T.C.
ADANA
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN
KARARIN
MAHKEMESİ :
MERSİN 1. SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ :
11/10/2022
NUMARASI :
2022/593 Esas 2022/2118Karar
DAVACI :
K1
VEKİLİ :
Av. K2
DAVALI :
K3
VEKİLİ :
Av. K4, Av. K5
D
AVA TÜRÜ
:
Menfi Tespitten Dönüşen İstirdat
İstinaf Yoluna Başvuran(lar)
DAVACI :
K1
VEKİLİ :
Av. K2
TALEP KONUSU :
Mahkeme Kararının Kaldırılması
İSTİNAF KARAR TARİHİ :
11/04/2025
KARAR YAZIM TARİHİ :
11/04/2025
Mersin 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 11/10/2022 tarih ve 2022/593 Esas 2022/2118 Karar sayılı kararıile kurulan hüküm nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan esas incelemesinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE :
Davalının maliki bulunduğu A1 adresinde bulunan taşınmaza istinaden, kiracı sıfatıyla müvekkil ile davalı arasında 15.06.2015 tarihli kira sözleşmesi akdedilmiş olduğunu, kira sözleşmesi 15.06. 2015 – 15.06.2016 tarihlerini kapsayan bir yıllık akdedilmiş ve kira sözleşmesi tarafla’ın anlaşmasıyla 2021 yılına kadar uzamış olduğunu, 2020 yılına gelindiğinde davalı , ihtiyacı olduğu gerekçesiyle müvekkilden süresi dolmamasına rağmen taşınmazı tahliye etmesini istemiş ve müvekkil anlayışla karşılamış 28.01.2021 tarihinde taşınmazı tahliye etmiş olduğunu, müvekkilin kira ilişkisinden kaynaklı hor kullanma nedeniyle borçlu olmadığının tespitini ve TBK 335 Maddesi hükümlerine uyulmaksızın ve hatalı eksik alınan delil tespitine istinaden, müvekkil aleyhine başlatılan icra takibinin tüm ferileriyle birlikte iptaline, alacağın yüzde yirmisinden az olmamak kaydıyla, davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE:
Müvekkil K3’ün maliki bulunduğu A2 adresindeki taşınmazın kiralanmasına istinaden, davacı K1 ile 15.06.2015 tarihli Kira Sözleşmesi akdedildiğini, kira sözleşmesinde, kiralananın sıfır yapıda, eksiksiz ve boş olduğu da belirtilerek 14 madde halinde düzenlendiğini, sözleşmenin uzama yılları ile birlikte davacı K1 söz konusu taşınmazı 2021 yılının Şubat ayına kadar kiracı olarak kullandığını, davacının taşınmazı tahliye etmesinden sonra taşınmazda tarafımızca yapılan incelemede hor kullanmadan kaynaklı birçok eksiğin ve hasarın meydana geldiği tespit edildiğini, bunun üzerine tarafımızca Mersin 1. Sulh Hukuk Mahkemesi 2021/ 12 değişik iş numaralı dosya ile taşınmazdaki hasarın tespiti amacıyla delil tespiti talebinde bulunulduğunu, bu eksikliklerin ve hasarların tarafımızca ve bilirkişice çekilen fotoğrafları, Mersin 1. Sulh Hukuk Mahkemesi 2021/12 değişik iş numaralı dosyada mevcut bulunduğunu, söz konusu değişik iş dosyasında keşif yapılıp ve bilirkişi raporu tanzim edildiğini, raporda toplam hasar bedeli olarak gösterilen 24.290,65 TL.nin Mersin 7. Icra Dairesinin 2022/1376 E. Numaralı dosyası ile davacı aleyhine icra takibine konu edildiğini, meblağın borçludan tahsilatı sağlandığını, davacının işbu davası; haksız, hukuka aykırı ve mesnetsiz olup reddinin gerekmekte olduğunu, davacı Mersin 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/12 D.İş dosyasında tanzim edilen ve usulüne uygun tebliğ edilen Bilirkişi raporuna ve Mersin 7. İcra Dairesi 2022/ 1376 Esas numaralı dosyadan usulüne uygun gönderilen ödeme emrine itiraz etmemiş olduğunu, usuli kazanılmış hakkın korunması yargı kararlarının istikrarı ve güven oluşturması açısından hayati önemde olduğu, arz ve izah edildiği üzere kiracı- davacı TBK nin 316 ıncı maddesinde düzenlenen kiralananı özenle kullanma borcunu ihlal etmiş olduğunu, hor kullanma neticesinde taşınmazda büyük ölçekte hasar meydana getirmiş olduğunu, davacının haksız davasının reddi ile alacağın %20’sinden az olmamak üzere belirlenecek tazminatın davacıdan alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI :
İlk derece mahkemesince; Davanın reddine,karar verildiği görülmüştür.
DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı tarafından açık yasa hükmü uygulanmaksızın icra takibine geçildiğini, bilirkişi raporuyla da ortaya konulan sözde zararların gizli eksik veya ayıp olmayıp gözle dahi görülecek zararlar olduğunu, yasa hükmünün kiraya verene hemen yazılı bildirim zorunluluğu getirdiğini, davalı malik tarafından açık yasa hükmü yerine getirilmediğini ancak yasa hükmü açık olmasına rağmen davalı müvekkile “yazılı” herhangi bir bildirimde bulunmadığını ve yaklaşık 40-50 gün gibi bir süre sonra delil tespiti başvurusu yaptığını, dolayısıyla kötü niyetli olan davalının bu şartı yerine getirmemekle birlikte taşınmazı günlük kiraya verme veya kasten zarar vermesi dahi olasılıklar dahilinde olduğunu, sonuç olarak Yargıtay içtihatlarınca görüleceği üzere “hemen yazılı bildirim” şartları gerçekleşmediğinden hor kullanma olsa dahi kiracıyı sorumluluktan kurtardığını ancak mahkeme tarafından salt bilirkişi raporu esas alınarak ve hatta yasa hükmünden bilirkişi raporu üstün tutularak karar verilmesinin anlaşılabilir olmadığını, açılan menfi tespit davasında fazla ödenen miktarın göz ardı edildiğini, müvekkilin kiralanan taşınmazı hor kullandığı varsayımında davalı tarafından açılan Mersin 7. İcra Dairesi 2022/1376 esas numaralı icra dosyasıyla 24.290,65 TL ödeme emri gönderildiğini ve mahkemeye açılan işbu davada tedbir istense de kabul görmediğini, davacının hacizler nedeniyle çekince kaydıyla haricen (güncel dosya kapak hesabıyla 29.560,00 TL) ödemek zorunda kaldığını, Mersin 1. Sulh Hukuk Mahkemesi 2022/593 E. 2022/2118 K. 11/10/2022 tarihli kararı gerekçeli kararında ise zarar tutarınn 21.861,58 TL olduğu belirtildiğini, dolayısıyla yerel mahkemece açılan davanın menfi tespit davası olduğu ve fazlaya ilişkin kısmın ödendiği göz ardı edilerek kısmı ret kısmi kabul dahi yapılmaksızın hatalı hüküm kurulduğunu, mahkemece işbu davada kullanılan deliller olmasına rağmen değerlendirmeye alınmadığını, ayrıca bilirkişi raporuna 07.09.2022 tarihinde itiraz etmelerine rağmen kalem tarafından onaylanmadığını ve 11/10/2022 tarihli 2 nolu celsede mahkemeye hatırlatılmak suretiyle duruşmada dosya arasına alındığını ancak itiraza da değinilmeksizin ve diğer delilleri değerlendirilmeksizin hatalı hüküm kurulduğunu, açıklanan neodenlmerle kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
KABUL VE GEREKÇE:
Davanın, kiralananın hor kullanılmasından kaynaklanan tazminat alacağı için davacı alacaklı tarafından Mersin 7. İcra Dairesi’nin 2022/1376 Esas sayılı takip dosyası kapsamında borçlu olunmadığının tespiti talebine ilişkin olduğu, istinaf incelemesinin HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen de kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapıldığı, ilk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiği ve davacı tarafça hükmün istinaf edildiği, davalı tarafından davacıya yönelik başlatılan takip dosyası kapsamında davanın devam ettiği esnada 01/04/2022 tarihinde davacı adına yürütülen takip nedeniyle olduğu açıklaması ile ihtirazi kayıt konularak davalı vekiline 29.560,00 TL ödeme yapıldığı, davalı alacaklı vekili tarafından takip dosyasına sunulan 02/04/2022 tarihli dilekçe ile alacağın haricen tahsil edildiğine dair beyanda bulunulduğu anlaşılmaktadır.
Menfi tespit davasını düzenleyen 2004 Sayılı İcra İflas Kanunu’nun 72/6 maddesinin ”
Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir.
” şeklindeki düzenlemesine göre dava sırasında davaya konu borç ödenmiş olduğundan davaya istirdat davası olarak devam edilmiştir.
6098 Sayılı T.B.K.nun 316. maddesi hükmü uyarınca kiracı kiralananı tam bir özenle kullanmak ve aynı kanunun 334. maddesi gereğince sözleşme sonunda aldığı hali ile kiraya verene teslim etmekle yükümlüdür. Ancak kiracı sözleşmeye uygun olağan kullanma dolayısıyla oluşan eskime ve bozulmalardan sorumlu olmayıp münhasıran kötü kullanım nedeniyle oluşan zarar ve hasardan sorumludur.Davalının kiralananı kullandığı süre ve kullanma amacı gözetildiğinde olağan kullanımdan kaynaklanan yıpranma ve eskimelerin olacağı kuşkusuzdur.
6098 sayılı TBK’nun kiralananın gözden geçirilmesi ve kiracıya bildirme başlıklı 335. maddesinde, ” Kiraya veren geri verme sırasında kiralananın durumunu gözden geçirmek ve kiracının sorumlu olduğu eksiklikleri ve ayıpları ona hemen yazılı olarak bildirmek zorundadır. Bu bildirim yapılmazsa kiracı her türlü sorumluluktan kurtulur. Ancak teslim alma sırasında olağan inceleme ile belirlenemeyecek olan eksikliklerin ve ayıpların varlığı halinde kiracının sorumluluğu devam eder. Kiraya veren, bu tür eksiklikleri ve ayıpları belirlediğinde, kiracıya hemen yazılı olarak bildirmek zorundadır.” hükmü mevcut olup, madde ile kiracının kiralananı geri verme borcunu gereği gibi ifası konusunda kiraya veren tarafından sonradan ortaya çıkarılabilecek çekişmelerin önlenmesinin amaçlandığı tartışmasızdır.
Benzer olaya ilişkin Yargıtay 3.Hukuk Dairesi’nin
2020/10233 esas
2020/7199 karar sayılı kararında
:
”
Davacının, kiralananın kullanımı neticesinde kiralananda ortaya çıkan hasarların tazmini talebi bakımından; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 335. maddesine göre “Kiraya veren, geri verme sırasında kiralananın durumunu gözden geçirmek ve kiracının sorumlu olduğu eksiklikleri ve ayıpları ona hemen yazılı olarak bildirmek zorundadır. Bu bildirim yapılmazsa, kiracı her türlü sorumluluktan kurtulur. Ancak, teslim alma sırasında olağan incelemeyle belirlenemeyecek olan eksikliklerin ve ayıpların varlığı hâlinde, kiracının sorumluluğu devam eder. Kiraya veren, bu tür eksiklikleri ve ayıpları belirlediğinde, kiracıya hemen yazılı olarak bildirmek zorundadır.” Kiracının sorumlu tutulabilmesi, ayıp ve eksikliklerin makul süre (kanun icabı yenilenen kira süresi bitmeden) içinde kiracıya yazılı olarak bildirilmesi koşuluna bağlanmıştır. Somut olayda; davalı 24.12.2012 tarihinde taşınmazı tahliye etmiş, iş bu dava 05.03.2013 tarihinde açılmış ve davacı tarafça dava açılmadan önce hasarların giderilmesi için kiracıya yazılı bildirim yapıldığına dair delil sunulmamıştır. Davacının talep ettiği hasar kalemleri dikkate alındığında söz konusu hasar kalemlerinin olağan incelemeyle belirlenebilir nitelikte olduğu da anlaşılmakla, kiraya verenin TBK m.335 gereğince makul süre içinde kiracıya yazılı bildirimde bulunma yükümlülüğünü yerine getirdiği söylenemeyeceğinden hor kullanma tazminatı talebinin kabulü doğru görülmemiştir
.” şeklinde hüküm kurulmuştur.
Somut olayda, davacı kiracının dava dilekçesinde, taşınmazı 28.01.2021 tarihinde tahliye ettiğini bildirmiş davalı itirazda bulunmamıştır. Bu durumda tahliyenin 28.01.2021 tarihinde gerçekleştiğinin kabulü gerekir, tahliyenin hemen sonrası taşınmazdaki zararlar yönünden bilirkişi raporu incelendiğinde hor kullanım sonucu ortaya çıkan ayıpların olağan inceleme neticesinde belirlenebilecek nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. Davalı kiraya veren belli bir süre geçtikten sonra 17.03.2021 tarihinde delil tespiti davası açıp 27.05.2021 tarihinde bilirkişi raporunu davacıya tebliğ etmiştir. Davalının TBK 335 uyarınca kiralananı teslim aldığı 28.01.2021 tarihinden hemen sonra davacı kiracıya yazılı olarak bildirimde bulunmadığından, davacı kiracı hor kullanma tazminatından sorumlu tutulamaz. Mahkemece bu husus dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, davanın reddi kararı vermesi doğru görülmemiş, kararın kaldırılması gerekmiştir.
Ayrıca davacı tarafça kötü niyet tazminatı talep edilmiş ise de; İİK’nın 72/5 maddesi uyarınca davacı borçlu yararına kötüniyet tazminatına hükmedilmesi için alacaklının icra takibinde haksız olmasının yanı sıra kötüniyetli olarak takipte bulunması gerekir, dosya içeriğindeki delillerden davalının haksız ve kötü niyetli olduğuna dair herhangi bir delil bulunmadığından davacı lehine kötüniyet tazminatı hükmedilmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak toplanan delillere göre yeniden yargılama yapılmasına da gerek görülmediğinden yeniden esas hakkında HMK. 353/1-b-2 maddesi uyarınca davanın reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
HÜKÜM:
Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-
Davacının istinaf başvurusunun
KABULÜNE;
2-
Mersin 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 11/10/2022 tarih ve 2022/593 Esas 2022/2118 Karar sayılı kararının HMK.’nun 353/1-b-2 maddesi gereğince
KALDIRILMASINA,
3-
Davanın esası ile ilgili olarak yeniden aşağıdaki hükmün kurulmasına;
4-
Davanın
KABULÜ İLE
;
Davacının Mersin 7. İcra Müdürlüğü’nün 2022/1376 Esas sayılı icra takip dosyası nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespiti ile; takip dosyası kapsamında ödenen 29.560,00 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Koşulları oluşmadığından kötüniyet tazminat talebinin reddine,
5-
Alınması gereken 2.019,24 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 414,83 TL’nin mahsubu ile 1.604,41 TL’nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
6-
Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca 18.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-
Davacı tarafından ödenen 414,83 TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
8-
Davacı taraça gerek yargılama gerek istinaf aşamasında yapılan toplam 207,00 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
9-
Davacı tarafça yatırılan 359,80 TL istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde iadesine,
10-
Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
11-
Karar tebliği, harç, gider avansı iadesi ve diğer usulî işlemlerin, Hukuk Muhakemeleri Kanunu 359/4 maddeleri gereğince ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, Hukuk Muhakemeleri Kanunu 362/1-a maddesi gereğince
KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 11/04/2025
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe