T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
DAVACI : K1 – -N1
VEKİLİ : Av. K2
A1 …
Akdeniz/ MERSİN
DAVALI : K3 – -N2
A2
DAVANIN KONUSU : İtirazın Kaldırılması Ve Tahliye
Mersin 3. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 09/09/2020 tarih, 2019/865 Esas ve 2020/380 Karar sayılı mahkeme kararının süresi içinde istinaf yolu ile tetkiki davalı asil K3 tarafından istenmesi üzerine dosya dairemize gönderilmekle dava dosyası için düzenlenen inceleme raporu dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: davalı kiracının mülkiyeti müvekkiline ait olan A3 Mahalle, N3 Sok. No:42 Zemin Kat (Dükkan) Mersin adresinde bulunan taşınmazda 20/06/1996 başlangıç tarihli kira sözleşmesi uyarınca oturduğunu, kiracı borçlunun kira borcunu ödememesi nedeniyle müvekkili tarafından Mersin 5. İcra Dairesi’nin 2017/6774 esas sayılı takip dosyası üzerinden ödeme emri gönderildiğini, kiracının söz konusu ödeme emrini 23/02/2018 tarihinde tebellüğ ederek kanuni süresi içinde ödeme emrine itiraz ettiğini ve bu itiraz sonucu takibin durdurulduğunu beyan ederek kiracının yerinde olmayan ödeme emrine karşı itirazlarının kaldırılarak takibin devamına, kiracının taşınmazdan tahliyesine, davalının %20’den aşağı olmamak üzere inkar tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemenin 24.10.2018 tarih ve 2018/184 Esas, 2018/567 karar sayılı kararının istinafı üzerine dairemizin 03.12.2019 tarih ve 2019/107 Esas, 2019/1941 Karar sayılı kararı ile HMK’nun 353/1-a-6. Maddesi uyarınca eksik inceleme nedeniyle inceleme yapılmak üzere kararınkaldırılarak dosyanın kararı veren mahkemeye gönderildiği, mahkemece kaldırma kararı doğrultusunda yeniden yapılan değerlendirmeler sonucunda;
“Davanın Kısmen Kabulüne, Mersin 5. İcra Müdürlüğü 2017/6774 sayılı takip dosyasından, Davacının vaki itirazının asıl alacak için 18.353,98 TL, faiz için 4.601,37 TL lik kısmının kaldırılarak bu meblağlar itibariyle takibin devamına, İtirazın kaldırılmasına dair fazlaya ilişkin talep ve davanın reddine , Davalı borçlu kiracı K3’ın Mersin 5. İcra Müdürlüğü 2017/6774 sayılı dosyasından takip ve talebe konu “A3 Mahalle, N3 Sokak, No.42, Zemin Kat (Dükkan) Akdeniz/Mersin”de kain Mecurdan Tahliyesine,” karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı K3 istinaf dilekçesinde özetle;
Kira müddetinin 20/06/1999 tarihinde sona erdiğini ve alacaklının kiralananı teslim aldığını, 20/06/1999 tarihinden bu yana taşınmaz ile hiçbir bağının kalmadığını, takibe dayanak yapılan sözleşmenin hükmünü yitirdiğini belirterek mahkeme karanın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE:
Uyuşmazlık, Mersin 5. İcra Dairesinin 2017/6774 esas sayılı dosyasından haciz ve tahliye istemli başlatılan icra takibine dayalı itirazın kaldırılması ve tahliye istemine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; verilen 24.10.2018 tarihli karar ile; Mersin 5. İcra Dairesi’nin 2017/6774 esas sayılı dosyasında 17.05.2017 tarihli takip talepnamesi ile 20.06.1997 tarihinden itibaren kira alacağının talep olunduğu, 2012 yılından öncesine ait 5 yılı aşan kira bedellerinin zaman aşımı nedeniyle istenilmeyeceği,1997 yılından itibaren dava tarihi olan 2018 yılına kadar 21 yıldır kira bedelinin alınmamış olduğuna dair davacı iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olacağı, mahkeme ilamlarının – ilam hükmündeki belgelerin geçerlik süresinin dahi 10 yıl olduğu halde 1996 başlangıç tarihli 22 yıl öncesine ait kira sözleşmesinin taraflar arasında halen geçerli olduğu iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olacağı, davalı borçlu tarafça kira sözleşmesine – kiracılık ilişkisine itiraz edilmiş olduğundan mahkemece 1996 tarihli kira sözleşmesine itibar olunmayarak borçlunun kiracılık sıfat ve ilişkisine