Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/166
Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.
Şikâyetli avukat, müvekkiline tanık bulması gerektiğini bildirdiğini, davayı açmanın değil kazanmanın önemli olduğunu, ancak bugüne kadar şikâyetçinin tanık bulamadığını ve maddî taahhüdünü de tamamen yerine getirmediğini bildirmiştir.
Baro Disiplin Kurulu, şikâyetçinin ücretini ödediğini, belgelerini ve vekâletnamesini verdiği halde şikâyetlinin davayı açmadığı, bunun için şikâyetçinin tanık bulmadığı gibi bir mazeretin geçerli sayılamayacağı gerekçesiyle şikâyetlinin Avukatlık Yasasının 134, 135/2 ve 136 maddelerine göre kınama cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir.
Baro Disiplin Kurulu kararına karşı şikâyetli avukat tarafından itiraz edilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, mahkemelere yazılan yazılara verilen cevaplarda Kadastro, Asliye Hukuk ve Sulh Hukuk Mahkemelerinde şikayetçi adına açılmış davaya rastlanmadığının bildirildiği, taraflar arasında açılacak dava ile ilgili yapılmış yazılı bir sözleşmenin olmadığı, ancak açılacak dava ile ilgili şikâyetlinin görevlendirildiği, ücret ve masrafa karşılık bir miktar ödeme yapıldığı, 9 – 10 ay gibi bir zamanın geçmesine karşılık davanın açılmadığı anlaşılmıştır.
Şikâyetli tanık bildirilmediği ve ücretinin tamamının ödenmemesi sebebiyle davanın açılmadığını savunmuştur.
Avukatın işi üstlenirken gerekli tüm bilgileri toplamış olması gerekir. Aksi takdirde yerine getirilmesi olanaksız bir işi üstlenmesi ve bunun için ücret tahsil etmesi 1136
sayılı yasanın 34. maddesinde avukatların nasıl davranmaları gerektiğini belirleyen özen ve doğruluk kurallarına aykırı düşer. Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 3 maddesinde de avukatların meslekî çalışmalarını kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde ve işi tam bir sadakatle yürüteceklerini bildirmiştir. Ayrıca şikayetlinin, mahkemenin tanık dinleyeceği ve tanık isimlerinin bildirilmesi gerektiği yolunda şikayetçiye yapmış olduğu bir bildirime de dosyada rastlanılmamıştır.
Şikâyetlinin yüklendiği ve bir miktar ücret de tahsil ettiği iş hakkında gerekli özeni göstermemiş olması, işi üstlenirken dava açmaya yeterli bilgi ve belgeleri toplamaması ve bunların toplanması için sonradan da çaba göstermemesi, şikayetçi müvekkiline bu hususta yazılı bilgi vermeden davanın açılmamış olması karşısında şikayetlinin savunmasına itibar edilebilmesi olanaksızdır.
Bu nedenlerle Bilecik Barosu Disiplin Kurulunun değerlendirmesinde isabetsizlik görülmemiş ve kararın onanması gerekmiştir.
Sonuç olarak, şikâyetlinin itirazlarının reddi ile, Bilecik Barosu Disiplin Kurulunun Kınama cezası verilmesine ilişkin kararının ONANMASINA oybirliğiyle karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe