Adana BAM, 9. HD., E. 2019/2013 K. 2020/244 T. 4.3.2020

İlgili TBK maddeleri: TBK Madde 21, TBK Madde 20

DAVACI :

F1 SİGORTA A.Ş. -A1

DAVALI :

F2LTD’YE
İZAFETEN
F3DENİZCİLİKVETAŞIMACILIKA.Ş.A2

DAVALI : 1-

F4LOJİSTİK
A.Ş.
– A3

DAVA :

Tazminat (Nakliyat Emtia Sigorta Poliçesine Dayanan Rücuen Tazminat)

Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi (Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla)’nin 18/06/2019 tarih ve 2017/702 Esas, 2019/414 Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, istinaf talebinin süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirilmiş olduğu ve istinafa başvuru koşullarının mevcut olduğu dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucu anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonucunda;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili F1 Sigorta A.Ş.’nin 09.12.2016 tarih ve N2 numaralı F8 Nakliyat Sigorta Poliçesi ile, sigortalısı F7 Ürünleri San. Tic. Ltd. Şti. tarafından Hong Kong’da kurulu F5 firmasına 18.469,00 USD bedel karşılığında satılan 24.600 kg Washington Portakalı cinsi emtiayı nakliye rizikolarına karşı sigortalattığını, satım “CIF” esası ile yapıldığından, Türkiye’de kurulu Sigortalı/Satıcı taşıma işi için F4 Lojistik şirketi ile anlaştığını, bu doğrultuda şirketin sigorta konusu emtianın taşıma işinin bütününü üstlenip buna ilişkin navlunu da fatura ettiğini, nakliyeyi üstlenen şirketin 01.03.2017 tarihinde tür değiştirerek F4 Lojistik A.Ş. ünvanı ile anonim şirket olarak ticaret siciline tescil edildiğini, şirketin fiili/alt taşıyan olarak davalı şirketi tayin ettiğini ve taşıma işinin fiilen Davalı şirket tarafından icra edildiğini, sigorta konusu yükün, “ZIM İSTANBUL” isimli gemiye yüklendiğini ve bu doğrultuda davalı şirket tarafından 12.12.2016 tarihli Konişmento düzenlendiğini, ne var ki yükün, 19.01.2017 günü Hong Kong’da ulaşıp dava dışı alıcı F5 firmasına teslim edildiğinde bir kısmının küflenip çürüyerek bozulduğunun tespit edildiğini, yapılan incelemelerde, soğutmalı konteynerlerdeki sıcaklığın olması gerekenden daha yüksek olduğu ve bunun da bozulmaya yol açtığının tespit edildiğini, bahse konu hasar sebebiyle dava dışı alıcı firma tarafından “Washington” Portakalı cinsi emtianın reddedilerek iade faturası düzenlendiğini ve bu sebeple mal bedelinin de (Müvekkilimiz Sigortalısı tarafından) tahsil edilemediğini, söz konusu hasar nedeniyle müvekkilince 19.07.2017 günü 43.919,62.TL sigorta ödemesinde bulunulduğunu, müvekkilinin böylelikle, Türk Ticaret Kanunu (“TTK.”) m. 1472(1) uyarınca sigortalısının dava ve talep haklarının halefi olduğunu, dava konusu zararın meydana geldiği taşıma işine ilişkin sözleşmenin, doğrudan sigortalı ile F4 Lojistik şirketi arasında kurulduğunu, şirketin
“taşıyan” sıfatı ve buna bağlı sorumluluğunun tereddütsüz olduğunu, davalı şirketin ise, fiili taşımayı üstlenip gerçekleştirmiş olmakla TTK.m. 1191 uyarınca taşıyan ile birlikte (müteselsilen) zarardan sorumlu olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile; müvekkilince sigortalısına ödenen toplam 43.919,62.TL tazminatın, ödemenin yapıldığı 19.07.2017 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun uyarınca işletilecek faizi ve diğer fer’ileri ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesi ile; öncelikle taşımaya ilişkin konşimentoda yer alan yetki şartı gereğince davaya bakmaya yetkili mahkemenin Haifa (Hayfa)- İsrail mahkemesi olup, uygulanması gereken hukukunda İsrail yasalarının olması gerektiğini, bu nedenle MÖHUK 6100 sayılı HMK madde 17. Emsal Yargıtay kararları, emsal yerel mahkeme kararı gereğince davanın milletlerarası yetki yönünden reddi gerektiğini, devamla da; davacı tarafından dosyaya sunulan sigorta poliçesinin ingilizce düzenlendiğinden davacının halefiyetinin söz konusu olmadığını, müvekkili yabancı taşıyanın davacının sigortalısı ile akdettiği herhangi bir taşıma sözleşmesi bulunmadığını, dolayısıyla davacının müvekkiline karşı halefiyetinin söz konusu olmadığını, ayrıca, dava konusu Portakal yükü ve yükün taşındığı konteynerler görülmek suretiyle F6 Ltd. tarafından düzenlenen raporda, Portakal yükünün düşük kalitede olduğundan mahiyeti gereği çürüdüğü/küflendiği açık bir şekilde rapor edildiğini, hasarlı olduğu iddia edilen yük üzerinde her iki tarafın iştiraki ile ve mahkemeler vasıtası ile yapılmış bir tespit bulunmadığını, dava konusu taşımaya ilişkin Konşimento üzerinde X1 rezervi bulunduğunu, bu rezerve göre taşıyan müvekkilinin, taşımaya konu konteynerlerin içinde ne olduğunu ve nasıl halde bulunduğunu bilmediğini, yükün konteyner içine yerleştirilmesi, sayılması ve istifinin yükletenin sorumluluğunda bulunduğunu belirterek, taşımaya ilişkin Konşimentoda bulunan yetki şartı gereğince davanın yetki yönünden reddine, davacının sigortalısına halef olamaması, sigorta poliçesinin geçersizliği ve halefiyet yokluğu sebepleri ile davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :

Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi (Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla)’nin 18/06/2019 tarih ve 2017/702 Esas, 2019/414 Karar sayılı kararı ile; her ne kadar davalı tarafın uluslararası yetki itirazına davacı taraf karşı çıkmış ise de taşıma ZIMUMER N1 numaralı konşimento tahtında yapıldığı, sözleşmeye göre taraflar arasındaki uyuşmazlıklarda yetkili mahkeme Haifa/İsrail mahkemeleri olduğu, yabancılık unsuru bulunan hukuki ilişkide 5718 sayılı MÖHUK’un 47. maddesinde uluslararası yetki sözleşmesinin bulunduğu durumlarda ancak yabancı mahkemenin kendisini yetkisiz sayması veya Türk Mahkemeleri’nde yetki itirazında bulunulmaması halinde davanın yetkili Türk Mahkemeleri’nde görülebileceği açık olup, olayda yabancılık unsuru bulunduğundan ve anlaşmada gösterilen yetkili mahkeme tarafından verilen bir yetkisizlik kararı olmadığından ve de davalı tarafça süresi içinde tahkim itirazında bulunulduğundan, davalı F2 Şirketi yönünden uluslararası yetki itirazının kabulü ile MÖHUK 47. maddesi gereğince mahkemenin yetkisizliği nedeniyle davanın usulden reddine, davanın diğer davalı F4 Lojistik A.Ş. yönünden tefriki ile ayrı bir esasa kayıt yapılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.

DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacı vekili istinaf talebi ile; huzurdaki davanın, müvekkili şirketin sigortalısı ile F4 Lojistik arasında kurulan navlun sözleşmesinden doğan taşıma ilişkisine dayalı tazminat davası olduğunu, davanın F2…..Şirketine yöneltilmesinin sebebinin ise fiili taşıyan sıfatıyla TTK 1191 madde 4. Hükmü uyarınca F2….Şirketinin kanuni müteselsil sorumluluğunun bulunması olduğunu, dava konusu meydana gelen zarardan fiili taşıyan sıfatı ile davalının asıl taşıyan gibi sorumlu olduğunu, huzurdaki davanın konusunun uyuşmazlığın çözümü ile konşimento hükümlerinin ilgisi bulunmayıp, doysaya sunulu konşimentonun yalnızca davalının fiili taşıyan sıfatına sahip olduğu yönünde delil vasfı taşıdığını, bu doğrultuda, konşimentonun uyuşmazlığın çözümünde uygulama alanı bulmasının mümkün olmadığını, müvekkili sigortalısının F4 Lojistik ile bir navlun sözleşmesi akdettiğini, daha sonra F4 Lojistik taşıma işini fiilen davalıya yaptırmak amacıyla davalı ile sözleşmesel ilişkiye girdiğini ve davalı F4 Lojistik ile arasındaki sözleşme uyarınca bu taşımaya ilişkin senedi olarak konşimento tanzim edildiğini, dolayısıyla bu navlun sözleşmesi kapsamında icra edilen taşıma sırasında meydana gelen zarar nedeniyle, taşıyan F4 Lojistik ve onunla birlikte müteselsil sorumlu olan fiili taşıyan davalının, müvekkilinin sigortalısına ve halefiyet ile birlikte müvekkiline karşı navlun sözleşmesi hükümleri uyarınca sorumlu olacağını ayrıca yabancı mahkemenin yetkili olduğu yönündeki ilk derece mahkemesi kararının Yargıtay içtihatları çerçevesinde TMK 2. Madde ile düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, mahkemenin, davalının şirket adresinin bulunduğu yer mahkemesi olması, tarafların Türk yargı makamları önünde kendilerini temsil ve savunmalarının daha mümkün olduğu ve bu nedenle davalı bakımından yetkili olduğunun da sabit olup, huzurdaki davanın ilk derece mahkemesinin tefrik edilen dosya davalısı F4 Lojistik A.Ş.’nin kurulu bulunduu mudat mesken yeri mahkemesi olduğu açıktır tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince konşimento hükümlerine atıf yapmak suretiyle verilen yetkisizlik kararının dosya gerçeklerine ve hukuka aykırı olup mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE :

Dava, hukuki niteliği itibarıyla “Nakliyat (F8 Taşımacılığına) Emtia Sigorta Poliçe Ödemesine Dayanan Rücuan Tazminat” davasıdır.

Davacı taraf, dava dışı sigortalısı F7… Ltd. Şti.’nin Hong Kong’a portakal emtiası gönderdiğini, taşımayı davalının yaptığını ancak emtiaların hasar gördüğünün tespit edildiğini, poliçe gereği hasarı sigortalısına ödediğini, bu hasardan davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek rücuan tazminat talebinde bulunmuş, davalı taraf ise, sözleşmede yetki kaydı olduğunu, Mersin Mahkemeleri’nin yetkili olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesince davalılardan F4 Lojistik A.Ş bakımından davanın tefrikine karar verilmiş ve diğer davalı bakımından davada yabancılık unsuru bulunduğu, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin bulunmadığı davalının yetki itirazının kabulü ile yetkisizlik nedeniyle usulden red kararı verilmiş, karara karşı davacı istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Dava, davacı tarafından sigortalanan emtianın deniz yoluyla taşınması sırasında hasarlandığından bahisle poliçe kapsamında sigortalı taşıtana ödenen hasar bedelinin TTK 1472. maddesinde öngörülen halefiyet gereği sorumlu olan taşıyıcılardan tahsiline ilişkin olduğundan olayda TTK’nın deniz taşımaya ilişkin 1138 vd maddeleri uygulanacaktır.

Davacı, halefi olduğu sigortalı taşıtan ile davalı arasında imzalanmış yazılı bir navlun sözleşmesi bulunduğunu iddia etmediği gibi yazılı bir navlun sözleşmesi de dosyaya sunmamıştır. Buna göre dosyaya sunulan Konişmento’ya göre taraflar arasındaki hukuki ilişki belirlenecektir.

Konişmento, TTK’nın 1228. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre Konişmento, bir taşıma sözleşmesinin yapıldığını ispatlayan, eşyanın taşıyan tarafından teslim alındığını veya gemiye yüklendiğini gösteren ve taşıyanın eşyayı, ancak onun ibrazı karşılığında teslimle yükümlü olduğu senettir. 3. fıkrada konişmentonun nama, emre ve hamile olarak düzenlenebileceği son fıkrasında yükletenin istem üzerine konişmentonun kendisi tarafından imzalanmış bir örneğini taşıyana vereceğibelirtilmiştir. Konişmento içeriği 1229. maddede düzenlenmiştir. Maddeye göre konişmento yükletenin beyanına göre taşıyan tarafından düzenlenecektir. 1230. ve devamı maddelerde konişmentonun kıymetli evrak olduğu, eşyayı temsil ettiği, taşıyanı, navlunu ve eşyayı ispat eden, meşru hamiline eşyayı teslim alma hakkı veren cirosu kabil kıymetli evrak olduğu düzenlenmiştir. Konişmento kıymetli evrak olması nedeniyle taşıyanın imzasını içermesi yeterlidir. Yükletenin imzası ise isteğe bağlıdır. Buna göre söz konusu konişmento da yükleten imzası bulunmadığı için konişmentoda yazılı yetki sözleşmesinin geçerli olmadığı, dava dışı sigortalının sözleşmenin tarafı olmadığına ilişkin istinaf sebebi yerinde değildir.

MÖHUK 1. maddede Yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin işlem ve ilişkilerde uygulanacak hukuk, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi, yabancı kararların tanınması ve tenfizinin bu kanunla düzenleneceği belirtilmiştir. Davada yabancılık unsuru bulunduğundan MÖHUK hükümleri uygulanacaktır.

MÖHUK 40. maddeye göre Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini, iç hukukun yer itibariyle yetki kuralları tayin eder.
47. maddede ” Yer itibariyle yetkinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hâllerde, taraflar, aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşabilirler. Anlaşma, yazılı delille ispat edilmesi hâlinde geçerli olur. Dava, ancak yabancı mahkemenin kendisini yetkisiz sayması veya Türk mahkemelerinde yetki itirazında bulunulmaması hâlinde yetkili Türk mahkemesinde görülür.” hükmü düzenlenmiştir.

Anılan yasal düzenlemeye göre, bir taşıma sözleşmesinin yapıldığını ispatlayan ve yazılı bir navlun sözleşmesinin bulunmaması halinde taraflar arasında navlun sözleşmesinin bulunduğunu ispatlayan, navlun sözleşmesinde kararlaştırılan kayıtları içeren, konişmentoda yazılı bulunan yetki koşulu geçerli olup, Türk Mahkemeleri’nin milletlararası yetkisi buna göre belirlenecektir. Mahkemece yetki hususunun konişmentoya göre belirlenmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.

Davacı vekilinin konişmentoda bulunan yetki şartının TBK’nın 20. maddesinde belirtilen genel işlem koşulları içerdiği, 21. maddeye göre geçerli olmadığına ilişkin istinaf sebebine gelince, genel işlem koşulu 6098 sayılı TBK ile getirilmiş olup, – Genel işlem koşulları, bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleridir. Bunlardan karşı tarafın menfaatine aykırı olanların sözleşme sırasında düzenleyenin karşı tarafa bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkanı sağlamasına ve karşı tarafın bu koşulları kabul etmesine bağlıdır. Aksi halde genel işlem koşulları yazılmamış sayılacaktır.

Ancak. bir sözleşmede bulunan genel işlem koşullarının TBK 21. maddeye aykırı olduğunu, bunların geçerli olmadığını ileri sürme hakkı sözleşmenin taraflarına aittir.

Davacımız, davaya konu konişmentonun tarafı olmayıp, konişmento davalı taşıyan ile davacının sigortalısı olan dava dışı taşıtan arasında düzenlenmiştir. Davacı, sigortalısı taşıtanın taşıma nedeniyle uğradığı zararı sigorta poliçesi kapsamında ödemekle TTK 1472 maddesi gereğince yasal halef sıfatı ile davacı konumundadır. TTK 1472. maddesinde öngörülen halefiyet, sigortacıya ödediği hasar miktarınca sigortalısının sorumlulara karşı sahip olduğu dava ve talep haklarının geçmesini düzenlemektedir. Burada hasar bedelini ödeyen sigortacı sözleşmenin tarafı olmamakta, sadece ödediği hasar bedelince sigortalısının dava hakkına halef olmaktadır. Bu nedenle sözleşmenin tarafı olmayan davacının taşıma sözleşmesinde (konişmento) yer alan ve genel işlem koşulu içeren yetki anlaşmasına itiraz edemeyecektir. Davacının bu yöne ilişkin istinaf sebebi de yerinde değildir.

TTK 1237. maddesine göre taşıyan ile taşıtan arasındaki hukuki ilişkiler navlun sözleşmesi hükümlerine göre çözümlenmektedir. Ancak arada yazılı bir navlun sözleşmesinin bulunmaması halinde konişmento taşıyan ile taşıtan arasındaki hukuki ilişkide belirleyici duruma gelmektedir. Davacının taşıtanın sigortacısı olduğu, davalının fiili taşıyan olduğu taşıma ilişkisinde konişmento hükümleri dolayısıyla konişmentoda yer alan yetki şartı her iki taraf açısından da bağlayıcı olacağı davalının süresinde yapmış olduğu yetki itirazının kabulü ile davaya bakma yetkisi Haifa/İsrail Mahkemelerine ait olduğundan dava dilekçesinin yetkisizlik nedeniyle reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.
(Yargıtay 11. HD’nin
2018/4639
E.,
2019/1522
K.;
2018/1549
E.,
2019/814
K. )

Bu nedenle, ilk derece mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle :

1-
Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 18.06.2019 tarih ve 2017/702 ESAS-2019/414 Karar sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca
ESASTAN REDDİNE,

2-
492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibarıyla alınması gereken 54,40.TL istinaf karar harcından peşin olarak alınan 44,40.TL istinaf karar harcının mahsubu ile bakiye 10,00.TL’nin davacıdan alınarak
HAZİNEYE İRAD KAYDINA,

3-
6100 sayılı HMK’nın 326/1 maddesi gereğince davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde
BIRAKILMASINA
,

4-
6100 sayılı HMK’nın 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından davalı vekili lehine vekalet ücreti takdirine
YER OLMADIĞINA,

5-
6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde İlk Derece Mahkemesince
İADESİNE
,

6-
6100 sayılı HMK’nın 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/3 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle ilk derece mahkemesince taraf vekillerine
TEBLİĞİNE
,
Dair, 6100 Sayılı HMK’nun 362/1-c maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle kesin olmak üzere 04/03/2020 tarihinde karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 30 Temmuz 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!