itirazı uygun görülerek davacının dava ve iddialarını genel mahkemelerde kanıtlaması gerektiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş olup, Dairemizin 03/12/2019 tarih ve 2019/107 esas, 2019/1941 karar sayılı kararı ile; Ödeme emrinin davalı borçluya 23.02.2018 tebliğ edildiği, 30 günlük ödeme süresi dolmadan (19.03.2018 tarihinde) tahliye isteminde bulunulamayacağından tahliye talebinin reddi yönünden mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı, ancak dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK’nun 147/1 maddesi (BK 126 /1-1 maddesi) gereğince kira bedeline ilişkin alacaklar yönünden zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğu, mahkemece davalının zamanaşımı savunması üzerinde durularak, takip tarihinden itibaren geriye doğru ancak beş yıllık kira alacağının tahsili istenebileceği gözetilerek gerekirse bilirkişi incelemesi ile belirlenecek kira alacağı ve işlemiş faizi üzerinden itirazın kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmadığından, bu konuda gerekli delillerin toplanması ve sonrasında oluşacak sonuca göre bir karar verilmek üzere mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Mahkemece Dairemizin kaldırma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda; taraflar arasında kiracılık ilişkisinin sabit olduğu, ancak geriye dönük 5 yıllık kira alacağı istenebileceği, bu kapsamda yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde alınan bilirkişi raporuna göre takip tarihi itibariyle zaman aşımına uğramamış olan 18.353,98 TL asıl alacak ve 4.601,37 TL İşlemiz faiz olmak üzere toplam 22.955,35 TL talep olunabileceği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile davacının vaki itirazının asıl alacak için 18.353,98 TL, faiz için 4.601,37 TL lik kısmının kaldırılarak bu meblağlar itibariyle takibin devamına, asıl alacağın %20 oranında tazminatın davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davalı borçlunun kiralanandan tahliyesine karar verilmiştir.
İtirazın kaldırılması kararına yönelik istinaf talebi yönünden yapılan incelemede;
Mersin 5. İcra Dairesinin 2017/6774 esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde, alacaklı vekilince borçlu Ayşe Fedaioğlu aleyhine 20/06/1996 tarihli yazılı kira sözleşmesine dayalı olarak haciz ve tahliye istemli icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalıya 23.02.2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalının yasal süresi içerisinde 24.02.2018 tarihinde icra dosyasına sunduğu dilekçe ile “kira müddetinin 20.06.1999 tarihinde sona erdiğini, taşınmazla ve kiralayanla hiçbir bağlantısının kalmadığını, kira sözleşmesinin hükmünü yitirdiğini, alacağın zaman aşımı hükümlerine göre hükmünü yitirdiğini, borcunu düzenli ödediğini belirterek, borca ve ferilerinin tamamına itiraz ettiğini, ” beyan ederek borca itiraz ettiği, müdürlükçe süresinde yapılan iş bu itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür.
Taraflar arasında imzalanan 20.06.1996 başlangıç tarihli kira sözleşmesinde, kira bedelinin yıllık 15,00 TL ve her yıl % 40 oranında artış yapılacağı kararlaştırılmıştır. Takip 1996 ila 2017 yılları kira bedeline ilişkindir. Davalı kiracının sözleşmeye ilişkin itirazı yoktur.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK’nun 147/1 maddesi (BK 126 /1-1 maddesi) gereğince kira bedeline ilişkin alacaklar yönünden zamanaşımı süresi 5 yıldır.
HMK’nun 114. maddesinde dava şartları, aynı kanunun 116.maddesinde ise ilk itirazlar düzenlenmiştir. Zamanaşımı, HMK’da dava şartı olarak düzenlenmediğinden HMK’nın 115.md.göre mahkemenin kendiliğinden araştıracağı hususlardan olmadığı gibi HMK 116.md. ve 319. maddesine göre de cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gereken ilk itirazlardan da değildir.
