama olmaksızın 4.800,00.-TL. sının ödendiği ve imzasının alındığı görülmektedir. Bu tarihten önce, 06.11.2008 tarihinde 1.111,00.-TL. sı tahsil edilmiş bulunduğu halde, bu miktarın hapis hakkına dayanılarak alıkonulduğuna ilişkin bir açıklama ve hesap dökümü bulunmadığı gibi, tamamının hapis hakkı içerisinde olmadığı, 22.03.2010 tarihinde 500,00.-TL. sını posta havalesi ile göndermesi ile şikâyetli avukat tarafından da kabul edilmektedir. Ancak bu miktar dahi, tahsilâttan 16 ay sonra gönderilmiş ve bu süre içerisinde şikâyetli avukatın uhdesinde kalmıştır.  4.800,00.-TL. sının ödenmesi tarihinde şikayetli avukatın 811,00.-TL. sı avukatlık ücretini mahsup ettiğine ilişkin yazılı bir açıklaması bulunmamaktadır. Bu konudaki bilgi de ancak, 22.03.2009 tarihli makbuzun şikâyetçiye tebliği ile verilmiş bulunmaktadır.
Avukatlık Yasasının 166. maddesi ; “Avukat, müvekkili tarafından verilen veya onun namına aldığı malları, parayı ve diğer her türlü kıymetleri, avukatlık ücreti ve giderin ödenmesine kadar, kendi alacağı nispetinde elinde tutabilir” hükmünü içermektedir. Şikâyetli avukatın, borçludan alacağı tahsil ettikten sonra, çok sonra düzenlenen makbuz ile 811,00.-TL. sı olduğunu kabul ettiği avukatlık ücreti ile daha önce tahsil ettiği miktardan artan kısmı belirtmeksizin eksik ödeme yapması disiplin suçunu oluşturmaktadır.
Avukatlık Yasasının 34. maddesine göre “ Avukatlar yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler.”
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 3. maddesine göre “ Avukat mesleki çalışmasını kamunun inancını ve mesleğe güveninin sağlayacak bizimde ve işine tam bir sadakatle yürütür.” 4 maddesine göre “ Avukat mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmak zorundadır.” 43 maddesine göre “  Müvekkille ilgili paralar ve başkaca değerler geciktirilmeksizin müvekkile duyurulur ve verilir. Müvekkille ilgili bir hesap varsa uygun sürelerde durum yazı ile bildirilir.”
Bu nedenlerle, Baro Disiplin Kurulu’nun Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 43. maddesinde geçen “ bir hesap varsa” ibaresinden müvekkilin neye ne kadar tahsilât yapıldığını istemesi halinin kastedildiğine ilişkin kabulünde, “hesap ve bilgi verme yükümlülüğü” kavramına uygunluk ve maddenin açıklığı karşısında hukuksal isabet görülmemiş, yeniden incelemeyi gerektirir bir halin de bulunmaması sebebiyle,  şikâyetli avukatın, eylemi Avukatlık Yasasının 34. 166, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 3, 4 ve 43. maddelerine aykırı olduğundan, “disiplin cezası verilmesine yer olmadığına” ilişkin kararının kaldırılarak şikâyetli avukatın Avukatlık Yasasının 136/1 maddesi uyarınca kınama cezası ile cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç olarak, şikâyetçinin itirazının kabulü ile, … Barosu Disiplin Kurulunun,
“Disiplin Cezası Tayinine Yer Olmadığına

ilişkin kararının
KALDIRILMASINA,
yeniden araştırmayı ve incelemeyi gerektirir bir halin bulunmaması nedeni ile Şikayetli Avukat … …’nın
KINAMA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA
oybirliği ile karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 05 Nisan 2013
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!