Bu durumda kural olarak (davacının süresinde yapılmamasına rağmen açık muvafakatının bulunduğu haller ile davacının mazeretsiz olarak ön inceleme duruşmasına katılmadığı ön inceleme duruşmasında savunmasını genişletebildiği durumlar hariç olmak üzere) zamanaşımı savunması yazılı yargılama usulünün uygulandığı davalarda en geç HMK 141.md. göre ikinci cevap dilekçesinin verildiği aşamada, Basit yargılama usulünün uygulandığı davalarda ise, HMK 319.md. göre, cevap dilekçesinin mahkemeye verilmesine kadar yapılması gerekir.
Borçlunun takibe itirazında zamanaşımı def’inde bulunmuş olması halinde açılan itirazın kaldırılması davasında aynı zamanaşımı def’ini bu davada ileri sürmesinin gerekip gerekmeyeceği hususu açıklığa kavuşturulmalıdır.
Ödeme emrine itiraz ederken zamanaşımı def’ini ileri sürmüş ve icra takibini durdurmuş olan borçlunun itirazının kaldırılması davasında bu defiyi tekrar ileri sürmesi gerekmez. Zira sadece zamanaşımı def’inde bulunan borçlunun bu itirazının kaldırılması için açılan davada, davacı, zamanaşımı def’inin yerinde olmadığını ileri sürerek itirazın iptali davasını açtığından mahkemece zamanaşımı def’inin yerinde olup olmadığı konusu üzerinde durularak bu davada karara bağlanacaktır. Bu nedenle mahkemece davanın sonucuna etkili olması nedeniyle üzerinde kendiliğinden durulması gereken bir konuda davalıya zamanaşımı def’ini mahkemede de tekrar ileri sürmesi zorunluluğu yüklenmemelidir (Adnan Deynekli- Sedat Kısa, age., s. 120- 121).
Somut olayda davacı vekili icra takibinde ve dava dilekçesinde ” takip konusu alacağın 20.06.1996- 17.05.2017 tarihleri dahil ödenmeyen 20 yıllık kira bedeli ve işlemiş faiz bedeli toplamı 38.505,504.-TL” olduğunu beyan etmiş, davalı taraf ise icra takibinde süresi içinde zamanaşımı itirazında bulunduğundan takip durmuş olup, duran takibin devamı için açılan itirazın kaldırılması talepli davada ise davalı yargılamaya katılmadığı gibi cevap dilekçesi de sunmamıştır. Ancak, davalı borçlunun icra takibindeki itirazı zamanaşımına ilişkin olup, süresinde yapılmış bir itirazdır.
Davalı, itirazında zamanaşımı savunmasında bulunmuştur. Mahkemece davalının zamanaşımı savunması üzerinde durularak, takip tarihinden itibaren geriye doğru ancak beş yıllık kira alacağının tahsili istenebileceği gözetilerek bu kapsamda yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde alınan bilirkişi raporuna göre takip tarihi itibariyle zaman aşımına uğramamış olan 18.353,98 TL asıl alacak ve 4.601,37 TL İşlemiz faiz olmak üzere toplam 22.955,35 TL talep olunabileceği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile davacının vaki itirazının asıl alacak için 18.353,98 TL, faiz için 4.601,37 TL lik kısmının kaldırılarak bu miktarlar itibariyle takibin devamına, asıl alacağın %20 oranında tazminatın davalıdan alınıp davacıya verilmesine dair kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından itirazın kaldırılmasına ilişkin karara karşı davalının istinaf talebi yerinde görülmemiştir.
Tahliye kararına yönelik istinaf talebi yönünden yapılan incelemede;
Borçluya tebliğ edilen ihtarlı ödeme emrinde otuz günlük yasal ödeme süresi verilmiştir. Davacı tarafça tahliye istemli dava, İİK’nın 269/1. maddesi uyarınca, yasal 30 günlük süre beklenmeden açılmıştır. İİK’nun 269/1.maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken Türk Borçlar Kanunu’nun 315/2. maddesinde yer alan yasal ödeme süresi olan 30 günlük süre dolmadan icra mahkemesinden tahliye isteminde bulunulamaz. Ödeme emrinin tebliğinden itibaren yasal otuz günlük ödeme süresi beklenmeden tahliye isteminde bulunulamaz.(Benzer karar Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 17/01/2018 tarih 2017/4227 esas 2018/653 karar, 6. Hukuk Dairesinin 17/10/2016 tarih 2016/10029 esas 2016/5927karar)
Ödeme emrinin davalı borçluya 23.02.2018 tebliğ edildiği, 19.03.2018 tarihinde davanın açıldığı, 30 günlük süre dolmadan tahliye talebinde bulunulamayacağı anlaşılmıştır.
Mahkemece Dairemizin 03.12.2019 tarih ve 2019/107 esas, 2019/1941 karar sayılı kaldırma kararından önceki 24.10.2018 tarih ve 2018/184 esas, 2018/567 karar sayılı ilk hükümde yukarıdaki gerekçelerle tahliye isteminin reddine karar verilmişken, kaldırma kararından sonra tahliye isteminin kabulüne karar verilmesi yukarıdaki gerekçelerle usul ve yasaya aykırı olduğu görülmüştür.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; mahkemece tahliye isteminin reddine karar verilmesi gerekirken istemin kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsiz olduğundan davalı asil K3’ın istinaf talebinin HMK.nun 353/1-b.(2) maddeleri gereği kabulü ile ilk derce mahkemesinin kararının kaldırılmasına, Tahliye talebi yönünden davanın reddine, İtirazın kaldırılmasına hususunda şikayetin kısmen kabulü ile; davacının vaki itirazının asıl alacak için 18.353,98 tl faiz için 4.601,37 tl lik kısmının kaldırılarak bu meblağlar itibariyle takibin devamına, itirazın kaldırılmasına dair fazlayla ilişkin talep ve davanın reddine, yasal şartları oluşmayan tehir-i icra talebinin reddine, karar vermek gerekmiş aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davalının istinaf başvurusunun
KABULÜ ile; Mersin 3. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 09/09/2020 tarih ve 2019/865 Esas 2020/380 Karar sayılı kararının HMK.nun 353/1-b(2) maddesi uyarınca
KALDIRILMASINA,
Tahliye talebi yönünden davanın
REDDİNE
İtirazın kaldırılması isteminin kısmen
KABULÜ ile; Davacının vaki borca itirazının asıl alacak için 18.353,98 TL faiz için 4.601,37 TL lik kısmının kaldırılarak bu meblağlar itibariyle takibin
DEVAMINA,
İtiraz esasa ilişkin nedenlerle kaldırıldığından 18.353,98 TL asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalı borçludan alınarak davacı alacaklıya
VERİLMESİNE,
İtirazın kaldırılmasına dair fazlayla ilişkin talep ve davanın
REDDİNE,
Yasal şartları oluşmayan tehir-i icra talebinin
REDDİNE,
İlk derece mahkemesinde yapılan:
Alınması gereken 54,40 TL başvurma harcından peşin alınan 35,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 18,50 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad
KAYDINA,
Davacı tarafından yapılan 52,40 TL harç, 523,00 TL posta masrafı ve bilirkişi ücretinden oluşan toplam 575,40 TL ‘nin kısmen kabul kısmen redde göre 287,700 TL’sinin davalıdan alınıp davacıya
VERİLMESİNE,
Karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 1.360,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya
VERİLMESİNE,
Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmediğinden lehine vekalet ücreti takdirine yer
OLMADIĞINA,
Kullanılmayan gider avansının talebi halinde yatırana
İADESİNE,
İstinaf aşamasında yapılan:
Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer
OLMADIĞINA,
İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan 203,00 TL harç, 43,00 TL posta giderinden oluşan toplam 246,00 TL’nin kısmen kabul kısmen redde göre 123,00 TL’sinin davacıdan alınarak davalıya
VERİLMESİNE,
Kullanılmayan gider avansının talebi halinde yatırana
İADESİNE,
Kararın ilk derece mahkemesince taraflara
TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda
KESİN olmak üzere 10/12/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe